HAT SANATINA DAİR

Somuncu Baba

“Hat; ruhtaki manevî cemal ve kemalin kalem ve mürekkeple kâğıda nakşolması. Hattat¸ aşkını kamış kalem vasıtasıyla¸ kâğıda döker. Neyzenin elinde firak acısıyla inleyen kamış¸ hattatın elinde vuslatın şevkiyle deli divane olup raks eder¸ sema'a kalkar. Her hareketi O'nu anlatır. Kalem O'ndan bahseder ve izler bırakır geçtiği her noktada…”

Hüsn-i hat¸ İslâm âlemi tarafından benimsenip kullanılan¸ Osmanlı'nın elinde gerçek bir sanat vasfını kazanan¸ Arap harflerinin değişik şekillerde yazılmasıyla oluşan yazı sanatıdır. Hat sanatında¸ insanın sanat anlayışındaki incelikler ve ruhanî zevki¸ bütün derinlikleriyle uygulanmış¸ meydana getirilen eserlerde hem yazı güzelliğine¸ hem de ifadelerin mana güzelliğine dikkat edilmiştir. Böylece yazı ve söz¸ çok zarif bir sanatla bütünleşmiştir.


Evet… Kalem¸ kâğıt ve yazı… Allah'ın¸ insanlara en güzel hediyesi. Hat; ruhtaki manevî cemal ve kemalin kalem ve mürekkeple kâğıda nakşolması. Hattat¸ aşkını kamış kalem vasıtasıyla¸ kâğıda döker. Neyzenin elinde firak acısıyla inleyen kamış¸ hattatın elinde vuslatın şevkiyle deli divane olup raks eder¸ sema'a kalkar. Her hareketi O'nu anlatır. Kalem O'ndan bahseder ve izler bırakır geçtiği her noktada…


Hattat Mahmut Bedreddin Yazır¸ arkadaşı bir Macar ressamın hat sanatıyla ilgili düşüncelerini şöyle dile getirir:


"Birinci Cihan Harbinde askerlik münasebetiyle tanıştığım Macar subay bir arkadaşım vardı; aynı zamanda ressamdı. Ara sıra İstanbul camilerini¸ müze ve kütüphanelerini birlikte gezer¸ her çeşit sanat eserini tetkik ederdik. Bir gün Sultanahmet Camii'ndeki Melekpaşazade Ali Haydar Bey merhumun ta'lik celisi "el-Kasibü Habibullah" levhası önünde bulunuyorduk. Arkadaşım ona dikkatle bakıp yönelerek; ilk bakışta sade bir renk¸ geometrik bir sessizlik görülüyor¸ dikkatle baktığımda harekete geçiyor¸ canlanıyor¸ cilveleniyor. Önce bir tatlı bakış¸ arkasından yavaş yavaş içe süzülen canlı bir akış¸ sessiz bir armoni içinde ruhu oynatan metafizik bir musikî var. Lakin ondaki ahengi kulaklar duymuyor¸ içler dinliyor¸ dinledikçe bir başka âleme yükseliyor. Bakarken ne oluyor anlamıyorum¸ içimi içime çeken büyüleyici bir çehre¸ bir güzellik denizi¸ sevimli titreşimlerde gönlümü ferahlatan bir hava¸ derken bir melek sesi ve nefesi kadar gizli bir okşayış ve sarılış içinde kalıyorum. Sanki o¸ ben oluyor; ben de o oluyorum. Sizde de böyle şeyler oluyor mu?"


Evet hüsn-i hat öyle bir sanattır ki¸ Müslüman Türk'ün içindeki manevî güzelliğin sanat'ı vasıtasıyla zahire aksetmesinden başka bir şey değildir. Bundandır ki¸ Müslim-gayri Müslim bu sanatın estetiği karşısında mest-u hayran olmuşlardır.


Bu sanatla uğraşan hattatlar da; tövbe ile Allah'a sığınıp¸ halis niyetle cehaleti yok etmeye ve hat ilmini yaşatmaya çalışmışlardır. Kalem ehli¸ Allah'ın emin ve vekil kuludur. ‘Allah güzeldir¸ güzeli sever' hadisine imtisalen¸ yaşamanın faziletini yaşatmak olarak kabul etmişler¸ ne bir puta tapmış¸ ne de o güzel yazılarını put diye tanıtmayı düşünmüşlerdir. Kendilerini Allah'a vermişler¸ amellerinin hakikî müşterisi olarak O'nu seçmişlerdir. Ne yapmış ve yazmışlarsa O'nun adını yüceltmek¸ rızasını kazanmak için yapmışlar ve yazmışlardır. Allah cümlesine bol rahmet etsin.

Vallahu ğaniyyün¸ ve entümü'l- fukara…

Sayfayı Paylaş