HULÛSİ EFENDİ’NİN DÎVÂNI’NDA KUR’ÂN AYETLERİ

Somuncu Baba

“O¸ sâlih insanların azaldığı¸ iyilik ve hayır yapmanın turfanda olduğu bir dönemde yaşadığı yetmiş altı senelik bereketli ömrü ile etrafındaki insanlara ilim ve irfân saçmakla kalmamış¸ hayatın içerisinde¸ her alanda ve herkese yansıyan fiilî hizmetleriyle öncü olmuş bir hayır adamıdır. ”


Yüce Yaratıcının insanlara hitâben indirdiği Kur’ân¸ Yüce Allah’ın istediği insan tipini yetiştirmeyi hedefler. Hedeflenen bu tip¸ Kur’ân ahlâkıyla donanmış olan Kur’ân adamlarıdır.


Kur’ân adamı¸ kendisini Kur’ân’ın muhâtabı olarak gören¸ onu çokça ve sürekli okuyan¸ onun âyetleri üzerinde derin derin düşünen¸ onu doğru anlayan¸ onunla dolan ve onu hayatında yaşayan kimsedir; o¸ Kur’ân’ın pratiğidir¸ öyle olmalıdır. Zira Kur’ân¸ gönül adamlarını inşâ etmek ve onları çoğaltmak için gelmiştir.


Kur’ân’ın yetiştirmeyi hedeflediği ve âyet âyet işleyerek inşâ etmek istediği gönül insanı¸ ilim ve irfânıyla olduğu kadar¸ kendinde kalmayıp başkalarına yansıyan hayır ve iyilikleriyle gönüllere taht kuran kimsedir. Gönül adamı¸ öncelikle Yüce Yaratıcıya karşı görevlerinin bilincinde olan¸ O’nun kullarına hizmeti¸ Yaradan’a hizmet olarak gören kimsedir.


İşte Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi¸ onlardan biridir. O¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)’in soyundan gelmeyi¸ sözlü bir iddiada bırakmayıp onun davasını anlatan söylem ve onun sünnetine uygun eylemleriyle ona layık olmaya çalışmış bir gönül adamıdır. O¸ sâlih insanların azaldığı¸ iyilik ve hayır yapmanın turfanda olduğu bir dönemde yaşadığı yetmiş altı senelik bereketli ömrü ile etrafındaki insanlara ilim ve irfân saçmakla kalmamış¸ hayatın içerisinde¸ her alanda ve herkese yansıyan fiilî hizmetleriyle öncü olmuş bir hayır adamıdır. O¸ bu unvanları¸ sahip olduğu ilim¸ irfân¸ edebiyat¸ sanat¸ kültür birikimi ve bu birikimi pratiğe dönüştürmesi ile kazanmıştır.


Hulûsi Efendi¸ Darende merkezli olarak başlattığı irşâd faaliyetleriyle ve öncülük ettiği hayır hizmetleriyle bulunduğu bölgeyi aydınlatmış¸ yaptıklarıyla söylediklerinin nasıl hayata geçirileceğini çevresindekilere bizzat göstermiş ve başlattığı vakıf hizmetleriyle örnek şahsiyet olmaya bugün de devam etmektedir. “O¸ Hüsn-i ahlâk¸ her kemâlin fevkındedir.”1 diyerek en güzel ahlâkı kemâlin zirvesi kabul edip bu uğurda kâli ile olduğundan çok daha fazla hâli ile hizmet eden bir hizmet eri ve insanlık sevdâlısıdır. Onun eserlerinden biri olan Dîvân’ı onun Kur’ân ve Sünnet merkezli düşüncesinin beyitlere dökülmüş halidir. Onun Dîvânı’nı incelediğimizde şu tesbitleri yapmamız mümkündür:


1. Allah’a ve Peygamberine İtâate Vurgu Yapan Açıklamaları


Çünkü sulbüm bilmiş ol kim Ahmed-i Muhtâr’a bend2


diyerek soyunun Hz. Peygamber (s.a.v.)’in bağlısı olduğunu söyleyen Hulûsi Efendi¸ düstûrunun Kur’ân olduğunu şöyle seslendirir:


