SINANIYORUZ

Somuncu Baba

"Her zaman ve her mekânda sınavda olduğumuzu
bilelim. Neden¸ niçin gibi lüzumsuz sorularla
sınavın sahibini sorgulayacağımıza sınavda
başarılı olabilmek için gayret edelim.
Unutmayalım ki O¸ bizi çok seviyor
ve sürekli bizim kazanmamızı
istiyor. "

Şu sınav salonu dünyaya imtihan için geldik ve her birimiz her ân sınavdayız. Sınanıyoruz. Sınavın sorularını Yüce Yaratıcı soruyor¸ kime hangi soruyu soracağına O karar veriyor¸ sınavın süresini/ömrü de O belirliyor. Ama herkese gücü yeteceği¸ cevaplayabileceği soruları yöneltiyor. Dolayısıyla hiç kimsenin¸ "Bilmem ki bu dünyaya ben niye geldim?" diye sormaya yahut¸ "Ben bunları çekemem¸ bu sınava gelemem." yahut da "Neden bu zamanda yaratıldım da şu zamanda değil." demeye hakkı yok. Çünkü Yüce Allah¸ sınavın sahibidir. Sınavın yerini¸ zamanını¸ sorularını hep O belirliyor ve O¸ bizi bu dünyaya gönderirken dünyaya niye geldiğimizi de bir bir açıklıyor. İşte o açıklamalardan bir kaçı:


Bütün insanlık sınava tabidir: "And olsun¸ biz kendilerinden öncekileri de denemişken¸ insanlar¸ ‘İnandık' deyince¸ denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır."[1] Demek ki herkes imtihana tabidir ve asıl sınav dil ile "iman ettik" dedikten sonra başlıyor. İyilerin kötülerden ayrışması için¸ kötülerin herhangi bir itiraz yahut mâzeret hakkı olmaması için sınav gerekli. Herkesin sınav soruları farklı farklıdır. Kimi nimetler içerisinde sınanıyor¸ kimi de külfetler içerisinde.


Ölüm ve hayat sınav sebebidir: "Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için¸ ölümü ve dirimi yaratan O'dur. O¸ güçlüdür¸ bağışlayandır."[2] Âyet¸ hayatın gayesini de belirtiyor ve insanlığa hedef gösteriyor: En iyilerden olmak¸ en iyi işleri yapabilmek!


Başa gelen her şey imtihan sebebidir: "Her can ölümü tadacaktır. Bir imtihan olarak size iyilik ve kötülük veririz. Sonunda Bize dönersiniz."[3]


"Muhakkak sizi biraz korku¸ biraz açlık ve mallardan¸ canlardan¸ ürünlerden biraz eksiltmekle deneriz¸ sabredenlere müjdele."[4]


"İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman¸ ‘Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir.' der. Hayır; o bir imtihandır¸ fakat çokları bilmezler."[5]


Şükür mü Edeceğiz Yoksa Nankörlük mü?


Demek ki¸ başımıza gelen belâ ve musîbetler de imtihan sebebi¸ karşılaştığımız nimetler de imtihan sebebi. Dolayısıyla ne belâ ve musîbetle karşılaşınca sızlanmak doğru¸ ne de nimetlere erince şımarıp çılgınlık yapmak doğru. Her iki durumda da iman adamı¸ sınavda olduğunun bilincinde belâ ve musîbetlere sabrederek onları sevaba dönüştürmeli; nimetlere şükrederek de onları nimetin asıl sahibinin ölçüleri doğrultusunda kullanmalıdır. Tıpkı belâlara sabreden Eyyub peygamber ve nimetlerle sınanıp şükrünü artıran Süleyman peygamber gibi:


Nimetlerin her biri sınavın bir sorusudur: "Bu¸ şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur; fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir¸ kerem sahibidir"[6] Evet öyledir¸ sabır da şükür de insanın kendisine sevap olarak dönen erdemlerdir. İnsan Davûd ve Süleyman peygamberler gibi nimetlere şükreder sevap kazanır yahut Eyyub ve Yakub peygamberler gibi belâlara sabreder yine sevap kazanır.


Variyet¸ çoluk çocuk birer imtihan sebebidir: "Mallarınızın ve çocuklarınızın¸ aslında bir sınama olduğunu ve büyük ecrin Allah katında bulunduğunu bilin."[7] "Doğrusu mallarınız ve çocuklarınız bir imtihandır. Büyük ecir ise Allah katındadır."[8] "Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması sur'atlidir. Şüphesiz O bağışlar¸ merhamet eder."[9]


Evet¸ onlarla sınanıyoruz¸ o halde mallarımızı nereden ve nasıl kazandığımıza¸ nereye harcadığımıza dikkat etmeliyiz. Çocuklarımızı nasıl yetiştirdiğimize özen göstermeliyiz. Yapılması gerekenleri yaptıktan sonra mallarımız ve çocuklarımız sebebiyle karşılaşabileceğimiz sıkıntılara katlanmasını da bilmeliyiz.


