İSTEYEN DE ÂCİZ, İSTENEN DE!

İSTEYEN DE ÂCİZ, İSTENEN DE!

Temsil, teşbih, örnekleme edebî sanatlardan olup hem sözün güzelleşmesini sağlar hem de anlamayı kolaylaştırır. Sonsuz merhamet ve lütuf sahibi olan Allah, kitabını kullarının zevkle okumaları ve kolay anlamaları için gerektiğinde bu sanatları da kullanmıştır. İman edenler, Yüce Allah’ın verdiği bu örnekler üzerinde derinlemesine düşünürler, onlardaki hikmetleri ve mesajları alırlar. Önyargı ile hareket eden inkârcılar ise bunları anlamak istemezler ve anlayamazlar. Sonuçta ibret alıp doğru yolu bulmak ve doğru yolda kalmak için verilen örnekler, onların inkâr ve sapkınlıklarını artırır.

Yüce Rabbimizin kitabında verdiği bu çarpıcı örneklerden ikisi de şu âyetlerde geçer:

“Ey insanlar! Bir misal verilmektedir, şimdi onu dinleyin: ‘Sizlerin Allah’ı bırakıp taptıklarınız bir araya gelseler, bir sinek bile yaratamayacaklardır. Sinek onlardan bir şey kapsa, onu kurtaramazlar; isteyen de, istenen de âciz!1

“Allah sivrisineği ve onun üstününü misal olarak vermekten çekinmez. İnananlar bunun Rablerinden bir gerçek olduğunu bilirler. İnkâr edenler ise ‘Allah bu misalle neyi murâd etti?’ derler, O, bu misalle birçoğunu saptırır, birçoğunu da yola getirir. Onunla saptırdığı yalnız fâsıklardır.”2

İlk âyette Yüce Allah, bütün insanlığa seslenerek bu çarpıcı örneği verdiğini bildirmektedir. Evet, Kur’ân’ın mesajı bütün insanlığadır. Ona inanan mü’minler olarak onun mesajını bütün insanlığa ulaştırmak bizim görevimizdir. Geçmişte mü’minler bu görevlerini yerine getirdiler ve Kur’ân’ın mesajını bütün insanlığa ulaştırabilmek için koşturdular. Şimdilerde ise bu kutlu görev, bugünün Müslümanları olan bizleri beklemektedir.

Hiçbir Şey Boşuna ve Anlamsız Değildir

İnkârcıların yağmur, bulut, örümcek gibi örnekleri ileri sürerek, “Allah böyle basit şeyleri niçin örnek verir ki?” demeleri üzerine, “Gerektiğinde sivrisineği, hatta onun ötesinde daha küçük yahut daha büyük ve önemsiz şeyleri bile örnek verir.” denilerek bu düşünce reddedilmiştir. Müşrikler ve Yahudiler, Kur’ân’daki bu misallere gülüyorlar, “Bu basit böcekleri Allah niye örnek veriyor?” diyorlardı. Onlar bilmiyorlardı ki Yüce Yaratıcı’nın yarattığı hiçbir şey boşuna ve anlamsız değildi, o küçücük şeylerde sayısız hikmetler ve dersler vardı. Onlar bu varlıkları küçümsüyorlardı, oysa onlar üzerinde birazcık düşünseler o küçücük varlıklarda ne büyük sırların olduğunu anlayacaklardı. Yüce Allah, o küçücük varlıkları, hatta onlardan daha küçüklerini yaratmaktan çekinmemişti ki, onları örnek göstermekten çekinsin! Aslında ilâhî kudret o minicik varlıklara, devâsâ varlıkların pek çok özelliğini yerleştirmişti. Koskoca filin devâsâ hortumu gibi, sivrisineğe de kan emici bir incecik hortum yerleştirmişti. Düşünen akıl sahipleri için bunda sayısız ibretler vardı.

Hayat kitabı Kur’ân, hayatın içerisinden ve herkesin görüp-düşünüp anlayabileceği misaller verir. Çünkü o, apaçık kitaptır, anlaşılmak için insanlığa gelmiştir. Karasinek ve sivrisinek örneği de öyledir.

İnsanlar Kur’ân’ın Misalleri Üzerinde Derinlemesine Düşünmeli

Kur’ân’ın verdiği örnekler, her seviyedeki her insan için farklı mesajlar içerir. Sıradan bir insan da seviyesine göre ondan bir şeyler anlar, donanımlı bir insan da. İnsanlar Kur’ân’ın misalleri üzerinde derinlemesine düşündükçe, farklı açılardan baktıkça ondan çok daha derin hikmetler/nükteler/mesajlar çıkarabilirler. Bunları gören akıl sahipleri şöyle derler: “Rabb’imiz! Sen bunu boşuna yaratmadın, Senin şânın yücedir!”3 Yaratılanlar karşısında mü’minler böyle derken inkârcılar da bunların anlamsız olduğunu söylerler: “Göğü, yeri ve ikisinin arasında bulunanları boşuna yaratmadık. Bunun boşuna olduğu, inkâr edenlerin sanısıdır. Vay ateşe uğrayacak inkârcıların haline!”

