TEVHÎDE KARŞI, ŞİRK

Somuncu Baba

"Şirk¸ pek çok insanın bulaştığı salgın bir hastalıktır: "Onların çoğu¸ ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler." Bu yüzden bütün peygamberler¸ şirkle mücadele ile işe başlamışlardır. Çünkü tevhîd kökleşmeden¸ insanları Allah'ın istediği noktaya getirmek mümkün değildir. Yapılan amellere Allah katında değer kazandıracak olan da şirk şâibelerinden arınmış saf ve katkısız tevhîddir."

"Şirk¸ pek çok insanın bulaştığı salgın bir hastalıktır: "Onların çoğu¸ ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler."[i] Bu yüzden bütün peygamberler¸ şirkle mücadele ile işe başlamışlardır. Çünkü tevhîd kökleşmeden¸ insanları Allah'ın istediği noktaya getirmek mümkün değildir. Yapılan amellere Allah katında değer kazandıracak olan da şirk şâibelerinden arınmış saf ve katkısız tevhîddir."


Büyük günahları genel olarak işliyoruz¸ pek çok insan da bunları biliyor¸ ama yine de kendini bu günahlardan alamıyor¸ şu veya bu şekilde bunların içerisine düşüyor. Mü'min olduğunu söylediği halde pek çok insan¸ bid'at ve hurafelere kanabiliyor¸ şirke bulaşabiliyor… Gözünü kırpmadan bir cana kıyabiliyor… Harama bir şeyi yapmaktan çekinmiyor… Alkol ve uyuşturucu bataklıklarına yuvarlanabiliyor… Kul hakkına tecavüz edip hırsız olabiliyor… Dürüstlük gibi bir erdem varken¸ yalan söyleyebiliyor…


Bütün bunlarda inanç zayıflığı kadar¸ bu günahların getireceği dünya ve âhiret kayıplarını¸ bunlara karşılık helâllerin dünya ve âhirette kazandırdıklarını bilmemek etkilidir. Bu yüzden bu yılki yazı serimizde bu günahlardan¸ onların dünya ve âhiret kayıplarından bahsedeceğiz. Bu şekilde bu günahlarla ilgili bilgi eksikliğini bir ölçüde gidermeye¸ bilginin eyleme dönüşmesine katkıda bulunmaya gayret edeceğiz. Başarıya ulaştıran Yüce Allah'tır. Bu nedenle biz¸ bize düşeni yaptıktan sonra¸ başarı için O'ndan yardım diliyoruz.


Şirk¸ Fıtrata Yabancılaşmadır


Şirk¸ bir kısım şeyleri¸ kimseleri Yüce Allah'a ortak koşma¸ O'nun konumuna çıkarma¸ O'na ait sıfatları onlara vermektir. İnsanlık tarihi boyunca çok çeşitli şekillerde kendini göstermiştir şirk. Kimi zaman olmuş insanlar¸ taştan ağaçtan kendi elleriyle yaptıkları putları; kimi zaman da kendi elleri yahut düşünceleriyle ürettikleri şeyleri O'na ortak koşmuşlar: Yüce Allah'ın emirlerine boyun eğmek varken¸ o putların güdümüne girmişlerdir. Kimi zaman da Yüce Allah'ın isim ve sıfatlarını pasifize ederek¸ onları başkalarına vermişlerdir.


Şirk¸ Yüce Allah'ı somutlaştırmadır. Tevhîd¸ insanın özüne yerleştirilen fıtratın kendisi¸ şirk ise bundan kopma ve uzaklaşma¸ fıtrattan yabancılaşmadır. Bu yüzden tevhîd asıl vatanda yaşamaksa¸ şirk gurbetlerde sürünmek ve bocalamaktır. Aslında tevhîd üzere kalmak kolay¸ şirk koşmak ise zordur. Çünkü tevhîd fıtrata¸ akla¸ insanın ruh ve beden sağlığına uygun olandır. Şirk ise fıtrata¸ akla¸ mantığa ve sağlığa terstir.


Şirk¸ pek çok insanın bulaştığı salgın bir hastalıktır: "Onların çoğu¸ ancak ortak koşarak Allah'a iman ederler."[ii] Bu yüzden bütün peygamberler¸ şirkle mücadele ile işe başlamışlardır. Çünkü tevhîd kökleşmeden¸ insanları Allah'ın istediği noktaya getirmek mümkün değildir. Yapılan amellere Allah katında değer kazandıracak olan da şirk şâibelerinden arınmış saf ve katkısız tevhîddir.