Bî-çâre hâfız gönlümüz


Âyîne-i Rahmân bizim


Bilsen ser-â-pâ sînemiz


Hep menşed-i Kur’ân bizim3


Kur’ân ve Sünnete uymayıp kendi bâtıl görüşlerine uyanları şöyle uyarır:


Hükm-i Kur’ân’a uyup sünnete kılmaz ittibâ


Kendi butlânından uydurma dalâletler gelir.4


Şu dizeleriyle de Allah’ın kopmaz ipi Kur’ân’a tutunmanın gereğini dile getirir:


Eriş dâmânını tut habl-ı Kur’ân’ı tutam dersen


Eşiği Ka’be anın dâmeni hablü’l-metîn olmuş



Yetiş gurbette kalma Karîbullah’a yol bul kim


Kelâm-ı vahy-i Hak hem kendisi Rûhu’l-Emîn olmuş5


Yine Kur’ân’ın gereklerini yerine getirme ile ilgili olarak şunları terennüm eder:


Yönelip Ka’betullâh’a


Sücûd et Hazretullâh’a


Ser-â-ser sıbgatullâh’a


Boyan artık boyan artık6


dizeleriyle de Kur’ân’ın¸ “Allah’ın boyasıyla boyandık. Allah’tan daha güzel rengi kim verebilir? Biz ancak O’na kulluk ederiz”7 âyetine atıfta bulunur.


Rasûlün âline buğzun Rasulullâh’a buğzundur


Rasûlullâh’a buğzun Allah’a buğzundur8


diyerek Peygambere itâatin Allah’a itâat¸ ona itâatsizliğin de Allah’a itâatsizlik olacağı gerçeğini hatırlatır. Nitekim bu konuda Rabbimiz şöyle buyurur: “Kim Rasûl’e itâat ederse Allah’a itâat etmiş olur.”9


2. Kur’ân’ın Ana Konularına İşaret Etmesi


a. İstikamet Üzere Olmak


Yüce Allah’ın kulları için seçtiği dosdoğru yol istikâmette olmanın gereğini vurgularken¸ istikâmet üzere olmanın fıtrat üzere kalmak olduğunu¸ bunun için de gaflet uykusundan uyanıp günahlardan uzak kalmak gerektiğini şöyle ifade eder:


İstikâmetle olup tab’-ı selîm


Müstakîm ol müstakîm ol müstakîm10


Uyan derin uykudan artık Müslüman uyan11


Sana ben hüsn-i itâatde tamâm


Gönlümü etme kabâhatlar ârâm12


Sen hakîkatten çıkıp Hak’dan uzak olmadasın


Bil hakîkat kendi kendine tuzak olmadasın13


sözleriyle Allah’a yakın olmanın hakikate bağlı olmaktan geçtiğini¸ hakikatten uzak olanların ise aslında kendilerine zarar verdiklerini söyler.


b. Ümitvâr Olmak


Râh-ı Hudâ’dayız isyânımız var


Allâh’a Raûül’e îmânımız var14


sözleriyle Allah’tan ümit kesilmemesini nasîhat eder. Aynı bağlamda şöyle diyerek ümitvâr olmanın gereğine dikkat çeker:


“Lâ taknetû” sırrından


Kesmez ümîdi Hulûsi


Âsîler gürûhunu


Rahmetin kurtaracak15


O¸ bu dizelerinde Yüce Allah’ın bütün günahlara tevbe çağrısında bulunduğu ve ümit aşıladığı Kur’ân’ın en ümit verici âyetine işaret eder: “De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine haddi aşan kullarım! Allah’ın rahmetinden ümit kesmeyin (lâ taknetû min rahmetillah)! Çünkü Allah bütün günahları bağışlar. Şüphesiz ki O¸ çok bağışlayan¸ çok esirgeyendir.”16


c. Allah kibirlenenleri sevmez


Kemâl-i acz iledir acz-i kemâl-i insân


Mütekebbirleri Allah sevip a’lâ etmez17


diyerek insanın¸ kibirlenmeyi bırakıp aczini itirâf ederek mütevâzılığı ile kemâle ereceğini söyler. Aynı bağlamda o¸ “Ne büyüklük sata kul/Nice gâfil yata kul”18¸ “Kendini pâk gördüğün değil midir ki telvîs olduğun”19 diyerek insanın kendini beğenmesinin asıl kirlenme olduğuna vurgu yapar. Nitekim bu konuda âyette¸ “O¸ büyüklük taşlayanları sevmez”20 buyurulmuştur. Peygamberimiz de “Mütavâzı olanı Allah yüceltir¸ kibirleneni ise alçaltır.”21 buyurmuştur.


