HAZRET-İ MUHAMMED (S.A.V)'DEN GÜNÜMÜZE MUKADDES EMANETLER: MÜBAREK KILIÇLAR

Somuncu Baba

Fatih¸ Eyüb Sultan (r.a)'ın kabrinin bulunmasından sonra yeni fetih­lere öncülük etmesi için Akşemseddin'in eliyle burada kılıç kuşanmış¸ dua edilmişti. Öyle ki bu yüce insanı Hacı Bayram-ı Veli¸ onuda Anadolu'yu nurlandıran¸ manevî himmetleriyle feyz saçan Somuncu Baba Hazretleri yetiştirmiştir. Osmanoğulları'ndan ilk kılıç kuşandığı kayıtlı olan padişah ise Yıldırım Bayezid'dir. Niğbolu Zaferi münasebetiyle Kahire'deki Abbasi Halifesi Mütevekkil Alallah¸ Bayezid'e “Sultanü'r Rum” unvanını tevcih ederken bir de kılıç göndermişti.

Allah Rasulü (s.a.v) ve ashabı tarafın­dan İslâm tarihinde büyük önem taşıyan savaşlarda kullanılan kılıçlar¸ teberrüken muhafaza edilmelerinin yanı sıra “Kılıç Kuşanma” merasim­lerine de konu olmuşlardır. Süyûf-ı Mübâreke¸ Mukaddes Emanetler için de önemli bir grubu teşkil etmektedir. Toplam 21 adet olan kılıçlar dikkatli bir tasniften geçirilerek Has Oda'da özenle korunmuşlardır. Kılıçların ismi kendilerine nispet olundukları zatlardan kalan kısımları¸ çoğunlukla çelik kısımlarıdır. Kabza¸ balçak¸ kın¸ ağızlık¸ çamurluk¸ bilezik ve halka gibi detayları ile üzerindeki süslemeler daha sonraki dönemlerde yapılmışlardır. Tahta üzerine deri kaplı kabza ve kınların zaman­la çürümüş olduklarından¸ Topkapı Sarayı sanatkârlarınca yenilenmişlerdir.


Kılıçlar¸ yukarıda da değindiğimiz gibi Os­manlılar zamanında bir geleneğe de konu olmuşlardı: Taklid-i seyf (Kılıç Kuşanma) merasimi. Padişahın tahta çıkmasından birkaç gün sonra gerçekleştirilen merasim¸ Batılı yazarlarca kralların taç giyme törenlerine benzetilmiştir.


Kılıç kuşanmak için¸ önceden ilan edilen bir günde merasimle Eyüb Sultan'a gi­dilir¸ Eyüb Sultan Türbesi'nde bu kılıçlardan ya da Osman Gazi ile Yavuz Sultan Selim'in kılıçlarından uygun görülen biri veya ikisi dua edilerek padişaha kuşatılırdı. Seyf-i Mübarekleri padişahın beline Şeyhü'l-İslâm¸ nakibüleşraf¸ çelebi efendi ya da zamanın ileri gelen şeyh efendilerinden bir zat takardı. Padişah¸ Eyüb'e karadan gi­derse deniz yoluyla¸ denizden giderse kara yoluyla dönerdi. Alayın karadan gidişi ya da dönüşü sırasında Fatih Sultan Mehmed başta olmak üzere selâtin türbele­ri de ziyaret edilir¸ bu yüzden kılıç kuşanma merasimine türbeler ziyareti de deni­lirdi. Bu sırada pek çok sadakalar verilir¸ kurbanlar kesilirdi.


Eyüb Sultan Türbesi'nde kılıç kuşanma merasimlerinin başlaması Fatih Sultan Mehmed iledir. Fatih¸ Eyüb Sultan (r.a)'ın kabrinin bulunmasından sonra yeni fetih­lere öncülük etmesi için Akşemseddin'in eliyle burada kılıç kuşanmış¸ dua edilmişti. Öyle ki bu yüce insanı Hacı Bayram-ı Veli¸ onuda Anadolu'yu nurlandıran¸ manevî himmetleriyle feyz saçan Somuncu Baba Hazretleri yetiştirmiştir. Osmanoğulları'ndan ilk kılıç kuşandığı kayıtlı olan padişah ise Yıldırım Bayezid'dir. Niğbolu Zaferi münasebetiyle Kahire'deki Abbasi Halifesi Mütevekkil Alallah¸ Bayezid'e “Sultanü'r Rum” unvanını tevcih ederken bir de kılıç göndermişti. Yıl­dırım söz konusu kılıcı Emir Sultan Hazretleri eliyle kuşandı. Tahta cüluslardaki ilk taklid-i seyf merasimi de yine Emir Sultan eliyle II. Murad'a icra edildi. Daha önce­leri Osman Gazi'ye Hazret-i Mevlâna'nın oğlu Sultan Veled¸ Ahi Evran¸ Hacı Bektaş-ı Veli ve Şeyh Edebali'nin kılıç kuşattıklarına dair malumatlar varsa da bu bilgiler ri­vayetten öteye gitmemektedir. Kılıç kuşatmanın asıl kaynağını asr-ı saadete kadar götürmek mümkündür. Hazret-i Peygamber (s.a.v)¸ kendisi kılıç kuşandığı gibi ashabdan bazı zatlara da kılıç kuşatmıştır. Nitekim Hayberin fet­hinde Hazret-i Ali'ye (k.v.) zırh giydirip kılıç kuşattığı rivayet edilmektedir.


