ES-SEYYİD OSMAN HULÛSİ EFENDİ'NİN ‘HUTBELER'İNDE ÖRNEK NESİL OLARAK TAKDİM ETTİĞİ ‘SAHABE-İ KİRAM' VURGULARI

Somuncu Baba

Hulûsi Efendi'nin sû-i zan ile ilgili Hz. Ömer (r.a.)'den¸ komşu ve arkadaşlıkla ilgili İbn Ömer (r.a.)'den hadis-i şerifler naklederek bu iki ismin Hz. Peygamber (s.a.v.)'den naklettikleri önemli tespitleri muhataplarına yansıttığına da şahit olmaktayız. Hulûsi Efendi¸ kişisel ve toplumsal yaşantımızda hayatî öneme haiz olan sû-i zan¸ arkadaş ve komşuluk gibi konularda sahabe-i kiramın sergilediği peygamberî tavra bu nakilleriyle dikkat çekmek istemiştir. Onun bu tavrını¸ temizlik ve selam konularında nakilde bulunduğu Enes b. Malik (r.a.); gıybete dair peygamberî düsturu bizl


Sûfîlerin geniş halk kitlelerine yön verebilme başarılarının ardında insanlarla kurdukları başarı iletişimin önemli roller üstlendiği inkâr edilemez bir gerçektir. Ülkemizin son döneminde etkinliğiyle dikkatleri üzerine çeken Osman Hulûsi Efendi de iletişimdeki maharetini selefleri gibi ustaca kullanarak haklı bir tesir halkasına sahip olmayı başarmış örneklerden birisidir. Onun etkinliği; inanç¸ ibadet¸ ahlak¸ hizmet¸ gayret¸ fedakârlık ve diğer insanî değerler üzerine bina edilmiş yüce bir gayeye (Allah'a kulluk gayesine) hizmet düşüncesinin başarı öykülerinden birisidir. Hulûsi Efendi¸ hemen her hafta irad ettiği hutbeleriyle Müslümanların haftalık buluşmaları/bayramları olan cuma gününde mesajlarını gönüllere bir nakkaş gibi inceden inceye dokumaya çalışmıştır. Onun hutbelerinde mesajlarını sıralarken/sunarken takip ettiği önemli metotlardan bir tanesi de muhatapları için ‘örnek nesil' olarak özleri Hz. Peygamber (s.a.v.)'in terbiyesinde/gözetiminde vahiyle adım adım inşa edilen sahabe nesline yaptığı vurgulardır. Hulûsi Efendi¸ bu yöntemle yani sahabe neslini örnek alınacak bir nesil olarak takdim etmekle Hz. Peygamber (s.a.v.)'in “Ashabım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olursanız hidayete erersiniz.”1 hadis-i şerifleri gereğince amel etme gayretini gözler önüne sermiştir. Farklı konular ve farklı gerekçeler vesilesiyle Hulûsi Efendi'nin sahabe-i kiram örnekliğine müracaat etmesi¸ hitap ettiği insanlar açısından olduğu kadar günümüz insanı açısından da son derece önemlidir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in¸ zikredilen/nakledilen hadis-i şerifi canlılığını ve gerçekliğini/geçerliliğini hâlâ devam ettirmekte ve günümüzün/çağımızın sakinleri bu hadis-i şerifi anlamaya her zamankinden daha fazla muhtaç bir durumda olduğu için Hulûsi Efendi'nin bu tavrı da/yöntemi de önemini korumaya devam etmektedir.


Hulûsi Efendi'nin ‘Hutbeler'inde Sunduğu Mesajlarını Örneklendirdiği Sahabe-i Kiram ve Sahabe Vurgusunun Gayeleri/Hedefleri Üzerine


Hulûsi Efendi hutbelerinde¸ Hz. Ebu Bekir (r.a)¸ Muaz b. Cebel (r.a)¸ Hz. Ali (k.v.)¸ Hz. Aişe (r.anha)¸ Ebu Hureyre (r.a)¸ Hz. Ömer (r.a)¸ oğlu İbn Ömer (r.a)¸ Hz. Enes (r.a)¸ İbn Mesud (r.a)¸ Hz. Cabir (r.a)¸ Ebu Mes'udu'l-Giffarî (r.a)¸ Selman-ı Farisî (r.a)¸ Adi b. Hatem (r.a)¸ Abdullah b. Ebi Revaha (r.a)¸ Ebu'd-Derdâ (r.a) ve Huzeyfetü'l-Âduvî (r.a) gibi birçok isimden nakillerde bulunmuştur.2 Hulûsi Efendi¸ birçok yerde naklettiği hadis-i şeriflerin ilk ravileri olarak bu isimlere hutbelerinde yer vermekle hadis-i şeriflere şahitleri ve bu hadis-i şerifleri hayatlarında uygulayarak ‘kutlu nesil' olma şerefine nail olan sahabe-i kiramı ‘örnek nesil' olarak muhataplarına takdim etmiştir.


