SEVGİ İLE SEVGİ EĞİTİMİ

Somuncu Baba

“Allah’ın kulunu sevmesi¸ ona yardım etmesi¸ mutlu kılması ve başarıya ulaştırmasıdır. Allah’ın sevgisini kazanan¸ hidâyet nuruyla aydınlanır ve aydınlatır¸ güzel sîret ve sûretin sahibi olur. Allah’ın ölçülerine göre bir hayat yaşar¸ O’nun emrettiklerini yapar¸ yasakladıklarından sakınır. O kimse herkes tarafından istenir ve sevilir. Allah’ın sevgisini kazanmak isteyen kul¸ sürekli olarak O’nun rızasını talep yolunda olur.”

Yüce Allah’ın bir adı da el-Vedûd’dur. el-Vedûd: çokça seven ve sevilen anlamına mübalağalı ism-i fail kalıbıdır.(1) Yüce Allah¸ kulları için hep hayrı isteyen¸ her hâlükârda onlara bol bol ihsan eden; hayrı¸ ihsanı ve iyi kullarını çok seven; hem çok seven hem de çok sevilen¸ iyilik-hayır ve sevgi kaynağı olandır. Bu konuda Kur’ân’da şu âyetler yer alır:

“Elbette benim Rabbim rahmet ve sevgi kaynağıdır.”(2)

“O¸ çokça bağışlayan ve pek sevendir.”(3)

“O’nun âyetlerinden biri de¸ size nefislerinizden¸ sâkinleşeceğiniz eşler yaratması ve aranıza sevgi ve acıma koymasıdır. Şüphesiz bunda¸ düşünen bir toplum için ibretler vardır.”(4)

“Ey Mûs⸠sana kendimden bir sevgi koydum.”(5)

Yüce Rabbimizin diğer isimleri gibi el-Vedûd isminin de kulları üzerinde tecellîleri¸ görüntüleri olmalıdır. O’nun sevgisinin görüntüsü¸ kulundan razı olması¸ O’nun affetmesi¸ isteklerine cevap vermesi¸ onu koruması¸ ona dünya ve âhiret nimetlerini bol bol ihsan etmesidir. O’nun bu engin sevgisinden nasiplenebilmek için O’nun ahlâkıyla ahlâklanmamız¸ sevgi temelli bir yaşantı sahibi olmamız gerekir. O’nun sevgisini hak edebilmek için Yüce Yaratıcıyı her şeyimizden çok sevmemiz¸ her şeyimizi sevdiğimizin uğruna feda etmesini bilmemiz ve yaratılanları da Yüce Yaratıcıdan ötürü sevmemiz gerekir.

O’nun bir adı da El-Muhib’dir. Aynı anlamda el-Muhabbet de O’nun isimleri arasında sayılmıştır. Sevgi kaynağı olan¸ çokça seven ve sevilen Yüce Allah¸ maddî ve manevî kirlerden arınanları sever. İyilik ve ihsan sahiplerini sever. İnsaf ve adaletli olanları sever. Takvalı olanları sever. Sabırlıları sever. Kendisine güvenip dayananları sever. Buna karşın O¸ kâfirleri¸ zalimleri¸ hainleri¸ haddi aşanları¸ bozguncuları¸ şımarık kibirlileri¸ israfçıları¸ günaha batmış olanları ise sevmez. O halde O’nun sevgisini kazanmaya gayret etmeliyiz. O’nun sevmesi ve sevmemesi¸ kullarını iyilik ve güzelliklere yönlendirmek; kötülük ve çirkinliklerden sakındırmak içindir.

