DÎVÂN-I HULÛSÎ-İ DÂRENDEVÎ'DE HAZRET-İ EYYÛB (A.S.)

Somuncu Baba

“Allahu Teâlâ tarafından “sabırlı¸ güzel bir kul olarak tanıtılma” yanında¸ sabırlı
kişiler hakkında en önemli örnek hâline geldi. Rivayete göre sâliha bir hatun olan
hanımı da¸ bollukta ve darlıkta ondan farksızdı.”



Eyyûb-ı pür-derddir gönül


Ya'kûb-ı firkatdir gönül…


 


Üstün Sabır Sahibi Güzel Bir Kul


Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Eyyûb (a.s) hakkında hastalığın ve Allah'ın lütfuyla şifa bulması hakkında bilgiler verilmiştir. Burada¸ önceki bilgilere ilâve olarak¸ onun yakalandığı dertten nasıl kurtulduğuna¸ malına mülküne yeniden kavuştuğuna¸ engin sabrına ve hanımıyla ilgili bir duruma işaret edilmiş; ayrıca onun Allah'a yönelen çok güzel bir kul olduğu belirtilmiştir:


  “Ey Muhammed! Kulumuz Eyyûb'u hatırla! Hani bir zaman o¸ Rabbine¸ 'Gerçekten şeytan bana meşakkat ve ıstırap dokundurdu!' diye nida etmişti¸ ona¸ 'Ayağını yere vur! İşte sana¸ yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su!' dedik. Nezdimizden bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere biz¸ ona aile fertlerini ve önceki mal-mülkünü bahşettik¸ bir o kadar da artırdık.” [1]


  Kavmine peygamber olarak görevlendirilen Hz. Eyyûb (a.s)¸ tefsirlerde ve diğer kaynaklarda anlatıldığına göre büyük bir zengindi. Geniş topraklar¸ bağlar¸ bahçeler ve kalabalık sürüler sahibiydi. Son derece sağlıklı bir bünyeye sahip olup çok sayıda çocuğu vardı. Ömrünün bolluk ve sağlık içinde geçirdiği yıllarında¸ varlıklı ve sağlıklı bir kulun yapabileceği en güzel kulluk şeklini göstermişti. Son derece muttakî¸ Allah'ın verdiği nimetlere şükreden ve muhtaçlara yardımcı olan bir kul olmuştu. Dünya malı hiçbir şekilde onu tuzağına düşürememişti. Bunlarla alâkalı olmalı ki¸ Yüce Allah¸ onu kendisine bol bol verdiği bu nimetlerle¸ çocuklarının çokluğu ve bedeninin sıhhatiyle imtihan etmek istedi. Onu malını mülkünü ve ardından yakınlarını elinden almakla imtihan etti. Bütün mal varlığını ve çocuklarını kaybeden Hz. Eyyûb (a.s)¸ aynı zamanda ağır bir hastalığa yakalandı. Bu durumda ise o¸ hasta ve muhtaç sâlih kullar için örnek bir hayat yaşadı. Başına gelen bu sıkıntılara karşı sabır zırhına bürünerek Allah'a hamdine ve yoğun ibâdetine devam etti. Asla kırgınlık göstermedi¸ büyük bir tevekkülle Allah'tan gelen her şeye razı olduğunu gösterebilmek için elinden geleni yaptı. Bolluk zamanında olduğu gibi¸ darlık hallerinde nasıl olunması gerektiği hususunda sâlih kullar için güzel bir örnek oldu. Hatta neticede¸




Allahu Teâlâ tarafından “sabırlı¸ güzel bir kul olarak tanıtılma” yanında¸ sabırlı kişiler hakkında en önemli örnek hâline geldi. Rivayete göre sâliha bir hatun olan hanımı da¸ bollukta ve darlıkta ondan farksızdı. Nimetlere şükretmesini bilen bu bahtiyar kadın¸ sıkıntı ve ağır hastalık günlerinde¸ kocasını terk etmedi¸ onu yalnız bırakmamak için elinden geleni yaptı ve her türlü hizmetini yürütmeye çalıştı.


