KIYÂMETLER KOPUYOR, KIYÂMA HAZIRLANMALIYIZ!

Somuncu Baba

"Kur'ân'da kıyâmetin bir adı da "es-Sâat" kelimesidir. "Es-Sâat" kelimesi Kur'ân'da 48
kere tekrarlanır. Çünkü kıyâmet¸ insanlığın hayatında dönüm noktası olan¸ en önemli
saatin adıdır. İnsan¸ bütün programını bu saati göz önünde bulundurarak yapmalıdır."

"Ey insanlar! Rabbinizden sakının; doğrusu kıyâmet gününün sarsıntısı büyük şeydir. Kıyâmeti gören her emzikli kadın emzirdiğini unutur¸ her hâmile kadın çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş gibi görürsün oysa sarhoş değildirler¸ fakat bu sadece Allah'ın azâbının çetin olmasındandır."[1]


"Gök¸ o gün¸ erimiş maden gibi olur. Dağlar da atılmış pamuğa döner."[2]


"Yıldızların ışığı giderildiği zaman¸ gök yarıldığı zaman¸ dağlar pamuk gibi atıldığı zaman…"[3]


"Gökler kapı kapı açılacaktır. Dağlar yürütülüp serap olacaktır."[4]


"O gün bir sarsıntı sarsar. Peşinden bir diğeri gelir. O gün kalpler titrer. İnsanların gözleri yere döner."[5]


"O muazzam gürültü¸ kıyâmet kopup geldiği zaman… O gün¸ kişi kardeşinden¸ annesinden¸ babasından¸ karısından ve oğullarından¸ kaçar. O gün¸ herkesin kendine yeter derdi vardır."[6]


"Güneş durulup ışığı kalmadığı zaman… Yıldızlar düşüp¸ söndüğü zaman… Doğurması yaklaşmış develer başıboş bırakıldığı zaman… Yabani hayvanlar bir araya toplatıldığı zaman… Denizler kaynaştırıldığı zaman…"[7]


"Gök yarıldığı zaman… Yıldızlar dağılıp döküldüğü zaman… Denizler kaynaştığı zaman… Kabirlerin içi dışına çıktığı zaman… İnsanoğlu¸ ne yaptığını ve ne yapmadığını görür."[8]


"Gök yarılıp Rabbine boyun eğdiği zaman ki gök boyun eğecektir¸ yer düzeltilip¸ içinde olanları dışarı atarak boşaldığı zaman ve yer Rabbine boyun eğdiği zaman ki yer boyun eğecektir."[9]


"Gürültü koparacak olan! Nedir o gürültü koparacak olan? O gürültü koparacak olanın ne olduğunu sen bilir misin? O gün insanlar¸ ateş etrafında çırpınıp dökülen pervaneye dönecekler. Dağlar¸ atılmış renkli yüne benzeyecekler."[10]


Adı Kıyâmet


Her şey yerle bir oluyor¸ adı kıyâmet. Bin yıllardır belli düzen içerisinde hareket eden¸ görevlerini aksatmadan yerine getiren göklerin ve yerlerin düzeni bozuluyor¸ adı kıyâmet. Gök cisimleri paramparça oluyor¸ hiç deliği/yarığı olmayan gökyüzü yarılıyor¸ adı kıyâmet! Yeryüzünün en sağlam yapıları dağlar¸ pamuk gibi didiliyor; yeryüzünün en akıllı varlığı insan kelebekler gibi savruluyor¸ adı kıyâmet. Her şey yerle bir oluyor¸ yıkılıyor¸ yaşanılamaz oluyor¸ adı kıyâmet!


