KUR'ÂN'DA CÖMERTLİK

Somuncu Baba

İnfakta ölçülü olmak da Kur'ân'ın bizden istediğidir. Deniz yahut akarsu kenarında bile abdest alırken¸ suyu ölçülü kullanma prensibi ile ölçülü olmayı bizden ister. İmam Gazzâlî¸ bir eserine el-İktisâd fi'l İ'tikad adını vererek Müslüman'ın inançta¸ amelde ölçülü olmasına vurgu yapar. Nitekim Kur'ân'da israf gibi¸ savurganlık da yasaklanmıştır: “Eli sıkı olup cimrilik yapma; büsbütün elini açıp savurgan da olma. Sonra kınanır¸ (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.”

Tüm Versiyonlarıyla Verme


Kur'ân¸ yardım etme¸ ikram etme ve verme ile ilgili olarak pek çok kavrama yer verir. En güzel şekilde verme¸ iyilikte bulunma demek olan ihsan¸ sahip olunanları hayır yolunda harcamak anlamına infak¸ kullukta sadakat vergisi demek olan tasadduk¸ arınma ve malı arındırma anlamına zekât¸ başkasını kendine tercih etme demek olan îsâr¸ gönülden ve gönüllü olarak verme anlamına nıhle¸ hediye¸ Yüce Allah'a borç/ödünç verircesine en güzel bir şekilde ödünç verme anlamına karz-ı hasen gibi pek çok kavram Ku'ân'da yer alır.


Bu kadar çok kavram¸ vermenin farklı versiyonlarına¸ tüm zamanları ve herkesi kapsadığına işaret eder. Mümin¸ herkese infak eder¸ her zaman ve her yerde infak eder¸ zenginse de infak eder fakirse de¸ erkekse de kadınsa da infak eder¸ zengine de infak eder fakire de. Kendisi ihtiyaç hâlinde olsa bile infak eder. Sahip olduğu şeylerden infak eder. Neye gücü yetiyorsa onu infak eder. Malını¸ makamını¸ enerjisini ve benzeri meşrû olan her şeyini O'nun uğruna feda eder. İnfak¸ bir tutkudur¸ erdemdir¸ başka şeylerde tadı bulunmayan bir değerdir. Her türlü infakın ayrı bir tadı¸ ayrı bir lezzeti vardır.


Çünkü vermek¸ kullarına karşılıksız veren¸ fazlından bol bol veren¸ sürekli veren¸ herkese veren Yüce Yaratıcı'nın ahlâkıyla ahlâklanmaktır. Çünkü vermek¸ insanlık sevdalısı peygamberlerin ve seçkinlerin âdetidir. Çünkü veren el¸ alan elden üstündür. Çünkü Peygamberimiz (s.a.v)¸ “Yarın kıyamet gününde¸ Rabbimiz bunlar haklarımızı vermeyerek bizlere zulmettiler¸ dediklerinde vay zenginlerin fakirlerden çekeceğine! Onlara o gün¸ Yüce Allah şöyle cevap verecektir: Celâlim hakkı için söylerim ki! Ben¸ siz fakirleri kendime yakın edeceğim¸ size haklarınızı vermeyen zenginleri de rahmetimden uzak edeceğim!”[1] buyurmuştur.


Kur'ân bizlere karşılıksız¸ severek isteyerek ve sevdiği şeylerden vermeyi emreder. Yine o¸ infakta devamlılığı ister ve verdiklerimizi sevmemizi emreder.


İnfakta ölçülü olmak da Kur'ân'ın bizden istediğidir.  Deniz yahut akarsu kenarında bile abdest alırken¸ suyu ölçülü kullanma prensibi ile ölçülü olmayı bizden ister. İmam Gazzâlî¸ bir eserine el-İktisâd fi'l İ'tikad adını vererek Müslüman'ın inançta¸ amelde ölçülü olmasına vurgu yapar. Nitekim Kur'ân'da israf gibi¸ savurganlık da yasaklanmıştır: “Eli sıkı olup cimrilik yapma; büsbütün elini açıp savurgan da olma. Sonra kınanır¸ (kaybettiklerinin) hasretini çeker durursun.”[2]


