İNANANLARA EN GÜZEL MODEL: İKİ KUTLU AİLE!

Somuncu Baba

“Hz. İbrahim (a.s.)¸ Hz. İsmâil (a.s.)¸ Hz. Sâra¸ Hz. Hacer… Hz. Muhammed (s.a.v.)¸
onun sevgili eşleri annelerimiz¸ Hz. Fâtıma¸ Hz. Ali¸ Hz. Osman¸ Hz. Hasan¸
Hz. Hüseyin (r.anhüm) ve onların yolunda olanlarla ne kadar tanışıyoruz?”

Kur'ân¸ bir âyetinde Peygamberimizi bize şöyle takdim eder:


“And olsun ki¸ Allah'a ve âhiretee kavuşmayı uman ve Allah'ı çokça anan kimseler için¸ sizin için Allah'ın Rasûlü en güzel örnektir.”[1]


Âyette geçen ve “en güzel örnek anlamına gelen “Üsve-i Hasene kavramı bir âyette de Hz. İbrahim Peygamber için kullanılır. Söz konusu âyet de şöyledir:


“İbrahim ve onunla beraber olanlarda¸ sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır.[2]


Hz. İbrahim ve onunla beraber olanlar insanlık için en güzel örnektir… Yüce Allah'ın son Peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) de Allah ve âhirete iman edenler için en güzel örnektir. Mü'minlere özellikle bu iki peygamberin en güzel örnek olarak takdim edilmesi oldukça dikkat çekicidir. Elbette bütün peygamberler insanlık için örnektirler. Ancak Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.)'in örnekliği çok daha mânîdârdır.


Şöyle ki Hz. İbrahim (a.s.) de Hz. Muhammed (s.a.v.) de Kur'ân'ın ilk muhataplarının çok iyi tanıdıkları iki peygamberdi. Hz. İbrahim (a.s.)¸ ilâhî din İslâm'ın büyük peygamberlerindendir. Kur'ân'ın indiği dönemde Mekke müşrikleri gibi¸ Yahudi ve Hıristiyan olanlar da Hz. İbrahim (a.s.)'e ayrı bir önem veriyorlardı. Mekkeliler Hz. İbrahim peygamberin milletinden olduklarıyla övünüyorlar¸ hac gibi pek çok İbrâhimî geleneği sürdürmeye çalışıyorlardı. Tavaf¸ Makam-ı İbrahim¸ Zemzem¸ Safa-Merve Sa'y gibi kutsallar İbrahim Peygamberden kalma hatıralardı. Yahudi ve Hıristiyanlar da kendilerinin Hz. İbrahim peygamberin yolunda olduklarını iddia ederek bununla övünüyorlardı. Hz. İbrahim (a.s.)¸ pek çok peygamberin atası konumundaydı.


Hz. İbrahim Peygamber¸ insanlık için ailece örnekti. O¸ mübarek eşleri Hz. Sâra¸ Hz. Hacer ve peygamber oğulları Hz. İsmail ve Hz. İshak ile yaşadıklarıyla da en güzel örnekti. O¸ aile ilişkilerinde en güzel örnekleri sunmuştu insanlığa. Elbette aile fertleri ile bazı problemleri yaşamıştı Hz. İbrahim (a.s.). Ancak o¸ problemlerle nasıl baş edileceğini gösterme ve problemleri en güzel şekilde çözme konusunda da en güzel örnekleri sunmuştu.


Peygamberimiz için de durum benzerlik arz etmektedir. O da¸ her konuda olduğu gibi aile konusunda da en güzel örnekliğe sahipti. Şöyle ki:


Hz. Muhammed (s.a.v.)¸ peygamber olmadan önce bir çocuk olarak¸ bir genç olarak¸ olgunluk çağına gelmiş bir insan olarak en güzel örnekliği sunmuştu. Doğmadan önce babasını¸ küçük yaşta annesini kaybeden bir çocuk olarak örnekti Peygamberimiz. O¸ annesi Hz. Âmine'nin ve sütannesi Hz. Halime'nin yanında dikkat çeken bir çocukluğa sahipti. Onun çocukluğu sıradan bir çocukluk değildi. Bu durum¸ annesi¸ sütannesi ve sütkız kardeşi başta olmak üzere çevresindeki herkesin dikkatini çekiyordu. Herkes ondaki bu güzellikleri fark ediyordu. Nitekim sekiz yaşında dedesi Abdülmuttalib ölünce¸ amcası Ebû Tâlib onun bakımını seve seve üstleniyor ve yanına alıyordu. Ebû Tâlib ve eşi Hz. Fâtıma Hatun yanında Hz. Muhammed (s.a.v.)'in ayrı bir yeri vardı. Bu ayrıcalık¸ yalnızca onun yanlarında bir emanet olmasından kaynaklanmıyordu. Hz. Muhammed (s.a.v.) fizikî güzelliği yanında¸ özel ve güzel duruşu ile kendini sevdiriyordu. O¸ âdetâ bir câzibe merkezi idi. Çevresindeki insanların gözü onun üzerindeydi. Günümüzde bile bazı çocuklar¸ özel duruşlarıyla hem âileleri içerisinde¸ hem akrabaları içerisinde seçkin bir yere sahiptirler. Hz. Muhammed (s.a.v.)'in çocukluğunda bu durum fazlasıyla mevcuttu.


Peygamberimizin gençliği de ona özel ve son derece güzeldi. Diğer gençlerden farklıydı o. Gençlerin günah ortamlarında gençliklerini harcadığı¸ boş ve anlamsız işlerde ömür tükettiği bir toplumda o özgün gençliği ile dikkatleri çekiyor ve başkalarından ayrılıyordu. Yirmi beş yaşlarında Mekke'de pek çok asil kız-kadın onunla evlenmek için can atıyordu. Hz. Hatice gibi variyetli¸ olgun¸ kendisine gelen pek çok evlilik teklifini geri çevirmiş bir kadın ona evlilik teklif ediyor ve bu yuva kurulurken îrâd edilen nikâh merasimi nutkunda Hz. Muhammed (s.a.v.)'in güzellikleri bir bir ortaya konuluyordu:


 Otuz beş yaşlarında Kâbe'de hakemlik yapması söz konusu olduğunda herkes onun hakemliğini seve seve kabul ediyordu. Çünkü çevresindekiler onda¸ başkalarında görmedikleri güzelliklere şahit olmuşlardı. Hılfu'l-fudûl Derneğinde aktif görev alışıyla da o¸ dürüstlüğünü¸ diğergâmlığını¸ iyilik ve yardımsever oluşunu ispat etmişti.


Dolayısıyla bugün çocuklarımıza ve gençlerimize Peygamberimizin çocukluk ve gençlik konusundaki örnekliğini doğru ve izlenebilir ölçüde anlatmamız gerekmektedir.


Aile Reisi Olarak Peygamberimiz!


Hz. Peygamber (s.a.v.)¸ Hz. Hatice ile otuz yıla yakın bir evlilik hayatı sürdü. Bu beraberlikten altı çocukları oldu. Bu süre içerisinde koca karısından¸ kadın kocasından memnun ve hoşnuttu. Kaynaklarımız bu dönemle ilgili olarak herhangi bir aile probleminden bahsetmezler. Tam tersine¸ en zorlu zamanlarda kocasına mânen ve maddeten destek olan onurlu bir kadın cennet hanım efendisi Hz. Hatice'den bahsederler. İlk iman eden kadın¸ Peygamberimizin namazlarında ilk cemaati olan kadın¸ mal varlığını İslâm'a vakfeden davanın finansörü ilk kadın¸ karşılaştıkları güçlüklere azim ve kararlılıkla sabreden bir kadın… Peygamberimiz¸ ilk eşini o kadar sevmiş ve saymıştı ki¸ vefatından sonra bile onu hep hayırla anmış¸ onun akrabalarına ve onun hatıralarına ayrı bir özen göstermiştir. O kadar ki Hz. Âişe'yi kıskandıracak ölçüde ilk eşine vefa örnekliği sunmuştu O.


Hz. Hatice'nin vefatından sonra Peygamberimiz çeşitli hikmetlere binaen bir kısım evlilikler yapmıştır. Elli üç yaşından sonra¸ ömrünün kalan on senesinde gerçekleştirdiği bu evlilikler¸ her şeyden önce Yüce Allah'ın izni ve hatta emri ile gerçekleşmiştir. Bu evliliklerin pek çok hikmeti vardır¸ ancak bunların şehvet düşkünlüğü sonucu olmadığı kesin bir gerçektir.