Seyf-i Nebevî: Rasûlullah (s.a.v)'ın Kılıcı


99 cm uzunluğundaki kılıcın kabzası altın kapla­ma olup sekizgen kesitli­dir. Parmak dayama yerin­den hafifçe kıvrıktır. Ken­dinden kabartma çiçekli kabza ve balçak üzerine altın yuvalar içine yakut ve firuzeler yerleştirilmiş­tir. Balçak¸ tabana doğru kavislidir. Ejderha başı uçlu balçak kollarına uygun be­zenmiştir. Düz ve sivri uçlu tabanının üzerinde olduk­ça silinmiş “Rasûlüllah” ya­zısı okunabilmektedir. Ta­mamen altından 85 cm uzunluğundaki kınının bir yüzü kabzaya uygun ola­rak altın kaplamadır¸ diğer yüzü de çiçeksi motifler ve savat ile yapılmış selvilerle bezenmiştir. Kırmızı ipekten yuvarlak tokalı ka­yışı ve çiçek motifi nakışlı yeşil kumaştan kılıfı vardır. Çiçek motifi nakşı¸ üzerin­de Rasûlüllah (s.a.v)'a ait olduğu yazılı yeşil kumaştan mahfaza içinde korunmaktadır. Diğeri ise 100 cm uzunluğundaki olan kılıç siyah deri kabzalı olup¸ kabza¸ tepesi ve balçağı altından kabartma çiçeklidir. Tabanı bir ağızlı ve demirdendir. Üzerinde gümüş kakma olarak “Muhammedu'r-Rasûllullah Muhammed bin Abdullah bin Abdülmuttalib” yazısı okunabilmektedir. Deri kaplı kını­nın ağızlığı¸ çamurluğu ve süslemeli iki tokası altın­dandır. Kınsız 930 gram¸ kınıyla birlikte 1.684 gram ağırlığındadır.


HULEFA-İ RAŞİDİN'İN KILIÇLARI


Hazret-i Ebû Bekir (r.a)'in Kılıcı


98¸5 cm uzunluğunda¸ 850 gram ağırlığındadır. Deri kabzalı¸ kabza tepesi altın­dan ve düz olan balçağı demirdendir. Tabanı sade olup¸ her iki ağzı da keskin¸ ucu sivridir. Yassılaştırılmış oval kesitli olup belli belirsiz incelir. Kabzası ağaç üzerine de­ri kaplı ve hafifçe eğiktir. İp deliğinin hemen altında başparmağın yaslanacağı bir çıkıntısı vardır. Uzatılmış kabza tepeliği ağız kısmında yonca kabartmalıdır. Bir yü­zünde gül rozeti biçiminde açıklık bulunur. Orijinali yaldız kaplı balçak¸ çelikten olup kabza kın ve çıkıntılarıyla uzatılmış¸ kabartmalı¸ delikli ve uçlara doğru yassılaşarak¸ mızrak biçiminde biten balçak kollarından oluşur. Kınının ağızlığı ve bileziği al­tındandır. Deriden kabzanın biri yazılı¸ akik kakmalı¸ diğeri firuzeli iki altın tokası var­dır. Çiçekli brokarlı yeşil kadifeden üzerinde Hazret-i Ebu Bekir'e ait olduğu yazılı kılıfı vardır.