Evet¸ Yüce Allah sevgi kaynağıdır. O¸ sevgiyi yaratan¸ seven ve sevgi kaynağı olandır. Sevgiyi O yaratmış ve bizim özümüze de kendi ruhundan üflerken sevgiyi O yerleştirmiştir. İbn Arabî’nin dediği gibi¸ “Biz sevgiden sudûr ettik¸ sevgi üzerine yaratıldık¸ sevgiye doğru yöneldik ve sevgiye verdik gönlümüzü.”(6) Nitekim bir âyette şöyle buyrulmuştur: “…Ama Allah¸ size imanı sevdirdi.”(7) O¸ bize imanı sevdirmiştir. İnanmaya muhtaç ve yatkın kılmıştır. Zira iman¸ bağlanmak ve güvenmektir. Yüce Allah’a inanıp O’na bağlanan kimse ise¸ dünya ve âhirette asla mahrum kalmaz¸ mahcup ve pişman olmaz.

İşte kendisi her bakımdan güzel olan ve güzeli seven Yüce Allah¸ fıtratlara sevgiyi yerleştirmiş¸ onun söz ve davranışlara yansımasını sağlamak için sevgi yumağı peygamberler göndermiş¸ sevmeyi ve sevilmeyi sağlayan ilkeler mecmuası kitaplar indirmiştir. Son olarak da Hz. Muhammed (s.a.v.)’i göndererek¸ birbirini yemede sırtlanları geçmiş olan insanlardan¸ birbirini seven¸ başkasını kendisine tercih eden Müslümanlar yetiştirmiştir. Sevgi eğitimini işleyen pek çok âyetten bir kısmı şöyledir:

De ki: “Eğer Allah’ı seviyorsanız bana uyun ki Allah da sizi sevsin ve günahlarınızı bağışlasın. Allah bağışlayandır¸ esirgeyendir.”(8)
Sizden fazilet ve servet sahibi kimseler¸ yakınlığı bulunanlara¸ yoksullara¸ Allah yolunda göç edenlere bir şey vermemeğe yemin etmesinler¸ affetsinler¸ hoş görsünler. Allah’ın sizi bağışlamasını sevmez misiniz? Allah bağışlayandır¸ esirgeyendir.”(9)

“Doğrusu Allah¸ maddî ve manevî kirlerden arınanları ve tevbekârları sever.(10)

“Doğrusu Allah müttakîleri sever.”(11)

“Allah iyilik ve ihsanda bulunanları sever.”(12)

“Allah sabırlı olanları sever.”(13) “Gerçekten Allah¸ yapılması gerekenleri yapıp sonra da Allah’a güvenip dayananla sever.”(14)

“Elbette Allah¸ adalet sahibi olanları sever.”(15)

“Allah¸ kendi yolunda kenetlenmiş binâlar gibi saf bağlayarak çarpışanları sever.”(16)

“Hep birlikte Allah’ın ipine sımsıkı yapışın; parçalanmayın. Allah’ın size olan nimetini hatırlayın. Hani siz birbirinize düşman kişiler idiniz de O¸ gönüllerinizi birleştirmişti ve O’nun nimeti sayesinde kardeş kimseler olmuştunuz. Yine siz bir
ateş çukurunun tam kenarında iken oradan da sizi O kurtarmıştı. İşte Allah size âyetlerini böyle açıklar ki doğru yolu bulasınız.”(17)

“Daha önceden Medine’yi yurt edinmiş ve gönüllerine iman yerleştirmiş olan kimseler¸ kendilerine göç edip gelenleri severler ve onlara verilenlerden dolayı içlerinde bir rahatsızlık hissetmezler. Kendileri zarûret içinde bulunsalar bile onları kendilerine tercih ederler. Kim nefsinin cimriliğinden korunursa¸ işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”(18)

Bu âyetleriyle Kitabımız¸ kalbî bir duygu olan sevgiyi yönetir¸ eğitir¸ onu yerli yerince kullanmamızı sağlamak için bize yollar gösterir. Âyetler¸ sevginin kazanılmasını¸ onun kullanım alan ve sınırlarını da belirlemektedir. Bu mânâda sevginin yönetilmesi son derece önemlidir. Zira yerli yerince kullanılmayan sevgi¸ sevgi israfı demektir. Sözgelimi günahları sevmek¸ sevgi israfıdır. Sevilmemesi gerekeni sevmek¸ sevgide haddi aşmaktır. Sevilmesi gerekeni sevmemek yahut gerektiği kadar sevmemek sevgi nasipsizliği demektir. Sevginin gereğini yerine getirmemek ise sevgiyi iyi yönetememektir.

