İSLÂM'DA İLK ÖĞRETMEN: MUS'AB B. UMEYR (R.A)

Somuncu Baba

"Tarihler Miladi 610 yılını gösterirken Peygamber
Efendimize ilk vahiy indiğinde Mus'ab 25 yaşında idi. İslâm
daveti yavaş yavaş Mekke'de yayılmaya başlıyordu. Bu
daveti Mus'ab'da duymuştu."

Nesebi ve Gençlik Yılları


Mus'ab b. Umeyr b. Haşim b. Abdi Menaf b. Abdiddar b. Kusay¸ b. Kilâb b. Mürre el-Kureşî el-Abderî. Miladi 585 yılında Mekke'de dünyaya geldi. Babası Umeyr¸ annesi Hünas binti Malik'tir. Annesi de babası da maalesef Müslüman olmamışlardır. Mus'ab¸ Mekke'de Abduddaroğulları denilen zengin bir aileye mensuptur. Cahiliye döneminde bu ailenin iki görevi vardı:


1. Askerî görevleri ki Mekke'nin sancaktarlığını yapmaktı.


2. Dinî görevleri de hicabe idi. Yani Kâbe'nin bakımı ve anahtarını koruma ile görevli idiler.


Mus'ab'ın ailesi¸ Mekke'nin en zengin ailelerden biri idi. Evin üç erkek evladı vardı. Onların en küçüğü de Mus'ab'tı. Annesi bu küçük oğluna diğerlerinden daha fazla düşkündü. Dolayısıyla ona en güzel elbiseleri giydirir¸ özel ayakkabı diktirir¸ en güzel ata bindirirdi.[1] Mus'ab için ta Yemen'den özel koku getirtirdi. Mus'ab'a ait bir koku vardı ki¸ sadece o kullanırdı. Mekke sokaklarından geçtiği zaman o kokudan dolayı o mahalleden Mus'ab'ın geçtiği belli olurdu. Mus'ab¸ aynı zamanda yakışıklı bir gençti. Mus'ab günümüzdeki bazı gençlerin de yaptığı gibi her gün belirli bir zamanını ayna karşısında geçirirdi. Saatlerce süslenir¸ elbisesini giyer ve kokusunu sürer sokağa öyle çıkardı. Mus'ab sokağa çıktığı zaman mahallenin genç kızları pencereye çıkar onu izlerlerdi. Mekke'nin en güzel kızları onunla evleneceğine dair bahse girer ve onunla evlenmek için can atarlardı. Mus'ab¸ ailesi içerisinde en fazla annesi tarafından sevilmekteydi. Ancak Müslüman olduktan sonra en fazla annesinin elinden çekmiştir. Yani Allahu Teâl⸠onu annesiyle imtihan etmiştir.


Soylu soplu¸ zengin ve yakışıklı bir genç olmasına rağmen Mus'ab¸ 25 yaşına kadar iffetini bozacak bir davranışı asla olmamıştı. İşte Mus'ab¸ iffetini muhafaza ettiği için Allah da ona imanı nasip etmiştir.


Tarihler Miladi 610 yılını gösterirken Peygamber Efendimize ilk vahiy indiğinde Mus'ab 25 yaşında idi. İslâm daveti yavaş yavaş Mekke'de yayılmaya başlıyordu. Bu daveti Mus'ab'da duymuştu.


Mus'ab b. Umeyr'in Müslüman Oluşu


Bir gece vakti Mus'ab arkadaşlarıyla Hacun Dağı'nda eğlenmekte idi. Arkadaşlarından biri ona: "Duydunuz mu Adulmuttalib'in yetimi Muhammed¸ ben Allah'ın peygamberiyim. Tapmakta olduğunuz bu putlar boştur. Hiçbir fayda sağlamaz. Allah ise birdir¸ her şeyi gören ve bilendir. Yaratan odur¸ ona ibadet ediniz." diyormuş diye bazı şeyler anlatı. Bütün anlatılanlar Mus'ab'ı çok etkilemesine rağmen¸ Mus'ab: "Susun bunları anlatmayın¸ bunlar bizim meselemiz değildir. Büyüklerimiz bunları düşünsün ve kararlarını versinler¸ biz eğlencemize bakalım." diyerek arkadaşını susturdu. Ama aklından da söylenenler asla çıkmadı. Eve geldi¸ sabaha kadar düşünmekten gözlerine uyku girmedi. Sabah olunca at yarışına gitti¸ her gün yarışta birinci olmasına rağmen o gece uykusuz olduğu için yarışı kaybetti. Fakat fazla üzülmedi. Daha sonra demirci Habbab b.Eret'in dükkânının önünden geçmekteydi. Mus'ab¸ dükkânın önünden geçerken Habbab:


– Ah Mus'ab bir elime geçse de ona İslâm'ı bir anlatsam¸ onu Müslüman olma şerefiyle bir şereflendirebilsem¸ İslâm ona ne güzel yakışır¸ diye düşünüyordu. O anda Mus'ab¸ Habbab'a uğrar bir bakar ki kızgın demiri elinde tutmaktadır. Onu bu hâlde görünce Mus'ab¸ ona şu soruyu sorar:


– Bu sıcak demiri nasıl elinde tutuyorsun elin yanmıyor mu? Habbab:


– Yüreğimde öyle bir yangın var ki bedenimdeki acıyı hissetmiyorum¸ der. Mus'ab¸ birden bu söz karşısında sarsılır.


– Benim de yüreğim yanıyor fakat senin kadar cesur değilim¸ senin gibi bu kızgın demiri elimle tutacak cesaretim yok. Sen bu cesareti nereden buluyorsun¸ der. Habbab tam fırsatı yakalamıştır. Ona İslâm'ı anlatmaya başlar. Nihayet Habbab b. Eret¸ o güne kadar İslâm'dan öğrendiği hakikatleri anlatırda anlatır. Sonunda Mus'ab:


– Muhammed nerede¸ beni oraya götür.


Habbab:


– Seni ona götüreceğim ama şimdi değil.


Mus'ab:


– O halde ne zaman götüreceksin?


Habbab:


– Mekke¸ öğle uykusunda iken sen Safa Tepesi'nde Erkam b. Erkam'ın evine gel¸ der. Bunun üzerine


Mus'ab:


– Yoksa Ebu Cehil'in yeğeni Erkam¸ Müslüman mı oldu¸ der. Habbab: "Evet" der.


Nihayet Mus'ab¸ öğle vakti Erkam'ın evine gelir. Habbab¸ kapıyı açar ve Mus'ab¸ Allah Rasûlunü görür görmez şehadet getirip Müslüman olur. İşte Habbab b. Eret¸ böylece Mus'ab b. Umeyr'in İslâm'a girmesine vesile olmuştur.


Mus'ab¸ Daru'l-Erkam'dan çıkarken Peygamber Efendimiz¸ ona: "Sakın ha ailene Müslüman olduğunu sezdirme!" der. Mus'ab da Efendimiz'in dediğini tutmaya çalışır ama iman bu¸ bir kalbe girdi mi insanda mutlaka bir değişiklik yapar. Dolayısıyla ev ehli tarafından Mus'ab'daki değişiklikler kısa bir süre sonra hemen fark edilir.


Mus'ab'ın annesi Hünas¸ Mus'ab'a çeşitli sorular sormasına rağmen bir türlü oğlunun ağzından bir şey alamaz. Kardeşlerini çağırır onlara sorar¸ onlar da bir şey söyleyemezler. Sonunda annesi¸ amcaoğlu Osman b. Talha'yı çağırır ve ona:


– Ben Mus'ab'da birtakım değişiklikler seziyorum¸ onu bir takip et¸ ondaki bu değişikliklerin sebebini öğren¸ der. Osman b. Talha¸ Mus'ab'ı izler ve kısa bir süre sonra haberi getirir.


   – Senin oğlun Müslüman olmuş¸ der.


Mus'ab b. Umeyr¸ eve gelince annesi onu karşısına alır ve:


– Oğlum! Öğrendiklerim doğru mu¸ der. Mus'ab¸ hiç tereddüt etmeden:


– Evet¸ doğru¸ ben Müslüman oldum¸ der.


Annesi bundan hiç memnun olmaz ve onu ikna etmeye çalışır. Çeşitli sözlerle onu dininden döndürmeye uğraşır ama nafile. Sonunda onu tehdit etmeye başlar. Bundan da sonuç alamayınca Anne Hünas'ın sevgili oğluna yapmadığı eziyet kalmaz. Onu dininden döndürmek için evlerindeki bir mahzene hapsederek günlerce aç ve susuz bırakır. Hatta herkesten çok sevdiği biricik yavrusunu kölelerine kamçılatarak işkence etmeye başlar. Ama bundan da bir sonuç alamaz. Sonunda Mus'ab'ı çağırır ve önüne iki tercih koyar:


– Ya ananın servetini tercih edeceksin veya Muhammed'in Dini'ni¸ der. Mus'ab elbette İslâm'ı tercih eder. Ve böylece evden¸ ailesinden¸ dünyalık servetten ayrılmış¸ imanı tercih etmiş ve artık Daru'l-Erkam'da kalmaya başlamıştır.


