HAZRET-İ MUHAMMED (S.A.V.)'DEN GÜNÜMÜZE MUKADDES EMANETLER: NAKŞ-I KADEM-İ PEYGAMBERÎ

Somuncu Baba

İstanbul'da Topkapı Sarayı'ndan hariç Eyüb Sultan¸ Sultan III. Mustafa ve Sultan I. Abdülhamid türbelerinde de Kadem-i Şerifler bulunmaktadır. Sultan I. Abdülhamid Türbesi'ndeki Kadem-i Şerif¸ aynı padişahın daveti üzerine Şam yakınlarındaki Kadem köyünden¸ ecdadından bu emanetin hizmetini devralan Şeyh Muhammed Ziyad tarafından baş üzerinde taşınarak getirilmiştir. Daha sonra Şeyh Efen­di için Sadrazam Halil Hamid Paşa tarafından Samatya'daki Kadem-i Şerif Tekkesi inşa ettirilmiştir. Kadem-i Şerif¸ Sultan I. Abdülhamid'in türbesine yerleştirildikten

Nakş-ı Kadem-i Şerif Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)'in mübarek ayak izleridir. Peygamber Efendimizin bir mucizesi de yumuşak maddelere mesela kuma bastığı zaman ayak izlerinin belli olmaması fakat taşa¸ sert maddelere bastığında ayak izlerinin çıkması idi. Mübarek ayağının bastığı ve iz bıraktığı bazı taş ve mermerler bir yadigâr olarak asırlarca saklanmış elden ele emanet edilerek bereketlenilmiştir. Özellikle Müslüman devlet adamları¸ padişahlar bu kıymetli yadigârları önemli yerlerde özel muhafaza altına alarak¸ saklayıp¸ ziyaret etmişler ve ettirmişlerdir. İmam-ı Kastalanî¸ Mevahib-i Ledünniye isimli eserinde bu mucizeyi anlatırken “Rasulullah Aleyhissalâtü ve's-se­lâm taş üzerinde yürürken ayakları ona gömülür ve iz bırakırdı. Bu olay¸ o zaman­dan bu zamana yaygın bir şekilde bilinmektedir. Ayrıca bunu şairler kasidelerinde¸ hatipler konuşmalarında anlata gelmişlerdir. İbrahim (a.s.)'da da böyle bir mucize görülmüştür ve onun ayak izini taşıyan taş¸ Kâbe önündeki Makam-ı İbrahim'de muhafaza edilmektedir. Cenab-ı Hak da bu mucizeye 'Orada apaçık alametler ve deliller ile İbrahim'in makamı vardır.' ayetiyle işaret etmiştir.” diyor.


 


Nakş-ı Kadem-i Şeriflerden bilinen ve muhafaza edilenlerin en ünlüleri şunlardır:
1. Hindistan'da Firuz Şah Tuğluk'un oğlu Feth Hanın türbesinde bulunan Nakş-ı Kadem-i Şerif.
2. Kahire'de Kayıtbay Türbesinde bulunan mübarek iki ayak izi.
3. Kahire'de Asar-un-Nebî Camiindeki mübarek iki ayak izleri.
4. İstanbul'da¸ Halid bin Zeyd Ebu Eyyub-el-Ensarî (Eyyub Sultan) Türbesinde mübarek sağ ayak izleri. Bu Nakş-ı Kadem-i Peygamberî¸ Birinci Mahmud Han'ın emri ile 1734'te saraydan türbeye getirilmiştir.
5. Birinci Abdülhamid Han'ın türbesinde Yeni Cami tarafındaki duvarda dolap içinde muhafaza edilen iki ayak izleri.
6. Lâleli'de Sultan Üçüncü Mustafa Han'ın türbesinde duvarda özel olarak yapılan dolap içinde muhafaza edilen taş üzerindeki iki mübarek ayak izleri.
7. İstanbul¸ Topkapı Sarayında Mukaddes Emanetler Dairesinde bulunan ayak izleri.