Kur'ân yönlendirici ayetleriyle infaka¸ cömertliğe teşvik ve tahrik eder: “Mallarını Allah yolunda harcayanların durumu¸ her başağında yüz dâne olmak üzere yedi başak veren bir dânenin durumu gibidir. Allah dilediğine kat kat verir. Allah'ın lütfu geniştir¸ O bilendir.”[3]


Kur'ân'da¸ ruhlarındaki cömertliği kuvvetlendirmek için mallarını hayra sarfedenler[4] ifadesi ile cömertliğin insanın özüne yerleştirmesi gereğine vurgu yapılır. “O takvâ sahipleri ki¸ bollukta da darlıkta da Allah için harcarlar¸”[5] “Kendilerine verdiğimiz rızıklardan gizli ve açık olarak (Allah yolunda) harcayan”[6] ayetleriyle de her hâlükarda vermenin önemine dikkat çekilir.


Verme edebini de şu şekilde belirler Kur'ân: “Mallarını Allah yolunda verip de sonra verdiklerinin ardından başa kakmayan ve eziyet etmeyenlerin¸ Rableri katında ödülleri vardır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”[7]


Kur'ân'da cömertliğin zıddı olan cimrilik de buhl ve şuhh kavramlarıyla ağır bir şekilde yerilir. Bunlardan buhl¸ kendi elindekini başkasından kıskanmak¸ şuhh ise başkasının elindekine göz dikmek olarak tanımlanmıştır ki her ikisi de zemmedilmiştir.


“Allah'ın¸ kereminden kendilerine verdiklerini (infakta) cimrilik gösterenler¸ sanmasınlar ki o¸ kendileri için hayırlıdır; tersine bu onlar için pek fenadır. Cimrilik ettikleri şey de kıyamet gününde boyunlarına dolanacaktır. Göklerin ve yerin mirası Allah'ındır. Allah bütün yaptıklarınızdan haberdardır.”[8]


“İşte sizler¸ Allah yolunda harcamaya çağırılıyorsunuz. İçinizden kiminiz (buhl) cimrilik ediyor. Ama kim cimrilik ederse¸ ancak kendisine cimrilik etmiş olur.”[9]


“Kim nefsinin cimriliğinden (şuhh) korunursa¸ işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”[10]


VEREN EL RUHU


İslâm insanının temel ve ayrılmaz özelliğidir infak. Allah'ın verdiğini¸ Allah'ın ver dediği yerlere¸ Allah için vermektir. Bizim kültürümüz¸ vermeyi önceleyen bir kültürdür.


Veren el ruhu¸ Yüce Allah'ı hesaba katarak yaşama bilinci demek olan muttakî olmanın temel şartıdır. Çünkü Yüce Mevlâ'mız¸ muttakîleri tanıtırken “Onlar kendilerine rızık olarak verdiklerimizden verirler.”[11]  buyuruyor.


Veren el ruhu¸ sevdiğini¸ Allah sevgisi ile sevdiğine¸ severek isteyerek vermenin adıdır. Zira Kur'ân'ımız¸ takvalı kimseleri tanımlarken “ malı¸ sevgi ile verir.”[12] buyuruyor.


Veren el ruhu¸ sahip olduğunun en iyisini¸ Allah¸ ancak muttakîlerden kabul eder[13] diyerek Allah'a adayan Âdemoğlu Habil'in ruhudur.


Veren el ruhu¸ gönlünü Rahman'a¸ ruhunu irfana¸ dilini burhana¸ malını ihvana¸ oğlunu kurbana¸ canını nirana veren¸ misafirsiz sofraya oturmayan Halîlullah'ın ruhudur.


Veren el ruhu¸ şairin “Ya Resulallah¸ senin cömertliğini bulutlara benzeten hata eder. Çünkü bulutlar¸ verirken gözyaşı dökerler. Sense¸ severek¸ isteyerek ve gülerek verirsin.” diye övdüğü ve Tevhid cümlesinin lâ'sından başka lâ/hayır-yok demediği bilinen Habibullah'ın ruhudur.


