ESKİŞEHİR'İN MANEVÎ COĞRAFYASI

Somuncu Baba

Eskişehir'in tarihî kimliğini nasıl Odunpazarı'nda buluyorsak maneviyat büyüklerinin izlerini de yine bu bölgede aramamız gerekiyor. Kurşunlu Külliyesi yakınında¸ Bademlik'e çıkışta yolun hemen sağ tarafındaki türbesinde yatan Şeyh Şahabeddin-i Veli¸ Eskişehir'in en önemli manevî simgesi olarak kendisinden söz edilmesi gereken ilk isimdir. En önemli simgedir ama ne yazık ki hakkında bildiğimiz malumat da çok sınırlıdır. Şunları söyleyebiliyoruz ancak. Burada yatan ulu kişi Anadolu Selçuklu Sultanları 1. İzzeddin Keykavus ve 1. Alaeddin Keykubat'ı Fütüvvet Teşkil

Şehirlerimizin tarihini ve kimliğini oluşturan en önemli yapılardan biri de gönül sultanı¸ maneviyat öcüsü gibi sıfatlarla adlandırılan ruh büyüklerimizin kabir ve makamlarıdır. Bunlar¸ o şehrin manevî coğrafyasının en önemli yapıları olarak o şehre ruh üflemeye devam ederler. Böylece bir şehir ahalisi¸ şehrinin sadece maddî¸ fizikî yapısıyla kendini ifade etmez¸ bu manevî coğrafyayı kendisi için önemli ve anlamlı görür.


 


Bu tür şahsiyetler¸ aynı zamanda şehrin ayrılmaz birer parçası olarak çok önemli bir sembole de dönüşürler. Bugün mesela İstanbul denilince Eyüp Sultan¸ Ankara denilince Hacı Bayram-ı Velî¸ Bursa denilince Emir Sultan akla gelir. Eğer¸ Konya ise sözü edilen şehir¸ Mevlânâ mutlaka hatırlanır. Bu tür şahsiyetler¸ hem o şehrin tarihinde önemli bir zenginlik iken aynı zamanda türbelerinin etrafına yaşanan dini ritüellerle bugünün hayatı içinde de önemli bir rol oynarlar. Şehrin ahalisi¸ bilhassa kandil¸ arefe¸ Cuma günlerinde bu tür yerlerde farklı bir havayı teneffüs ederler.


 


Manevî coğrafyası itibariyle Eskişehir'e baktığımızda şunları söyleyebiliriz: Eskişehir¸ bu anlamda bir Bursa¸ Bir Konya hatta kendinden daha küçük olan bir Kütahya bir Amasya gibi değildir. Bu durumun haklı sebepleri olduğu elbette söylenebilir.  Zira türbe tarzı yapıların çokça olduğu şehirler¸ bu özelliklerini Selçuklu ve Osmanlı çağlarının büyük ya da küçük çaplı birer yönetim merkezi olmalarına borçludurlar. Eskişehir'in merkez ilçe olarak tarihte böyle bir şansı olmamıştır. Fakat ilçe ve köylerine baktığımızda ise karşımıza Yunus Emre¸ Battal Gazi¸ Şücaeddin Velî gibi büyük isimler çıkar. Bu büyük zatların kabirleri¸ Eskişehir'in merkezinde olmasalar bile il sınırları içinde yer alan yerleşim alanlarındadırlar. Dolayısıyla şehrin ilçe ve köyleri dikkate alındığında –ki alınması da gerekir- ortaya büyük bir manevî coğrafya ve zenginlik çıkacaktır.