 



Eyyûb-ı pür-derddir gönül


  Ya'kûb-ı firkatdir gönül


   Yûsuf-ı hasretdir gönül


     Ey yâr-ı gâr gelmez misin? [2]



   "Gönlüm Eyyûb Peygamberin tüm dertleri sıkıntıları ve çileleri ile dertlenmiştir. Yakup Peygamberin ayrılık ıstırabı içerisindedir. Yûsuf Peygamberin ise hasret ayrılık çilesini çekmektedir. Ey çok vefalı dost nerelerdesin¸ gelmiyor musun¸ gelsen de bu dertlerim¸ çilelerim sona erse. Bu dertlerimin sona ermesi senin gelmene bağlı."( Yâr-ı Gâr: Vefalı sadık dost¸ hicret sırasında Hz. Peygambere (s.a.v) mağarada arkadaşlık yapan Hz. Ebu Bekir (r.a)¸ ikinin ikincisi.)


  Aynı zamanda yukarıdaki dörtlükte bazı peygamber isimleri geçmekte (Eyyûb¸ Ya'kûb¸ Yûsuf Peygamberler)  ve Yâr-ı Gâr ifadesiyle de Hz. Peygamber (s.a.v) ve Hz. Ebu Bekir ifade edilmektedir. Bu dörtlükte geçen peygamber isimleri Kur'an-ı Kerim'de Nisa ve En'am Sûrelerinde de geçmektedir. Bu surelerde geçen ayetler şu şekildedir.


Şeytanın Vesvesesi


Müfessirler¸ son âyette¸ Hz. Eyyûb (a.s.)'ın hastalığı sırasında duyduğu meşakkat ve acıyı¸ şeytana nispet etmesinin yanlış anlaşılabileceğini düşünerek¸ bu işin hakikatini şöyle açıklamışlardır; Hz. Eyyûb (a.s)¸ “Gerçekten şeytan bana meşakkat ve ıstırap dokundurdu!” derken¸ şeytanın insanlar üzerinde hastalık ve sıkıntı meydana getirdiğini veya onun böyle bir güce sahip olduğunu kastetmemiştir. Zâten şeytanın böyle bir gücü de yoktur. Çünkü böyle bir güce sahip olması durumunda insanların onun kötülüklerinden kurtulmaları mümkün olamazdı. Şeytanın insanlar üzerindeki yetkisi¸ vesvese vermek suretiyle onları etkilemesinden ibarettir. Hz. Eyyûb (a.s)'ın kastettiği de işte bu vesvesedir. Şeytanın Hz. Eyyûb (a.s)'a verdiği vesvesenin keyfiyeti hakkında ise farklı açıklamalar yapılmıştır. Bu hususta söylenenler özetle şöyledir:


Hz. Eyyûb (a.s)'ın hastalığı şiddetlenince¸ ona gelen şeytan¸ önceden sahip olduğu nimetleri ve o andaki hastalığını hatırlatarak¸ onu rahatsız etmeye çalışırdı. Veya vesvese suretiyle gelir¸ sıhhat bulamayacağından bahsederek onun zihnini karıştırırdı. Yahut eşine¸ “Kocan bana itaat ederse¸ hastalığını gideririm.” der¸ bunun üzerine eşi¸ şeytanın sözlerini aktararak Eyyûb' u rahatsız ederdi. Bu yollardan hangisiyle olursa olsun¸ onun vesvesesi kendisini rahatsız ettiğinden¸ Hz. Eyyûb (a.s)¸ onun şerrinden kurtulmak için Allah'a duâ etmiştir.


 Şifa Bulması


Kur'ân-ı Kerim'de açıklanan diğer bir husus¸ Hz. Eyyûb (a.s)'ın şifa bulmak için yaptığı duânın Allahu Teâlâ tarafından kabul edilmesi ve hastalıktan kurtulması için ne yapması gerektiğinin bildirilmesidir. Cenab-ı Hak¸ ona “Ayağını yere vur! İşte sana¸ yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su!” buyurarak hastalığından nasıl kurtulacağını açıklamış¸ bunun üzerine ayağını yere vurduğunda¸ oradan soğuk bir su fışkırmış ve Hz. Eyyûb (a.s)¸ o sudan içip ardından banyo yapınca şifa bulmuştur.


Hz. Eyyûb (a.s)'ın hastalığı¸ Enes b. Mâlik'ten nakledilen bir hadise göre on sekiz yıl devam etmiştir. Bu hastalığın yedi veya üç yıl sürdüğünü bildiren rivayetler de vardır. Bir hadiste de Hz. Eyyûb (a.s)'ın bu hastalığa bir çarşamba günü yakalandığı ve bir salı günü kurtulduğu belirtilmiştir.