Veren el ruhu¸ çoluk çocuğuma Allah ve Resulünü bıraktım¸ yetmez mi diyerek bütün varlığını Allah yoluna koyan Sıddîk'ın ruhudur.


Veren el ruhu¸ bu sefer Ebubekir'i geçmeliyim¸ düşüncesi ile çoluk çocuğuna malının yarısını bırakıp malının diğer yarısını Allah yoluna koyarak hayırda yarışan Faruk'un ruhudur.


Veren el ruhu¸Biz size sırf Allah rızâsı için yediriyoruz¸ sizden bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz.”[14] ayetini düstur edinerek kendi malıyla orduları donatan¸ kuyuları vakfeden Zinnureyn ruhudur.


Veren el ruhu¸ aç acına oruca niyet edip iftarlıklarını kapıya gelen yoksula¸ yetime ve esire veren ve “Onlar¸ yoksula¸ yetime ve esire sevdikleri yemeği yedirirler…”[15]ayeti ile müjdelenen Murtaza ile Ehl-i Beytinin ruhudur.


Veren el ruhu¸ “Mallarını gece gündüz¸ gizli ve açık Allah yolunda verenlerin ödülü Rableri yanındadır. Onlara korku yoktur ve onlar üzülmeyeceklerdir.”[16] ayeti inince dört dirhemi olan ve Rabbim hiç olmazsa birini kabul eder düşüncesiyle¸ bunlardan birini gece¸ birini gündüz¸ birini gizlice¸ birini de açıkça infak eden Peygamber damadı Allah'ın Aslanı Hz. Ali'nin ruhudur.[17]


Veren el ruhu¸ Allah için yurtlarından¸ variyetlerinden geçen ve varlıklarını Allah'a adayan Muhâcirlerin ruhudur.


Veren el ruhu¸ kendileri ihtiyaç içerisinde iken muhtaç durumda olan kardeşlerini kendi nefislerine tercih eden¸ paylaşmanın en güzel örneklerini sunarak Allah'ın kitabına isimlerini yazdıran Ensârın ruhudur.


O halde Kur'ân'ın bu yönlendirmeleri ışığında özümüze infâk ruhunu¸ verme aşkını yerleştirerek veren el olmaya gayret edelim. Unutmayalım ki Allah'ın bize emanet olarak verdiklerinden¸ Allah'ın kullarına vermiş olacağız. Allah'a ait olanı¸ Allah'ın kullarından esirgeme yetkimizin olmadığını bilelim. Az iken veremeyen¸ çoğa erince vermekte zorlanacağını unutmayalım. Çocuklarımızı küçük yaşta cimriliğe değil¸ cömertliğe alıştıralım. Cömertliği¸ savurganlıkla karıştırmayalım. Ve bilelim ki verene Yüce Allah¸ dünya ve ahirette kat be kat fazlasıyla verecektir. “Siz hayra ne harcarsanız¸ Allah onun yerine başkasını verir. O¸ rızık verenlerin en hayırlısıdır.”[18]








[1] Kurtubî¸ el-Câmi'¸ XVII¸ 39.



[2] 17/İsra¸ 29.



[3] 2/Bakara¸ 261.



[4] 2/Bakara¸ 265.



[5] 3/Alu Imran¸ 134.



[6] 13/Ra'd¸ 22.



[7] 2/Bakara¸ 262



[8] 3/Alu Imran¸ 180.



[9] 47/Muhammed¸ 38.



[10] 59/Haşr¸ 9¸ 64 Teğâbün¸ 16.



[11] 2/Bakara¸ 4; 8/Enfâl¸ 3; 22/Hac¸ 35; 31/Lokman¸ 4.



[12] 2/Bakara¸ 177.



[13] 5/Maide¸ 27.



[14] 76 /İnsan¸ 9.



[15] 76 /İnsan¸ 8.



[16] 2/Bakara¸ 274¸ Ayrıca bkz. 13/Ra'd¸ 22¸ 14/İbrahim¸ 31¸ 35/Fâtır¸ 29.



[17] İbnü'l-Cevzî¸ Zâdü'l-Mesîr¸ I¸ 330.



[18] 34/Sebe'¸ 39.

Sayfayı Paylaş