d. Mirac Mucizesi ve Hz. Peygamber (s.a.v.)’in Vahiy Meleğini Görmesi


Nazar kıldıkça cânlar bahş eder çeşmin Mesîhâ-tek


Ne bînâdır ki “mâzâğa’l-basar” şanında gûyâdır


Şu kim dâmanını tutdu sana cân ile râm oldu


Makâmı “Kâbe kavseyn” lâne-i rûhu “ev ednâ”dır22


Bu beyitlerinde o¸ Hz. Peygamber (s.a.v.)’in vahiy meleği ile görüşme anını anlatan şu âyetlerden iktibasta bulunur: “Sonra yaklaştı¸ daha da yaklaştı. O kadar ki iki yay arası kadar¸ hatta daha da yakın oldu (Fe kânekâbekavseyni ev-ednâ).”23¸ “And olsun ki o¸ Cebrail’i sınırın sonunda başka bir inişinde de görmüştür. Orada Me’vâ cenneti vardır. Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Gözü oradan ne kaydı ve ne de onu aştı (mâzâğa’lbasaru ve mâdağâ).”24


Hulûsi Efendi¸ pek çok mutasavvıfın yaptığı gibi Dîvân’ında en fazla¸ sûfî yorumun temellerinden olan bu âyetlere atıfta bulunmuştur.


3. Âyetlere Telmihlerde Bulunması


Hulûsi Efendi¸ pek çok beyitinde Kur’ân’ın âyetlerine atıfta bulunur¸ âyetlerdeki kelime ve cümleleri iktibas ederek temel konulara telmihte bulunur. O¸ bu kullanımlarıyla Kur’ân âyetlerine ne kadar vâkıf olduğunu açıkça ortaya koyar. Şu örneklerde bunları görmemiz mümkündür:


Bil “alleme’l-esmâ” nedir esmâ vü müsemmâ nedir


Hem tâc-ı “kerramnâ” nedir anı giyen muhtâr ola25


Tâc-ı “kerramnâ” ile tekrîm edilmiş şânını


Bir düşün ey bî-haber bil ki o mânâ andadır26


“Ve Âdem’e bütün isimleri öğretti (Ve âlemle Âdeme’l-esmâeküllehâ).”27 “And olsun ki¸ biz insanoğullarını şerefli kıldık (Ve lekadkerramnâ benî âdem).”28


Sorma zâhidlere bilmez “lenterânî” sırrını


Tûr-ı Eymen’de nihân sohbetimiz yâr iledir29


“Musa¸ tayin ettiğimiz vakitte Tûr’a gelip de Rabbi onunla konuşunca¸ ‘Rabbim bana kendini göster de seni göreyim.’ dedi. Rabbi ‘Sen beni asla göremeyeceksin (Lenterânî).’ dedi.”30


Bahr-ı vahdetde fenâ eyle vücûdun fülkün


“Limeni’l-mülk” şuhûdundaki eyyâmı getir31


“Bugün hükümranlık kimindir?” (limeni’l mülk) denir; hepsi: “Gücü her şeye yeten tek Allah’ındır.” derler.”32


Dinle ey cânım püser


Budur tahkîk ber-haber


“Levvâhatün-li’l-beşer


Aleyhâ tis’ate aşer”33


“Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin? O¸ ne geri bırakır ne de azaptan vazgeçer. İnsanın derisini kavurur; orada on dokuz bekçi vardır. (Levvâhatünli’l-beşer. Aleyhâ tis’ate aşer).”34