Şirk ayrıca Allâh'a inandığını söylemekle birlikte¸ başka şeyleri güç ve kuvvette O'na denk tutmak¸ O'na ortak koşmaktır. Bu başka şeyler her çeşidi ile put¸ tağut¸ şeytan¸ para¸ makam¸ kadın¸ erkek vb. şeyler olabilir. Göklerin yaratıcısı olarak Allâh'ı kabul etmekle beraber¸ yeryüzünde hakimiyeti başkalarına vermek de şirktir. Camide Allâh'ı kabul ettiği halde işyerinde¸ çarşıda¸ evde¸ okulda hakim güç olarak başkalarını kabul etmek… Ramazan'da Allâh'ın kulluğuna razı olduğu halde¸ diğer aylarda başka arayışlara girmek… Rızık verici olarak (Razzak) Allâh'ı bildiği halde¸ rızık endişesiyle¸ Allâh'ın ölçülerini çiğnemek… Bunların hepsi şirk versiyonlarıdır.


Şirkte nefsin rolü büyüktür. Yani insanlar¸ nefislerinin isteklerini¸ putlara söyleterek yerine getirmeye¸ nefsine tapınmaya putları kamuflaj malzemesi olarak kullanmaya çalışmışlardır. Aynı şekilde müşrik¸ şirk koştuğu şeylerin kendisini Allah'a yaklaştıran şeyler olduğunu söyleyerek sapmanın üstünü örtmeye çalışır. Nitekim bu konuda Kur'ân'da şöyle buyurulur:


"Kötü duygularını kendisine tanrı edinen kimseyi gördün mü?"[iii]


"Onlar Allah'ı bırakıp kendilerine ne zarar ne de fayda verebilecek şeylere tapıyorlar ve ‘Bunlar¸ Allah katında bizim şefaatçılarımızdır.' diyorlar."[iv]


"Onlar¸ yardım göreceklerini umarak Allah'tan başka ilâhlar edindiler. Hâlbuki ilâhların onlara yardım etmeye güçleri yetmez. Aksine kendileri bunlar için yardıma hazır askerlerdir."[v]


Demek ki o edinilen/üretilen putların hiç kimseye dünya ve âhirette yardım etmesi mümkün değildir. Onlara bulundukları konum ve güçleri (!) verenler¸ onların hazır askerleri konumunda olan putçulardır. Fir'avun piramitleri bunun açık göstergesidir. Şöyle ki: Fir'avun¸ piramidin en tepesinde bir noktadır. Onu o makamda tutan¸ piramidin diğer noktalarıdır. O noktaların desteği olmasa ne Fir'avun en tepede olacak ve ne de onun herhangi bir güç ve kuvveti olacaktır!


Kötülüklere Sevkeden Virüs


Şirk¸ sahibini kötülüklere sevkeden bir virüstür. Zira bir olan Allah'a inanıp yalnızca O'na teslim olmayan kimse¸ bel bağladığı başka güçleri hoşnut edebilmek için meşru olmayan her yolu deneyecek ve günahların adamı olacaktır.


Kur'ân müşriği çok ortaklı köleye benzetir. Birden fazla efendiye ait olan köle; aynı anda ve birbirinden farklı olarak efendilerinden gelen emirler karşısında şaşırıp kalan köle; ne o efendiye¸ ne bu efendiye yaranamayan köle… Müşrik de öyle değil midir? Bir taraftan Yüce Allah'a inandığını¸ O'na bağlı olduğunu söyler; öte taraftan başka güçlere bağlıdır. Ne Yüce Yaratıcı'ya layıkıyla kuldur¸ ne diğer tanrılarına.


"Allah¸ çekişip duran birçok ortakların sahip olduğu bir adam (köle) ile yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Hamd Allah'a mahsustur. Fakat onların çoğu bilmezler."[vi]


Buna göre insan ya Allah'a kul olacaktır¸ ya da başka şeylere. Hem Allah'a¸ hem de başka şeylere kul olmak mümkün değildir. Çünkü "Allah¸ bir adamın içinde iki kalp yaratmamıştır."[vii]


Şirkin¸ sahiplerine dünyada herhangi bir faydası olamayacağı gibi âhirette de bir faydası olamayacak ve müşrikler Allah'ın huzurunda şirk koştukları şeylerden uzak olmak isteyecekler¸ ancak bunun onlara bir yararı olmayacaktır:


"Ey insanlar! (Size) bir misâl verildi; şimdi onu dinleyin: Allah'ı bırakıp da yalvardıklarınız (taptıklarınız) bunun için bir araya gelseler bile bir sineği dahi yaratamazlar. Sinek onlardan bir şey kapsa¸ bunu ondan geri de alamazlar. İsteyen de âciz¸ kendinden istenen de!"[viii]


