AMELLERİ İBADETE ÇEVİREN İKSİR: NİYET

Somuncu Baba

İbn Hacer¸ "Fethu'l-Bârî"de bu hadisin sebeb-i vürûdu ile ilgili şöyle bir olay anlatır: Rasûlullah'ın Medine'ye hicret etmesi üzerine¸ Müslümanlar Mekke'yi terk ederler. Muhâcirlerden bir hanım sahâbî olan Ümmü Kays da¸ Medine'ye hicret etmek ister. Bu arada bir sahâbî Ümmü Kays'a evlenmek üzere talip olmuş¸ kadın da¸ "Benimle Medine'ye hicret edersen seninle orada evlenirim." demiştir. Bu sahâbî Medine'ye hicret etmeye gönlü olmadığı hâlde sırf o kadınla evlenmek için Medine'ye hicret etmiş ve sonra da orad

İnsan hayatında en önemli değer imandır. "İmandan sonra en önemli şey nedir?" sorusuna cevaben "niyet" desek herhâlde yanlış söylemiş olmayız.


Sahih bir iman¸ kişiyi faaliyete geçirir ve salih amel yapmasına vesile olur. Amel bir bakıma imanın şekle bürünmüş hâlidir ve her amel bir niyetin neticesidir. İşte bu noktada iman¸ amel ile amel de niyetle değer kazanır ve kemale erer. Çünkü ameller niyetlere göredir.


Sözlükte "yönelmek¸ ciddiyet ve kararlılık göstermek" gibi anlamlara gelen niyet genellikle "Allah'ın rızâsını kazanmak arzusuyla ve O'nun hükmüne tabi olmak üzere fiile yönelen irade" şeklinde tarif edilmiştir.[1]


İslâm dininin en önemli hususlarından biri niyettir. Kişinin yaptığı işler niyete göre değer kazanır. Aynı işi yapan iki kişi niyetlerindeki farklılık sebebiyle birbirine zıt karşılık görebilirler. Bu sebepten gerek Kur'an'da gerekse hadislerde niyetin önemini belirten beyanlar gelmiştir. Nitekim Yüce Allah; "Kesilen kurbanların ne etleri ne de kanları Allah'a ulaşır; fakat ona sadece sizin takvânız ulaşır."[2] buyurmaktadır.


Bu âyet¸ genel olarak bütün ibadetlerde iyi niyet ve ihlâsın gerekliliğini ortaya koymaktadır. Anlaşılıyor ki¸ ibadetlerimizde bizi Allah rızâsına ulaştıracak olan temel unsur¸ kalplerimizin takvâsı¸ yani bu ibadetleri¸ gösterişten uzak olarak sırf Allah rızâsı için yapma çabasıdır.


 


Niyetin Halis Olması


Buhârî ve Müslim'in Hz. Ömer (r.a.)'den rivâyet etmiş oldukları ve "niyet hadisi" diye meşhur olmuş olan hadis-i şerifte Allah Rasûlü şöyle buyurmaktadır: "Ameller niyetlere göredir. Herkese niyet ettiği şey vardır. Öyleyse kimin hicreti Allah'a ve Rasûlüne ise¸ onun hicreti Allah ve Rasûlünedir. Kimin hicreti de elde edeceği bir dünyalığa veya nikâhlayacağı bir kadına ise¸ onun hicreti de o hicret ettiği şeyedir."[3]


Nasıl Kur'an âyetlerinin inişine sebep olan¸ "sebeb-i nüzul" dediğimiz birtakım olaylar ve sorular varsa¸ hadislerin de bir "sebeb-i vurûdu" vardır.


İbn Hacer¸ "Fethu'l-Bârî"de bu hadisin sebeb-i vürûdu ile ilgili şöyle bir olay anlatır: Rasûlullah'ın Medine'ye hicret etmesi üzerine¸ Müslümanlar Mekke'yi terk ederler. Muhâcirlerden bir hanım sahâbî olan Ümmü Kays da¸ Medine'ye hicret etmek ister. Bu arada bir sahâbî Ümmü Kays'a evlenmek üzere talip olmuş¸ kadın da¸ "Benimle Medine'ye hicret edersen seninle orada evlenirim." demiştir. Bu sahâbî Medine'ye hicret etmeye gönlü olmadığı hâlde sırf o kadınla evlenmek için Medine'ye hicret etmiş ve sonra da orada evlenmişlerdir. Sırf Ümmü Kays'la evlenmek için hicret eden bu şahsın niyeti sahâbe arasında bilindiği için bu kişiye; "Muhaciru Ümmi Kays" (Ümmü Kays'ın muhaciri) lakabı takılmıştır.[4] Durum Hz. Peygamber (s.a.v.)'e ulaşınca Hz. Peygamber (s.a.v.) bu hadisi söylemiştir.


