DİNİN TEMELİ TEMİZLİK

Somuncu Baba

İslâm¸ temizlik üzerine kurulmuştur. İlk inen âyetlerden bazıları temizlik emriyle gelmiştir. Bu nedenle Müslüman¸ maddî ve mânevî kirlerden arınan¸ yeryüzünün en temiz kişisidir¸ öyle olmalıdır. Peygamberimize ilk inen âyetlerde Rabbimiz şöyle buyurmuştur:

"Ey örtüye bürünen! Kalk da uyar. Rabbini yücelt. Giydiklerini temiz tut. Kötü şeyleri terke devam et. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbin için sabret."[1]

Evet¸ Din¸ maddî ve mânevî temizlikle başladı. Tekbîr ve tathîr. Yüce Allah'ı büyüklemek/yüceltmek ve tertemiz olmak.

İslâm¸ temizlik üzerine kurulmuştur. İlk inen âyetlerden bazıları temizlik emriyle gelmiştir. Bu nedenle Müslüman¸ maddî ve mânevî kirlerden arınan¸ yeryüzünün en temiz kişisidir¸ öyle olmalıdır. Peygamberimize ilk inen âyetlerde Rabbimiz şöyle buyurmuştur:


"Ey örtüye bürünen! Kalk da uyar. Rabbini yücelt. Giydiklerini temiz tut. Kötü şeyleri terke devam et. Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma. Rabbin için sabret."[1]


Evet¸ Din¸ maddî ve mânevî temizlikle başladı. Tekbîr ve tathîr. Yüce Allah'ı büyüklemek/yüceltmek ve tertemiz olmak. İlki¸ şirk-küfür kirlerinden arınmak¸ ikincisi maddî pisliklerden temizlenmek. Önce tekbirle¸ gönül ve beyin dünyasındaki bütün şirk-küfür-inkâr-nifak kirlerinden arınmalı; iç dünyayı kin-nefret-riyâ gibi kötü tutkulardan temizlemeli; ardından dış dünyayı her çeşit kirden pak etmeli. Elbisenin temizlenmesi¸ amellerin şirk ve riyâ gibi kirlerden temizlenmesi olarak anlaşıldığı gibi; dış dünyanın her türlü necâsetten temizlenmesi olarak da anlaşılmıştır. Zaten devam eden âyetlerde kötü davranışlardan arınma emri gelmeye devam etmektedir.


Maddî Ve Mânevî Temizlik


Bütün ibadetler¸ temizlik esası üzerine kurulmuştur. İman¸ mânevî kirlerden arınma demektir. Mekke ve Medine döneminde inen yüzlerce âyet¸ tertemiz tevhîd esasının yüreklerde kurulması üzerinde durur. En kutlu ibadet namaz da maddî ve mânevî temizlik ameliyesi olan abdest ile başlar. Ve namaz temiz olan her yerde kılınır. Yeryüzü mü'mine mescid kılınmıştır. Bunun bir anlamı da Müslüman¸ bütün yeryüzünü tertemiz kılmakla yükümlüdür. Her hayırlı işin başında çekilen besmele¸ bir nevi gönle ve beyine abdest aldırmak demektir.


Bizim dinî kitaplarımız da Kitâbü'l-îmân ve Kitâbü't-Tahâret¸ yani iman ve temizlik üniteleri ile başlar. Kur'ân Mushaflarımızın kabına "Ona tertemiz olanlardan başkası dokunmaz."[2] yazılarak Kur'ân'dan ancak maddî ve mânevî kirlerden arınanların istifade edebileceğine dikkat çekilmek istenmiştir.