"Unutma o günü ki¸ onları hep birden toplayacağız; sonra da¸ Allah'a ortak koşanlara¸ ‘Nerede boş yere davasını güttüğünüz ortaklarınız?' diyeceğiz."[ix]


"Andolsun ki¸ sizi ilk defa yarattığımız gibi teker teker bize geleceksiniz ve (dünyada) size verdiğimiz şeyleri arkanızda bırakacaksınız. Yaratılışınızda ortaklarımız sandığınız şefâatçılarınızı da yanınızda göremeyeceğiz. Andolsun¸ aranız açılmış ve (tanrı) sandığınız şeyler sizden kaybolup gitmiştir."[x]


"Allâh'ım Şirk Koşmaktan Sana Sığınırım"


23 yılık vahiy sürecinde gelen âyetlerde sürekli olarak şirke dikkat çekilmiş ve tevhîd konusu işlenmiştir. Mekke'de inen âyetlerde de Medine'de inen âyetlerde de bu konu işlenmeye devam etmiştir. Çünkü bütün versiyonlarıyla şirkten kurtulup tevhîd kökleşmeden hiçbir söylem ve eylemin Allah katında bir anlamı olmayacaktır. Bu yüzden Peygamberimizin sabah akşam okuduğu ve bizim de okumamızı istediği bir duasında şöyle diyerek şirkten hep Allah'a sığınmıştır:


"Allâhümme innî eûzü bike en üşrike bike ve ene a'lemü ve estağfiruke limâ lâ a'lem."


“Allâh'ım şüphesiz ben bile bile şirk koşmaktan Sana sığınırım. Farkında olmadan yaptıklarımdan dolayı da affını dilerim.”[xi]


Yine bir hadislerinde Peygamberimiz¸ düşmanla savaşırken can verip şehid olduğunu sanan kimsenin¸ kahramanlığını göstermek için savaşa katıldığı için Allah katında şahâdetinin kabul edilmeyeceğini haber verir. Aynı şekilde gösteriş için¸ âlim desinler¸ hâfız desinler diye ilmini başkalarına öğreten/Kur'ân okuyan kimsenin de bu amelinin kendisini cehennemden kurtaramayacağını bildirir. Gösteriş için¸ cömert desinler diye malını fakirlere veren kimseden de bu amelin kabul edilmeyeceğini[xii] haber vererek bütün amellerde ihlâslı olunmasının gereğini bizlere hatırlatır.


O halde tevhîdi iyice özümseyip içselleştirmek gerekir. Bunun için Yüce Rabbimizi tanıtan âyetleri çokça okumalıyız. O'nun en güzel isim ve sıfatlarını sürekli ve anlayarak tekrarlamalıyız. Darlıkta olduğu gibi bollukta da her zaman Yüce Allah'a inanıp güvenmeli¸ O'ndan yardım istemeliyiz. Yüce Allah'a ait olan hiçbir yetkiyi¸ isim ve sıfatı O'ndan başkasına lâyık görmemeliyiz. Yapıp ettiklerimizi O'nun için yapmalı¸ gizli şirk diye anılan riyadan uzak durmalıyız. Pek çok insanın şirk bataklığında çırpınmaları¸ şirkin doğru/iyi/yararlı olduğunu göstermez. Önce kalbimizi¸ beynimizi¸ söylem ve eylemlerimizi şirk şaibelerinden arındırmalı¸ sonra da peygamber duası ile şirkten Allah'a sığınmalıyız. Müşriklerle beraber olmaktan¸ onların yaptıklarını yapmaktan kurtulmadığımız sürece¸ dilimizin peygamber duasıyla şirkten Allah'a sığınmasının bir anlamı olmayacaktır. Unutmayalım ki şirk¸ terk edilmediği sürece Yüce Allah'ın asla bağışlamayacağı büyük günahların başında gelir:

"Allah¸ kendisine ortak koşulmasını asla bağışlamaz; ondan başka günahları dilediği kimse için bağışlar. Kim Allah'a ortak koşarsa büsbütün sapıtmıştır."[xiii]




[i] 12/Yûsuf¸ 106.



[ii] 12/Yûsuf¸ 106.



[iii] 25/Furkân¸ 43; 45/Câsiye¸ 23.



[iv] 10/Yûnus¸ 18.



[v] 36/Yâsîn¸ 74-75.



[vi] 39/Zümer¸ 29.



[vii] 33/Ahzâb¸ 4.



[viii] 22/Hac¸ 73.



[ix] 6/En'âm¸ 22.



[x] 6/En'âm¸ 94.



[xi] Ahmet b. Hanbel¸ Müsned¸ IV¸ 403



[xii] Müslim¸ İmâre¸ 152.



[xiii] 4/Nis⸠116.

Sayfayı Paylaş