ÜMİT, SABIR VE DUÂ ÂBİDESİ: HZ. YAKUB (A.S.)

Somuncu Baba

"Müjdeci gelip¸ gömleği Yakup'un yüzüne bırakınca¸ hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakup: ‘Ben size¸ Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?' dedi. Oğulları: ‘Ey Babamız! Suçlarımızın bağışlanmasını dile¸ bizler hiç şüphesiz suçluyuz.' dediler."


Kur'ân kıssalarında anlatılan peygamberlerin hayatları bir bütün olarak anlatılmaz. Onların ibret verici yönleri öne çıkarılarak anlatılır. Zaten Kur'ân¸ insanlığa gönderilmiş bütün peygamberleri anlatmaz. Kıssasını anlattığı peygamberin de hayatından bazı kesitleri bize ders verici yönleriyle anlatır. Dolayısıyla biz onları¸ yaşanmış ve bitmiş bir hayat hikâyesi olarak okuyamayız. Yalnızca onlar hakkında bilgilenmek için de okuyamayız. Onların yaşadıkları onlarda kalsın diye de değil. Aslında hayat kitabı Kur'ân'da anlatılarak yaşatılan her peygamber kıssası günümüzde yaşandığı zaman anlamlı hâle gelecektir. Zira insanlığın önderleri peygamberler¸ yaşadıklarını hem kendileri için hem de bizlere ders olsun diye yaşamışlardır. Daha da önemlisi¸ onlar yaşadıklarını birer insan olarak yaşamışlardır.


İşte o kıssası anlatılanlardan biri de Hz. Yakub Peygamber'dir. Onun diğer adı da Allah'ın kulu anlamına İsrâîl'dir. O¸ İsrailoğullarına adını veren peygamberdir. Aynı zamanda o¸ onların eğitimi ve işledikleri günahlara karşı ders olsun diye bir kısım şeyleri onlara yasak kılan bir davet adamıdır.


Tevrat'ın indirilmesinden önce İsrail'in kendilerine haram ettiğinden başka bütün yiyecekler İsrailoğullarına helal idi; doğru sözlü iseniz Tevrat'ı getirip okuyun.”1¸ “Yahudilere¸ tırnaklı olan her hayvanı haram kıldık. Sığır ve koyunların da sırtlarında veya bağırsaklarında veya kemiğe karışık bulunan yağlar dışında iç yağlarını haram kıldık. Bu¸ aşırı gidip ilâhî sınırları aşmalarından¸ insan haklarına el uzatmalarından dolayı onlara verdiğimiz bir cezâdır.”2¸ “Yahudilerden çoğunun zulümleri¸ birçoklarını Allah yolundan alıkoymaları¸ men'edildikleri hâlde fâiz almaları ve haksız sebeplerle insanların mallarını yemeleri sebebiyle daha önce kendilerine helâl kılınan iyi ve temiz şeyleri onlara haram kıldık.”3 Âyetlerden anlaşıldığına göre Yüce Allah¸ onları eğitmek¸ sınamak ve sağlıkları için bazı şeyleri onlara haram kılmıştır. Rivâyete göre¸ Hz. Yakub'un da bir hastalığı sebebiyle kendine çok sevdiği deve sütü ve deve etini haram kılmış ve yememişti.


Kur'ân¸ Hz. Yakub'un¸ oğlu Hz. Yûsuf'un küçük yaşta gördüğü rüyasını tabir edip bu konuda onu hazırlayışını anlatır. Kardeşlerin kıskançlıkla ona zarar vermeleri endişesiyle onu uyarır.


Babası şunları söyledi: ‘Yavrucuğum! Rüyanı kardeşlerine anlatma¸ yoksa sana tuzak kurarlar; zira şeytan insanın apaçık düşmanıdır. Rabb'in seni böylece rüyandaki gibi seçecek¸ sana rüyaları yorumlamayı öğretecek; daha önce¸ ataların İbrahim ve İshak'a nimetlerini tamamladığı gibi¸ sana ve Yakup soyuna da tamamlayacaktır. Doğrusu Rabb'in bilir¸ hakimdir.”4


Kendisinden Hz. Yûsuf'u koparıp ondan kurtulmak için kuyuya atan ve “kurt yedi” diye kanlı gömleğini getirdiklerinde¸ bir taraftan “nefisleriniz bunu size süslü gösterdi” derken¸ öte taraftan olanlara sabredişini bize anlatır.