Kur'ân-ı Kerîm maddî ve mânevî temizlik konularını işleyen âyetlerle doludur. Âyetlerde maddî temizlik ve mânevî temizlik iç içe işlenmiş olup bunlar birbirlerinden ayrılmazlar. Şöyle ki¸ abdest ve gusül¸ görünürde maddî temizliktir; ama onların aynı zamanda mânevî yönü de vardır. Abdest ve gusül¸ kişiyi ibadete yaklaştırıp hazırlayan/araç (kurbe) kabul edilmiş¸ diğer ibadetler gibi üzere bir takım âdâb ve erkânla sınırları belirlenmiştir. Müslümanın hiçbir amelinin rastgele olmadığı gibi¸ abdest ve gusül de rastgele değildir. Onların sahih olması için belli zamanları ve belli ölçüleri vardır.


Allah Temizlenenleri Sever


Maddî/dış temizlik¸ mânevî/iç temizlik birbirini tamamlayan şeylerdir. Dinimiz ibadetlerden önce gusül ve abdesti emrederek¸ yemekten önce ve sonra elleri yıkamayı¸ her namaz öncesi ağzı yıkamayı/misvakı/ağız ve diş temizliğini emrederek¸ namazda necâsetten tahâret şartı ile üst baş ve namaz kılınacak yerlerin temiz tutulmasını emrederek maddî temizliğe büyük önem vermiştir. Bunun yanında dinin emrettiği bütün ibadetlerin hedeflerinin başında mânevî temizliği gerçekleştirmek gelir. Nitekim şu âyette bu iki temizlik birlikte zikredilmiştir:


"Allah şüphesiz daima tevbe edenleri sever¸ temizlenenleri de sever."[3]


Peygamberimizin tuvalete girmeden önce okuduğu dua şöyledir: "Allahümme innî eûzü bike mine'l-hubsi ve'l-habâis/Allahım¸ görünür görünmez¸ maddî ve mânevî bütün pisliklerden Sana sığınırım." Görüldüğü üzere sürekli tekrarlanan bu duada da maddî ve mânevî temizlik birlikte işlenmiştir.


Allah  Dış Görünüşlerinize Bakmaz


Yüce Yaratıcının sevgisini kazanmak¸ O'nun rızasına nail olmak¸ O'nun yardım ve lütuflarına mazhar olmak için mânevî kirlerden de arınmak gerekir¸ maddî kirlerden de temizlenmek gerekir. Dinimiz¸ kendini bütünüyle ibadet ve tâata verip zâhidâne bir hayat yaşadığı halde¸ giyim kuşamına¸ dış görünüşüne¸ temizliğine dikkat etmeyenleri kınamıştır. Aynı şekilde iç dünyasını ihmal edip¸ yalnızca dış görünüşe özen gösterenleri de yermiştir. Nitekim bu konudaki iki hadis şöyledir:


Peygamberimiz mesciddeyken saçı başı dağınık bir adam gördü ve şöyle buyurdu: "Bu adam saçlarını düzeltecek¸ üstünü başını yıkayacak bir şeyler bulamadı mı?"[4]


"Allah sizin dış görünüşlerinize¸ kalıplarınıza bakmaz. Ama O¸ sizin kalplerinize ve amellerinize bakar."[5]


İmam Gazâlî¸ bu konuda şunları söyler: "Kalb¸ nazargâh-ı İlâhîdir. İnsanların görüp durduğu dışını insanlar için temizlediği halde¸ Yüce Yaratıcının nazargâhı olan kalbini temizlemeyen kimseye şaşılır!"[6]


Yüce Rabbimiz¸ Kubalıları şu âyetiyle överek bütün Kur'ân'ın muhataplarının da öyle kimseler olmasını istemiştir:


"Orada¸ arınmak isteyen insanlar vardır. Allah¸ arınmak isteyenleri sever."[7]


Kubalıların haklarında bu âyetin inmesi¸ onların şirk ve günah kirlerinden arındıkları gibi¸ tahâret ve abdest başta olmak üzere maddî temizliğe de büyük önem veren kimseler olmasıdır. Dolayısıyla Müslüman¸ kendisi temiz olduğu gibi¸ çevresini de temiz tutan kimsedir. Tertemiz olmak için ise¸ asıl olan kirlenmemek ve kirletmemektir. Bu nedenle Müslüman¸ kirleri temizlediği gibi kirletmemeye de özen gösterir.


