HÂL EHLİ BİR VAKIF

Somuncu Baba

Tohma Çayı'nın damarlarını suladığı Darende¸ tarihin derinliklerini günümüze taşıyan şirin bir Anadolu ilçesi. Tarihî dokusu ve tabîî güzellikleri yanında bu şehri canlı ve başka merkezlere örnek kılan en önemli husus ise Somuncu Baba'nın Darende'yeimzasını atmış olmasıdır. Bir gönül adamı olan Somuncu Baba'nın değerlerini günümüze taşıyarak devam ettiren Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı¸ Darende'yi hayırda yarış kervanında koşturmaya devam etmektedir.

Tohma Çayı'nın damarlarını suladığı Darende¸ tarihin derinliklerini günümüze taşıyan şirin bir Anadolu ilçesi. Tarihî dokusu ve tabîî güzellikleri yanında bu şehri canlı ve başka merkezlere örnek kılan en önemli husus ise Somuncu Baba'nın Darende'yeimzasını atmış olmasıdır. Bir gönül adamı olan Somuncu Baba'nın değerlerini günümüze taşıyarak devam ettiren Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Vakfı¸ Darende'yi hayırda yarış kervanında koşturmaya devam etmektedir.


Üniversite hocalığına adım attığımız ve hayatımızın güzel ve özel bir senesinin geçtiği Darende'de bizim¸ vakıfla ilgili en önemli gözlemimiz kısaca şöyle idi: Dağların arasına sıkışmış duran Darende'yi dağların ötesine taşıyarak gündemde tutmayı beceren bu vakıf¸ âdetâ hizmeti taştan çıkartan bir hayır kurumudur. Hâli¸ icraatı¸ kâlinden/söyleminden çok olan bir vakıf. Sözle değil¸ hâliyle¸ yaptıklarıyla konuşan bir vakıf. Darende ve çevresini bir şantiye alanına çevirmekle kalmayıp¸ yurdun dört bir yanına hatta dünyanın çeşitli yerlerine hayır ellerini uzatan bir vakıf.


Somuncu Baba Dergisi


Vakfın dikkate değer bir başka yönü de her konuda işi erbâbına bırakmasıdır. Somuncu Baba Dergisi başta olmak üzere¸ yayınları¸ sempozyum ve panelleri ile vakıf¸ bu yönünü en güzel şekilde göstermektedir. Dergi yazıları için pek çok üniversite bilim insanıyla gerçekleştirdiği tanıtım toplantılarıyla dergiyi hizmetine sunarak onlara âdetâ büyük bir sorumluluk yüklemiştir. Onlara¸ “Buyurun dergimizin sayfaları¸ sizin emrinizde. Kur'ân ve sünnet ekseninde¸ değerlerimizi doğru ve insanımızın anlayacağı bir şekilde sizler sunun. Sunun ki insanımız erbabının kaleminden değerlerini doğru bir şekilde tanısın¸ nasihatleri erbabının ağzından alsın.”mesajını vermiştir.


İşte bu vakıf¸ geçtiğimiz Nisan ayında Mütevelli Heyeti Başkanı H. Hamidettin Ateş'in de katılım ve himayelerinde¸  bir dizi panel gerçekleştirdi. Vakfın bânîleri ve hizmetlerinin gündeme getirildiği bu panellerden biri de 28 Nisan da Mersin'de gerçekleştirildi. Bizim de panel yöneticisi ve tebliğci olarak katıldığımız bu panelle ilgili izlenimlerimizi okuyucularımızla paylaşmayı uygun gördük. Zira hizmet heyecanının diri tutulması ve yeni hizmetlere önayak olması açısından bu gibi toplantılar oldukça önem arz etmektedir.


Pek çok Darendelinin yaşadığı Mersin'deki bu bilim etkinliğine çok sayıda gönüldaş katıldı. Salon katılımcılara dar geldi ve kadını erkeği ile dinleyiciler sonuna kadar paneli dikkat ve heyecanla izlediler. İzleyiciler bu duruşlarıyla¸ benzer canlı etkinliklerin periyodik olarak yapılmasını ister gibiydiler.