Peygamberimiz de bir sevgi abidesidir. O¸ Allah’ın sevgilisi ve dostudur. Habibullahtır o. Yani Allah’ın sevgilisi¸ çokça seven ve sevilendir. Allah’ın sevgilisi olmak¸ O’nun yakını ve gözdesi olmak¸ O’nun koruması altında saâdet ve başarıya ermek¸ O’nun rahmet ve nimetlerine nâil olmak demektir. Aynı mânâda ona el-Habîb ve Habîbu’r-Rahmân da denmiştir. Gönüllerde¸ dillerde ve hayatın içerisinde sevginin olması için¸ ona ihtiyaç vardır¸ onun sünnetine ve ahlâkına ihtiyaç vardır. Çünkü muhabbet¸ Muhammedsiz olmaz.

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl!

Sevgi Toplumu¸ Sevgi ile Oluşur
İslâm¸ sevgi dinidir ve sevgi toplumunu kurmayı hedefler. Bunun için her şeyden önce Allah ve Peygamberini sevmek gerekir. Bilinçli bir sevginin oluşması için Kitap ve Sünnetin anlaşılması ve yaşanması gerekir. Zira tanınmadan¸ tadılmadan gerçek sevgi olmaz. Bundan sonra yaratılanı Yaratandan ötürü sevmek gerekir. Her kim ve her ne olursa olsun¸ değil mi ki Yüce Allah onu yarattı¸ onu sevmeli¸ ona değer vermeli. O yaratılan şeyler şâyet yanlış yerde ve işlerde kullanılıyorsa¸ bu sevgi onları düzeltmeye engel olmamalıdır. Sevgi¸ sevilenin ateş çukuruna terk edilmesi değil; onu oradan kurtarmaktır. Nitekim bir âyette suçlulara cezalar uygulanırken acıma duygusuna kapılmamamız istenir.(19) Zira suçu sâbit olmuş bir kimseye acımak¸ hem ona hem de topluma zarar verir. Kangren olmuş bir organın¸ bütün acılarına rağmen bedenden kesilip atılması¸ bedenin sağlığı için gereklidir. İşte herkes tarafından sevilen ve herkesin hayrına olan sevgi toplumu bu şekilde kurulacaktır.

Peygamberimiz bu sevgi toplumunu anlatırken şöyle buyurur: Allah bir kulunu sevdi mi¸ meleklerin kalplerine onun sevgisini atar. Allah bir kula buğz etti mi¸ onun sevgisizliğini meleklerin kalplerine atar¸ sonra da insanların kalbine atar.(20)

Allah’ın kulunu sevmesi¸ ona yardım etmesi¸ mutlu kılması ve başarıya ulaştırmasıdır. Allah’ın sevgisini kazanan¸ hidâyet nuruyla aydınlanır ve aydınlatır¸ güzel sîret ve sûretin sahibi olur. Allah’ın ölçülerine göre bir hayat yaşar¸ O’nun emrettiklerini yapar¸ yasakladıklarından sakınır. O kimse herkes tarafından istenir ve sevilir. Allah’ın sevgisini kazanmak isteyen kul¸ sürekli olarak O’nun rızasını talep yolunda olur.

Meleklerin kulu sevmesi¸ onu mânevî olarak takviye etmesi¸ onu övmesi ve ona dua etmesidir.

İnsanların sevmesi ise¸ onlar katında kabul görmesi¸ ona yönelmesi¸ ona destek olmalarıdır.