Mus'ab b. Umeyr'in Habeşistan'a Hicreti


Tarihler 615 yılını gösterirken İslâmiyet'i kabul ettikten sonra Mekke'de sıkıntı ve işkencelere mâruz kalan Mus'ab b. Umeyr¸ Rasûlullah'ın izniyle Habeşistan'a hicret eder.


Nübüvvetin 5. yılında Habeşistan'a hicret eden 15 kişiden¸ 11'i erkek¸ 4'ü de kadın idi.


Nihayet Mus'ab¸ Habeşistan'a hicret edenlerle birlikte Mekke'den ayrıldı. Orada bir müddet kaldıktan sonra Mekke'nin ileri gelenlerinin Müslüman olduğu haberini duyunca 39 muhacirle birlikte Mekke'ye¸ o eşsiz sevgiliye¸ Allah'ın Rasûlü'ne döndü. Hâlbuki duyulan haber asılsızdı¸ Mekke ileri gelenlerinin İslâm'a olan düşmanlığı devam ediyordu.


Hz. Ali (r.a.)¸ onu şöyle anlatır: "Bir gün Rasûlullah ile oturuyordum. Bu sırada Mus'ab b. Umeyr geldi. Üzerinde yamalı bir elbise vardı. Rasûlullah onun bu hâlini görünce¸ mübarek gözleri yaşla doldu. Çünkü o¸ Müslüman olmadan önce servet içinde idi. Dini uğruna bunların hepsini terk etmişti.


Peygamber Efendimiz (s.a.v.) onun hakkında şöyle buyurdu: "Kalbini¸ Allahu Teâlâ'nın nurlandırdığı şu kimseye bakın. Anne ve babasının onu en iyi yiyecek ve içeceklerle beslediklerini gördüm. Allah ve Rasûlü'nün sevgisi¸ onu gördüğünüz hâle getirdi."[2] Nitekim Peygamber Efendimiz¸ Mus'ab'a; "Mus'abu'l-Hayr" unvanını vermiştir.


İslâm'da İlk Öğretmen


Birinci Akabe bi'atında Müslüman olan Medineliler¸ Rasûlullah Efendimize:


"Yâ Rasûlullah! İçimizde¸ İslâmiyet açıklandı ve yayılmaya başladı. Halkı Allah'ın Kitabına davet edecek¸ Kur'an-ı Kerim'i okuyacak¸ İslâm dinini anlatacak¸ İslâm'ın sünnet ve emirlerini aramızda ikâme edecek¸ yerleştirecek¸ namazlarımızda bize imamlık yapacak bir kimse gönder." diye mektup yazdılar. Bunun üzerine Rasûlullah Efendimiz Mus'ab b. Umeyr'i¸ Medine'ye gönderdi ve ona¸


Medinelilere Kur'an-ı Kerim okumasını¸ İslâmiyet'in emir ve yasaklarını öğretmesini¸ namazlarını kıldırmasını emretti.[3]


Mus'ab b. Umeyr kısa zamanda Medine'ye vardı. Orada kendisini büyük sevinçle karşıladılar. Es'ad b. Zürâre'nin evine yerleşti. Ev sahibi Medineli ilk Müslümanlardan idi. Orada insanlara dinlerini öğretmeye başladı.[4]


Mus'ab b. Umeyr¸ Medine'de Es'ad b. Zürâre'nin evinde Kur'an-ı Kerim ve dinî bilgileri öğretiyor¸ güzel ahlakı¸ nezaketi ve kibarlığı ile herkesi İslâm'a bağlıyordu. Onun bu hizmetiyle Medine'de çok kimse Müslüman oldu. Medine'de bulunan kabile reislerinden Sa'd b. Muâz¸ Üseyd b. Hudayr¸ henüz Müslüman olmamışlardı. Bunların durumu çevreyi etkiliyor¸ İslâmiyet'in hızla yayılmasını engelliyordu.


Bir gün Mus'ab bir bahçede¸ etrafında bulunan Müslümanlara dini anlatıyor¸ sohbet ediyordu. Bu sırada Evs kabilesinin reislerinden olan Üseyd¸ elinde mızrağı ile hiddetli bir şekilde gelip¸ şöyle konuşmaya başladı:


– Siz bize niçin geldiniz¸ insanları aldatıyorsunuz? Hayatınızdan olmak istemiyorsanız buradan derhâl ayrılın!