Panelin ilk konuşmacısı¸ uzman tarihçi Resul Kesenceli idi.  Somuncu Baba'yı anlattı bize. Somuncu Baba'nın Allah rızası için insanlara dağıttığı somun ekmeklerle insanların midelerini doyurdukları gibi¸ ilim ve irfan sofralarıyla onların ruhlarını da doyurduklarını söyledi. Onun¸ Molla Fenârî gibi zamanın üstadları¸ güneşleri olan ilim adamlarının takdirine mazhar olan Fâtiha tefsiri sohbetleri bunun göstergelerinden sadece biridir.


Somuncu Baba-Hulûsi Efendi


Onlar¸ bulundukları yerlerde duramayan¸ âdetâ kaplarına sığamayan aktif iyilerdir. Bunun için upuzun diyarlardan geldiği Bursa'da karar kılmayıp Kütahya¸ Aksaray¸ Kayseri'de irşad faaliyetlerinden sonra Darende'yi mesken tutmuştur. Onlar o günkü şartlarda bu zorlu yolculuklarını hep Rızâ-i Bârîiçin gerçekleştirmişler¸ bir daha sılalarına dönmemek için yola baş koymuşlardır. Dönmek için değil¸ kalıcı hizmetlere imza atmak için buralara gelmişler ve bulunduklar yerlerde gönül fetihlerini gerçekleştirmişlerdir. Aradan geçen asırlara rağmen hayırla yâd ediliyor oluşları¸ onların hizmet aşkını ve ihlâsını isbat etmektedir.


Onlar¸ tabandan tavana herkesi muhatap alan¸ herkesle iletişim kuran¸ tüm insanlığı kuşatan ve kucaklayan gökyüzü timsali¸ dinî mimarimizin simgesi cami kubbeleri gibi herkesi bağrına basan bir şefkat âbidesi erenlerdir. Onların âguşlarında devletin en üst makamındaki yöneticiler de yer bulmuştur¸ halkın içerisinden sıradan insanlar da. Zira onların hedef kitlesi¸ adı sanı¸ makamı¸ konumu ne olursa olsun insandı. Yeryüzünün imarı ile Yüce Yaratıcı tarafından halife olarak atanmış insanın yetiştirilmesi ve hep hayırların adamı olarak huzur içerisinde dünyada ve öldükten sonra yaşamasıydı.


Panelin ikinci tebliğcisi olan Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Tefsir Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Soysaldı¸ ‘Osman Hulûsi Efendi'nin Peygamber Sevgisi'ni sunarak¸ ‘Kutlu Doğum Ayı'nın son günlerinde Peygamberimize bir hizmet ve aşk buketi sunmuş oldu. Konuşmacı¸ Hulûsi Efendi'nin¸ Allah'ı ve Rasûlunü her şeyden daha çok seven ve bu sevgisini hayatıyla isbat eden mü'minlerden olduğuna dikkat çekti. O¸ evlatlarına Peygamberimizin isimlerini koyarak¸ onun ismini saygı ve ihtiram cümleleriyle anarak¸ şiir ve yazılarını onun güzellikleriyle bezeyerek ve çok daha önemlisi onun ahlakını yaşayarak peygamber sevdasını izhar etmiş ve bu konuda bizlere örnek olmuştur.


Bizim tebliğimizin konusu ise ‘Hulûsi Efendi'nin Tasavvufî Yönü' idi. Divanındaki şiirlerini tarayarak hazırladığımız tebliğimizin özeti şöyle idi:


Hayat düsturumuz Kur'ân¸ “Ey iman edenler! Allah'tan korkun ve doğrularla beraber olun.”[1]buyurarak doğrularla beraber olmamızı bizden ister. Sâdık/sâlih kişilerle beraber olabilmek¸ onları doğru tanımak¸ onların hayırlı işlerinde yanında olmakla mümkün olacaktır. Bunun için sâlihlerin anılması ve tanıtılmasına yönelik toplantılar¸ çalışmalar büyük önem arz etmektedir. Bu yüzden ‘Salihlerin anıldığı yere rahmet iner.' buyrulmuştur. Çünkü onların anılması¸ onların tanınması yanında¸ onların örnek hayatının yaşanmasına da katkısı olacaktır.


