ALLAH RÂZI, KUL RÂZI

Somuncu Baba

"Yoldan çıkan fâsıklar ve inkâra şartlanan münkirler

Allah'ın râzı ve hoşnut olmadığı gürûhtur. Allah'ın

ölçülerine göre yaşamayanlar¸ O'nun dinini hayat

düstûru edinmeyenler¸ O'nun bizlere bahşettiği

güzellikleri insanlıkla paylaşmayanlar Yüce

Yaratıcının sevmediği ve râzı olmadığı kimselerdir."


 Tükettiğimiz kavramlardan birisi de rızâ kavramı. Rızâ aynı zamanda bir isimdir. Erkek için Rızâ yahut Râzî¸ kadın için Râziye kullanılır. Rız⸠murâkabe¸ işi kolaylıkla kabullenme¸ sızlanmama¸ boyun eğme¸ iyimser olma gibi mânâlara gelir. Terim olarak İlahî hükme kulun teslîmiyet ve içtenlikle¸ itirazsız boyun eğmesi demektir. Yüce Allah'a ibadet¸ rızâ ile başlar. Önce O'ndan¸ O'nun buyruklarından râzı olacaksın ki O'na bağlanabilesin ve O'na ibadet edip lâyığı ile kul olabilesin. Onun için¸ "Sen O'ndan râzı ol ki¸ O da senden râzı olsun." denilmiştir. Öyle ya¸ sen Allah'ın hükmüne¸ dinine¸ kaderine râzı olmazsan¸ nasıl O'ndan rızâ beklersin? Hadiste¸ "Allah'ın rabliğine râzı olan imanın tadını tatmıştır[1]" buyrulmuştur.


"Allah Râzı Olsun"


Çokça söyleriz yahut duyarız¸ "Allah râzı olsun." duâsını. Ancak ne söyleyen farkındadır duânın anlamından¸ ne de söylenen! Tükettiğimiz kavramlardandır rızâ kavramı. Çoğu zaman vara yoğa söyleriz¸ ama hiç düşünmeyiz; Yüce Allah kimlerden¸ ne zaman¸ hangi şartlarda râzı olur? Ya da¸ "Allah râzı olsun." dediğimiz kimse gerçekten bu duâyı hak etmiş midir? Yüce Yaratıcıyı râzı edecek bir davranışta bulunmuş mudur?


Peki¸ Allah'ın rızâsı ne demektir¸ Yüce Allah kimlerden râzı olur-kimlerden râzı olmaz¸ O'nun rızâsı nasıl kazanılır? Şimdi bu sorulara cevap arayalım:


Rız⸠hoşnut olmak demektir. Rız⸠râzı olan kişinin yüz ifadelerinde¸ söz ve davranışlarında kendisini gösterir. Rız⸠yalnızca¸ "Tamam râzı oldum¸ kabul ettim." demekten ibaret değildir. Karşısındaki kişiden râzı olan kimse¸ ona sevgi ve minnet nazarıyla bakar¸ güzel sözleriyle ona iltifat eder¸ lütuf ve ikramlarıyla onu taltif eder. Yüce Allah'ın kulundan râzı olması¸ onu bağışlaması¸ ona yardım etmesi¸ onu koruması altına alması¸ ona ikram etmesi şeklinde kendisini gösterir. Kulun Rabbinden râzı olması da¸ Rabbinin kazâ ve kararına teslim olması¸ O'nun buyruklarına girip onların gereklerini yerine getirmesi¸ Rabbin râzı olacağı amelleri yapması¸ O'nun kendisi için biçtiği her şeyden¸ kendisine sunduğu her nimetten râzı ve hoşnut olması demektir.


Kur'ân-ı Kerîm pek çok âyetinde Allah'ın rızâsından (Rıdvân¸ mardâtillah¸ ibtiğâ vechillah)¸ O'nun kimlerden râzı olacağından¸ Allah'ın rızâsını kazanmak için koşturan kullardan ve kulun Allah'tan râzı oluşundan bahseder. İşte bu âyetlerden bir kısmı:


Yüce Allah'ın Râzı Olacağı Kimseler


1.  Doğrular¸ doğruluğu kendilerine şiâr edinmiş olanlar¸ her hal ü kârda doğru dürüst olanlar¸ Rablerine kullukta sadâkat gösterenler:


"Allah¸ "Bu¸ doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedî ve temelli kalacakları¸ altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnut olmuştur¸ onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır¸ bu büyük kurtuluştur." dedi."[2]


2.  Hayır ve iyilik yarışında koşturanlar¸ Ensâr ve Muhâcir ruhuna sahip olanlar¸ Allah için her şeylerinden ferâğat edenler¸ mal ve canlarını O'nun uğruna harcamaktan çekinmeyenler¸ yine Allah yolunda olanlara Allah için yardım edenler:


"İyilik yarışında önceliği kazanan Muhâcirler ve Ensâr ile onlara güzelce uyanlardan Allah hoşnut olmuştur¸ onlar da Allah'tan hoşnutturlar. Allah onlara¸ içinde temelli ve ebedi kalacakları¸ içlerinden ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır; işte büyük kurtuluş budur."[3]