 


"Salı Tekkesi"


Eskişehir'in tarihî kimliğini nasıl Odunpazarı'nda buluyorsak maneviyat büyüklerinin izlerini de yine bu bölgede aramamız gerekiyor. Kurşunlu Külliyesi yakınında¸ Bademlik'e çıkışta yolun hemen sağ tarafındaki türbesinde yatan Şeyh Şahabeddin-i Veli¸ Eskişehir'in en önemli manevî simgesi olarak kendisinden söz edilmesi gereken ilk isimdir. En önemli simgedir ama ne yazık ki hakkında bildiğimiz malumat da çok sınırlıdır. Şunları söyleyebiliyoruz ancak. Burada yatan ulu kişi Anadolu Selçuklu Sultanları 1. İzzeddin Keykavus ve 1. Alaeddin Keykubat'ı Fütüvvet Teşkilatı'na davet etmek üzere Abbasi Halifesi'nin elçisi olarak Anadolu'ya gelen Şeyh Şehabettin Sühreverdî'dir. Onun adına Odunpazarı'nda bir zaviye kurulur ve fütüvvet Eskişehir'de teşkilatlandırılır. Özellikle Moğol istilası sırasındaki otorite boşluğunda fütüvvetin şehri koruyucu ve insanları birleştirici rolü öne çıkar. Bu misyonu ile zaviye¸ uzun yıllar ayakta kalır. Halk¸ bu zatın hatırasına hürmeten yakın zamanlara kadar burada her Salı günü ziyaret ve zikir toplantıları düzenlerdi. Bu yüzden buranın adı halk arasında "Salı Tekkesi" olarak adlandırılır. Sühreverdî'nin vefat tarihinin 1239 olduğu ve Mevlâna'nın yakın dost çevresi içinde bulunduğuna dolayısıyla bir Mevlevî şeyhi olduğuna dair bilgiler vardır. Türbe içinde bir sanduka daha bulunmaktadır. O da Şeyh Şahabeddin'in oğlu Şeyh Muhiddin'e aittir.


 


Şeyh Şahabeddin Sühreverdî¸ bu bölgede yalnız değildir. Halk arasında "Tezveren Dede" adıyla tanınan Kutup Şeyh Nusrettin Dede¸ Kurşunlu Külliyesi yakınlarında bulunan Şeyh Nusrettin Sokak'taki türbesinde medfundur. Ama onun hakkında da çok şey bilmiyoruz. Rivayetlere bakılırsa Tezveren Dede¸ Peygamber Efendimizin soyundan gelen bir ulu kişi. Döneminin kutbu olarak anılmakta olup Mevlevî Şeyhi olduğu tahmin edilmektedir. Tezveren Dede ile ilgili anlatılanlarda bu tahmini kanıtlar nitelikte. Yöre halkı¸ Tezveren Dede'nin dervişleriyle birlikte dönerek Hakk'ı zikrettiğini anlatmaktadırlar.


 


Bir Şehrin Merkezi


 


İşte bu iki mana adamının kabirleri Odunpazarı'nın dolayısıyla Eskişehir'in maneviyat merkezidir. Bu merkezde sözünü ettiğimiz bu iki büyük isimden başka Ahi Mahmut Efendi'nin türbesinin de bu bölgede olduğunu belirtelim. Bu merkez¸ daha sonraları Mevlevî büyüklerinin kabirleriyle daha da zenginleşir. Bugün Mevlevîhane'nin haziresinde pek çok Mevlevî büyüğünün mezarı bulunmaktadır. Hacı Hasan Hüsnü Dede¸ Çürükoğlu Hüseyin Efendi¸ Hacı Abdullah Efendi¸ Sivrizade Efendi akla ilk gelen isimlerdir.


 


Odunpazarı'ndaki mezarlıktan da bu bağlamda söz etmeliyiz. Zira burada da şehre ruh üfleyen gönül sultanları yatmaktadır. Bunlardan özellikle ikisinden söz etmeden bu bahsi kapatmak olmaz. Bunlardan ilki Şeyh Edebali'nin bu mezarlıkta bulunan makamıdır. Burada yatan ulu kişi kimdir bilinmez. Kimileri buranın Şeyh Edebali'nin hakiki kabri olduğunu söylerken kimilerine göre de makamdır. Eskişehir'de böyle bir makamın yahut kabrin bulunması elbette bir gerekçeye dayanmaktadır. Zira Kırşehir ve Karaman'dan sonra Eskişehir'in İtburnu (Uludere¸ Tepebaşı) Köyünde yaşamış ve yaptırdığı zaviyede öğrenci yetiştirmiştir. Şeyh Edebali Hazretleri 1326 yılında vefat eder ve Bilecik'teki dergâhının zikir odasına defnedilir. Adına Eskişehir'de de bir türbe yaptırılır. İşte bahsini ettiğimiz yer¸ burasıdır.