Eyyûb misâli sabrı kâmil


  Eyledi bu visâle seni nâil[3]


"Hz. Eyyûb (a.s) gibi her çileye¸ sıkıntıya¸ belaya tam olarak boyun eğer sabır gösterirsen O sevgili seni muradına kavuşturur¸ eriştirir. / O zaman vuslat hâsıl olur."


Yüz Değnek Meselesi


Âyetteki ” Biz¸ Eyyûb'a¸ 'Eline bir demet sap alıp onunla hanımına vur¸ yeminini bozma!'demiştik. Gerçekten biz¸ onu sabırlı bulmuştuk. O¸ ne güzel kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.” [4] ibaresiyle işaret edilen hususa gelince¸ Fahreddin Râzî ve Beyzâvî'nin naklettiklerine göre¸ hastalığı günlerinde¸ eşi bir ihtiyaç için gittiğinde geç gelmiş¸ bu duruma öfkelenen Hz. Eyyûb (a.s)¸  “Hastalığımdan kurtulursam sana yüz değnek vurayım!” diye yemin etmişti. Cenab-ı Hak¸ onun yeminini yerine getirmesi için bir kolaylık gösterdi. Çöplerden bir demet yaparak bir defa vurmasıyla yemininin yerine geleceğini bildirdi.


Başka bir rivayete göre ise¸ hastalığı arttığında hanımı¸ “Sen duası makbul bir adamsın¸ dua et de Allah şifanı versin!”deyince¸ “Biz yetmiş yıl nimetler içinde yüzdük¸ yetmiş yıl da belâ ve sıkıntıya sabredelim! Allah bana şifa verirse sana yüz sopa vuracağım.” diye yemin etmiştir. Elmalılı¸ bu konu hakkında şöyle demiştir:


“Deniliyor ki¸ Hz. Eyyûb (a.s)¸ bir hâdise dolayısıyla eşine yüz değnek vurmaya yemin etmişti. Böylece bir demet yaparak vurmakla yeminin yerine geleceği kendisine ruhsat olarak gösterilmiş¸ şer'î ceza ve yeminlerde bu “Eyyûb ruhsatı” adıyla bakî kalmıştır. Âyette ne demeti olduğu açıkça belirtilmediği için¸ daha geniş mânâlara ihtimali vardır.


 Kendisine Yeniden Çocuk  ve Mal Verilmesi


Kur'ân-ı Kerim'de Hz. Eyyûb (a.s)'m isminin zikredildiği Enbiya Sûresinde Cenab-ı Hak¸ bazı peygamberlerine verdiği imkânlar ve onlara yaptığı yardımlardan bahsederken¸ Hz. Eyyûb (a.s)'in yakalanmış olduğu hastalıktan kurtulmak için yaptığı duaya da işaret etmiş ve onun bu duasını kabul ettiğini¸ ona şifa ile birlikte yeniden evlât ve bol miktarda mal verdiğini açıklamıştır. Ayrıca onun bu durumunu¸ musibetlere mâruz kalan mü'minlerin¸ bu belâların giderilmesini Allah'tan istemeleri ve ihlâsla O'na sığınmaları hususunda örnek göstermiştir:


“Eyyûb'u da hatırla! O¸ bir zaman Rabbine¸ 'Doğrusu ben bir hastalığa yakalandım. Sen¸ merhametlilerin en merhametlisisin¸ bana merhamet et!' diye duâ etmişti. Bunun üzerine duasını kabul ettik ve onu yakalandığı dertten kurtardık. ” [5]


Kur'ân-ı Kerim¸ Allahu Teâlâ'nın¸ duasını kabul ederek sağlığına tekrar kavuşturduğu Hz. Eyyûb (a.s)'a¸ önceden olduğu gibi¸ çok sayıda çocuk ve büyük bir servet bahşettiğini¸ hatta önceki servetini ikiye katladığını da haber vermiştir.






[1] 38/Sâd¸ 41-44



[2] Ateş¸ Es-Seyyid Osman Hulûsi¸ Dîvân-ı Hûlusi-i Darendevî¸  (Haz. Prof. Dr. Mehmet Akkuş-Prof. Dr. Ali Yılmaz)¸ Nasihat Yay.¸ İstanbul¸ 2006¸ s¸ 144.



[3] Ateş¸ Divân¸  s¸ 323.



[4] 38/Sâd¸ 41-44



[5] 21/Enbiya¸ 83-84.

Sayfayı Paylaş