SEVGİ VE DOSTLUK ÜZERİNE YÜRÜ DOSTA GİDELİM

Somuncu Baba

"Dostluk stratejimizi iyi belirleyebilmek için dost
insan İbrahim Halîlullah'ı iyi tanımalıyız. Yüce Allah¸
hangi özelliklerinden dolayı Hz. İbrahim'i dost
edinmiştir? Hz. İbrahim¸ Rabbinin bu dostluğunu nasıl
kazanmıştır? Neden özellikle Hz. İbrahim¸ Allah'ın
dostu olarak tanıtılmıştır?"

Hemcinsleriyle birlikte yaşama durumunda olan insan¸ insanlarla ilişkilerini sağlam ve doğru ilkeler üzerine oturtmalıdır. Bu¸ onun dünya ve âhiret mutluluğunun temel şartıdır. Bu meyanda hayat kitabımız Kur'ân¸ insanın¸ kimleri sevip sayacağını¸ kimlerle dost olacağını ve kimlerle hangi ölçüler içerisinde ilişkiler kuracağını belirleyen açıklamalarla doludur. Dostluk konusunda Kur'ân¸ dost insan Hz. İbrahim'i öne çıkarır ve Allah'ın dostu olan o insanı bizlere örnek olarak sunar.


"İşlerinde doğru olarak kendini Allah'a veren ve İbrahim'in¸ Allah'ı bir tanıyan dinine tâbi olan kimseden dince daha güzel kim vardır? Allah İbrahim'i dost edinmiştir."[1]


Dostluk stratejimizi iyi belirleyebilmek için dost insan İbrahim Halîlullah'ı iyi tanımalıyız. Yüce Allah¸ hangi özelliklerinden dolayı Hz. İbrahim'i dost edinmiştir? Hz. İbrahim¸ Rabbinin bu dostluğunu nasıl kazanmıştır? Neden özellikle Hz. İbrahim¸ Allah'ın dostu olarak tanıtılmıştır?


Özetle söylemek gerekirse İbrahim¸ gönlünü Rahmân'a¸ dilini burhâna¸ malını ihvâna¸ oğlunu kurbâna¸ canını nîrâna veren peygamberdir. O'nun gönlü Rahmân'ın sevgisi ile dopdoludur… Küçük yaştan itibaren o¸ babası başta olmak üzere¸ tabandan tavana herkese iknâ edici bir üslupla tevhîdi haykırmıştır… O¸ misafirsiz sofraya oturmayacak kadar cömert bir insandı… O¸ her şeyini Rabbin yoluna adamasını bilmiş¸ biricik oğlunu O'nun yolunda kurban etmekten çekinmemiştir… Ve nihayet o¸ Nemrud'un ateşine gözünü kırpmadan atılmayı göze alarak cihana en anlamlı Tevhid dersini vermiştir.


Hz. İbrahim¸ aile boyu¸ hepimizin¸ her zaman en güzel örneğidir. Onun için biz namazlarda okuduğumuz salavât dualarında hem İbrahim Halîlullah'ı¸ hem de sevgi insanı Muhammed Habîbullah'ı aile boyu anmakta ve selamlamaktayız. Hz. İbarahim ve ailesi¸ Hz. Muhammed ve ailesi.


Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed… Allahümme bârik alâ Muhammedin ve alâ âl-i Muhammed…


Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âl-i İbrâhîm… Kemâ bârakte alâ İbr3ahîme ve alâ âl-i İbrâhîm…


 Kutlu divanda andığımız iki kutlu aile. Beş vakit olarak kıldığımız kırk rek'atlık namazlarda günde otuz kere okuyup¸ isimlerini altmış defa andığımız iki kutlu insan. Tabii ki onları anmak¸ onları tanımak ve onların yolunda olmakla anlamlı hale gelir. Bu yüzden bu iki aileyi¸ aile boyu iyi tanımalıyız ve her zaman onları izlemeliyiz. Onları izlemeli ve onlara benzemeliyiz ki¸ bizler de bu iki ailenin bireyleri olabilelim.


