EN GÜZEL KISSADAN İBRETLİK DERSLER

Somuncu Baba

"Yusuf (a.s.) rüyasında on bir yıldızla¸ güneş ve ayın kendisine secde
ettiğini görmüştü. Yakub (a.s.)¸ oğlu Yusuf (a.s.)'ın gördüğü rüyasını
duyunca¸ onun müstakbel bir peygamber olduğunu anladı¸ doğal
olarak onu daha çok sevmeye ve eğitimi üzerinde hassasiyet
göstermeye başladı."

Kur'an-ı Kerim'de¸ baştan sona bir bütün olarak uzunca anlatılan tek hikâye Yusuf (a.s.) kıssasıdır. Allahu Teâlâ Kur'an'da kıssalara¸ sırf hikâye anlatmak ve tarihî bilgi vermek için yer vermez. Bütün kıssaların bir ana fikri ve vermek istediği bir mesajı vardır. Yusuf (a.s.) kıssası¸ Allah tarafından¸ hikâyelerin en güzeli şeklinde tavsif ediliyor:


"(Ey Muhammed!) Biz sana bu Kur'an'ı vahyetmekle kıssaların en güzelini anlatıyoruz."[1]


Kur'an'ın en güzel hikâyesinde¸ yine Kur'an'ın beyanına göre ibretler vardır:


"Andolsun ki Yusuf ve kardeşlerinde (almak) isteyenler için ibretler vardır."[2]


Yusuf (a.s.) kıssasını daha önce okuduğunuzu ve bu konuda yeteri kadar bilgi sahibi olduğunuzu varsayarak¸ konunun hikâye kısmına girmeden kıssadan anlayabildiğim ve çıkardığım ibretlik dersleri şöyle zikredebilirim: (Bu çalışmadan çıkan hakikate muvafık güzel tespitler Kur'an'a¸ eksik ve kusurlar ise şahsıma aittir.)  


 


1- Babanın Evlat Sevgisi ve Eğitimine İtinası


Yusuf (a.s.) rüyasında on bir yıldızla¸ güneş ve ayın kendisine secde ettiğini görmüştü.[3] Yakub (a.s.)¸ oğlu Yusuf (a.s.)'ın gördüğü rüyasını duyunca¸ onun müstakbel bir peygamber olduğunu anladı¸ doğal olarak onu daha çok sevmeye ve eğitimi üzerinde hassasiyet göstermeye başladı. Rüyasından kardeşlerine de bahsetmemesini tembihledi. Yusuf (a.s.)'ın kardeş ihaneti ile başlayan maceralı hayatı¸ baba Yakub (a.s.)'ı bir beşer olarak oldukça sarstı ve hissettiği hasret ve keder¸ gözlerini kaybına sebep olacak kadar kendisini etkiledi. Yakub (a.s.)¸ peygamber adayı oğlu ile ilgilenmesinde haklı olmakla birlikte¸ evlatlar arasında ayrım yapmanın kardeşler arasında ne gibi sonuçlara yol açtığını göstermesi bakımından calib-i dikkattir.


 


2- Kardeşleri Arası Kıskançlık


Yakub (a.s.)'ın oğlu Yusuf'a yakın ilgi ve alakası¸ diğer kardeşleri arasında kıskançlığa yol açmıştı. Kardeşleri¸ bu durumu aralarında konuştular. Babalarının sevgisini kendi üzerlerine çekmek için Yusuf'u ortadan kaldırmayı düşündüler¸ öldürmeyi teklif edenler oldu. Biri de daha insaflı bir teklif olarak Yusuf'u kuyuya atmayı önerdi.[4]


Kardeşler¸ bir plan kurdular¸ kardeşleri Yusuf'u gezdirip eğlendirmek için babalarından izin istediler. Yakub (a.s.)¸ bazı endişelerini dile getirdi¸  onu bir kurdun yemesinden korkarım¸ dedi. Adeta Allah Yakub (a.s.)'a¸ onların hain tuzaklarını söyletmişti. Yakub (a.s.) endişelerine rağmen oğlu Yusuf'u kardeşleri ile birlikte gönderdi.


Kardeş kıskançlığı¸ kardeşi yok etme düşüncesine sevk edecek kadar tehlikeli olabiliyor. Hz. Âdem (a.s.)'ın oğlu Kabil de kardeşi Habil'i yine aynı saikle öldürmüş ve böylece dünyanın ilk cinayetini işlemişti.


