DÜRÜST MÜ'MİN, DOĞRU TANITIM, TİCÂRET AHLÂKI

Somuncu Baba

Kaliteyi sunmak esastır. Tanıtım önemlidir¸ ancak doğru tanıtım lâzımdır. Abartmadan¸ aldatıcı cümlelere başvurmadan tanıtmalıdır. Tanıtım yolları meşru olmalıdır. Bugün üretilen pek çok ürünün tanıtımında insanların alışveriş-tüketim şehvetlerini tahrik eden kadın unsuru kullanılmaktadır. Yine insanları israfa sürükleyen¸ hoyratça harcamaya sevk eden reklamlar yapılmaktadır. Böyle bir tanıtım İslâmî olamaz¸ böyle bir ticaret mantığı¸ âhirette peygamberlerle beraber olacak güvenilir mü'min tâcir ile bağdaşamaz. Ürünün asıl tanıtımını kalitesi yapmalıdır. Kalit

Her Müslümanın içerisinde bulunduğu durum ve şartlara göre nasıl Müslümanca yaşayacağını bilmesi¸ ilmihâl bilgisidir. İlmihâli bilmek farzdır. Günümüz dünyasında her Müslüman çoğu zaman ya alıcı ya satıcı yahut da hem alıcı hem satıcı olabilmektedir. Bunun için o¸ ne alıp satacağını¸ nasıl alıp satacağını bilmeli¸ alım satımda amacını tesbit etmelidir. Zira İslâmî ölçülere uygun olarak yapılmak kaydıyla rızık talep etmek¸ bunun için çalışmak¸ alıp satmak ibadettir. Yaptığımız ticârî hayatın ibadet sınırları çerçevesinde olabilmesi için şu maddelere öncelikle riâyet etmek gereklidir:


1. Ticarette amaç kazanmak¸ ama önce Rızâyı-Âhireti kazanmak¸ ardından dost kazanmak¸ ardından helâlinden kazanmaktır. Haram yollarla elde edilen şeyler¸ aslâ kazanım değildir. Çünkü onlar dünyada bereketsizlik ve belâ olarak bize dönecek; âhirette ise gazap ve azap olarak bizi cehenneme sürükleyecektir. Oysa bizler¸ bizi cehenneme sürükleyecek değil; bize cenneti kazandıracak variyete talip olmalıyız. Variyet¸ cenneti satın alma yolunda kullanılırsa anlamlı ve değerlidir. Hz. Süleymanların variyet ve saltanatı¸ Rabbin rızâsını kazanmaya vesîle olurken; Fir'avunların¸ Karunların variyetleri¸ onların azgınlık yapmasına ve cehenneme yuvarlanmalarına sebep olmuştur.


"İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır."[1]


"Altın ve gümüşü biriktirip Allah yolunda sarf etmeyenlere can yakıcı bir azabı müjdele. Bunlar cehennem ateşinde kızdırıldığı gün¸ alınları¸ böğürleri ve sırtları onlarla dağlanacak¸ ‘Bu¸ kendiniz için biriktirdiğinizdir; biriktirdiğinizi tadın' denecek."[2]


2. Hırslı olmamak¸ her şeyi paradan ibaret görmemek gerekir. Çünkü hırs insanın kalbini katılaştırır¸ güzelim duygularını öldürür¸ sonuçta insanın hayatını söndürür.


3. Berekete ermek¸ hayrını görmek: Bereket yalnızca rakamların yüksek olması değildir. Bereket¸ aldığı ve sattığı malın hayrını görmek¸ kazandığını huzurla harcamak¸ alış veriş yaptığı kimselerin dostluğunu kazanmakla mümkündür. Bunun için bedduâ değil duâ almak gerekir.


4. Alış-verişte aldatmamak esastır. Müslüman elinden ve dilinden insanların güvende olduğu kimsedir. O¸ ne sözleriyle ve ne de davranışlarıyla başkalarının güvenini sarsar. Çünkü "Müslümanları aldatanlar onlardan değildir." Bir gün Rasûlullah (s.a.v.) pazar yerine çıkmış¸ kontrol için bir buğday yığınının içine elini sokunca alt tarafının ıslak olduğunu görmüştü. Buğdayın yağan yağmurla ıslandığını¸ daha sonra bu durumu müşterilerden gizlemek için¸ üzerine kuru buğday yayıldığını anlayınca şöyle buyurdular: “İnsanların görmesi için ıslak buğdayı meydanda bırakman gerekmez miydi? Hile yapan bizden değildir.”[3] Müslüman kalitesiz mal üretirse¸ söylediği yalanlarla hem başkalarına zarar vermekte¸ hem kendine zarar vermekte¸ hem de toplumun ekonomik hayatına zarar verir. Zira kalitesiz mal bir kere yahut iki kere müşteri bulur¸ yalanla insan bir yahut iki kere alış veriş yapabilir. Sonuçta hüsran ve iflas kapıdadır. İletişim organlarına verdikleri reklamlarla¸ muhatap kitleyi ikna etmek için kullanılan renkler¸ kullanılan sesler¸ kullanılan görüntüler insanları aldatıcı¸ tanıtılan ürünü olduğundan farklı gösterici özellikte olmamalıdır. Amaç ürünün tanıtımı ise¸ onu olduğu gibi sunmaktır yapılması gereken.