Bu evliliklerde aile içi bir kısım problemler olmuştur. Çünkü bu annelerimizle evlendiğinde altı çocuklu bir insan olan Peygamberimiz¸ yoğun işleri olan bir insandı. Bu evliliklerin sürdüğü on yıllık Medine dönemi¸ seksen kadar gazve ve seriyyenin gerçekleştiği¸ İslâm Tarihinin çok önemli olaylarının meydana geldiği Peygamberimiz başta olmak üzere bütün Müslümanların çeşitli sınavlardan geçtiği zorlu bir süreçtir. Peygamberimizin evlendiği hanımlar da farklı yaşlarda¸ farklı konumlarda¸ farklı özellikler de hanımlardı. Hz. Âişe gibi genç olanı olduğu gibi¸ oldukça yaşlı ve çocuklu olanları da vardı. Varlıklı aile kadınları¸ kabile reisi kızları olduğu gibi¸ gariban aile kadınları da vardı. Arap olanları olduğu gibi¸ Mısır ve Yahudi kökenli olanları da vardı. Peygamberimiz bu annelerimizle örnek bir aile modeli sunmuştur bizlere. Zaman zaman aile içerisinde bazı problemler yaşanmış¸ ancak bunların hiç birisi yuvanın yıkımı/talak gibi olumsuz bir sonuçla bitmemiştir. En fazla bir defaya mahsus olmak üzere¸ bir ay kadar eşlerinden ayrı kalma söz konusu olmuştur.


Peygamberimizin bu evlilik yoluyla oluşan akrabalarına karşı tavır ve davranışları da herkes için örnektir. Onun damatları¸ torunları ile ilişkileri de aynı şekilde dillere destan özellik ve güzelliklerle doludur.


Her konuda olduğu gibi peygamberimizin aile hayatını¸ günümüze yansıtacak şekilde¸ ondaki güzellikleri aile hayatımıza model oluşturacak şekilde okumamız gerekmektedir. Aile sorunlarının yoğun olarak yaşandığı¸ aile içi geçimsizliklerin¸ haksızlık ve küslüklerin artarak devam ettiği¸ boşanmaların sıkça ve evliliklerin daha ilk yıllarında yaşandığı günümüzde buna ihtiyacımız¸ her zamankinden çok daha fazladır.


İki Kutlu Aileyi Selamlayarak İzlemek Gerek


Evet¸ aile ilişkilerinde¸ Hz. İbrahim (a.s.) aile boyu en güzel örnektir. Hz. Muhammed (s.a.v.) de aile boyu örneğimizdir. İnsanlığın bu iki model aileden alacağı çok şey vardır. Tıpkı Peygamberimizin bize öğrettiği şu iki meşhur salâvat dualarında söylediğimiz gibi:


“Allah'ım¸ Muhammed ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarına selam et! Tıpkı İbrahim ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarına selam ettiğin gibi… Doğrusu sen övülmeye layık olan¸ şanı yüce olansın!


Allah'ım¸ Muhammed ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarını mübarek/bereketli kıl! Tıpkı İbrahim ve âline/ailesine/izinde giden bağlılarını bereketlendirdiğin gibi… Doğrusu sen övülmeye layık olan¸ şanı yüce olansın!”


Elbette günlük kıldığımız namazlarımızda en az on beş kere okuyarak andığımız bu iki aile yalnızca onlara dua etmek için değildir. Bunun yanında¸ bu anışımız o iki örnek aileyi model almak içindir.


O halde şimdi şu sorularla kendimizi test edelim:


Bizler aile olarak Hz. İbrahim (a.s.) ve Hz. Muhammed (s.a.v.) ailesine ne kadar benziyoruz?


O kutlu aileleri ne kadar tanıyoruz?


Hz. İbrahim (a.s.)¸ Hz. İsmâil¸ Hz. Sâra¸ Hz. Hacer… Hz. Muhammed (s.a.v.)¸ onun sevgili eşleri annelerimiz¸ Hz. Fâtıma¸ Hz. Ali¸ Hz. Osman¸ Hz. Hasan¸ Hz. Hüseyin ve onların yolunda olanlarla ne kadar tanışıyoruz?


Onlardaki güzellikleri kendi ailelerimizde ne kadar yaşıyoruz?


Unutmayalım ki onlara selam etmek¸ onlara bağlılık andımızdır. O iki kutlu aileye bağlılığımız ise¸ onları doğru bir şekilde tanıyıp onlara benzemekle gerçekleşecektir.


 






[1] 33/Ahzâb¸ 21.



[2] 60/Mümtahıne¸ 4.

Sayfayı Paylaş