Kur'ân her iki peygamberi de bizlere üsve-i hasene¸ yani en güzel ve en mükemmel örnek¸ her konuda model insan olarak tanıtır:


"Andolsun ki¸ Resûlullah¸ sizin için¸ Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok zikredenler için güzel bir örnektir."[2]


"İbrahim'de ve onunla beraber olanlarda¸ sizin için gerçekten güzel bir örnek vardır."[3] "Andolsun¸ onlar sizin için¸ Allah'ı ve âhiret gününü arzu edenler için güzel bir örnektir."[4]


Bu iki ailenin başkahramanları şu isimlerden oluşur: Hz. İbrahim¸ eşleri Hz. Hacer ve Hz. Sâra¸ oğulları Hz. İsmail ve Hz. İshak… Hz. Muhammed¸ eşleri Hz. Hatice¸ Hz. Âişe… Kızı Hz. Fatıma¸ torunları Hz. Hasan¸ Hz. Hüseyin ve Hz. Zeyneb… Damatları Hz. Osman ve Hz. Ali…


Bu kahramanların her biri¸ hepimiz için en güzel örnek olan çok yönlü insanlardır. Şöyle ki¸ peygamberler atası Hz. İbrahim tevhîdin baş mimarlarındandır ve  o tek başına bir ümmettir.


Hz. Hacer¸ sabır ve metânetle ilâhî kadere boyun eğip kadın başına ekin bitmez¸ kervan geçmez ıssız Mekke vâdîsinde yaşamayı göze alabilen ve kadın başına sa'yetmekten/çalışıp çırpınmaktan geri durmayan¸ zamanı gelince ciğerparesini Hakk'a kurban vermekten çekinmeyen bir annedir.


Hz. Sâra¸ evinde melekleri misafir eden ve meleklerin müjdesine nâil olan ve peygamber doğuran bir peygamber hanımıdır.


Hz. İsmail¸ teslimiyet ve basîret âbidesi¸ sözünün eri¸ ailesine düşkün bir Kur'ân kahramanıdır.


Hz. İshak¸ peygamberler babası mübarek bir peygamberdir.


Hz. Muhammed¸ tanımı kitaplara sığmayan¸ muhteşem ahlak sahibi¸ herkese¸ her zaman¸ her konuda en güzel örnek olan¸ insanlık sevdalısı evrensel peygamberdir.


Hz. Hatice¸ ilk iman eden ve varını yoğunu peygamberin yoluna seferber eden¸ cennetlik hanımların hanımefendisi bir annedir.


Hz. Âişe¸ Peygamber ocağında yetişmiş¸ İslam'ın kadın kolları başı olan¸ çocuğu olmadığı halde¸ ilmî birikimiyle tüm ümmete analık yapan kutlu bir annedir.


Hz. Fatıma¸ Peygamberin yolunun ve soyunun güzide temsilcisi ana.


Hz. Hasan ve Hz. Hüseyin¸ cennete aday gençlerin güzîde örnekleri.


Hz. Zeyneb¸ kadın başına zâlimlere baş kaldıran Peygamber torunu.


Hz. Osman¸ cömertlik ve mülâyemet âbidesi¸ Kur'ân hâdimi¸ iki nur sahibi Peygamber damadı.


Hz. Ali¸ ilmin kapısı¸ Hayber'in fâtihi¸ Peygamber damadı¸ cennet reyhanlarının babası¸ Allah'ın yenilmeyen aslanı.


Tabii ki bunlar¸ bu kahramanların çok yönlü hayat ve mükemmel özelliklerinden yalnızca bir kaç cümlecik. Onları bütün yönleriyle tanımak¸ onlara sevdâlanmanın gereğidir.


KUR'ÂN'IN DOSTLUK YOL HARİTASI


Kur'ân'ın bu konudaki yönlendirmelerini kısaca şöyle özetleyebiliriz:


Önemli Olan Allah'ın dostu olmaktır. İnsanların dostluğu¸ Yüce Yaratıcı'nın dostluğu ile çatışmamalıdır. Allah'ın dostluğunu zedeleyebilecek¸ diğer dostluklardan uzak durulmalıdır.


"Müşrikler¸ sana vahyettiğimizden başka bir şeyi yalan yere bize isnat etmen için seni¸ nerdeyse¸ sana vahyettiğimizden saptıracaklar ve ancak o takdirde seni candan dost kabul edeceklerdi".[5]


Yüce Allah'a dostluk¸ insanlara dostluktan geçer.