8. Suriye'de Adiliye külliyesinde bulanan ayak izi.
Kud
üs'te¸ Mısır'ın¸ Hindistan'ın bazı şehirlerinde¸ İstanbul'da Kadem-i Şerifler bulunmaktadır. Özellikle Hindistan'da bu emanetlere büyük önem verilir. Kadem-i Şerifler içinde en ünlüsü Kudüs'te miraca çıkılırken kaya üzerine nakşolunduğuna inanılanıdır. Eskiden Kâbe'nin yanında¸ zemzem kuyusu yakınında da bir Kadem-i Şerif¸ kubbe altında muhafaza edilmekteydi. Haccını eda ettiği sırada burayı ziya­ret eden Evliya Çelebi¸ taş üzerindeki Kadem-i Şerif çukurunun gülsuyu ile dolu ol­duğunu¸ hacıların gülsuyunu yüzlerine gözlerine sürdüklerini anlatmaktadır. Osmanlı padişahları içinde Hazret-i Peygamber (s.a.v.)'in ayağının izine en fazla hürmetkâr olan I. Ahmed'dir. Kahire'de Sultan Kayıtbay'ın Peygamberimizin neslinden bir zattan 20 bin dinara alarak türbesine koydurttuğu Kadem-i Şerifi İstanbul'a getirtmiş¸ önce Eyüp Sultan Türbesi'ne¸ inşası tamamlandığı za­man da Sultanahmed Camii'ne yerleştirmişti. Sultanahmed Camii'ne naklin gerçek­leştirildiği günün gecesinde padişah bir rüya gö­rür. Bütün peygamberlerin toplandığı bir divan ku­rulmuş¸ Hazret-i Peygamber (s.a.v.) kadılık makamı­na geçmiştir. Sultan Kayıtbay¸ türbesinde ziyaret edilen ve ruhuna Fatiha okunmasına vesile olan Kadem-i Şerifi kendi camiine nak­lettiği için Sultan Ahmed'den davacıdır. Neticede Hazret-i Risâletpenâhî'den Kadem-i Şerifin iadesine hüküm çıkar. Bu rüyayı tabir ettiren Sultan Ahmed Han¸ Mısır'a iade etmeden önce değerli taşlarla süslü¸ Kadem-i Şerif şeklinde altından bir sorguç yaptırıp üzerine “N'ola tâcım gibi başımda götürsem dâim / Kadem-i resmini ol Hazret-i Şâh-ı Rusûlün / Gül-i gülzâr-ı saadet o kadem sahibidir / Ahmedâ durma yüzün sür kademine ol gülün” mısralarını yazdırır ve cuma¸ bayram se­lâmlıkları ile diğer önemli günlerde sarığına takar.


Kadem-i Şeriflerden bir diğeri Nizamiye Alay Emiri Ahmed Bey tarafından Trablusgarb'dan getirilip Sultan Abdülmecid'e sunulmuştur. Renkli somaki mermer üzerine¸ sağ ayak izidir. Topuk kısmı kırık olup gümüş tellerle bağlanmıştır. Ahmed Bey'e bu hizmeti mukabilinde 114 bin kuruş mükâfat verilmiştir. Şu anda Arzhane'de ziyarete açık bulundurulan bu Kadem-i Şerifin asıl yeri Has Oda'da kapının karşısına denk gelen gömme dolap içindedir. Dolabın mermerden olan orta rafı oyularak Kadem-i Şerif buraya yerleştirilmiş¸ üzerine mermer rafa raptedilen gümüş bir çer­çeve ve kapak yapılmıştır. 1877 yılında Sultan II. Abdülhamid (1876-1909) tarafından altından ma­mul yenisiyle değiştirilen kapağın hem yenisinin hem de eskisinin üzerinde talik hattıyla; “Çehresâyol Kadem-i Pâkin Şah-ı Rusûlün /Olmak istersen eğer nâil-i izz-i dâreyn /Sürerek çeşm-i hûn âlûdunu kıl istisfa /İste bî-şek Kadem-î Pâk-i Rasûl-i Kevneyn” mısraları yazılıdır.


Bir diğer Kadem-i Şerifin ise “Edirnekapısı'nda bir hatunun hanesinde bulunduğu” kayıt­lıdır. Bunların yanı sıra Mukaddes Emanetler arasında bir adet mukavva üzerine çizili Kadem-i Şerif resmi ile tahta ve madenden ya­pılmış çeşitli Kadem-i Şerif şekilleri de muhafaza edilmektedir. Bu şekillerden birisi¸ Aziz Mahmud Hüdâyi Hazretleri'ne ait bir ayakkabı ve bir adet Kâbe anahtarıyla birlikte I. Dünya Savaşı sırasında¸ Üs­küdar Şeyh Camii Hatibi Talib Efendi'den alına­rak Topkapı Sarayı'na getirilmiştir. Cevizi cilalı ahşap şekil¸ kaynaklarda Nalın-ı Saadet olarak belirtilmişse de Hazret-i Peygamber (s.a.v.)'in tahta nalın giydiği tarihen sabit değildir. Üzerin­de parmakların da siluet olarak belirtilmesi dik­kate alındığında Nalın-ı Saadet değil ahşaptan hazırlanmış Kadem-i Şerif modeli olması daha mantıklıdır. Söz konusu Kadem-i Şerif ve Kâbe anahtarı¸ Sultan IV. Mehmed tarafından Hüdâî Dergâhı Şeyhi Talib Efendi'ye hediye edilmiş¸ o da bunla­rı babası Devatizâde Şeyh Mustafa Efendi'nin ca­miine yerleştirmişti. Kandil geceleri ziyaret edilen emanetler¸ cami içinde yüksek bir mevkideki demir kapaklı gömme dolapta mu­hafaza olunurdu. Günümüzde hâlâ mevcud olan dolabın üzerinde yer alan kitabe­de “Bu cây-ı mübarekde vedi' olmuşdur / Na'leyn-i Şerifeyn-i Rasûlüssakaleyn / Ta'zimle çeşmânını sür kim olasın /Dünya ve ukbâda karıfü'l ayneyn” yazılıdır.


