ANADOLU İRFAN MOZAİĞİ

Somuncu Baba

“İrfan okulları¸ Anadolu insanının gönlünde derin izler bırakmışlardır. Maddî fetihlerden önce gönülleri fethederek manevî fetihleri gerçekleştiren bu gönül mimarlarının izlerini Anadolu’nun hemen her noktasında görmek mümkündür. ”

Birçok medeniyete ev sahipliği yapan Anadolu¸ maddî kimliğinin yanında manevî yönü ile de birçok coğrafyayı kıskandıran bir yapıya sahiptir. Bir başka ifadeyle Anadolu bir baştan diğer başa bizi gülen yüzüyle karşılayan gönül erleriyle doludur. Bu yönüyle Anadolu’yu bir ‘Gönül Medeniyeti Ülkesi’ olarak tanımlayabiliriz. Özellikle Selçuklu ve Osmanlı’nın renkleriyle derinden etkilenen Anadolu; Divriği Ulu Camii¸ Eşrefoğlu Camii¸ Yağıbasan Medresesi ve diğer nadide eserleri ve bu eserleri vücuda getiren gönül erlerinin yatağı konumundadır. Anadolu’nun bu bereketle tanışması çok erken dönemlerde olmuştur. Gâziyân-ı Rûm¸ Ahîyân-ı Rûm¸ Bâcıyân-ı Rûm ve Abdalân-ı Rûm adlı kurumlarla manevî çehresi şekillenen Anadolu¸ kısa sürede birçok irfanî geleneğin kokusuyla gönüllere sirayet eden tarikatların beşiği olmuştur: Nakşbendiyye¸ Mevleviyye¸ Halvetiyye¸ Bayramiyye¸ Şazeliyye¸ Bektaşiyye¸ Melamiyye¸ Zeyniyyevd… 1

 

Yöntemleri farklı da olsa bu irfan okulları¸ Anadolu insanının gönlünde derin izler bırakmışlardır. Maddî fetihlerden önce gönülleri fethederek manevî fetihleri gerçekleştiren bu gönül mimarlarının izlerini Anadolu’nun hemen her noktasında görmek mümkündür. İnsan¸ Anadolu’nun her bölgesinde¸ her şehrinde hatta her sokağında bu gönül terapistlerini¸ türbeleri¸ tekkeleri¸ medreseleri¸ aşevleri¸ mescitleri ve diğer hizmetleriyle karşısında bulur. Öyle ki sanki bu gönül erleri¸ mesajlarını sıralanan bu unsurlarla yaşatmaya ve gönüllerimize nakşetmeye devam etmektedirler.2

 

Anadolu’nun Kilometre Taşları

 

Paris denilince Eyfel Kulesi¸ İtalya denilince Pizza Kulesi ve Amerika denilince Özgürlük Heykeli’nin akla geldiği gibi Anadolu denilince de buranın gönüller inşa eden birçok ismi akla gelir. Örneğin Ebu’l-Hasan Harakânî (k.s.) Kars’tan Allah (c.c.) yolunda mücadele etmenin¸ gönül sarayını Hak ile tezyin ederek hayatı anlamlı kılabilmenin ve Anadolu’nun vahiy merkezli hayat anlayışla mayalanmasının simgesi olarak gönlümüze yön verir. Erzurum’da Abdurrahman-ı Gazi ve Alvarlı Efe Hazretleri¸ dünyayı maneviyatın penceresinden okuyabilmenin sembolü olarak bizi selamlar. Erzincan’da Terzi Baba ve Abdurrahman-ı Tagî Hazretleri halkın övmesini veya yermesini değil Mevlâ’nın rızasını hayat merkezine yerleştirerek ömür sermayesini feda etmeyi telkin eder bizlere. Malatya’da Battal Gazi¸ Somuncu Baba ve Osman Hulûsî-i Darendevî¸ gönüller fethetmenin rol modelleri olarak bütün sıcaklıklarıyla bizleri kucaklar. Sivas’ta Abdülvehhab-ı Gazi¸ Şems-i Sivasî¸ Mustafa Takî ve İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Hazretleri nefsinden önce insanlara hizmet etmenin nasıl şiar edinildiğinin fotoğraflarını hayat öyküleri¸ geride bıraktıkları eser ve mekânlarla gözler önüne sermiş isimler olarak karşımıza çıkarlar. Çorum’da Süheyb-i Rûmî¸ Ubeydi Gazi ve Kerebî Gazi (r.anhüm)¸ Allah Rasûlü’nün mesajlarını bütün dünyaya canları pahasına ulaştırabilmenin somut örnekleri olarak tüm canlılıklarıyla bizleri selamlarlar. Yozgat’ta Büyük Ahmed Efendi ve Şeyhzâde Ahmed Efendi madde ve mana arasında kurdukları hassas dengeyle Kur’ân-ı Kerim ve Sünnet-i Seniyye’nin elle tutulur gözle görülür hâle gelişinin resmi olarak görülürler. Ankara’ya gelince Akşemseddin¸ Bıçakçı Ömer Dede ve Eşrefoğlu Rûmî gibi yetiştirdiği talebeleriyle ve aynı zamanda ehl-i sünnet yoluna hizmetleriyle bizi kendisine hayran bırakan Hacı Bayram-ı Velî’yi (k.s.) görürüz. Onunla birlikte Gül Baba¸ Şeyh İzzeddin¸ Hallaç Mahmut Efendi¸ Alaaddin Efendi¸ Ali Semerkandî ve Misafir Fakîh Hazretleri gibi birçok isim gönüllerimizi heyecanlandırmaya yeter de artar bile. Konya’da aşk çağlayanı Hz. Mevlân⸠irfanî derinliğin simgesi Sadrüddin-i Konevî Hazretleri gibi birçok özel isim gönül dünyamızda parlamaya devam eder.

