ACILARIN ZAMANLA HAFİFLEMESİ

Somuncu Baba

İnsan geçmişine baktığında pek çok güzel ve tatlı anıları yanında kendisini üzen olayları da hatırlar. Nice başarılara imza atmıştır¸ nice güzel günler geçirmiştir¸ mutlu anları olmuştur. Bunun yanında keder ve sıkıntı dolu pek çok anlar yaşamış¸ nice badireler atlatmıştır. Yıkılmanın eşiğine çok gelmiş¸ bazen de yıkılmış ama doğrularak yaşamına devam etmiştir.

İnsan geçmişine baktığında pek çok güzel ve tatlı anıları yanında kendisini üzen olayları da hatırlar. Nice başarılara imza atmıştır¸ nice güzel günler geçirmiştir¸ mutlu anları olmuştur. Bunun yanında keder ve sıkıntı dolu pek çok anlar yaşamış¸ nice badireler atlatmıştır. Yıkılmanın eşiğine çok gelmiş¸ bazen de yıkılmış ama doğrularak yaşamına devam etmiştir.


Doğrusu insanın geçmişi ne ise geleceği de üç aşağı beş yukarı genel olarak aynıdır. Belki çok önemli başarılara imza atacağız¸ mutlu anlarımız olacak¸ çocuklarımızı evlendireceğiz¸ torun sahibi olacağız¸ özlemini çektiğimiz bir evi satın alacağız… Daha pek çok güzel anlarımız olacak. Ancak bunların yanında üzüntü dolu günlerimiz de bizleri bekliyor olacak. Sevdiklerimizden pek çoğunu kaybedeceğiz. Belki oğlumuz¸ kızımız ve eşimiz bizden önce hayata veda edecek¸ sevdiğimiz pek çok insanın bizi geride bırakarak âhirete yürüyüşüne tanıklık edeceğiz. Bunun yanında hayal kırıklıklarımız¸ başarısızlıklarımız ve ümitsizliklerimiz olacak. Velhasıl düşe kalka hayatımızı tamamlayıp bizler de rabbimizin huzuruna doğru yola koyulacağız.


Bütün bu sevinçler ve hüzünler arasında Rabbimizin bizlere bahşetmiş olduğu en büyük nimetlerden birisi de acılara rağmen hayatımızı devam ettirebilmemizdir. O kadar çok acı tatmamıza rağmen yine de yaşamaya devam ederiz. Tamamen izleri silinmez¸ ancak acılarımız zamanla hafifler. Aklımıza geldiğinde elbette hüzünlenir¸ üzülürüz ama sonuçta hayat devam etmektedir. Bizler de yaşamaya devam ederiz. Çünkü rabbimiz hepimize dayanma gücü vermiştir. Çektiğimiz acılar şayet ilk günkü şiddetini devam ettirseydi¸ acaba halimiz nice olurdu? Çok yakınımız olan birini kaybetmemizin acısı yanında başarısızlıklarımız ve başımıza gelen felaketlerin ağırlığı üst üste yığılıp her gün aynı şiddetle hissedilseydi¸ inanın hiçbirimiz bu hayatı devam ettirmek istemezdik. Ama Rabbimiz acılarımızı bile hafifleterek bizlere ikramda bulunmuştur. Hayatı¸ acıları ve tatlılarıyla birlikte yaşamamızı sağlamıştır. Bu nedenledir ki¸ geçmişte tattığımız üzüntülerimizi ve sıkıntılarımızı hatırladıkça elbette yüreğimiz yanar ancak bu hiçbir zaman ilk günkü gibi olmaz. Böylece önümüzdeki yeni gün yaşamamız için bize kalır. Bu hiç şüphesiz büyük bir nimettir.


Allah'ın Takdirine Boyun Eğmek


Kısa aralıklarla abisini inşaat kazasına¸ bir kavgayı ayıran kardeşini cinayete kurban veren¸ babasını kalp krizi¸ annesini de kanserle kaybeden bir arkadaşıma bu kadar acıya nasıl tahammül edebildiğini sordum. "Allah'ın takdirine boyun eğmek dışında yapabileceğim bir şey var mı?" diye sordu bana. "Eğer bu takdire boyun eğmezsem isyankâr olabilirim. Kaybettiklerim elbette aklımdan çok az çıkıyor¸ ancak rabbim dayanma gücünü de bahşetmiş bizlere. Yaşam bir şekilde devam ediyor. Kaybettiklerimin acısını belki ilk günkü gibi hissetmiyorum ancak her zaman bir sızıntı olarak kalbimde duruyor. Rabbimin kıyâmette beni sevdiklerimle bir araya getireceği için rahatlıyorum. Namazla rahatlıyorum. Onun huzurunda kıyama durduğum zaman hepimizin ona ait olduğunu yeniden hissediyorum. Bu bana sabretmeyi¸ boyun eğmeyi¸ hale razı olmayı öğretiyor. Secdeye vardığımda bir başka oluyorum. Bütün kudreti zatında toplayan rabbimin huzuruna yüz sürüyorum¸ teslimiyetimi ilan ediyorum. Bu nedenle de namazlardan sonra çok büyük bir rahatlama hissediyorum. Bunu doyasıya hissetmek için de cemaatle namaza çok önem veriyorum. Mü'min kardeşlerimle birlikte ibadeti îfâ ettiğimde kendimi onlarla dayanışma içinde hissediyorum¸ bana destek olduklarını düşünüyorum."