Dil oldur ki geçip havf u recâdan


Giyip tâc-ı “lâ-havf” hüzn ü safâdan35


“Allah yolunda öldürülenleri ölü saymayın¸ bilakis Rableri katında diridirler. Allah’ın bol nimetinden onlara verdiği şeylerle sevinç içinde rızıklanırlar¸ arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere¸ kendilerine korku olmadığını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjde etmek isterler (Ellâhavfün aleyhim velâhüm yahzenûn).”36


“Sekâhüm Rabbühüm”den şerbet-i ihyâ zuhûr edip


Bu kutlu fâl ile hoş geldi uşşâka bu mâh u sâl37


“Rableri onlara tertemiz içecekler içirir (Vesekâhüm Rabbühüm şerâbentahûrâ).”38


Elin tutanlar oldular “yedullah” sırrına mazhar


Anın tuttuğu yol gibi sırâtü’l-müstakîm olmaz39


“Allah’ın eli onların ellerinin üstündedir (yedüllâhi fevka eydîhim).”40


Sendedir Âdem demisin Âdem’in


Mazharısın sırr-ı “nefahtü” demin41


“Onu yaratıp ruhumdan üflediğimde… (ve nefahtüfîhiminrûhî)”42


Men Rûz-i Elest’in meyinin olalı mesti


Bir bâde –peresti43


“Rabbin Âdemoğullarından¸ onların bellerinden zürriyetlerini çıkardı¸ onları kendilerine şâhit tuttu ve şöyle dedi: ‘Ben sizin Rabbiniz değil miyim (Elestü birabbiküm)? Onlar da¸ elbette (belâ)¸ biz buna tanık olduk.’ dediler.”44


Kim tutsa erer âşık olup valsıma zîrâ


Ol urve-i vüskâ45


“Putları inkâr edip Allah’a inanan kimse¸ kopmak bilmeyen sağlam bir kulpa (bi’lurveti’lvüskâ) sarılmıştır.”46


Matlau’l-fecr gibi etdi tulû’ câm-ı safâ


Sen ayırttın yolu ey yâr-ı azîzim hayfâ47


“O (Kadir) gecesi¸ tan yerinin ağarmasına kadar (hattâmatlaı’l-fecr) bir esenliktir.”48


4. Sure İsimlerini Kullanması


Sâf vechin okur ârif olan Sûre-i Rahmân


Bir benzeri var derse o efsâne yaraşmaz49


“Ve’d-duhâ” hüsnüne denildi ey şâh


Ahsente ahsente hoş bârakellâh


“Ve’l-Leyl” zülfüne okundu ey mâh


Ahsente ahsente hoş bârakellâh50



“Ve’ş-şemsi” cemâlinin ermiş dem-i valsına


Hulûsi dil u cânın derdiyle devâlanmış51


“Ve’l-leyl” zülf-i zer-târın


“Ve’ş-şems” mihr-i dîdârın


Olmazsa dilde ezkârın


Gülüm n’idem¸ n’idem n’idem52


Mâh-ruhun tal’at-ı Leyle-i Kadr eyledi


Şol şeb-i hicrânımı doğdu şemsü’d-duhâ53



Gönlünün yâdı olup dâim “Hüvallahü’l-Kadîm”


Dilinin virdi budur kim “Kul Hüvallahü Ehad”54


O¸ bu beyitlerinde Rahman¸ Şemş Leyl¸ Duh⸠Kadr¸ İhlâs (Kul hü vallahü ahad) sûrelerine telmihte bulunmuş¸ bu isimlerin mânâlarını¸ bazen de muhtevâlarını kast etmiştir.


5. Kıssalara Telmihte Bulunması


Pek çok beyitinde Hz. Eyyub¸ Hz. Yâkûb¸ Hz. Yûsuf peygamber gibi Kur’ân kıssalarına işaret eder. O¸ pek çok beyitinde Kur’ân’da ismi geçen şu peygamberlerin ismini anmıştır: Hz. Âdem¸55 Hz. Yâkûb ve Hz. Yûsuf¸56Hz. Mûsâ¸57 Hz. İsâ¸58 Hz. Lokmân¸59 Hz. Hızır¸60 Hz. Ahmed (s.a.v.)61


Sonuç ve Değerlendirme


Es-Osman Hulûsi Efendinin Dîvân’ında¸ onun Kur’ân muhtevasına ve Kur’ân âyetlerine vukûfiyeti net bir şekilde görülmektedir. O¸ söylediklerini büyük ölçüde âyet ve hadislere dayandırmakta¸ âyet ve hadislerden iktibaslar yapmakta¸ Kur’ân’ın en temel konularına telmihler yapmaktadır.