 


Yine aynı mezarlıkta son dönem mutasavvıflarından Halveti şeyhi Şeyh Sadık Efendi'nin (1865-1928)'nin kabri bulunmaktadır. Kütahyalı Salih Efendi'den sonra posta oturan Sadık Efendi¸ Şabanîlik çizgisinin çok önemli bir ismi olup aynı zamanda şiirler de söylemiştir. Yine Es-seyyid Hacı Süleyman Ağa'nın kabirlerinin de bu mezarlıkta olduğunu belirtelim. Odunpazarı mezarlığında kabri bulunan bir diğer maneviyat ulusu ise Kudret Dede'dir. Osmanlı Devleti'nin son demlerinde batı Anadolu'da çok meşhur olmuş Seydişehirli Hacı Abdullah Efendi'nin halifelerinden olan Hacı Hilmi Efendi'nin Muttalıp'ta bulunan türbesini de bu bahis içinde söylemeliyiz.


 


"Yediler"


 


Bu bahsi bitirmeden bugün Eskişehir'in en önemli semtlerinden birine adını veren "Yediler"den de bahsetmemek olmaz. Ama ne söyleyeceğiz? Maalesef¸ yine rivayetlerden öte bilgilerimiz yok. Buna göre¸ bu bölgede yedi yatırın kabri varmış. Bunların Anadolu'nun Türkleşmesi ve İslâmlaşması sürecinde bu bölgede hizmet yapmak üzere Ahmet Yesevî tarafından gönderilen erenler imiş. Hatta şehrin yaşlıları bu zatların kabirlerinin yakın zamanlara kadar bu bölgede bulunduğunu¸ dolayısıyla bu semte bu sebeple yediler denildiğini söylemektedirler. Zaman içinde her şehrin başına gelen olumsuzluklar burada da söz konusu olmuş¸ yolların genişletilmesi gibi sebeplerle bu manevî hatıralar yok edilmiştir.


 


Eskişehir merkez ilçenin dışına çıktığımızda ise az önce de belirttiğimiz gibi irfan hayatımızı etkilemiş çok büyük isimlerin kabirleriyle karşılaşırız. Bunlardan Yunus Emre'nin kabri Mihalıççık ilçesine bağlı Sarıköy'de¸ Seyyid Battal Gazi'ninki onun adını taşıyan Seyit Gazi'dedir. Seyit Şücaeddin Veli'nin kabri ise Seyitgazi'ye bağlı Aslanbeyli Köyündedir. Yine Seyitgazi ve civarında Gizlice Baba¸ Kümbet Baba¸ Melik Gazi¸ Üryan Baba¸ İlhami Dede ve Kadıcık Ana türbeleri yer alır.


 


Eskişehir'in en eski ilçelerinden biri olan Sivrihisar'da da pek çok maneviyat büyüğünün kabri/makamı bulunmaktadır. Şeyh Seydi İbrahim Mahmut¸ Şeyh Hacı Mehmet¸ Şeyh Ahmet Efendi¸ Evliyazade Salim Efendi¸ Hafız Çakır Hoca¸ Şeyh Osman Afif Efendi bunlardan bazılarıdır. Eskişehir'in bir başka ilçesi olan Beylikova'nın İmikler Köyünde ise Hasan ve Haydar Babaların¸ Doğanoğlu Köyünde ise Doğan Baba'nın türbeleri bulunmaktadır.  Bu listeye İnönü'deki Şeyh Said Kudsi¸ Çifteler'deki Sarı Lala¸ Mahmudiye'deki Uzun Dede¸ Sarıcakaya/Alpagut'taki Hafız Hasan Onat¸ Mihalıççık ilçesi ve köylerinde bulunan Ahmet Ağa¸ Küvit Baba¸ Sultan Ebe türbelerini de eklemek gerekir.


 


Sayfayı Paylaş