ALLAH'IN NİMETLERİNE ŞÜKRETMEK

Somuncu Baba

"Allahu Teâl⸠verdiği nimetler sebebiyle kullarının kendisine
şükretmesini istemektedir. Nimet verene şükür¸ bir kadir
ve kıymet bilme işidir. Gördüğü iyilikler karşısında sessiz
kalmak¸ en azından teşekkür etmemek ise nankörlüktür."

Yüce Allah¸ insanı en güzel bir surette yaratmış¸ ona sayısız nimetler vermiştir. Allah'ın insanoğluna verdiği nimetleri saymaya kalksak sayıp bitiremeyiz. Allahu Teâl⸠insana vermiş olduğu bu nimetleri kendi rızası doğrultusunda kullanmasını istemiştir. Allah¸ verdiği bu nimetler karşısında insandan öncelikle şükür istemektedir.


Şükür kelimesi sözlükte; "iyiliği bilmek ve ilan etmek¸ iyiliğe iyilikle mukabele etmek ve nimeti düşünüp göstermek" gibi anlamlara gelmektedir. Şükür bir ahlak terimi olarak ise; "Verilen herhangi bir nimetten dolayı¸ bu nimeti verene karşı söz¸ fiil veya kalp ile gösterilen saygı ve karşılık¸ iyiliğin kıymetini bilmek ve iyilik yapana bu hissi göstermek; nimet ve iyiliği anıp sahibini övmek¸ nankörlük etmemek" demektir. Türkçede "teşekkür ve şükran" kelimeleri de bu anlamda kullanılmaktadır. Kul¸ Allah'ın lütuf ve nimetlerini dile getirir ve O'nu överse şükretmiş olur. Ancak esas şükür verilen nimetleri yerli yerince kullanmaktır.


Şükrün Önemi


Şükür çeşitli türevleriyle birlikte Kur'an-ı Kerim'de yetmişe yakın yerde geçmektedir. Yüce Allah¸ Kur'an'da insanı yoktan var ettiğini¸ ona çeşitli nimetler verdiğini¸ dolayısıyla insanın da buna karşı Allah'a şükretmesi gerektiğini belirtmektedir:


"Siz hiç bir şey bilmezken Allah¸ sizi analarınızın karnından çıkardı; şükredesiniz diye size kulaklar¸ gözler ve kalpler verdi."[1]


"Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin¸ eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin."[2]


"Artık rızkı Allah katında arayın. Ona kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz."[3]


"Beni anın ki Ben de sizi anayım. Bana şükredin¸ nankörlük etmeyin."[4]


Bu âyetlerde Yüce Allah¸ kullarını şükre davet etmekte¸ nankörlükten kaçınmalarını istemektedir.


Şükretmek¸ Müminlerin Temel Özelliklerindendir


Şükretmek¸ mü'minlerin en önemli özelliklerinden biridir. Mü'minin  hayatı sabır ile şükür anlayışı arasında geçmelidir. Allah'ın verdiği nimetler sayılamayacak kadar çoktur. Bu nimetlerin sahibine şükür¸ insanlık borcudur¸ yaratılışın gereğidir. Şükür borcu¸ iman ettikten sonra¸ bütün bir ömrü Allah'ın istediği gibi yaşamakla¸ nimet sahibinin rızası doğrultusunda yaşamakla yerine getirilir. Allah¸ insanlara verdiği nimetleri zaman zaman hatırlatmakta ve böylece onları şükretmeye teşvik etmektedir. Ayrıca Yüce Allah¸ "Biz şükredenleri mükâfatlandıracağız."[5] buyurmak suretiyle şükredenleri müjdelemektedir. Ancak bütün bu ihsana karşılık insanlar arasından pek az kimse nimetlerin Allah'tan olduğunu idrak ederek şükür içinde Allah'a ibadet etmektedir.


Şükür¸ Nimetin Artmasına Vesiledir


Şükür¸ nimetlerin artmasına¸ isyan ve nankörlük ise¸ bu nimetlerin yok olmasına sebebiyet verir. Bu itibarla nimetlerin artışı veya yok oluşu bir anlamda bizim tutum ve davranışlarımıza bağlıdır. Nitekim Yüce Mevlâ'mız Kur'an-ı Kerim'de "…Andolsun şükrederseniz elbette size nimetimi artırırım. Eğer nankörlük ederseniz hiç şüphesiz azabım çok şiddetlidir."[6] buyurmak suretiyle bu hususu dile getirmektedir.