Demek ki hicret için niyetin halis olması gerekir. Hem evlenmek gibi dünyevî bir maksat hem de hicret gibi bir niyet beraber olabilir. Ancak birinci ve esas niyetin ne olduğu önemlidir. Örneğin oruç tutup bununla hem ibadet ve hem de perhiz niyet edenin hâli de böyledir. Sırf perhiz için tutulan orucun sevabı yoksa da¸ her ikisine niyet edene ise¸ niyetinin derecesine göre bir sevap vardır. Eğer perhiz niyeti galebe çalarsa¸ Gazalî'ye göre bunun sevabı yoktur.[5] İşte bütün ameller böyledir¸ niyetimizde Allah rızâsı galip olursa sevap alırız¸ değilse hiçbir sevap alamayız.


Niyet¸ Dinin Üçte Biridir


Niyet¸ dinin üçte biridir. İslâm'ın amel boyutunun üçte biridir. Nitekim bazı âlimler niyet hadisinin¸ İslâm'ın üçte birini¸ bazıları da dörtte birini teşkil ettiğini söylemişlerdir.


Beyhakî¸ niyet hadisinin¸ ilmin üçte birini teşkil ettiğini söyledikten sonra şu açıklamayı yapmaktadır: "Kulun kesbi¸ ya kalbiyle ya diliyle ya da uzuvlarıyladır. İşte niyet bu üç kısımdan biri ve en üstünüdür. Çünkü niyet bazen müstakil bir ibadet olduğu hâlde¸ diğerleri ibadet boyutu kazanabilmek için ona muhtaçtır. İşte bu sebepten dolayı Allah Rasûlü "Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır." buyurmuştur."[6] Bazen niyet amelin önüne geçebilir. Çeşitli sebeplerle işlenemeyen amel¸ niyet sebebiyle sanki işlenmiş gibi sevap kazandırır.


Ahmed b. Hanbel ise¸ niyetin ilmin üçte biri olduğunu söylerken¸ niyetin ahkâmın çıkarıldığı üç temelden biri olduğunu kastetmiştir.[7] Bu temelleri ifade eden üç hadis vardır: Bunlar¸ niyet hadisi¸ bid'at hadisi ve hüküm hadisidir. Bu hadislerden niyet hadisi¸ "Ameller niyetlere göredir."; bid'at hadisi¸ "Bizim emrimize uymadan yapılan bir amel merduttur."[8]; üçüncü hadis olan hüküm hadisi ise¸ "Helal de haram da açıklanmıştır. Arada şüpheli şeyler vardır. Şüpheli şeylerden kaçının. Bir Müslüman şüpheli şeylerden sakınırsa dinini ve ırzını korumuş olur."[9] şeklindedir.


Ameller niyetlere göredir. Yani bir Müslümanın niyeti selimse ameli de selim olur¸ ameli selim olanın akıbeti de selim olur. Ameller başlangıçtaki niyete bağlı olarak neticelerine göre değerlendirilir. Mesela bir insan¸ bir iyilik yapmaya niyet etse de onu yapmasa bile yine bir sevap alır. Eğer onu yaparsa¸ durumuna ve ihlâsına göre bazen on¸ bazen yüz¸ bazen de daha fazla sevap kazanabilir. Hâlbuki kötülükler¸ niyette kalsa günah yazılmaz¸ yapıldığı zaman da sadece bir günah yazılır.[10]


Yaptığımız amelleri birer sıfır olarak kabul edelim ve amel defterimizi yaptığımız amellerle yani sıfırlarla doldurmuş olalım. Eğer biz bu sıfırların başına bir getirirsek o sıfırın belirli bir mânâsı ve kıymeti olur. Eğer bir sıfırımız varsa başına bir koyduğunuz zaman 10¸ iki sıfırımız varsa başına bir koyduğunuz zaman 100¸ üç sıfırımız varsa başına bir koyduğunuz zaman 1000 olur. İşte bu temsilde sıfırların başına konulan bir rakamı¸ niyeti temsil eder. Bir rakamı olmazsa nasıl o sıfırların hiçbir değeri yoksa iyi niyet yani Allah rızâsı için yapma amacı yoksa yapılan amellerin de hiçbir değeri yoktur.