İstanbul'da Topkapı Sarayı'ndan hariç Eyüb Sultan¸ Sultan III. Mustafa ve Sultan I. Abdülhamid türbelerinde de Kadem-i Şerifler bulunmaktadır. Sultan I. Abdülhamid Türbesi'ndeki Kadem-i Şerif¸ aynı padişahın daveti üzerine Şam yakınlarındaki Kadem köyünden¸ ecdadından bu emanetin hizmetini devralan Şeyh Muhammed Ziyad tarafından baş üzerinde taşınarak getirilmiştir. Daha sonra Şeyh Efen­di için Sadrazam Halil Hamid Paşa tarafından Samatya'daki Kadem-i Şerif Tekkesi inşa ettirilmiştir. Kadem-i Şerif¸ Sultan I. Abdülhamid'in türbesine yerleştirildikten sonra da Kadir gecelerinde ziyaret ettirilmesi Kadem Dergâhı Şeyhi olanlara vakfedilmişti. Ayıntablı Mehmed Münib Efendi¸ Sultan Birinci Abdülhamid Türbesindeki Nakş-ı Kadem-i Şerifin bulunuşunu ve türbeye konulmasını anlatan¸ Asar-ul-Hikem fi Nakş-il-Kadem adlı bir eser yazmıştır.


Hazret-i Peygamber (s.a.v.)'in Kadem-i Şeriflerine benzer bir mucizesi de dirse­
ğinin izinin çıktığı taştır. Eyüp Sabri Paşa¸ Mir'atül Haremeyn'de bir gün Allah Rasûlü (s.a.v.)'nün dayandığı taş üzerinde izinin kaldığını ve bu taşın Mekke'de Hz. Ebû Bekir (r.a.)'in dükkânı civarında “Hacer-i Mütteka/Dayanılan Taş” ismiyle muhafaza edildiğini anlatmaktadır. Hacer-i Mütteka'nın karşısında ve Hz. Ebû Bekir'in dükkânının duvarında ise “Hacer-i Mütekellim” yani Peygamber Efendimiz­le konuşup onu selâmladığı rivayet edilen bir taş bulunmaktadır. Eyüp Sab­ri Paşa¸ Hacer-i Mütekellim'in sekiz parmak çapında yarım silindir şeklinde olduğunu¸ duvardan altı parmak kadar dışarıya çıktığını belirtmekte ve iki taşın da çizim­lerini vermektedir. Bu taşların her ikisi de Mekke ve Medine'deki pek çok hatıra gibi günümüzde ortadan kalkmış durumdadır. Bir dairenin dörtte biri şeklinde yeşil renkli¸ etrafı gümüş çerçeve ile çevrilmiş bir taş hâlen Sultan Ahmed Türbesi'nde “Hacer-i Nâtık/Konuşan Taş” adıyla muhafaza edil­mektedir. Mihrişah Valide Sultan Türbesi'nden geldiği kayıtlı olan Hacer-i Nâtık¸ muhtemelen Hacer-i Mütekellim'den bir parça olmalıdır. Hazret-i Peygamber Efendimiz (s.a.v.)'den gelen bu kutsal emanetler günümüzde aynı tazeliğini koruyarak bütün İslâm âleminin ilgi odağı ve Müslümanların ziyaretgâhı olmuştur. Ayrı bir manevî haz ve neşe içerisinde yapılan bu ziyaretler ise tüm ziyaretçileri heyecanlandırmakta ve Asr-ı Saadet dönemine taşımaktadır.

Sayfayı Paylaş