Hulûsi Efendi¸ hemen her konuyla ilgili sahabe neslinden örneklerle konunun iyice kavranabilmesi ve öneminin anlaşılabilmesi için gayret göstermiştir. Muaz b. Cebel'den naklettiği bir örnekte Hulûsi Efendi¸ onun Hz. Peygamber (s.a.v.)'in terkisinde/arkasında yol almasına vurgu yaparak Hz. Peygamber (s.a.v.) ile diyaloğunu ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ‘kelime-i şehadete gönülden bağlanan kimselerin cehennem ateşinden azat olacağı' müjdesinin önemini dile getirmeye çalışmıştır.3 Hz. Aişe (r.anha)'den naklettiği “O'nun ahlakı Kur'ân'dı.”4 sözleriyle ise Rasûlullah (s.a.v.)'in ahlakına bizzat şahit olan Aişe (r.anha) Annemiz'in ağzından Hz. Peygamber (s.a.v.)'in vahyin ete kemiğe bürünmüş şekli oluşuna bir göndermede bulunmuştur.


Hulûsi Efendi'nin ibadetle ilgili konularda da sahabe-i kiramın örnekliğine başvurduğunu görmekteyiz. Sözgelimi o¸ Hz. Enes ve İbn Mesud (r.anhüma)'dan Hz. Peygamber (s.a.v.)'in kurbanı nasıl kesip etini nasıl dağıttığına dair bir nakille; Ebu Mesudü'l-Giffarî ve Selman-ı Farisî (r.anhüma)'den Ramazan ayı ve bu ayda tutulan orucun faziletine dair örnekle ve Enes b. Malik'ten bayram namazlarına Hz. Peygamber (s.a.v.)'in iştirak suretlerine dair verdiği bilgiyle Hz. Peygamber (s.a.v.)'in ibadet hayatını birebir gözlemleme fırsatına nail olmuş sahabe-i kiramın bu konudaki önemine işaret etmeye çalışmıştır. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in “Beni nasıl namaz kılarken görüyorsanız siz de öyle kılın.”5 hadis-i şerifinde dile getirdikleri hakikati/özü/mesajı derinlikleriyle kavrayan Hulûsi Efendi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in namaz ve diğer ibadetlerini bizlere ulaştıran ve ibadet hayatlarını tıpkı O'nun (s.a.v.) gibi şekillendirme gayretinde olan sahabe-i kiramı muhataplarına örnek olarak takdim etmiştir.


Yine Hulûsi Efendi¸ Hz. Ömer (r.a.) ve oğlu İbn Ömer'den verdiği örneklerde sahabe-i kiramın aralarındaki derin bağa¸ birbirlerine olan saygılarına ve birbirleri hakkındaki hüsnü zanlarına vurgu yaparak muhataplarını onlar gibi kenetlenmiş ve Allah rızasından başka bir amaç gütmeyen kimseler olmaları konusunda uyarmıştır. Hulûsi Efendi bunu¸ Hz. Ömer (r.a.)'den naklettiği örnekte onun Süheyb'e yaptığı dua ve onun yaratıcısına muhabbetini dile getirmekle; İbn Ömer (r.a.)'den yaptığı nakilde de onun Hz. Aişe'ye bir ricasından bahsederek göstermiştir.