5. Tanıtımda asıl olan¸ ürünün muhteviyâtını anlaşılır bir şekilde olduğu gibi müşteriye sunmaktır. Piyasaya sundukları ürünleri olduğundan farklı gösteren¸ içeriğini gizleyen insanlar ne kadar ağır bir vebâlin altına girdiklerini unutmamalıdırlar.


6. Kaliteyi sunmak esastır. Tanıtım önemlidir¸ ancak doğru tanıtım lâzımdır. Abartmadan¸ aldatıcı cümlelere başvurmadan tanıtmalıdır. Tanıtım yolları meşru olmalıdır. Bugün üretilen pek çok ürünün tanıtımında insanların alışveriş-tüketim şehvetlerini tahrik eden kadın unsuru kullanılmaktadır. Yine insanları israfa sürükleyen¸ hoyratça harcamaya sevk eden reklamlar yapılmaktadır. Böyle bir tanıtım İslâmî olamaz¸ böyle bir ticaret mantığı¸ âhirette peygamberlerle beraber olacak güvenilir mü'min tâcir ile bağdaşamaz. Ürünün asıl tanıtımını kalitesi yapmalıdır. Kaliteli mal¸ kendi kendini tanıtır¸ kendi reklamını yapar. Yapılan tanıtımlar aslâ alıcıları israfa sürüklememelidir. Bugün pek çok insan cazip reklamlara kapılarak ihtiyacı olmadığı halde¸ borç yüklerinin altına girerek alış verişler yapmaktadır.


7. Kalitesiz olan ucuz olan¸ ucuz olan pahalı olandır. Ürünü ucuz sunabilmek için¸ kaliteden¸ çalışanların hakkından çalan anlayış aslında güvensizliği yaygınlaştırarak bereketsizliğe davetiye çıkarmaktadır. Evet¸ Müslüman üreticinin ürettiği marka olmalıdır. Ancak bu isimde kalan bir şey olmamalıdır. Bugün marka olduğu için gözü kapalı alınan nice ürünün¸ hiç de sanıldığı gibi kaliteli olmadığı görülebilmektedir.


8. Piyasaları kızıştırmamak lazımdır. Yapılan tanıtımlar¸ başkalarının haklarını çiğner mahiyete bürünmemelidir. Gözünü para bürümüş dünyevileşen harîs insanlar¸ kendilerinden ve kendi çıkarlarından başka bir şeyi düşünemez olmuşlardır. Oysa İslâm insanı¸ kendisi için istediğini kardeşi için de isteyen; hatta çoğu zaman kardeşini kendine tercih eden diğergâm insandır.


9. Haksız rekabet yapmamak gerekir. Piyasayı kızıştırmak¸ aynı işi yapan başkalarını zarara uğratmak için yapılan haksız rekabetler dinimizce yasaklanmıştır. Komşu¸ meslektaş esnafı düşünmek lazımdır. Çünkü toplumda zarar eden iflas eden insanların çoğalması¸ aslında herkesin zararınadır. Çünkü zarar ve iflas sahiplerini huzursuzluğa¸ aile¸ akraba ve insanî ilişkilerin bozulmasına yol açacak; hırsızlık¸ kıskançlık¸ kin ve nefret gibi olumsuz tutkuların yerleşmesine sebep olacaktır. Bundan ise herkes zarar görecektir. Bu yüzden piyasayı tekelleştirmek¸ haksız rekabetlere sebep olmak¸ insanların duygularını istismar etme¸ başkalarına hayat hakkı tanımama adına kurulan kartel oluşumları dinimizce haramdır. Bizim kültürümüzde komşudan alma benden al anlayışı değil¸ ben bugün siftahımı yaptım¸ komşum da yapmalı¸ siz ondan alın anlayışıdır.


10. Malın fiyatını aşırı derece yükseltecek olan reklam çılgınlığından da kaçınmak gerekir. Müslümanın her şeyi ölçülüdür. O¸ aslâ reklam isrâfına da düşmez.


11. Müslüman alıcı ve satıcı şu âyetleri hiçbir zaman unutmadan durumunu düzeltmelidir:


“Ey iman edenler! Mallarınızı aranızda haksızlıkla yemeyin. Ancak kendi rızânızla yaptığınız ticaretle yemeniz helâldir.”[4]


“Onlar Allah'ı ve iman edenleri aldatmaya çalışırlar. Oysa sadece kendilerini aldatırlar. Fakat bunun farkında değillerdir.”[5]


“İnsanlardan bir şey ölçüp alırken tam alan¸ onlara bir şeyi ölçüp veya tartar(ak verir)ken de eksik tutan hilekârların vay hâline.”[6]


Unutmayalım ticarette yalan¸ aldatma¸ yalan yere yemin önce kazandırır¸ sonra kaybettirir. İlk etapta cebimize yüksek paraların girmesine sebep olabilir. Ama ardından bereket¸ kazandığımızın hayrı¸ elde ettiğimiz malın alım gücü¸ çok daha önemlisi dostlarımız¸ toplumda güven ve saygınlığımız gider. Duâ kaynaklarımız kurur¸ bedduâ eden düşmanlarımız çoğalır.


 


 






[1] 30/Rûm¸ 41.



[2] 9/Tevbe¸ 34-35.



[3] Müslim¸ Îmân 164; Ebû Dvuûd¸ Büyû' 50; Tirmizi¸ Büyû' 72.



[4] 4/Nis⸠29.



[5] 2/Bakara¸ 9.



[6] 83/Mutaffifîn¸ I-3.

Sayfayı Paylaş