Nice ağır hakarete ve işkenceye Allah ve Rasûlü hatırına katlanmış ve Rasûlullah (s.a.v.)'ın özel terbiyesinde yetişmiş olan Mus'ab (r.a)¸ onun bu taşkın hâlini gayet sakin bir şekilde karşıladı ve şöyle dedi:


– Hele biraz otur! Sözümüzü dinle¸ maksadımızı anla. Beğenirsen kabul edersin. Yoksa engel olursun¸ diyerek gayet yumuşak ve nazik bir şekilde karşılık verdi.


Üseyd sakinleşip;


– Doğru söyledin¸ dedi ve mızrağını yere saplayarak oturdu. Mus'ab¸ ona İslâmiyet'i anlattı ve Kur'an-ı Kerim okudu. Kur'an-ı Kerim'in eşsiz belâgati ve tatlı üslûbunu işiten Üseyd kendini tutamayıp:


– Bu ne kadar güzel¸ ne kadar iyi bir sözdür. Bu dine girmek için ne yapmalı¸ diye sordu.


Güzel yüzlü¸ tatlı dilli öğretmen cevap verdi:


– Lâ ilâhe illallah Muhammedü'r-Rasûlullah¸ demek kâfidir.


Mus'ab b. Umeyr'in¸ bu sözü üzerine kelime-i şehâdeti söyleyip Müslüman olan Üseyd¸ sevincinden yerinde duramadı ve:


– Ben gidip arkadaşlarıma da anlatayım¸ diyerek ayrıldı. Üseyd; Evs Kabilesinin reisi¸ Sa'd b. Muâz'ın ve kabilesinin yanına varınca¸ Müslüman olduğunu söyledi.[5]


Bunu gören Sa'd¸ şaşırarak hiddetlendi ve Mus'ab b. Umeyr'in yanına koştu. Yanına varınca sert ve kızgın bir tavırla konuşmaya başladı.


Mus'ab b. Umeyr¸ ona da gayet yumuşak konuştu ve oturup biraz dinlemesini söyledi. Sa'd¸ bu nazik konuşma karşısında yumuşayıp oturdu ve konuşulanları dinlemeye başladı.


Mus'ab b. Umeyr¸ ona da İslâmiyet'i anlattı ve Kur'an-ı Kerim'den bir miktar okudu. Kur'an-ı Kerim okunurken Sa'd'ın yüzü birden bire değişiverdi. O da orada Müslüman oldu. Kendinde duyduğu üstün bir hâlin ve rahatlığın şevkiyle derhâl kavminin yanına gidip onlara şöyle dedi:


– Ey kavmim beni nasıl biliyorsunuz?


– Sen bizim büyüğümüz ve üstünümüzsün¸ dediler. Sa'd:


– Öyle ise Allah'a ve Rasûlüne iman etmelisiniz. İman etmedikçe sizin erkek ve kadınlarınızla konuşmak bana haram olsun¸[6] dedi.


Bunun üzerine kavmi hep birden İslâmiyet'i kabul etti. O gün kabilesinden iman etmedik kimse kalmadı. Mus'ab b. Umeyr'in büyük gayretleri ve hizmetleri neticesinde İslâmiyet¸ Medine'de hızla yayıldı.[7] Öyle ki¸ İslâmiyet her eve girmiş¸ neredeyse iman etmeyen kalmamıştı.


Kısa sürede İslâm'ın Medine'de yayılmasına vesile olan Mus'ab b. Umeyr¸ Müslüman olan Medineli 75 Müslüman ile miladi 622 yılında ikinci Akabe Biatına katıldı.


İşte İslâm'ın ilk öğretmeni¸ hayatını inancı ve dini uğruna feda edip böylece Uhud'da şehid düştü…


Allah (c.c.)¸ bizleri şefaatine nail eylesin…


 






[1]   İbn Sa'd¸ et-Tabakatü'l-Kübra¸ Beyrut 1978¸ III¸ 116; Kandehlevî¸ M.Yusuf¸ Hayatü's-Sahabe¸ Dımeşk 1986¸ I¸ 301.



[2]   Kandehlevî¸ age.¸ II¸ 291-292.



[3]   İbn Hişam¸ es-Siretü'n-Nebeviyye¸ Beyrut 1971¸ II¸ 76; İbnü'l-Esir¸ el-Kâmil fi't-Tarih¸ Beyrut 1965¸ II¸ 96.



[4]   Kandehlevî¸ age.¸ I¸ 116.



[5]   İbnü'l-Esir¸ age.¸ II¸ 97; Kandehlevî¸ age.¸ I¸ 188.



[6]   İbnü'l-Esir¸ age.¸ II¸ 98; Kandehlevî¸ age.¸ I¸ 188-189.



[7]   İbn Hişam¸ age.¸ II¸ 77-79; İbnü'l-Esir¸ age.¸ II¸ 97-98.

Sayfayı Paylaş