Hulûsi Efendi¸ bir başka yerde Ebu Hureyre (r.a.)'den “Kıyamet gününde halk içinde şefaate en ziyade layık olacak¸ kalbinden yahut içinden hâlis olarak ‘La ilahe illallah' diyen kimsedir.” hadisini naklederek Ebu Hureyre (r.a.)'nin Hz. Peygamber (s.a.v.)'e en yakın¸ O'nu (s.a.v.) ve mesajlarını en iyi bilen kimselerden olması gibi sahip olduğu meziyetlerine/özelliklerine/önemli konumuna dikkat çekmek istemiştir. Hulûsi Efendi'nin birçok yerde hadis-i şerifleri ravi zikretmeden nakletmesine karşılık burada/bu konuda Ebu Hureyre (r.a.)'yi zikrederek hadis-i şerifi zikretmesi konunun öneminin anlaşılması ve İslam'ın özüne vâkıf durumuyla/hâliyle Ebu Hureyre (r.a.)'nin karizmatik kişiliğinden istifade etme gayreti olarak değerlendirilebilir. Onun bu çabasını gıybet¸ misafire ikram¸ hayır söyleme yoksa susmayla ilgili tespitleri Ebu Hureyre (r.a.)'den yaptığı hadis-i şeriflerde Ebu Hureyre (r.a.)'nin ismini kullanarak hadis-i şerifleri nakletmesi hususunda da gözlemlemek mümkündür.


Hz. Ebu Bekir (r.a.)'in örnekliğine dikkat çektiği yerlerde de Hulûsi Efendi'nin az konuşmayla ilgili bazı hususlara işaret etmeye çalıştığını görmekteyiz. Onun az konuşma hasletiyle bilinen Hz. Ebu Bekir (r.a.)'i zikrederek konuya ışık tutma gayreti¸ sözü ile özü bir kişiliğiyle ümmet arasında Hz. Peygamber (s.a.v.)'den sonra en çok sevilen-sayılan kişi şeklinde nakledebileceğimiz Hz. Ebu Bekir (r.a.)'i örnek sunma çabası mesajını muhataplarına etkin ve duyarlılık seviyesi yüksek bir şekilde sunma gayretinden kaynaklanmaktadır. Hulûsi Efendi¸ birkaç yerde Hz. Ebu Bekir (r.a.)'ın lüzumsuz sözleri terk edebilmek için ağzına çakıl taşlarını alması örneğini vererek aynı tavrını sürdürmüştür. Burada¸ Hulûsi Efendi'nin mesajlarının tamamen/iyice gönüllerde yer edebilmesi için ‘tekrar' usulüne başvurduğunu da hatırlatmalıyız. Hulûsi Efendi¸ ‘Sıddık-ı Ekber' olarak bilinen Hz. Ebu Bekir (r.a.)'in bu özelliği nasıl elde ettiği ve muhatapların da “Acaba biz de ne yaparsak sıddık olma özelliğine kavuşuruz?” şeklinde gönüllerinde yer alması muhtemel soruya ise Allah Rasûlü (s.a.v.)'nün Hz. Ebu Bekir (r.a.)'e ‘Ailene ne bıraktın?' hitabına verdiği ‘Allah ve Rasûlü (s.a.v.)'nü cevabını naklettiği örnekte cevap bulmaya çalışmıştır. Burada da Hulûsi Efendi'nin muhataplarını düşünmeye sevk etme¸ araştırma ve sorgulama tekniğini kullanarak onlara gerçekleri ‘buldurma' metodunu ustalıkla kullandığını ifade edebiliriz.


Hulûsi Efendi'nin sû-i zan ile ilgili Hz. Ömer (r.a.)'den¸ komşu ve arkadaşlıkla ilgili İbn Ömer (r.a.)'den hadis-i şerifler naklederek bu iki ismin Hz. Peygamber (s.a.v.)'den naklettikleri önemli tespitleri muhataplarına yansıttığına da şahit olmaktayız. Hulûsi Efendi¸ kişisel ve toplumsal yaşantımızda hayatî öneme haiz olan sû-i zan¸ arkadaş ve komşuluk gibi konularda sahabe-i kiramın sergilediği peygamberî tavra bu nakilleriyle dikkat çekmek istemiştir. Onun bu tavrını¸ temizlik ve selam konularında nakilde bulunduğu Enes b. Malik (r.a.); gıybete dair peygamberî düsturu bizlere hatırlatan Adi b. Hatem (r.a); İslâm ordularına yardım etmenin değerinin dile getirildiği hadis-i şerifleri nakleden Abdullah b. Ebi Revaha (r.a.) ve Huzeyfetü'l-Âduvî (r.a.) ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in yeşil bir çevreye sahip olma hassasiyetini aktaran Ebu'd-Derda (r.a) örneklerinde de sürdürdüğünü söyleyebiliriz.