Dîvân’ı incelendiğinde¸ onun daha çok Allah¸ peygamberler¸ inanç¸ ahlâk ve ibadetle ilgili konuları işlerken âyetlerden yararlandığı görülür. Bunu yaparken çoğu zaman âyet cümlelerini aynen kullanır¸ zaman zaman âyet cümlelerinde bazı tasarruflarda bulunur¸ bazen de âyetlerin mânâlarına işaret eden cümlelere yer verir.


İlahî aşk adamı olan Hulûsi Efendi şiirlerinde mecâzî anlatımla Allah aşkını terennüm etmiştir. Şiirlerinde âyetlerden yaptığı iktibaslarda en fazla da sûfîlerin ilham kaynağı olan âyetleri kullanmıştır. Onun bu şiirlerini doğru bir şekilde anlayabilmek için Kur’ân alt yapısına vâkıf olmak gerekmektedir.


Bu vesîle ile bir Kur’ân adamı¸ gönül-aşk ve hizmet insanı olan Hulûsi Efendi’yi rahmetle anıyoruz.



 


Dipnot


1 Es-Seyyid Osman Hulûsi Ateş¸ Dîvân-ı Hulûsî-i Dârendevî¸ (Haz. Prof. Dr. Mehmet Akkuş-Prof. Dr. Ali Yılmaz)¸ Nasihat Yay.¸ İstanbul¸ 2006¸¸ s¸ 111/ 23


2 s¸ 38/43-6


3 s¸ 215/320-1


4 s¸ 89/126-10


5 s¸ 120/172-4-5


6 s¸ 134/193-2


7 2/Bakara¸ 138.


8 s¸ 386/122


9 4/Nis⸠80


10 s¸ 400/264


11 s¸ 428/82


12 s¸ 400/261


13 s¸ 404/302


14 s¸ 385/115


15 s¸ 135/193-5


16 39/Zümer¸ 53.


17 s¸ 418/441


18 s¸ 396/221


19 s¸ 427/68


20 16/Nahl¸ 23.


21 Riyâzü’s-Sâlihîn¸ Hadis No: 604


22 s¸ 57/73-4-5


23 53/Necm¸ 8-9.


24 53/Necm¸ 13-17


25 s¸ 6/6-12


26 S¸ 84/117-4


27 2/Bakara¸ 31.


28 17/İsr⸠70.


29 s¸ 84/118-2


30 7/A’râf¸ 143.


31 s¸ 68/89-5


32 40/Gâfir¸ 16.


33 s¸ 369/178


34 74/Müddessir¸ 27-30.


35 s¸ 316/10


36 3/ÂluImrân¸ 169-170.


37 s¸ 331/15-3


38 76/İnsân¸ 21.


39 s¸ 99/141-5


40 48/Fetih¸ 10.


41 s¸ 157/228-1-7


42 15/Hıcr¸ 29; 38/Sâd¸ 72.


43 s¸ 9/12-2


44 7/Araf 172.


45 s¸ 11/15-1


46 2/Bakara 256.


47 s¸ 374/9


48 97 Kadir 5.


49 s¸ 106/154-3


50 s¸ 277/413-1


51 s¸ 122/175-6


52 s¸ 199/289-4


53 s¸ 13/17-1


54 s¸ 39/45-3


55 s¸ 56/715


56 s¸ 2/1-6; 3/2-1; 17/22-4; 38/44-3; 112/165


57 s¸ 99/141


58 s¸ 12/15-3


59 s¸ 13/18-1


60 s¸ 39/45-2) (s¸ 55/70-2


61 s¸ 38/43-6

Sayfayı Paylaş