3.  Allah ve Rasûlü'ne bağlı kalacaklarına söz verenler: Adanmışlar: İslam'ı yaşamak ve yaşatmak için koşturanlar:


"Allah inananlardan¸ ağaç altında sana baş eğerek el verirlerken¸ and olsun ki hoşnut olmuştur. Gönüllerinde olanı da bilmiş¸ onlara güvenlik vermiş¸ onlara yakın bir zafer ve ele geçirecekleri bol ganimetler bahsetmiştir. Allah¸ güçlü olandır¸ Hâkim olandır."[4]


4.  Allah ve Peygamberin hatırını her şeyden üstün tutanlar¸ Allah düşmanlarına asla sevgi duymayanlar:


"Allah'a ve âhiret gününe inanan bir toplumun¸ babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve peygamberine karşı gelenlere¸ sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah¸ imanı bunların kalplerine yazmış¸ katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları¸ içlerinden ırmaklar akan¸ içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur¸ onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar¸ Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki¸ saadete erecek olanlar¸ Allah'tan yana olanlardır."[5]


5.  İman edip imanlarının gereğini yerine getirenler¸ imanı sözde bırakmayıp davranışlarıyla onu ispat edenler. Sabır ve kararlılıkla istikamet yolunda olmaya devam edenler:


"Fakat inanıp yararlı iş işleyenler¸ işte onlar da¸ yaratıkların en iyileridirler. Onların Rableri katındaki mükâfâtı¸ içinde temelli ve sonsuz kalacakları¸ içlerinden ırmaklar akan Adn cennetleridir. Allah onlardan râzıdır. Onlar da Allah'tan râzıdır. Bu¸ Rabbinden korkan kimseyedir."[6]


Tüm bu özellik ve güzelliklere sahip olanlara Yüce Rabbimiz şu müjdeyi sunar:


"Ey huzur içinde olan can! O¸ senden¸ sen de O'ndan hoşnut olarak Rabbine dön! Ey can! İyi kullarımın arasına gir. Cennetime gir."[7] Kulun Rabbinden râzı olması¸ itaatle O'na boyun eğmesi¸ Rabbin kulundan râzı olması ise ona sevabla karşılık vermesi¸ onu rahmetiyle yarlıgayıp cennetine koyması¸ nimetlere boğması demektir.


Yüce Allah Kimlerden Râzı Olmaz?


Yoldan çıkan fâsıklar ve inkâra şartlanan münkirler Allah'ın râzı ve hoşnut olmadığı gürûhtur. Allah'ın ölçülerine göre yaşamayanlar¸ O'nun dinini hayat düstûru edinmeyenler¸ O'nun bizlere bahşettiği güzellikleri insanlıkla paylaşmayanlar Yüce Yaratıcının sevmediği ve râzı olmadığı kimselerdir. İmtihanın gereği olarak Yüce Allah¸ bunlara izin verir¸ fırsat verir¸ ancak asla onların yapılmasını istemez ve asla onları sevmez. Şu âyetlerde de Allah'ın râzı olmadığı/olmayacağı kimseler açıklanır.


"Siz onlardan hoşnut olsanız bile¸ Allah¸ yoldan çıkmış/fâsık kimselerden râzı olmaz."[8]


"Eğer inkâr ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnîdir. Kullarının inkârından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur."[9]


Son söz; Yüce Allah'ı ve peygamberini râzı etmek her şeyden önemli ve hayırlıdır. Allah ve Rasûlü'nün hatırını hoş tutmak¸ her şeyden önemli ve gereklidir.


"Eğer inanıyorlarsa Allah'ı ve peygamberini hoşnut etmeleri daha gereklidir."[10]


"Allah'ın hoşnut olması en büyük şeydir. İşte büyük kurtuluş budur."[11]


Şimdi tüm bu açıklamalardan sonra şu soruları soralım kendimize:


Biz kimleri râzı etmek için koşturuyoruz?


Bizler¸ Rabbimizin bize uygun gördüğü rolden/konumdan¸ bizim için belirlediği hüküm ve kararlardan râzı mıyız?


Bizim râzı ve hoşnut olduğumuz kimseler¸ Yüce Allah'ın râzı ve hoşnut olduğu kimseler mi?


Başkalarının rızâsını kazanacağız derken¸ Yüce Allah'ın rızâsını kaybedebileceğimizi düşünüyor muyuz?


Peki¸ O bizden râzı mı?


O'nun rızâsını kazanmak için¸ O'nun belirlediği formüllerden ne kadarını yerine getiriyoruz?


Unutmayalım ki Rıdvân adlı meleğin ev sahipliğini yaptığı Cennete¸ Allah'ın rızâsını kazanmakla gireceğiz.


 






[1] Nesâî¸ Sehv 62; Ahmed¸ I¸ 308.



[2] 5/Mâide¸ 119.



[3] 9/Tevbe¸ 100.



[4] 48/Fetih¸ 18.



[5] 58/Hadîd¸ 22.



[6] 98/Beyyine¸ 8.



[7] 89/Fecr¸ 27-30.



[8] 9/Tevbe¸ 96.



[9] 39/Zümer¸ 7.



[10] 9/Tevbe¸ 62.



[11] 9/Tevbe¸ 72.

Sayfayı Paylaş