Mutluluğun Kazanılması

İnsan, yaratılmışların en yücesi olması nedeniyle bütün mevcudatın özelliklerini belirli yanlarıyla içinde barındırır. Bu sebeple de, ehl-i irfan tarafından “küçük kâinat” olarak nitelendirilir. Peki, insana bahşedilmiş olan bu vasfın hakkı, günümüzün maddeye indirgenmiş dünyasında nasıl verilebilir?
İslam dünyasının en büyük âlimlerinden mutasavvıf ve müfessir Râgıb el-İsfahanî Mutluluğun Kazanılması’nda, açık ve samimi diliyle; ayetler, hadis-i şerifler ve büyük zatlardan nasihatler eşliğinde “insan”ı yalnızca etten kemikten cismanî yönüyle değil, manevî yönüyle ele alıyor. Mutluluğun Kazanılması, kendine ve çevresine faydalı olabilmesi için bir buğday tanesi gibi öğütülüp pişmesi gereken insanın dünyadaki bu olgunlaşma sürecinde tâbi olacağı evreleri, bu dönemler sonucunda ulaşacağı mutluluğu ve yaratılış gayesine uygun bir yaşamla ulaşacağı ahiret mutluluğunu açıklarken bir kendini bulma ve bilme kitabı niteliğini taşıyor.
Seçkin İslâm bilginlerinden biri olan yazar Râgıb el-İsfahânî V. (XI.) asrın ikinci yarısında yaşamıştır. Râgıb el-İsfahânî’nin hayatı, ilmî kariyerine, eserlerinin şöhretine ve insanlar arasında yaygınlık kazanmış olmasına rağmen bir ölçüde bilinmezlikler içindedir. Adı Hüseyin, künyesi “Ebü’l-Kâsım”, lakabı Râgıb’tır. İran’ın önemli kültür merkezlerinden biri olan İsfahan’da dünyaya gelmiş ve 502/1108’de Bağdat’ta vefat etmiştir. İslâm âlimlerinin ileri gelenlerinin pek çoğu tarafından büyüklüğü takdir edilen bir âlim el-İsfahânî, başta ahlâk olmak üzere tefsir, lügat ve felsefe gibi çeşitli ilimlerde eserler vermiştir.
Söz konusu kitaptan yapılan bazı alıntılar da şöyledir:
“Üzerinde vazife olan ve bilmesi gereken şeylerle uğraşması gerektiğini bilen kişi, ilim sahibi olmasa dahi bilgili biri olarak kabul edilir. Çünkü cehaletinin farkında olan ve bilmediğini idrak eden insan, bilmediğini de bilmeyen gafile göre bilgili sayılır.”
“İnsan bir şeyin, kendine olan faydasını bildiği ölçüde onu elde etmeyi ister ve bu yolda çeşitli zorluklara sabreder. Bu yüzden Yüce Allah, istediği şeyin faydası hakkında bilgi sahibi olmayan kişiyi anlattığı ayetinde şöyle buyurmaktadır: ‘Aslını bilmediğin, iç yüzüne hâkim olmadığın bir duruma karşı nasıl sabredebilirsin ki?!’ (18/Kehf, 68)”
“Ey insanî faziletlerle üstün olan insan! Bütün güzellikleri ve kurtuluşu ancak nefsini temizlemekle elde edeceğini iyice kavra. Nitekim Yüce Allah bu konuda: ’Nefsinin kötü istek ve arzularından temizlenen, manevî olarak arınan insan kurtuluşa ermiştir.’ (91/Şems, 9) buyurmaktadır.”
“İnsan, konuşmasıyla eşyanın suretlerini diğer insanların kalplerine nakşetmesi açısından da hikmetleri Levh-i Mahfûz’a kaydeden kaleme benzemektedir.”
“İnsan iyiyi, kötüyü; güzeli, çirkini birbirinden ayırt etmeye yarayan akıl ve fikir kabiliyetlerine sahip olmadıkça insan olma sürecini tamamlayamaz.”
“Âlemin ve âlemde zamanla var olan şeylerin asıl amacı insanın yaratılmasıdır. Ana unsurların yaratılmasındaki amaç bitkilerdir, bitkilerden maksat hayvanlar, hayvanlardan maksat insan bedeni, insan bedeninden maksat konuşan/düşünen ruhlardır. Bu ruhlardan maksat da bireyde mutluluğu, toplumda adaleti sağlayarak Allah’ın yeryüzündeki temsilcisi olacak yöneticilerin/halifelerin ortaya çıkmasıdır.”
Sufi Kitap
Tel: 0212 511 24 24

Sayfayı Paylaş