Kıyâmet¸ bir şeyin ayağa kalkması¸ kaldırılması demektir. Çünkü kıyâmetle birlikte¸ ilk yaratılıştan itibaren¸ kıyâmete kadar yaşamış ve ölüp gitmiş¸ isimleri unutulmuş¸ kemikleri çürümüş toprak olmuş bütün canlılar diriltilip ayağa kalkacaklardır. En önemlisi de kâinâtın efendisi¸ yeryüzünün halifesi insanın diriltilip ayağa kalmasıdır. Evet¸ insan yaptıklarının hesabını vermek için¸ yaptıklarının karşılığını görmek için diriltilip ayağa kalkacaktır. O gün¸ "Boynuzlu koçtan hakkını almak üzere boynuzsuz koyunun diriltileceği bir gündür." O güne kadar geçici bir süre de olsa zâlimlerin¸ azmanların dedikleri olmuş¸ bir takım haksızlıklara fırsat verilmiştir. Ancak o gün her konuda ve herkes için yalnızca Cenab-ı Hakk'ın hükmü geçerli olacaktır. Zira o gün hükümranlık¸ bütünüyle yalnızca Kahhâr olan Yüce Allah'a ait olacak ve bu gerçeği inanan inanmayan herkes görecek ve kabul edecektir. İşte bütün bu sebeplerden dolayı o günün adı kıyâmettir. Canlıların kıyâm ettiği¸ hakkın hâkim ve kâim olduğu gün. Bâtılın sesinin bütünüyle kısıldığı ve yalnızca hakkın gündemde olduğu gün.


Kur'ân'da kıyâmetin bir adı da "es-Sâat" kelimesidir. "Es-Sâat" kelimesi Kur'ân'da 48 kere tekrarlanır. Çünkü kıyâmet¸ insanlığın hayatında dönüm noktası olan¸ en önemli saatin adıdır. İnsan¸ bütün programını bu saati göz önünde bulundurarak yapmalıdır.


Yukarıya aldığımız âyetlerden de anlaşılabileceği gibi Kur'ân'ın kıyâmet sahneleri son derece etkileyici ve canlıdır. Özellikle âyetlerdeki Arapça kelimelerin lafız ve mânâlarının çok daha etkileyici ve insanın ruhuna işleyen¸ kulaklarını patlatıp yüreklerini hoplatan bir yönü vardır. Es-Sâhha¸ el-Kâria¸ el-Hâkka¸ es-Sâika¸ el-Vâkıa¸ el-Ğâşiye¸ er-Râdife¸ et-Tâmme gibi… Bütün bunlar¸ hangi konum ve seviyede olursa olsun¸ her insanın etkilenip önceden tedbir alması ve o âna hazır olması içindir.


Ansızın Gelecek


Kur'ân¸ kıyâmet saatinin ansızın geleceğini haber verir. Bu her zaman ona hazır olmamız içindir. "Göklerin ve yerin gaybı Allah'a aittir¸ kıyâmet sâatinin kopuşu bir göz kırpması kadar veya daha çabuk bir zaman içinde olur. Şüphesiz Allah her şeye Kadir'dir."[11]


Kişinin kendi ölümü¸ kıyâmetinin kopmasıdır. Ölüm küçük kıyâmettir. Hepimize her ân ölüm gelebilir¸ dolayısıyla her ân kıyâmetimiz kopabilir. Bizim için önemli olan kıyâmet kopmadan¸ bizim kıyâm edip¸ kendimize gelip¸ aklımızı başımıza alıp huzurdaki duruşa hazır olmamızdır.