Aktif İyiler!


Kur'ân pek çok âyetinde¸ bizlerden yalnızca iman etmemizin ve iyilik ve güzellikleri kendinde kalan pasif iyiler olmamızı istemez. O¸ bizden yaşadıkları iyilik ve güzellikleri başkalına taşıyan aktif iyilerden olmamızı ister. Kur'ân'ın bu konudaki âyetlerinden bir kaçı şöyledir:


“İçinizden hayra çağıran¸ iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk olsun; işte onlar kurtuluşa erenlerdir.”[2]


“Siz¸ insanlar için çıkarılmış en hayırlı bir ümmet oldunuz. İyiliği emreder¸ kötülükten sakındırırsanız ve Allah'a inanırsınız. Eğer Kitap ehli¸ inanmış olsaydı¸ elbette kendileri için iyi olurdu. Onlardan inananlar da var¸ ama çokları yoldan çıkmışlardır.”[3]


Hulûsi Efendi de;


İstikâmetle olup tab'-ı selîm


Müstakîm ol müstakîm ol müstakîm


diyerek herkesin istikamet ehli olmasını ister ve aktif iyilerden olmanın en güzel örnekliğini sunar bizlere.


Allah Dostları!


Kur'ân¸ Allah dostlarını tanıtırken şöyle buyurur: “İyi bilin ki¸ Allah'ın dostlarına korku yoktur¸ onlar üzülmeyeceklerdi. Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır. Dünya hayatında da¸ âhirette de müjde onlaradır. Allah'ın sözlerinde hiçbir değişme yoktur. Bu büyük başarıdır.”[4]


Âyete göre Allah'ın velî kullarından olabilmek için¸ her şeyden önce iman etmek¸ ardından imanın gereği sâlih amel işlemek gerekir. Gerçek mü'min¸ sâlih amelleriyle imanını gerçekleştirendir. Bu tanıma uyan Allah dostlarının kazanımları hem dünyevîdir¸ hem de uhrevîdir. Zira onlar¸ dünyada da korku ve hüzünden güvendedirler¸ âhirette de.


O gönül adamları¸ sâlih amellerini sevgiyle taçlandırıp sunan ve bu şekilde gönüllerde taht kuran kimselerdir.Adanmış ömürlerin sahibidirler onlar¸ mallarını¸ canlarını¸ mesâilerine Allah'a adamış¸ O'nun kullarına vakfetmiş insanlardır onlar. Onlar¸ hayra doymayan¸ adam gibi adamlardır. Onlar zor zamanların adamlarıdır. Kimseye gönül koymamış¸ ama dâvâya gönlünü koymuş Gönül Adamı!


Ne kerâmetimiz var ne velâyetimiz


Kuru kulluğumuz dost kapısında


sözü onların hâlini ne kadar güzel özetler. Ya şu sözlere ne demeli:


Garazsız ve ivazsız¸ hizmet et her canlıya


Kimsesizin düşkünün ayağı ol eli ol  


 


Allah için herkese hizmet et de sev sevil


Her göze diken olma sümbülü ol gülü ol


 


Güneş gibi şefkatli yer gibi tavazulu


Su gibi sehâvetli merhametle dolu ol


Panelin Mersinlilere ve onların şahsında herkese mesajı özetle şu idi:


İçerisinde yaşadığımız şu münbit topraklarda¸ gönül erlerinin ruhuyla yaşamaya ve o ruhu yaşatmaya her zamankinden daha çok muhtacız. Dünyevîleşmenin getirdiği en ciddî tehlike olan savrulmaktan¸ çoluk çocuğumuzla korunmak için buna hem muhtacız hem de mecburuz. Emeği geçen herkese ve bu vesile ile aziz okuyucularımıza teşekkürlerimi sunuyorum.


 


 


 






[1] 9/Tevbe¸ 119



[2] 3/Âl-i İmrân¸ 104



[3] 3/Âl-i İmrân¸ 101



[4] 10/Yûnuş 62-64

Sayfayı Paylaş