Allahu Teâl⸠verdiği nimetler sebebiyle kullarının kendisine şükretmesini istemektedir. Nimet verene şükür¸ bir kadir ve kıymet bilme işidir. Gördüğü iyilikler karşısında sessiz kalmak¸ en azından teşekkür etmemek ise nankörlüktür. Âyetin devamında "Eğer nankörlük ederseniz¸ hiç şüphesiz azâbım çok şiddetlidir." buyrulmak suretiyle kıymet bilmemenin kabalığı¸ çirkinliği ve cezalandırmayı gerektiren bir davranış olduğu ortaya konmaktadır. Âyetteki şükredene nimetlerin artırılması va'di hem dünya hem de âhiret hayatını kapsamaktadır. Saymakla tünenmeyen iyilikler sebebiyle Allah'a şükreden bir kul¸ elde ettiği nimetlerin daha fazlasına mutlaka kavuşacaktır. İnsan¸ kendisine sayısız nimetler lütfeden Rabbine şükretmekle kalmamalı¸ iyiliğini gördüğü insanlara da teşekkür etmelidir. Nitekim Peygamber Efendimiz¸ Allah'a şükürle insana teşekkür arasındaki yakın ilgiyi şöyle ifade etmektedir: "İnsanlara teşekkür etmeyen¸ Allah'a şükretmiş olmaz."[7] 


Şükrün Yerine Getirilmesi


Kur'an'dan anlaşıldığına göre müminler¸ Allah'a üç şekilde şükredebilirler. Yani şükür; kalbî¸ kavlî ve fiilî olmak üzere üçe ayrılır.


1. Kalp ile şükür: İyiliği hatırlamak ve nimeti vereni düşünmek kalbî şükürdür. Bu da zâhir ve bâtın bütün nimetleri¸ bu nimetlerden yararlanmayı Allah'tan bilip hayatın bu anlayışa göre yönlendirilmesi¸ şekillendirilmesiyle gerçekleşir. Bir âyet-i kerîmede¸ "Allah'ın¸ göklerde ve yerdeki (nice varlık ve imkânları) sizin emrinize verdiğini¸ nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmediniz mi?…"[8] buyrulmaktadır.


2. Dil ile şükür: Nimet vereni anmak¸ iyiliği dile getirip nimeti vereni övmek kavlî şükürdür. Bu da her türlü lütuf ve nimetlerin Allah'tan geldiğini kabul ve itirafla gerçekleşebilir. Nitekim Yüce Allah¸ Hz. Muhammed (s.a.v)'e onun vasıtasıyla bütün insanlara bu hususta şöyle seslenmiştir: "Rabbinin nimetine (ihsanına) gelince¸ onu minnet ve şükranla an."[9]


3. Fiil ile şükür: Verilen nimeti verildiği gaye doğrultusunda kullanmak ise amelî şükürdür. Bu da¸ vücudun bütün organlarıyla olur. Her çeşit nimeti veren Allah'ın emir ve yasakları¸ vücudun hangi organını ilgilendiriyorsa¸ o organın¸ Allah'ın emir ve yasaklarına uygun hareket etmesini sağlamak gerekir. Mesela¸ gözlerin şükrü¸ Müslüman için haram olan her şeye gözleri kapamak; kulakların şükrü¸ mahzurlu olan her şeye karşı kulakları tıkamaktır. Kısacası dinen sakıncalı olan şeylerden vücudun bütün organları ile sakınmak¸ Allah'ın nimetlerine amelî şükür kapsamına girer.


Şükrün tam karşılığı küfürdür. Zaten Allahu Teâlâ insanı imtihan için yaratmıştır. Allah¸ verdiği nimetlere karşı şükreden ve sıkıntılara karşı sabredenlere mükâfat verir. Buna ters hareket edip küfre girenleri de cezalandırır.


Yüce Allah'ın kullarının şükrüne ihtiyacı yoktur. "…Kim şükrederse ancak kendisi için şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse¸ bilsin ki Allah her bakımdan sınırsız zengindir¸ övülmeye lâyıktır."[10] O'nun ilâhlığı¸ yüceliği ve hâkimiyeti herhangi bir kimsenin şükrü veya küfrü ile ne bir derece yükselir ne de eksilir. O¸ bizzat kendisi her şeye hâkimdir.[11]


Bir kudsî hadiste de¸ bu hususta şöyle buyrulmaktadır:


"Yüce Allah diyor ki: Ey kullarım! Geçmiş ve gelecek¸ siz bütün ins ve cinler bir araya gelerek¸ aranızdaki en muttakî kimsenin kalbi gibi olsanız¸ sizin bu durumunuz¸ Benim hâkimiyetimi zerre kadar artırmaz. Yine ey kullarım! Geçmiş ve gelecek bütün ins ve cin bir araya toplansanız¸ aranızdaki en günahkâr birinin kalbi gibi olsanız¸ benim hâkimiyetime en ufak bir noksanlık getiremezsiniz. Ey kullarım! Hakkınızda itibar ettiğim şey¸ amellerinizdir. Daha sonra siz onlara göre eksiksiz olarak mükâfatlandırılacak veya cezalandırılacaksınız. Öyleyse kim bir hayır işlemeye muvaffak olursa¸ bundan dolayı Allah'a şükretsin. Kim de hayrın dışında başka bir şey işlerse¸ bundan dolayı da kendi nefsini suçlasın!"[12]