Hulûsi Efendi'nin hutbelerinde özel bir önem verdiği ve bazen de hutbelerini tamamen onun hutbelerine tahsis ettiği bir isimden yani Hz. Ali (k.v.)'den de bahsetmek istiyoruz. Hulûsi Efendi¸ ehl-i beytin bu müstesna isminin yiğitlik¸ vakar¸ hesap günü¸ ihlâş ibadet¸ görev bilinci¸ temizlik¸ takva¸ tevazu¸ sabır¸ muhtaçlara yardım etme¸ kulluk şuuru¸ çocuk yetiştirme gayreti¸ komşuluk ve evlatlarına yaptığı nasihatleri gibi birçok konudaki görüş/düşünce ve hadis-i şerif nakillerine geniş bir şekilde yer vermiştir. Hulûsi Efendi'nin Hz. Ali (k.v.)'den bu kadar çok nakilde bulunması¸ onun ehl-i beytten olması¸ ilk Müslümanlar arasında yer alması¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'in amcasının oğlu ve aynı zamanda damadı oluşu ve Hz. Ali (k.v.)'nin Müslümanlar üzerindeki etkin kişiliği üzerinden İslam'ın mesajlarını muhataplarına aktarma gayretine işaret etmektedir. Yine onun bu tavrı¸ ehl-i beytin özellikle Hz. Ali (k.v.)'nin tasavvufî sistem ve sûfîler açısından ne denli önemli bir isim olduğunu gözler önüne seren çarpıcı bir örnektir.


Sonuç olarak ifade etmemiz gerekirse Hulûsi Efendi¸ muhataplarıyla iletişimdeki başarısını iletişim kurallarını ustaca kullanmasına borçludur. Onun ustaca kullandığı önemli bir metotta muhataplarının önüne¸ kendileri gibi¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)'i modelleyebilmek için gayret gösteren sahabe-i kiramı takdim etmesidir. O¸ hadis-i şeriflerin sunumunu daha canlı hâle getirebilmeyi; sahabelerin öne çıkan yönleriyle İslam'ın mesajlarını iletebilmeyi; vahyin ete kemiğe bürünmüş sureti olan Hz. Peygamber (s.a.v.)'i bizzat tanıyan ve onun terbiyesinde yetişen kutlu neslin kıymetini ifade edebilmeyi; kişisel ve toplumsal birçok konuyu sahabe örnekliğinde gündeme getirerek İslâm'ın bir iddia değil yaşanması gereken bir gerçeklik olduğu hakikatine vurgu yapmayı; ehl-i beytin¸ yolları açısından önemini dile getirmeyi ve sahabe örnekliğinden hareketle tebşir/müjde-inzar/uyarı içeren mesajları etkili ve dengeli bir şekilde muhataplarına aktarmayı hedeflemiştir. Örnek alacağı nesiller/insanlar konusunda bir zihin bulanıklığı yaşayan günümüz insanı¸ Hulûsi Efendi'nin bu net ve samimi duruşundan istifade etme gayretinde olmalıdır. Hadis-i şerifte ‘yol gösterici yıldızlar' olarak tarif edilen sahabe-i kiramı tanıma¸ anlama ve onlar gibi hassas dengeler üzerine kurulu bir hayatı idealize etme gayreti bu noktada günümüz insanının gayretleri arasında yer almalıdır. Hulûsi Efendi'nin bu amaçlara ulaşabilmek için hemen her hafta irad ettiği hutbelerde sahabe-i kiramı tanıtma¸ anlama ve onlar gibi ideal bir hayat yaşayabilme gayretini yavaş yavaş zihinlere yerleştirmeye çalışması¸ bu sürecin tedricî bir metotla/adım adım/aşama aşama kat edilmesi gereken bir süreç olduğu gerçeğini gözler önüne sermektedir. Günümüz insanı ancak bu metotla¸ hem kendisini hem de evlatlarını¸ kişiliklerini vahiy ve Hz. Peygamber (s.a.v.)'in nefesiyle/kokusuyla inşa eden o kutlu nesli/sahabe nesli gibi yetiştirebilir ve böylece ilahî inşanın hayatlarına anlam katmasına zemin hazırlayabilir.


 


Dipnot


1. Aclûnî¸ Keşfü'l-Hafâ¸c. I¸ s. 132.


2. Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi Ateş¸ Şeyh Hamdi-i Veli Minberinden Hutbeler (Haz: Prof. Dr. Mehmet Akkuş-Prof. Dr. Ali Yılmaz) Nasihat Yayınları¸ İstanbul 2006


3. Bkz. Şeyh Hamdi-i Veli Minberinden Hutbeler.


4. Müslim¸ Salâtü'l-Müsâfirîn 139.


5. Buhari¸ Ezan 18.

Sayfayı Paylaş