Babaları: ‘Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi; artık bana güzelce sabır gerekir. Anlattıklarınıza ancak Allah'tan yardım istenir.' dedi.”5 Âyette geçen Hz. Yakub'un sabr-ı cemîli¸ içerisinde sızlanma-şikâyet olmayan sabırdır. Buna göre sabr-ı cemîlin olması için¸ herhangi bir sızlanma¸ sitem ve şikâyet cümlesi sarf etmeden olanlara anında katlanmak gerekmektedir. Sonu selâmet ve zafer olan sabır¸ böyle bir sabırdır.


Kıtlık yıllarında evlatlarını Mısır'a gönderirken¸ bir baba şefkatiyle yâd ellerde tedbirli davranmalarını onlara hatırlatır.


Babaları: ‘Oğullarım! Tek bir kapıdan değil¸ ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah katında size bir faydam olmaz¸ hüküm ancak Allah'ındır¸ O'na güvendim¸ güvenenler de O'na güvensinler.' dedi.”6 Hz. Yakub¸ oğullarının babayiğit ve güzellikleriyle başlarına kötü bir şey gelmemesi için ve nazara uğramamaları için tedbirli olmalarını tavsiye etmiştir. Zira on kardeşin hep birlikte aynı kapıdan içeri girmeleri¸ şehirdekileri korkutup tedirgin edebilir¸ halkın dikkatini çekebilirdi. Buna göre insana düşen¸ önce alınması gereken tedbiri almak¸ sonra Yüce Allah'a güvenmektir. Yoksa yapılması gerekenler yapılmadan¸ ben işimi Allah'a bıraktım¸ O'na güvendim demek gerçek anlamda tevekkül değildir. Onun için Peygamberimiz (s.a.v.)¸ deve sahibi olan bir adamı¸ “Önce deveni bağla¸ sonra Allah'a tevekkül et.” diyerek uyarmıştır. Âyet¸ hem Yakub Peygamber'in bütün çocuklarına düşkün olduğunu gösterir¸ hem de göz değmesi demek olan nazarın hak olduğuna işaret eder. Hz. Yakub¸ her zaman evlatlarına düşkün¸ onların her zaman hayrını isteyen bir baba idi. O¸ ölüm döşeğinde bile evlatlarını düşünen şefkat ve merhamet âbidesi bir babadır. “Yoksa Yakup can verirken sizler yanında mı idiniz? O¸ oğullarına: ‘Benden sonra kime kulluk edeceksiniz?' diye sormuştu.”7¸ “Yakup da: ‘Oğullarım! Allah dini size seçti¸ siz de ancak O'na teslim olmuş olarak can verin.' dedi.”8


Kur'ân bize¸ oğulları¸ küçük kardeşleri Bünyamin'i Mısır'da bırakıp geldiğinde Hz. Yakub'un hüznünü kalbine gömüşünü ve aslâ sitem etmeyişini anlatır.


Yakub: ‘Sizi nefsiniz bir iş yapmaya sürükledi¸ artık bana güzelce sabır gerekir; belki Allah hepsini birden bana getirecektir¸ çünkü O bilendir¸ hâkimdir.' dedi.”9


Ve Kur'ân¸ bütün bu olanların yanında aradan geçen bunca yıla rağmen Hz. Yûsuf ve kardeşinden ümit kesmeyişini anlatır.


Yakup şöyle dedi: ‘Ben üzüntü ve tasamı yalnız Allah'a açarım. Allah katından¸ sizin bilmediklerinizi bilirim. Ey Oğullarım! Gidin¸ Yûsuf'u ve kardeşini arayın. Allah'ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin; doğrusu kâfirlerden başkası Allah'ın rahmetinden ümidini kesmez.”10