 


3- Peygamberin Çilesi


İnişli ve çıkışlı bir seyir çizgisi takip eden ve içinde birçok sıkıntı ve çileyi barındıran dünya hayatının gerçekleri¸ peygamberler için de ziyadesiyle vaki olmuş¸ peygamberler Allah'ı en sevgili kulları olmalarına rağmen hem hayatın zorluklarına¸ hem de düşmanlarının saldırılarına maruz kalmışlardır. Yusuf (a.s.)'ın kardeş ihanetine uğraması¸ kuyuya atılması¸ bir tacirin onu bulup az bir paraya köle olarak satması¸ hanesinde barındığı hanımın iftirasına maruz kalması¸ hapse atılması ve yıllarca suçsuz yere hapishanede kalması¸ bir insanın başına gelebilecek en ağır imtihanlardan olsa gerek. Yusuf (a.s.) bütün bu sıkıntıları¸ Allah'ın kendisine gönderdiği vahiylerle metanetle karşılamıştır.


4- Aşk


Yusuf (a.s.)'ı Mısır Maliye Bakanı köle olarak satın almış¸ ondaki zekâ ve kabiliyeti sezmiş¸ kendi evlatları da olmadığından onu evlatlık edinebileceğini de hanımına söylemişti. Yusuf (a.s.) ergenliğe girdikten sonra ilahi bir mevhibe olarak hiç kimsede olmayan bir güzelliğe ve yakışıklılığa sahip olmuştu. Tefsirlerde adının Züleyha olduğu söylenen sahibesi¸ ona âşık olmuş¸ nefsanî arzularını onunla karşılamak istemişti.


Aşk¸ sevginin ifrat halidir. Aşk¸ yaratılıştan günümüze kadar¸ her şahsın özel duygusal bir hal olarak yaşadığı bir vakıadır. Mutlu evlilikle sonuçlanan aşklar olduğu gibi¸ trajedi ile sonuçlanan ve efsaneleşen aşk hikâyeleri de vardır. Üstelik evli bir hanım olan Züleyha'nın şahsında tebarüz etmiş olan aşk vakasına Kur'an'da Yusuf (a.s.) kıssasında yer verilmiştir.


 


5- İffet


Yusuf (a.s.)¸ Züleyha'nın gayr-ı meşru isteğini¸ sahip olduğu yüksek iffet duygusu ve ilahi işaretle geri çevirmiştir. Allahu Teâl⸠Yusuf (a.s.) hakkında "Rabbinin işaret ve ikazını görmeseydi o da kadına meyletmişti."[5] buyuruyor. Karşı cinse meyil¸ her beşerde fıtrî bir duygu olarak mevcuttur. Bu duygunun mevcudiyeti değil¸ kontrol edilememesi haramdır. Ortam müsait olunca¸ nefiste gayr-i meşru arzular kabarabilir. Allahu Teâlâ bu hikâyede¸ içinde zina arzusu oluşan ve uygun ortamı bulan kişilere¸ Yusuf (a.s.)'ın tavrını örnek göstererek¸ sonu zindana düşmek bile olsa haramdan sakınılması gereğini vurgulamıştır. 


 


6- Rüyalardaki İşaretler


Yusuf (a.s.) kıssasında üç rüyaya yer verilir. Yusuf (a.s.) kendi rüyası¸ zindandaki arkadaşlarının rüyası ve zamanın kralının rüyası. Yusuf (a.s.)¸ on bir yıldız¸ ay ve güneşin kendisine secde ettiğini görmüş¸ babası bu rüyayı Yusuf'un peygamberliğine işaret olarak yorumlamıştı. Nitekim Yusuf (a.s.)¸ ana ve babasını tahtına oturttu ve hepsi secdeye kapandılar.[6]


Yusuf (a.s.)'ın zindan arkadaşlarından biri rüyasında şarap sıktığını¸ diğeri ise başının üzerinde kuşların ekmek yediğini görmüştü. Yusuf (a.s.) rüyasında şarap sıkanın hürriyetine kavuşup krala hizmete devam edeceğini¸ diğerinin ise idam edileceğini söyledi¸ netice aynen böyle gerçekleşti


Kral da rüyasında yedi arık ve yedi semiz inek gördüğünü¸ ayrıca yedi yeşil başakla birlikte diğerlerinin kurumuş olduğunu gördüğünü söyleyerek bu rüyanın yorumlanmasını istedi. Kimse bu rüyayı yorumlayamadı. Yusuf (a.s.) zindan arkadaşı olan ve o esnada kralın himayesinde olan kişi¸ Yusuf'u ve onun iyi bir rüya yorumcusu olduğunu hatırladı. Zindana giderek rüyayı anlattı¸ Yusuf (a.s.) rüyayı yorumladı. Yoruma göre¸ Mısır'da 7 yıl bolluk¸ yedi yıl da kıtlık olacaktı. Eğer tedbir alınırsa¸ bolluk yıllarında elde edilen tasarrufla kıtlık yılları fazla sıkıntı çekilmeden atlatılabilir¸ çevre ülkelere de yardımcı olunabilirdi. Bu yorum onun kral nezdinde itibar kazanmasını sağladı ve kral rüyanın yorumunu hayata geçirmesi için Yusuf (a.s.)'ı maliye bakanlığına getirdi.