Sevgili Peygamberimiz her konuda olduğu gibi şükürde de inananlara en güzel örnek olmuştur. Zira şükrün Hz. Peygamber (s.a.v)'in hayatında somutlaştığını çok güzel bir şekilde görmekteyiz.


Allah'ın âlemlere rahmet olarak gönderdiği¸ geçmiş ve gelecek günahları bağışlanmış olan Hz. Muhammed (s.a.v)¸ Allahu Teâlâ'nın nimetlerine şükredebilmek için ayakları şişinceye kadar namaz kılardı.


Hz. Aişe (r.anha) anlatıyor: Rasulullah (s.a.v) namaz kıldığı zaman ayakları patlayacak derecede ayakta dururdu. Hz. Aişe (r.a):


"Ey Allah'ın Resulü! Allah senin gelmiş-geçmiş bütün günahlarını sana bağışladığı halde neden böyle yapıyorsun?" dedi.


Bunun üzerine Allah Rasulü: "Ey Aişe! Şükreden bir kul olmayayım mı?" buyurdu.[13]


Nitekim Peygamber Efendimizin¸ sabah akşam dilinden düşürmediği duası: "Allah'ım¸ seni zikretmek¸ sana şükretmek ve güzel ibadet etmek için bana yardım eyle!"[14] şeklindeydi.


Şükrün Faydaları


Şükrün insana kazandırdığı birçok faydası vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:


1. Şükür¸ kulun Allah'a yaklaşmasını ve rızasını kazanmasını sağlar.


2. Şükretmek nimetin Allah'ın lutfu ile olduğunu itiraftır ve nimete mukabil hizmet etmektir.


3. İnsan kendisine verilen nimetlerin değerini anlar¸ nimeti verene şükrederek mutlu olur ve hayatından zevk alır.


4. Şükretmek kişiliği geliştirip özgüveni artırır.


5. Sahip olduğu güzellikleri görüp şükretmeyi bilen kişi pozitif düşünür.


6. Kendine verilen nimetleri görebilen kişi¸ kendisine nimetlerin ulaşmasında aracı olanları da bilip takdir eder. Sahip olduğu nimetleri paylaşmak ister. Böylece şükür¸ insanlar arasında kaynaşmayı sağlar.


7. Kul¸ nimetlere şükrettikçe o nimetler hem devam edecek hem de çoğalacaktır. Zira şükür nimetin artmasına vesile olur.


8. Şükreden bir kul stresten ve sıkıntıdan uzak olur.


Kısacası¸ Kur'an-ı Kerim'in birçok âyetinde şükür emredilmekte¸ mü'min kul­lar¸ şükreden olarak nitelenmekte¸ fakat insanların çoğunun şükretmediği vurgulanmakta¸ şükrün¸ nimeti artıracağı belirtilmektedir.


Rabbimiz verdiği nimetlere hakkıyla şükreden ve ona yakın olan ihlâslı kullardan olmamızı nasip eylesin.


 









[1]– 16/Nahl¸ 78.



[2]2/Bakara¸ 172.



[3]29/Ankebût¸ 17.



[4]2/Bakara¸ 152.



[5]3/Âl-i İmrân¸ 145.



[6]14/İbrâhîm¸ 7.



[7]– Ebû Dâvûd¸ Edeb¸ 11; Tirmizî¸ Birr¸ 31.



[8]31/Lokmân¸ 20.  



[9]93/Duh⸠11.



[10]– 31/Lokmân¸ 12. 



[11]– İbn Kesir¸ Tefs3iru'l-Kur'âni'l-Azîm¸ III¸ 364.



[12]Müslim¸ Birr¸ 55; Tirmizî¸ Kıyâm¸ 48; İbn Mace¸ Zühd¸ 30; Ahmed b. Hanbel¸ el-Müsned¸ V¸ 160.



[13]Buhârî¸ Teheccüd¸ 6; Müslim¸ Münâfıkûn¸ 79-81.



[14]Ebû Dâvûd¸ Vitr¸ 26; Nesâî¸ Sehv¸ 60; Ahmed b. Hanbel¸ age.¸ II¸ 299¸ V¸ 245¸ 247.

Sayfayı Paylaş