Yıllar geçmişti aradan¸ kardeşleri tümden Hz. Yûsuf'tan ümitlerini kesmişlerdi. Ama Yakub Peygamber¸ ümidini kesmedi. Yıllar sonra oğulları¸ Bünyamin'i Mısır'da bırakıp geldiklerinde¸ “gidin hem onu¸ hem de kardeşi Yûsuf'u araştırın” buyurdu. Zaten gelen habere göre Bünyamin¸ esir olarak kalmıştı ve yaşadığı belliydi. Yıllar önce Yûsuf'un kanlı gömleği getirildiğinde de Yakub (a.s.)¸ onun kurt tarafından parçalandığına inanmamıştı. Çünkü kanlı gömlek parçalanmamıştı. Hem sonra Yûsuf'un çocukken gördüğü rüyadan Yakub Peygamber¸ onun yaşayıp seçkin bir kul olacağını anlamıştı. Bütün bunlar¸ Yûsuf'un hayatta olabileceğini gösteriyordu. Onun için baba¸ evlatlarına onları araştırmalarını istedi. Demek ki mü'min¸ bir şey hakkında kesin bilgiye sahip değilse¸ ümidini yitirmeden onun aslını araştıracaktı.


Kervan¸ memleketlerine dönmek üzere ayrıldığında¸ babaları: ‘Doğrusu ben Yûsuf'un kokusunu duyuyorum; ne olur bana bunak demeyin.' dedi.”11


Kervan daha Mısır'da iken¸ oraya çok uzaklarda bulunan Hz. Yakub'un¸ Yûsuf'un kokusunu duyuyorum demesi¸ onun vahiyle bilgilendirilmesinin yanı sıra¸ bugün bilimin telepati/uzakduyum dediği¸ birbirini çok seven¸ birbirine çok bağlı olan insanların¸ birbirlerinin başına gelenlerden etkilenmesi olarak da anlaşılabilir.


Müjdeci gelip¸ gömleği Yakup'un yüzüne bırakınca¸ hemen gözleri açıldı. Bunun üzerine Yakup: ‘Ben size¸ Allah katından sizin bilmediğinizi biliyorum dememiş miydim?' dedi. Oğulları: ‘Ey Babamız! Suçlarımızın bağışlanmasını dile¸ bizler hiç şüphesiz suçluyuz.' dediler. Yakup: ‘Rabb'imden bağışlanmanızı dileyeceğim; O şüphesiz bağışlar ve merhamet eder.' dedi.”12


Oğullar¸ hatalarını anlayıp af dilediler. Zira hatadan dönmek erdemdi. Babalarından da duâ istediler. Zira sâlihlerin duâsı¸ makbul ve muteberdir. Ancak Hz. Yakub¸ onlara hemen duâ etme yerine¸ ilerde edeceğini söyledi. Bu¸ onun kendini duâya hazır ettikten sonra duâ edeceği anlamına gelebilir. Zira duâ için kişi kendini hazırlamalı¸ duâ öncesi ibadet ve tâatle duâyı hak etmeli¸ duânın makbul olduğu zaman ve mekânları gözetmelidir. İkinci olarak evlatlarının¸ biraz daha tevbeye devam etmeleri¸ kendilerini düzeltmelerini temine etmek için böyle söylemiş olabilir.


Görüldüğü üzere Yakub (a.s.)'ı anlatan âyetlerin her birinde pek çok ders ve ibret vardır. Önemli olan onları bu gözle görüp bize bakan mesajları almak ve onları hayatımıza yansıtmaktır. Nitekim Yüce Rabb'imiz bu amaçla onu anmamızı¸ onu anlamamızı ve anlatıp gündeme getirmemizi bizden istemektedir:


Güçlü ve anlayışlı olan kullarımız İbrahim¸ İshak ve Yakup'u da an. Biz onları âhiret yurdunu düşünen¸ içten bağlı kimseler kıldık. Doğrusu onlar katımızda seçkin¸ iyi kimselerdendirler.”13 Ümit¸ sabır¸ ibadet ve duâ âbidesi olan Hz. Yakub'a ve onun izinde gidenlere selam olsun.


 


Dipnot



1. 3/Âl-İ İmrân¸ 93.


2. 6/En'âm¸ 146.


3. 4/Nis⸠160-161.


4. 12/Yûsuf¸ 5-6.


5. 12/Yûsuf¸ 18.


6. 12/Yûsuf¸ 67.


7. 2/Bakara¸ 133.


8. 2/Bakara¸ 132.


9. 12/Yûsuf¸ 83.


10. 12/Yûsuf¸ 86-87.


11. 12/Yûsuf¸ 94.


12. 12/Yûsuf¸ 96-98.


13. 38/Sâd¸ 45-47.

Sayfayı Paylaş