Namaz dışındaki diğer ibadetlerin temel hedefi de mü'minleri arındırmaktır. Sözgelimi¸ temizleyen anlamına gelen zekât¸ kişiyi dünyevîleşmek ve cimrilik gibi kötü tutkulardan arındırır; malı da farkında olmadan mala karışmış şâibelerden temizler. Oruç¸ nefsi oburluk ve doyumsuzluktan arındırdığı gibi¸ ruhu da arındırır. Allah yolunda cihad¸ sahibini korkaklık ve dünyaya bağlanmaktan arındırıp fedâkâr olmayı öğretir. Diğer bütün ibadetler için de durum böyledir.


Cennet de Temiz Olanların Yurdudur


Cennete arınanlar girecektir. Tertemiz Cennet¸ maddî ve mânevî temizliği kendine şiâr edinmiş temizlerin diyarıdır. Her bakımdan temizliği kendilerine şiâr edinen mü'minler¸ temizler yurdu cennetin kalıcı misafirleridirler. Artık orada maddî ve mânevî kirler yoktur. Dünyada onları rahatsız eden hiçbir şey yoktur cennette. Ne keder¸ ne tasa¸ ne kir ne pas. Ne gıybet¸ ne dedikodu¸ ne gürültü¸ ne patırtı¸ ne boş bir söz ve ne de herhangi bir pislik! Ve biz bu dünyadan göçüp giderken yine boy abdesti (ğasl) ile gideriz O'nun huzuruna.


"Onlara orada tertemiz eşler vardır ve orada temelli kalırlar."[8]


"Allah'a karşı gelmekten sakınanlara¸ Rablerinin katında¸ zemininden ırmaklar akan ve orada temelli kalacakları cennetler¸ tertemiz eşler ve Allah'ın rızası vardır. Allah kullarını hakkıyla görücüdür."[9]


"Kim arınırsa¸ ancak kendisi için arınmış olur; dönüş ancak Allah'adır."[10]


Bu konuda Peygamberimiz de şöyle buyurur:


"Benim ümmetim¸ kıyamet günü¸ 'Abdest organları nurlular!' diye çağrılacaktır. O halde¸ gücü yeten nurunu artırmaya gayret etsin![11]


O halde maddî ve mânevî kirlerden arınarak¸ kirlenmeyerek ve kirletmeyerek¸ temizlik konusunda çevremize örnek olarak kendimizi temizler yurdu cennete hazırlamaya gayret edelim. Son söz¸ yine Söz Sultanı Efendimizin. O¸ şöyle dua ederdi:


"Allahümmec'alnî mine't-tevvâbîne vec'alnî mine'l-mütetahhirîn/Allahım¸ beni mânevî kirlerden arınanlardan kıl. Beni maddî kirlerden temizlenenlerden eyle!"[12]


 


 






[1] 74/Müddessir¸ 1-7.



[2] 56/Vâkıa¸ 79.



[3] 2/Bakara¸ 222.



[4] Ebû Davûd¸ Libâs 17.



[5] Münâvî¸ Feyzu'l-Kadîr¸ II¸ 277 (Müslim¸ ibn Mâce)



[6] Münâvî¸ Feyzu'l-Kadîr¸ II¸ 278.



[7] 9/Tevbe¸ 108.



[8] 2 Bakara 25.



[9] 3 Âlu Imran 15.



[10] 35 Fâtır 18.



[11] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 77 (Buhârî¸ Müslim¸ Tirmizî¸ Nesâî).



[12] Ali en-Nâsıf¸ et-Tâc¸ I¸ 79 (Tirmizî)

Sayfayı Paylaş