Bolu’ya doğru¸ ömrü¸ hizmet ve ibadetle gönül huzuruna hasretmenin simgesi olan Hayrüddin-i Tokadî Hazretlerini ziyaret eder ve nihayet binlerce gönül mimarıyla bize göz kırpan İstanbul’a ulaşırız. İstanbul… Tarif etmenin kelimelere sığmadığı madde ve mananın olağanüstü uyumuyla bizleri büyüleyen sırlı şehir… Hâlid b. Zeyd’in/Eyüp Sultan’ın (r.a.) manevî tasarrufuyla dünyanın hayranlığını kazanan; ilâhî rıza uğrunda her türlü makamı ayaklar altına almanın simgesi Aziz Mahmud Hüdayî Hazretleri’yle bizi etkileyen; ölüm ve ötesini düşünerek hayatın anlamını bulan Mehmet Emin Tokadî’nin (k.s.) manevî tesiriyle bizi heyecanlandıran; Abdülmecid-i Sivasî ve Abdülehad Nûrî-i Sivasî ile doğru inanç uğrunda mücadeleyi bizlere öğreten ve birçok sahabe ve gönül mimarıyla bizi bizden alan şehir: İstanbul. İrfan mozaiği İstanbul’la sona ermez Anadolu’da. Edirne’de Hasan Sezaî Hazretleri aşk ve marifetin bizi kucaklayan sıcaklığıyla görünür ve günümüz insanına ‘Artık madde peşinde koştuğunuz yeter! Artık gönül âlemine dön!’ mesajını bizlere fısıldamaya devam eder.

Anadolu’nun bu yatay seyri gönlünüzü sükûnete erdirmemişse bir de Anadolu’ya dikey olarak bakmanızı tavsiye ederiz. Trabzon’da Hacı Dursun Efendi ve Haçkalı Baba¸ Amasya’da Habib-i Karamânî¸ İsmail Şirvanî¸ Hamza Nigarî ve Pir İlyas Hazretleri; Kayseri’de İbrahim Tennûrî¸ Zeynelabidin¸ Seyid Burhanüddin Muhakkık-ı Tirmizî¸ Yahyalılı Hacı Hasan Efendi ve Ahmed Remzi Dede; Niğde’de Ahmed-i Kuddûsî Hazretleri¸ Nevşehir’de Hacı Bektaş-ı Velî Hazretleri; Mersin’de Mikdat b. Esved (r.a.) ve Hz. Danyal (a.s.); Adana’da ise Sofu Dede¸ Hasan Dede ve Erkeç Dede…3

 

Sonuç Yerine

 

Anadolu’daki bu irfan mozaiğini zikredilen şehirlerde bu isimlerle sınırlamak mümkün değildir. Zikretmediğimiz birçok şehir ve ilçede ise binlerce hatta milyonlarca gönül insanının isminin varlığından söz etmek mümkündür. Bu manzara bize¸ Anadolu’nun irfanî geleneğin rengine nasıl boyandığının ve böylesine güzel gönüllü insanları nasıl yetiştirdiğinin bir göstergesidir. Son dönemde bu isimleri tanıyan¸ onları kendisine rehber edinen ve onlar gibi hayatlarıyla bizleri kendisine hayran bırakan isimlerin azalmasına bir anlam veremeyişimizi bir kez daha düşünmemizi sağlar bu fotoğraf. Bu kadar zengin bir irfan mozaiği içerisinde gönülleri daralan¸ kalpleri perdelenen ve hayatın anlamını kaybeden bu kadar insanın olmasının hayret verici kasveti kalplerimizi kasar. Elimizdeki bu nimetleri fırsata dönüştürmenin hayaliyle gönüllerimiz avunur.

Anadolu: irfan mozaiğinin muhteşem ahengi…

Anadolu: Gönül mimarlarının cennet yurdu…

Anadolu: Kur’ân ve Sünnet merkezli hayat anlayışının itibar merkezi…

Anadolu: İlim ve irfanın zirve isim ve zirve müesseselerle harmanlandığı mukaddes topraklar…

Kıymetini bilmek dileğiyle…

 

 

Dipnot

 

1. Kadir Özköse¸ Anadolu Tasavvuf Önderleri¸ Ensar Yay.¸ Konya 2008¸ 501 s.

2. Ahmet Yaşar Ocak¸ Osmanlı Toplumunda Tasavvuf ve Sûfîler¸ Türk Tarih Kurumu¸ Ankara 2014¸ 655s.

3. Mahmut Erol Kılıç¸ Anadolu Tasavvuf Tarihine Notlar 1¸ Sufi Kitap¸ İstanbul 2016¸ 256 s.

 

Sayfayı Paylaş