Savaş bir imtihan sebebidir: "Onları siz öldürmediniz fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmamıştın¸ fakat Allah atmıştı. Allah bunu¸ inananları güzel bir imtihana tabi tutmak için yapmıştı. Doğrusu O işitir ve bilir."[10] "Allah dilemiş olsaydı¸ onlardan başka türlü öç alabilirdi¸ bunun böyle olması¸ kiminizi kiminizle denemek içindir. Allah¸ Kendi yolunda öldürülenlerin işlerini boşa çıkarmaz."[11]


Elbette savaş istenmez¸ ama savaşmak zorunda kalınırsa ona katlanılır¸ sebat içerisinde yapılması gereken yapılır¸ sonuçlara da sabırla göğüs gerilir.


Savaş gibi¸ hastalık¸ yokluk¸ kazalar¸ deprem¸ sel ve diğer beklenmedik ölümler de birer sınav sorusudur. Bunların hepsi ârızî şeylerdir. Hayata bir bütün olarak baktığımızda bunların çok az sayıda ve sınırlı şeyler olduğunu görürüz. Sözgelimi insanın sağlık içerisinde geçirdiği günler¸ hasta günlerinden çok fazladır. En yoksul insan bile¸ Yüce Allah'ın sayısız nimetleri içerisinde yaşar. Yeryüzünün ölümcül deprem anları son derece sınırlıdır. Yağan yağmurlar çoğu zaman rahmettir ve varlıkların hayrınadır. Ne var ki insanlar olanları tek taraflı değerlendirir ve rahmet yağmurlarını unutur da tufanı seli konuşur. Sağlıklı günleri zikretmez de hastalık günlerinden dolayı sızlanır durur. Hâlbuki bunların hepsi sınavın sorularıdır. Soruda meşakkat arttıkça sevap da o oranda artacaktır.


Neden Sınav?


Burada şu soru sorulabilir: Niçin sınanıyoruz¸ Yüce Yaratıcı neden bizleri sınava tabi tuttu?


Aslında O¸ ezelî ilmi ile kimin ne olacağını¸ neler yapacağını¸ hangi olaylar karşısında hangi davranışları sergileyeceğini çok iyi biliyordu. O isteseydi¸ insanları hiç sınava tabi tutmadan ödüllendirir yahut cezalandırabilirdi. Ama O¸ sınavı bizim için yaptı. Herkes ne olduğunu¸ ne yaptığını kendi gözleriyle görsün de sonuçlara herhangi bir itirazı olmasın diye sınava tabi tuttu. İnsanları ve diğer varlıkları yaratarak kudretini ortaya koydu¸ sonra her insana düşünüp karar vereceği kadar süre tanıdı. "Öğüt alacak kişinin öğüt alabileceği kadar bir süre sizi yaşatmadık mı?"[12] buyurdu.


O halde hepimiz¸ her zaman ve her mekânda sınavda olduğumuzu bilelim. Neden¸ niçin gibi lüzumsuz sorularla sınavın sahibini sorgulayacağımıza sınavda başarılı olabilmek için gayret edelim. Unutmayalım ki O¸ bizi çok seviyor ve sürekli bizim kazanmamızı istiyor. Bunun için bize akıl gibi büyük bir nimet vermiş¸ Kâinat Kitabının uyarıcı âyetlerle donatmış¸ sürekli Peygamberler göndermiş¸ Kitaplar indirmiş. Hep bizim sınavda başarılı olmamız ve kurtuluşa ermemiz için. Ve unutmayalım ki her birimiz için cennette de bir yer ayrılmış¸ cehennemde de. Bize düşen cennette bize ayrılan yeri hak edebilmek için çalışmak. "Çalışanlar ancak bunun için çalışsınlar öyleyse!"[13]


 






[1] 29/Ankebût¸ 2-3.



[2] 67/Mülk¸ 2.



[3] 21/Enbiy⸠35.



[4] 2/Bakara¸ 155.



[5] 39/Zümer¸ 49.



[6] 27/Neml¸ 40.



[7] 8/Enfâl¸ 28.



[8] 64/Teğâbün¸ 15.



[9] 6/En'âm¸ 165.



[10] 8/Enfâl¸ 17.



[11] 47/Muhammed¸ 4.



[12] 35/Fâtır¸ 37.



[13] 37/Sfâfât¸ 61.

Sayfayı Paylaş