Rüyaların üçü de yorumlandığı veçhile tecelli etmiş ve daha sonraki olayları etkilemiştir. Buradan¸ bazı rüyaların Rahmanî yönü olduğu¸ insan hayatına tesir eden¸ en azından gelecekle ilgili işaretler taşıyan bir hakikat olduğu neticesine varıyoruz.


 


7- İdari Yapı ve Şeriat


Yusuf (a.s.) döneminde Mısır'da mutlakıyete dayanan bir idari yapının hüküm sürdüğünü görüyoruz. Ülkeyi yöneten bir kral var. Yusuf (a.s.) da bu idari yapıda maliye bakanı olarak görev alıyor. Ülkede devletin maiyetinde ticari faaliyetler var ve devletin beşeri münasebetlerini düzenleyen bir takım kanunları ve suç işleyenler için uygulanacak cezalar mevcuttur. Yusuf (a.s.) gizli bir planla kralın su kabını Bünyamin'in yüküne koyması ve Bünyamin'in suçlu duruma düşmesi¸ ceza olarak da Mısır kanunlarının değil de Yakub (a.s.)'ın şeriatının uygulanması¸ ülkede çok hukuklu bir sistemin yürürlükte olduğunu ve başka şeriatlara da saygı duyulduğunu gösteriyor.


Kıssada devletin idari yapısına ilişkin bir eleştiri söz konusu olmamıştır. Buradan¸ İslâm'da devletin idari yapısından ziyade¸ işleyiş tarzının önemli olduğu¸ emanetin ehline verilmesinin ve kararların adil olmasının ehemmiyet arz ettiği sonucuna varıyoruz.


 


8- Sabrın Sonu Selamet


Yusuf (a.s.)¸ uğradığı kardeş ihanetiyle başlayan uzun soluklu hayat mücadelesinde çeşitli badireleri atlattıktan sonra dünyevî yönden bakanlık düzeyine kadar yükseldi. Baba Yakub (a.s.) da¸ ikinci oğlu Bünyamin'in de zindana düştüğünü öğrenmesi üzerine "Fe sabrun cemil / Artık (bana düşen) güzel bir sabırdır."[7]  diyerek acılarını yüreğine gömmüş¸ takdir-i ilahinin ne şekilde tecelli edeceğini sabır ve metanetle beklemeye başlamıştı. Neticede Yakub (a.s.) için hasret bitmiş¸ oğul Yusuf (a.s.)'ın gösterdiği incelikle geçici de olsa bakanlık makamına oturmuştu.[8] O dönemde İbrahim (a.s.)¸ Mısır'da bilinen bir şahsiyetti. Hz Yakub ve Hz Yusuf'un¸ Hz İbrahim'in soyundan geliyor olmaları ve her ikisinin baba oğul peygamber olmaları¸ Mısır'da büyük saygı görmelerine yol açtı.


Hayatta herkes¸ içinde bulunduğu şartlar¸ konum ve imkânlara göre geçitli güçlüklerle karşılaşır ve büyük başarılar¸ güçlüklere karşı verilen mücadele ve sabır sonucunda elde edilir. Bu durum adeta Allah'ın tarihî süreçte ve sosyal hayattaki yaygın âdeti (Sünnetullah)dır. Allah'ın en sevgili kulları olan peygamberler de bu sünnetullaha tabidir.


Günümüzde edebi bir tür olan romanlarda¸ aşk¸ macera¸ ihanet¸ cinayet vs. romanın ana konuları arasında yer alır. Bir romanda özellikle aşk ve macera yoksa okuyucunun ilgisini çekmez.  Bu açıdan baktığımızda sıralama itibarı ile Kur'an'ın on ikinci suresi olan Yusuf Suresinin¸ tarihin yaşanmış en güzel hikâyesi¸ ilk ve mesaj yüklü en etkili romanı olduğu söylenebilir.






[1] 12/Yusuf¸ 3



[2] 12/Yusuf¸ 7



[3] 12/Yusuf¸ 4



[4] 12/Yusuf¸ 8¸ 9¸ 10



[5] 12/Yusuf¸ 24



[6] 12/Yusuf¸ 100



[7] 12/Yusuf¸ 83



[8] 12/Yusuf¸ 100

Sayfayı Paylaş