Hazret-i Ömer (r.a)'in Kılıcı


104 cm uzunluğunda¸ 1.276 gram ağırlığındadır. Ağaç üzerine siyah deri kabzalı¸ kabza tepesi demirden¸ altın süslemelidir. İp deliği altın kakmalı çelik olup yassılaş­tırılmış sekizgen kesitlidir. Tepesi yuvarlaktır. Altın kakma rık'a hatlı Arapça kitabeli yüzleri dışında¸ çeşitli yüzeyleri altın kakma çiçekli rümiler ve kıvrık dallarla işlen­miştir. Çelikten balçak¸ her iki yüzünde bir dizi yuvarlak deliklerle bezelidir. Balçak kolları frizlerle süslü olup ejderha başı uçludur. Tabanının ortası iki oluklu ve ucu siv­ridir. Kını da iki bilezikli çelik ağızlıklıdır. Diğeri ise100 cm uzunluğunda¸ kınsız. 1.164 gram¸ kınlı 1.796 gram ağırlığındadır. Deri kabza­lı¸ altın tepelikli olup¸ kabza üzerinde bolluk ve bereket sembolü olarak kabul edi­len altından balık amblemi vardır. Balçağı demirdendir. Sivri uçlu tabanı üzerinde “Muhammedü'r-Rasûlullah Ömer Hattab” yazısı okunabilmektedir. Bir başka kılıcı ise; kını 95 cm uzunluğunda¸ deri kaplı¸ çamurluğu ve tokaları altındandır. Osmanlı padişahları tahta çıkışlarında yapılan kılıç kuşanma merasiminde genelde Hazret-i Ömer (r.a)'in kılıçlarından birini kuşanmışlardır.


Diğer bir kılıcı ise; 107 cm uzunluğunda¸ 1.176 gram ağırlığındadır. Kını ise 820 gramdır. Yeşil kadife kabzalı¸ kabza tepesi altından¸ balçağı altın yaldızlı ve iki ucu yuvarlak olup¸ ortası kabartma motiflidir. Tabanı iki oluklu ve ucu sivridir. Balçağa yakın kısmında yazılar vardır. 95 cm uzunluğundaki kını yeşil kadife kaplı ve altın çamurluklu¸ beyzi kabart­malı altın tokalıdır. Kayışı pembe-mavi renkli ipektir.


Hazret-i Osman (r.a)'ın Kılıcı


98 cm uzunluğunda¸ 956 gr ağırlığındadır. Kını 436 gr'dır. Kabzası yassılaştırılmış altıgen kesitli siyah taştan olup uca doğru sert bir kavis çizer. Haç biçimli bal­çağı altın ve savatlı¸ kabartma süslemeli¸ inci ve çiçek deseniyle bezelidir. Balçak kolları sivri uçlu ve yuvarlatılmış mızrak biçimlidir.


Tabanı Zülfikâr denen tarzda ince oluklu ve iki uçludur. Ender rastlanan bir for­ma sahiptir. Çünkü iki uç kılıcın vazife görmesini engellediği gibi çabuk kırılmasına neden olur. Bu tür kılıçlar daha ziyade dekoratif sanat eserleridir. Taban uzunluğu boyunca üç kanalla oyulmuştur. Ortadaki kanalın içerisine kuyumcu kalemiyle ka­bartma ve gümüş kakma olarak çatal ağızlı¸ ejder başı uçlu balçak kollarına sahip bir kılıç işlenmiştir. İki yüzünde gümüş kakma ile “Çar yâr-ı güzin-i âlişan ki oldular dîne çâr erkân” diye başlayan¸ dört halifeyi ve Hazret-i Osman (r.a)'ı metheden bir şiir yer almaktadır. Kılıcın üzerindeki süslemelerde “Amele Mehmed bin Abdullah” imzası bulunmaktadır. 88 cm uzunluğundaki kınının ağızlığı¸ çamurluğu¸ iki tokası al­tından ve kabartma süslemelidir.


Hazret-i Ali (r.a)'in Kılıcı


112 cm uzunluğunda¸ 1618 gram ağırlığındadır. Kırmızı deri kaplı ağaç kabzası yassılaştırılmış sekizgen kesitli girift bir desenle kabartma bezemeli¸ bir yana eğik olup¸ parmak dayama yeri mevcuttur. Yamuk sekizgen kabza tepeliği gümüş yal­dızlıdır. Haç biçimli balçak gümüş varak kaplıdır. Ortasında çekiçle vurularak yapıl­mış kabartma simetrik Rumi bezemesi görülür. Yuvarlak kesitli balçak kolları uçlar­da yayılır. Tabanı geniş olup bir yüzünde zemine altın sürülerek belirginleştirilmiş¸ iki kol halinde uzayan çiçekli Rumi deseniyle bezelidir. Her iki ağızda da süren bu sivri uçlu iki kol arasında ise dikdörtgen bir kartuş içerisinde “Lâ fetâ illâ Ali lâ seyfe illâ Zülfikâr” yazılıdır. Ağaç üzerine kırmızı deri kaplı kınının ağız ve bilezikler arasındaki üst kısmında yazılar vardır. Kabaraları gümüş yaldızlı¸ iki bileziği de yelpaze tipindedir. Önlerinde yuvarlak levhalar vardır. Ortalarında arslan ve geyik mücade­leleri işlenmiştir. Kenarları yaprak motifli bordürlüdür. Ağızlık ve çamurluk¸ dilimli bir kartuş içerisinde simetrik Rumilerle işlenmiştir.

Sayfayı Paylaş