Büyük kıyâmetin vaktini Yüce Rabbimiz gizlemiş¸ o kadar ki neredeyse kendinden bile gizlemiş. İyi ki de gizlemiş. Şâyet kıyâmetin vakti önceden açıklanmış olsaydı¸ hayat çekilemez olurdu. "Herkes işlediğinin karşılığını görsün diye¸ zamanını neredeyse kendimden bile gizlediğim kıyâmet mutlaka gelecektir."[12] Evet¸ kıyâmetin ne zaman kopacağını ancak Yüce Allah bilir. Onu peygamber de bilemez¸ melek de. "Sana¸ kıyâmet sâatinin ne zaman gelip çatacağını soruyorlar¸ de ki: ‘Onu ancak Rabbim bilir¸ onun vaktini¸ O'ndan başka belirtecek yoktur. Göklerin ve yerin¸ ağırlığını kaldıramayacağı o saat¸ sizlere ansızın gelecektir.' Sen sanki öğrenmişsin gibi sana soruyorlar¸ de ki: ‘Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur¸ ama insanların çoğu bu gerçeği bilmezler."[13] "İnsanlar senden kıyâmetin zamanını soruyorlar; de ki: ‘Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin¸ belki de zamanı yakındır."[14] Hal böyle iken kıyâmet saatinin vaktini belirlemek için çaba ve tahminler ne kadar anlamsız ve yersizdir.


Âyetler ve hadisler¸ kıyâmetin beklenmedik bir zamanda ansızın kopacağını söylerken ve kıyâmetin çok yakın olduğunu haber verirken¸ kıyâmetin vaktini tespit sadedinde üretilen ve söylenen şeyler kuruntudan öteye geçmeyen¸ bilgi değeri olmayan ve genellikle de kıyâmetin vaktini öteleyen hezeyanlardır.


Kıyâmete Hazır mıyız?


Konuyla ilgili pek çok hadisinde Peygamberimiz¸ bizleri kıyâmete hazır olmamızı sağlamak için ve bu hazırlığı da istikâmet üzere kalarak yapmamızı temin etmek için uyarılarda bulunur. Meselâ bunlardan meşhur bir hadis şöyledir: "İş/emânet ehli olmayana verildiğinde kıyâmeti bekleyin."[15] Bu durum kıyâmetin yaklaştığının alâmetidir. Aynı zamanda toplumda oluşacak karmaşanın bir kıyamet olarak nitelendirilmesi söz konusudur; kıyâmetlerin kopmasına¸ kargaşa ve fitnelerin yaygınlaşması da sebeptir.


Yine pek çok hadiste şirkin¸ faizin¸ içkinin¸ fuhşun¸ adam öldürmenin¸ çıplaklığın¸ oyun eğlencenin yaygınlaşması; ilmin kaldırılıp yerine cehâletin konulması¸ insanların yüksek bina yapma yarışı içerisinde olmaları¸ kişinin kazancının helâl haram oluşuna dikkat etmemesi¸ zamanın bereketinin kalmaması¸  kıyâmet alâmeti olarak belirtilmiştir.


Önemli olan kıyâmetin ne zaman kopacağını bilmek değil¸ her ân kıyâmet kopacakmış gibi kıyâmete hazır olmaktır. Kıyâmete hazır olmak istikâmet üzere kalmak¸ her ân ölümle karşılaşabileceğinin bilincinde Yüce Rabbin huzuruna çıkmaya hazır bulunmakla mümkün olacaktır. "Su çekildi¸ göründü sanki zamanın dibi / Korkuyorum¸ bu akşam kıyâmet varmış gibi diyerek" her ânı kıyâmet zamanı gibi gören; "Ölüm ne uzak¸ ne yakın bize ölüm / Ölümsüzlüğü tattık ne yapsın bize ölüm" diyerek ölüme gülümseyenler bu bilinçte olanlardır.


 


 






[1] 22/Hac¸ 11-2.



[2] 70/Meâric¸ 8-9.



[3] 77/Mürselât¸ 8-10.



[4] 78/Nebe'¸ 19-20.



[5] 79/Nâziât¸ 6-9.



[6] 80/Abese¸ 33-37.



[7] 81/Tekvîr¸ 1-6.



[8] 82/İnfitâr¸ 1-5.



[9] 84/İnşikâk¸ 1-5.



[10] 101/Kâria¸ 1-5.



[11] 16/Nahl¸ 77.



[12] 20/Tâh⸠15.



[13] 7/A'râf¸ 187.



[14] 33/Ahzâb¸ 63.



[15] Buhârî¸ İlim¸ 59.

Sayfayı Paylaş