Durum tam da onun dediği gibi. Ayrıca Allah insana bir dayanma gücü de veriyor. Rabbine imanı güçlü olan insan bunu isyana dönüştürmüyor. Ondan gelene râzı oluyor. Yaşadıklarının âhiret sermayesi olmasına çabalıyor.  Gözlerini kaybedip yürüyemez hale gelen teyzemin vefat edene kadar dilinden en çok düşürmediği kelimeler şunlardı: "Allah'ım! Sana şükürler olsun. Sen ne yaparsan çok iyi yaparsın." İnşallah çektiğimiz sıkıntılarımız¸ halimize razı olup rabbin takdirine boyun eğmemiz nedeniyle âhiret sermayemiz olur.


Acılar İnsanı Olgunlaştırır


Acıların öğrettiği bir şey daha bulunmaktadır: Acılar insanı olgunlaştırır. Annesini¸ babasını ve çocuklarını kaybeden Hz. Peygamber (s.a.v.) bunun en güzel örneğidir. Çünkü sıkıntılar ve üzüntüler insanı pişirir¸ merhamet damarlarını kabartır¸ daha affedici yapar. Çünkü acı çekenler acının ne demek olduğunu bildiklerinden başkalarının acı çekmesine tahammül edemezler¸ etraflarındaki insanları üzmemeye çalışırlar. Onlarla arkadaşlık çok güzeldir. Kalp kırmazlar¸ güzel ifadeler kullanırlar ve yardımseverdirler. Sıkıştığınız anda onları yanınızda bulursunuz. Kalpleri şefkatle yoğrulmuştur. İnsanlar yaşlandıkça olgunlaştığı gibi çekilen sıkıntılar da olgunlaştırır. Hepimizin¸ genç yaşta olmasına rağmen yaşının üzerinde olgunluk gösteren böylesi nice dostumuz vardır.


Gerçi insan isyan etse ne değişecek ki? Hiçbir şey… Kul¸ karşılaştığı acılar nedeniyle başkaldırdığında ileriki günlerdeki yaşantısında bunun ona bir faydası olmaz. Bilakis kalbine daha fazla yük yüklemiş olur. Kendisini yıpratmış olur. Günahkâr olmasının ötesinde¸ kabullenemediği bu durumu dışarıya yansıttığından etrafına da zarar verir. Yakınındakilere karşı belki de şiddet uygular¸ etrafının boşalmasına neden olur. Acısı nedeniyle etrafında dostları olması gerekirken herkesi yanından uzaklaştırır. Bu nedenle olan biteni kabullenmek¸ sabretmek ve rabbe teslim olmak en güzelidir. Var mı kulluk gibisi! Bu yol insanı hem huzura erdirir hem de iki dünyasını mamur eder. Yaşadığı hayat zehir olmaz.


Uyarı Levhaları


Unutmamak gerekir ki¸ yaşanan üzüntüler bizler için uyarı levhaları gibidir. Her zaman bir şeyleri hatırlatırlar¸ hayata ne için geldiğimizi anımsamamızı sağlarlar. Önemli olan o levhaların ne ifade ettiğini anlayarak istikamet üzere hayata devam edebilmektir. İstikametten şaşmadan güzergâhı takip edenler hiç şüphesiz ki son nefesleriyle birlikte maksudlarına erişeceklerdir. Kim bilir¸ hayatımızın her döneminde tattığımız acılarımız olmasa¸ belki de rabbimizi unutacağız. Acılarımız ve sıkıntılarımız bize rabbimizi hatırlatır. Sığınma ihtiyacı hissettiğimiz anlarda en güvenilir yer olarak onu buluruz. Ona gözyaşı döker ve dayanma gücü isteriz. Böylece acılar rabbimizle olan bağımızın kopmamasını sağlayan bağlardan biri olur.


Genellikle yatsı namazlarından sonra imamlarımızdan dinlediğimiz Bakara suresinin son ayetinde rabbimiz şöyle buyurmaktadır: "Allah kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükler; kazandığı iyilik lehine¸ ettiği kötülük de aleyhinedir. Rabbimiz! Eğer unutacak veya yanılacak olursak bizi sorumlu tutma. Rabbimiz bizden öncekilere yüklediğin gibi¸ bize de ağır yük yükleme. Rabbimiz! Bize gücümüzün yetmeyeceği şeyi taşıtma¸ bizi affet¸ bizi bağışla¸ bize acı. Sen Mevlâ'mızsın¸ kafirlere karşı bize yardım et."

Sayfayı Paylaş