Sevilmek için sevmek gerekir. Sevgiyi hak etmek¸ sevmek ve sevilmek ise sevgi kaynağı Yüce Allah ile bağlantılı olmakla mümkündür. “İman edip yararlı davranışlarda bulunanlara¸ Rahman olan Allah bir sevgi yaratacaktır.”(21) Âyet¸ Medîne’ye hicret eden ve orada gariplik çeken muhâcirleri tesellî için inmiştir.(22) Gerçekten de yakın akrabalarından¸ yurtlarından ayrılıp gelen bu insanlar¸ kısa zamanda herkesin sevdiği¸ herkesin takdir edip imrendiği¸ hayırla andığı insanlar olmuştur. Yukarıda geçen bir âyette de Hz. Mûsâ Peygamber için “Sana kendimden bir sevgi koydum.” buyurulmuştu. Demek ki bizler de Hz. Mûsâ’nın yolunda olursak¸ tevhîd yolunda onun gösterdiği azim ve kararlılığı gösterirsek Yüce Mevlâ bizlere de sevgi lütfedecektir. Aynı şekilde muhâcirlerin yolunda olanlara¸ onların gösterdiği fedâkârlıkları gösterenlere¸ Allah yolunda Allah için durmadan çalışanlara da Yüce Mevlâ bol bol sevgi lütfedecek¸ sevecek ve sevdirecektir.

O halde sevgiyi öne çıkararak gönül eğitimini¸ çocuklarımız ve insanımız üzerinde başlatalım. Onlara Yüce Allah’tan korkmaktan ziyade O’nu sevmeyi anlatalım. O’nun azâbını anlatmadan önce¸ O’nun rahmetini¸ af ve mağfiretini gündeme taşıyalım. Cehennemin yedi kapısına karşılık¸ cennetin sekiz kapısının olduğunu söyleyelim. Yüce Rabbimizin rahmetinin gazabına baskın olduğunu hatırlayalım. O’nun affetmeyi çok sevdiğini¸ bütün günahları bağışlayacağını anlatalım. Rahmet ve savaş peygamberinin¸ rahmet yönünün ağır bastığını ve onun âlemlere rahmet için gönderildiğini belirtelim.

Bütün bunları yapalım ki çocuklarımız¸ din deyince câmiden kovulduğunu¸ Kur’ân kursunda dayak yediğini hatırlamasın. Yüce Allah’ı¸ çocukları ateşlerde yakan¸ çarpan¸ taş yapan bir güç olarak görmesin.

Öyleyse sevelim¸ sevilelim¸ sevgi ile dolalım ve hep sevgi ile olalım.
Muhabbetlerimle efendim.

Dipnot
*Prof. Dr.
1 Râzî¸ Tefsîr¸ XVIII¸ 39.
2 11/Hûd¸ 90.
3 85/Burûc¸ 14.
4 30/Rûm¸ 21.
5 20/Tâh⸠39.
6 İbnü’l-Arabî¸ İlâhî Aşk¸ (Çev. Mahmut Kanık)¸ İstanbul¸ 1998¸ ş 38.
7 49/Hucurâ¸t 7.
8 3Âlu imrân¸ 31.
9 24/Nûr¸ 22.
10 2/Bakara¸ 222.
11 3/Âlu İmrân¸ 76.
12 3/Âlu İmrân¸ 134.
13 3/Âlu İmrân¸ 146.
14 3/Âlu İmrân¸ 159.
15 5/Mâide¸ 42.
16 61/Saff¸ 4.
17 3/Âlu İmrân¸ 103.
18 59/Haşr¸ 9.
19 “Allah’a ve ahiret gününe inanıyorsanız¸ Allah’ın dininin hükümlerini uygularken¸ on lara acıyacağınız tutmasın. Müminlerden bir grup da o suçlulara uygulanacak cezaya tanık olsun.” 24/Nûr¸ 2.
20 Suyûtî¸ ed-Dürrü’l-Mensûr¸ V¸ 545-46; Münavî¸ Feyzu’l-Kadîr¸ I¸ 246-247(Ebu Nuaym¸ Deylemî.)
21 19 Meryem 96.

22 Suyûtî¸ ed-Dürrü’l-Mensûr¸ V¸ 544.

Sayfayı Paylaş