İnsanın¸ yaptığı amellerde niyetinin ne olduğuna çok dikkat etmesi¸ niyet muhasebesi yapması gerekir. Bu muhasebeyi bu dünyada yapan hatalarını ve kusurlarını görerek onları telafi edebilir. Ama niyet muhasebesini yapmayan ise¸ âhirette kaybeden ve hüsrana uğrayanlardan olacaktır.


Niyet Muhasebesi


Niyet muhasebesi yapılırken şu beş temel ilkeye dikkat edilmesi gerekir:


1. Niyet¸ ne yaptığını bilmek olduğu gibi kimin için ve ne için yaptığını da bilmek demektir. Namaz kılıyoruz¸ kimin için kılıyoruz? Farz namazlara riya girmez. Ama nafile namazlara riya girer¸ dolayısıyla nafile namazlarımızı evde kimsenin görmediği yerde kılmalıyız. Amellerimize bakıp neyi¸ kimin için yaptığımıza çok dikkat etmeliyiz. Yaptığımız amelleri bilinçli ve şuurlu yapmalıyız. Bilinçli ve şuurlu yaşayan insana Allah iki şey verir: Bunlardan ilki ferâset ve ikincisi de basîrettir.


2. Niyette¸ yüzün sadece Allah'a ve âhirete dönük olması gerekir. Eğer böyle yaşarsak Allah yâr ve cennet diyar olur. Eğer böyle yaşamazsak şeytan yâr¸ cehennem diyar olur. Allah muhafaza etsin.


3. Mü'minin niyeti amelinden hayırlıdır. Niyeti yüce olan¸ o ameli işlemeye güç yetiremese bile niyetinin karşılığını alacaktır. Mesela¸ her sabah evinden çıkan bir kişi¸ "Ben bugün Allah yolunda cihat edeceğim." diye niyet ederek çıksa¸ akşam evine bu amacına kavuşamadan dönse bile yine o gün Allah yolunda cihat etmiş gibi sevap alarak evine dönecektir. Her sabah dükkânının kapısını selim bir niyetle açan bir kişi dükkânında yaptığı alışveriş sonunda sevap kazanarak evine döner.


4. İnsan¸ niyet okumalıdır. Ama okuyacağı niyet sadece ve sadece kendi niyeti olmalıdır. Başkalarının niyetini okumaya kalkışmak doğru değildir. Çünkü başkalarının niyetini ancak Allah bilir. Başkalarının niyetini okumaya kalkan kişi¸ Allah'ın alanına müdahale etmiş¸ Allah'ın işine soyunmuş demektir.


5. Niyetin selimiyeti gayretullahı harekete geçiren en önemli vesiledir. Eğer niyet selimse Allah az amele çok sevap verir ve o işe rahmet¸ bereket katar. Eğer niyet selim değilse çok amel yapılsa dahi hiçbir karşılık alınamaz.


Allah niyetlerimize selimiyet versin. Niyetlerimizde var olan hastalıkları gidersin. Bizleri kendi rızâsına uygun yaşayanlardan eylesin¸ âmin.


 


 


 


 


 






[1]   Dönmez¸ İ.Kâfi¸ "Niyet"¸ D.İ.V. İslâm Ans¸ XXXIII¸ 169.



[2]   Hac¸ 22/37.



[3]   Buhârî¸ Bed'ü'l-Vahy¸ 1¸ Eymân¸ 23; Müslim¸ İmâret¸ 155; Ebû Dâvûd¸ Talak¸ 11; Tirmizî¸ Fedâilu'l-Cihâd¸ 16.



[4]   el-Askalânî¸ İbn Hacer¸ Fethu'l-Barî¸ Kahire¸ 1986¸ I¸ 24.



[5]   el-Askalânî¸ İbn Hacer¸ Fethu'l-Barî¸ I¸ 25.



[6]   Heysemî¸ Mecmeu'z-Zevâid¸ I¸ 61¸ 109; Taberânî¸ VI¸ 185; Canan¸ İbrahim¸ Kütübü Sitte¸ XVI¸ 8.



[7]   Canan¸ Kütübü Sitte¸ XVI¸ 8.



[8]   Buhârî¸ İ'tisâm¸ 20¸ Buyû'¸ 60; Müslim¸ Akdıye¸ 17¸ 18; İbn Mâce¸ Mukaddime¸ 2; Ahmet b.Hanbel¸ el-Müsned¸ VI¸ 146¸ 180.



[9]   Buhârî¸ Îmân¸ 39; Müslim¸ Müsâkât¸ 107.



[10] Buhârî¸ Rikâk¸ 31: Müslim¸ Îmân¸ 206-207.

Sayfayı Paylaş