Âyetlerde karasinek (zübâb) ve sivrisinek (baûza) misal olarak verilmiştir. Her iki canlı da insanın yaşadığı her yerde bulunabilen ve insanı yakından ilgilendiren hayvanlardır. Çoğu zaman basite aldığımız, bizi rahatsız ettiklerinde zararlı haşerat olarak gördüğümüz hayvanlardır sinekler. Ancak bu hayvanlar görünüş ve küçücük yapılarına rağmen çok karmaşık işler görürler.

Bir kere bu küçücük yaratıklara, bu kadar mahâretli organın yerleştirilmiş olması başlı başına bir yaratılış harikasıdır. Dişilerini, kanat seslerinden tanıyan sivrisinekler… Anne sivrisineklerin yumurtalarını bırakacakları uygun ısı ve nemli ortamı bulmak için uzun yürüyüşler gerçekleştirmeleri… Uygun hava şartlarını bulabilmek için yumurtlamayı geciktirebilen sivrisinekler… Kanatları, antenleri, emme hortumları, bacakları ve sair organlarıyla sivrisinekler… Bir seferinde ağırlıklarından fazla kan emebilen sinekler… Saniyede beş yüz defa kanat çırparak uçma tekniğine sahip olan böcekler…

Bütün bu ve benzer özellikleriyle sivrisinekler Yüce Yaratıcı’nın erişilmez kudretini, minicik halleriyle haykıran yaratıklardır. O küçücük varlıklarda selim akıl sahipleri için çok büyük mesajlar vardır. İnsanlık tarihinde bu küçücük varlıklar insanları meşgul etmiş, uğraştırmış, hatta bazı zamanlar onların helâkine bile sebep olabilmişlerdir. Pek çok salgın hastalıklarda sineklerin etkisi bilinen bir husustur. Yine Nemrut gibi kibir ve azgınlıkta haddi aşanların, bir sivrisineğin musallat olmasıyla helâk olup gitmesi müstekbirler için ibretli bir tablodur. Ancak sineklerin bir kısım zararlı şeyleri tüketerek, bitkiler arasında gerçekleştirdikleri iletişimde pek çok faydalı işleri de yerine getirdikleri bir gerçektir.

Yaratma ve Yoktan Var Etme Yalnızca Yüce Allah’a Aittir

Diğer pek çok canlı gibi sinekler de Rabb’imizin şu âyetlerinde açıkladığı hakikatin tecellî ettiği varlıklardır. “Yeryüzünde yaşayan bütün canlıların rızkı ancak Allah’a aittir.”4, “Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.”5 Onları eşsiz özellikte yaratan Rabb’imiz, onların rızıklarını da onlara farklı şekillerde sunarak varlıklarını sürdürmelerini sağlamıştır.

Yaratma ve yoktan var etme yalnızca Yüce Allah’a aittir. O’ndan başka hiç kimse bir şeyi yoktan var edemez, yaratamaz. Bir kudsî hadiste Rabb’imiz şöyle buyurur: “Benim yarattığım gibi yaratmayı iddia edenden daha haksız kim vardır? O halde benim yarattığım gibi bir zerre veya bir sinek, ya da bir arpa tanesi yaratsınlar da göreyim!”6

Yüce Rabb’imiz, çok farklı hacim, şekil ve özellikte varlıklar yaratarak erişilmez kudretini bizlere gösteriyor ve bunlarla tanrılık davasına kalkanlara meydan okuyor. “Gücünüz yetiyorsa onların bir benzerini var edin. O küçücük varlıklar sizden bir şey alıp kaçsalar, gücünüz yetiyorsa onların aldıklarını onlardan geri alın. Sözgelimi o küçücük sinekler, sizin kanınızı emip kaçsalar, onların peşine düşün ve o emdikleri kanlarınızı geri alın. Bunu siz de yapamazsınız, taptığınız putlarınız da yapamazlar. Bu o sineklerin çok güçlü varlıklar olduklarından değil, sizin ne kadar güçsüz ve âciz olduğunuzdandır. İsteyen de âciz, istenen de. İsteyen de güçsüz, istenen de!”

İman veya inkâr, hidâyet veya sapma, hayır veya şerden birini seçen insandır, insanın seçtiğini yaratan ise tek yaratıcı olan Allah’tır. Kâinatta var olan her şey, Yüce Yaratıcı’nın varlığına ve birliğine delildir. Her insanın eğilimi farklı farklıdır. Kâinattaki irili ufaklı, çok farklı varlıklar her insanın farklı eğilimlerine hitap eder ve onu hakikate davet eder. Yeter ki insan, çevresindeki varlıklara ibret gözüyle bakabilsin, onların üzerinde biraz kafa yorabilsin. Elbette bu mesajları gönül ve baş gözleri açık olanlar alabileceklerdir. Hakikate gözlerini ve kulaklarını kapatanlar ise bu mesajlardan mahrum kalacaklardır. Böyleleri için Yüce Yaratıcı da hidâyet bahşetmeyecektir. Çünkü O, hidâyeti hak edenler için halk eder. Doğru yolu bulma veya sapma, seçim ve tercih yönünden kula (insana) aittir, yaratma yönünden ise Allah’a aittir.

Dipnot

* Prof. Dr. Ali AKPINAR
1.        22/Hac, 73.
2.        2/Bakara, 26.
3.        3/Âl-i İmrân, 191.
4.        11/Hûd, 6.
5.        29/Ankebût, 60.
6.        Buharî, Libas 56; Müslim, Libas 100; Ahmed, II, 232, 259, 391, 451, 527.

Sayfayı Paylaş