Sonu hüsran ve pişmanlık olan dostluklardan uzak durmalıyız.


"O gün¸ zâlim kimse (pişmanlıktan) ellerini ısırıp şöyle der: Keşke o peygamberle birlikte bir yol tutsaydım! Yazık bana! Keşke falancayı dost edinmeseydim!"[6]


Dostluklarımız¸ âhirette de sürmelidir. Âhirette devam etmeyecek olan dostluklardan bu dünyada da uzak durmalıyız.


"Ey iman edenler! Kendisinde artık alış-veriş¸ dostluk ve kayırma bulunmayan gün (kıyamet) gelmeden önce¸ size verdiğimiz rızıktan hayır yolunda harcayın. Gerçekleri inkâr edenler elbette zâlimlerdir."[7]


"O gün¸ Allah'a karşı gelmekten sakınanlar dışında¸ dost olanlar birbirlerine düşman kesilirler."[8]


Evet¸ müttakîlerin dışındakilerin dostluğu dünyada kalmıştır¸ üstelik dünyada dost olanlar o gün birbirlerine düşman olurlar¸ birbirlerini suçlarlar ve birbirlerinden haklarını¸ intikamlarını almaya kalkarlar. Ancak Allah'tan sakınan müttakîlerin dostluğu ise âhirette de devam eder. Onlar dini yaşamada¸ birbirlerine yardım etmede¸ birbirlerini hayra çağırmada¸ şer odaklarına karşı birlikte mücadele etmede¸ paylaşımda birbirlerinin dostu idiler. Âhirette de bu dostluk artarak devam edecektir.


Şimdi şu ayetleri birlikte okuyalım:


"Yüzleri ateşte evrilip çevrildiği gün: Eyvah bize! Keşke Allah'a itaat etseydik¸ Peygamber'e de itaat etseydik! derler.


Ey Rabbimiz! Biz reislerimize ve büyüklerimize uyduk da onlar bizi yoldan saptırdılar¸ derler.


Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver ve onları büyük bir lânetle rahmetinden kov."[9]


"Hepsi birbiri ardından orada (cehennemde) toplanınca¸ sonrakiler öncekiler için¸ «Ey Rabbimiz! Bizi işte bunlar saptırdılar! Onun için onlara ateşten bir kat daha fazla azap ver!» diyecekler."[10]


"Kâfirler cehennemde: Rabbimiz! Cinlerden ve insanlardan bizi saptıranları bize göster de aşağılanmışlardan olsunlar diye onları ayaklarımızın altına alalım! diyecekler.


Şüphesiz¸ Rabbimiz Allah'tır deyip¸ sonra dosdoğru yolda yürüyenlerin üzerine melekler iner. Onlara: Korkmayın¸ üzülmeyin¸ size vâdolunan cennetle sevinin! derler.


Biz dünya hayatında da¸ âhirette de sizin dostlarınızız. Gafûr ve Rahîm olan Allah'ın ikramı olarak orada sizin için canlarınızın çektiği her şey var ve istediğiniz her şey orada sizin için hazırdır."[11]


Öyleyse dost olalım¸ dost insan olalım¸ dostluklarımızı doğru temeller üzerine kuralım¸ âhirette de devam edecek dostlukların adamı olalım¸ Allah dostlarını bilelim¸ onları sevelim ve en önemlisi Allah'ın dostluğunu kazanıp dünya ve âhirette güvende olalım. Unutmayalım¸ Dost'a gitmenin yolu¸ Dost'un ölçülerine uymaktan geçer.









[1] 4/Nis⸠125.



[2] 33/Ahzâb¸ 21.



[3] 60/Mümtahıne¸ 4.



[4] 60/Mümtahıne¸ 6.



[5] 17/İsr'a¸ 73.



[6] 25/Furkân¸ 27-28.



[7] 2/Bakara¸ 254.



[8] 43/Zuhruf¸ 67.



[9] 33 Ahzab 66-68.



[10] 7 A'raf 38.



[11] 41 Fussılet 29-32.

Sayfayı Paylaş