VUSLAT¸ DERDE DERMANDIR

Somuncu Baba

Vuslat¸ kavuşma demektir. Bir şeyin diğer bir şeye ulaşması¸ onunla irtibat kurmasıdır. Edebiyatımızda ise âşıkın sevdiğine kavuşmasıdır.

Vuslat¸ kavuşma demektir. Bir şeyin diğer bir şeye ulaşması¸ onunla irtibat kurmasıdır. Edebiyatımızda ise âşıkın sevdiğine kavuşmasıdır. Divan şiirinde âşıkın tek arzusu sevgilisinin iltifatına mazhar olmak¸ onun ilgisini çekmek sonunda da onun bulunduğu beldeye¸ hatta yanına varmaktır. Vuslat sadece divan şiirinin konusu değildir. Tasavvufta da müridin sevdiği şeyhiyle irtibat kurması ve onun iltifatına ermesidir. Bir başka anlamı da Cenab-ı Hakkın kuluna lutuf ve ihsanda bulunduktan sonra insanın arzu ettiği şeylere kavuşması demektir.
İnsanın sevdiği ne ise ona kavuşmayı cana minnet bilir. Hatta âşık olsun mürid olsun bu kavuşmayı temin için çok sıkıntılara¸ çok belalara katlanmaya bile razı olur. Bu uğurda canını bile feda edebilir. Vuslatın zıddı ise hicrandır. Gerek maddî manada sevgiliden¸ gerekse Allahu Teâlâ’dan uzak kalmak her iki halde insan için hiç arzu edilmeyen şeydir.
Hicran ne kadar acı ise vuslata ermek de o kadar çileli ve meşakkatli bir yoldur. Vuslat ancak sevgilinin lutuf ve ihsanıyla olur. Cenab-ı Hak bir kuluna lutuf ve ihsanda bulunursa o zaman kul ile arasındaki bağ¸ irtibat da kuvvetlenmiş olur. Bunu temin etmek de kulun daima ona layık amelde bulunması¸ yalvarıp yakararak dua etmesiyle mümkündür. Vuslat her derdin dermanı gibidir. Hicran nasıl acı ve ızdırap verirse¸ kavuşmak da ilaç ve merhem gibidir. Yanık gönüllerin dermanı gönlün sahibiyle irtibatı kuvvetlendirmektir.
Osman Hulûsi Efendi de bu gazelinde nevmîd-i bî-dermân = dermanı olmayan ümitsiz hastaya dermanın¸ ‘merhem-i vasl’ yani vuslat merheminde olduğunu ifade etmektedir. Gazelde kavuşmayı arzu ettiği veya kendine gelerek vuslat anını yaşattığı kişiden açıkça söz etmemekte ise de¸ bu ânı kendisi için büyük bir fırsat olarak görmektedir. Böyle bir vuslatla canına can katıldığını¸ adeta ölü gönlünün dirildiğini¸ ayrılık ateşiyle yanıp tutuşurken vuslatın serinliğine erdiğini¸ sonunda da hüzün ve elemden kurtulup¸ sevince ve mutluluğa vardığını belirtmektedir.
Gazelin Metni:

1. Câna can kattın efendim lutf u ihsân eyledin
Mürde olmuş gönlümü lutfunla şâdân eyledin

2. Hayli demdir iştiyâkınla harâb olmuştu dil
Sâye saldın servi kaddinle hırâmân eyledin

3. Kûşe-i hicrânda ser-gerdân u bî-kes gönlümü
Âfitâb-ı hüsn-i tâbânınla rahşân eyledin

4. Ey mürüvvet menbaı tuttun elin üftâdenin
Hâtır-ı nâ-şâdımı lutfunla handân eyledin

5. Hasta-i nevmîd-i bî-dermâna kıldın iltifât
Ey tabîbim merhem-i vaslınla dermân eyledin

6. Ey güzeller serveri açdın nikâb-ı hüsnünü
Bu Hulûsî kemteri lutfunla şâyân eyledin
Gazelin Açıklaması:
1. Ey Efendim! Lutuf ve ihsanını bana bağışlayınca adeta canıma can kattın. Böylece gafletle kararmış olan gönlümü de nurlandırıp beni sevindirdin.
2. Nice zamandan beri benim gönlüm senin özleminle yanıp kavrulmaktaydı. Böyle perişan bir haldeyken servi gibi boyunla salınarak gelip gölgeni üzerime bahş edince beni rahatlattın.
3. Senden ayrı bir köşede başı dönmüş ve kimsesiz bir durumda iken o nurlu ve parlak güzelliğinin güneşiyle beni aydınlatırsın.
4. Ey cömertlik kaynağı efendim. Sana çok düşkün olan bu zavallı aşığının elinden tuttun¸ lutf ettin de benim gamlı¸ kederli gönlümü şen şakrak eyledin.
5. Ey efendim! Dermansız¸ ümitsiz bir hasta olan bu fakire bir iltifat eyledin. Ey benim tabibim! Beni ziyaretinle¸ bana vuslatınla benim çaresiz olan gönül derdime derman oldun.
6. Ey güzellerin baş tacı eylediği efendim! Güzelliğinin önündeki örtüyü kaldırıp bana bir nazar edince bu hakir Hulûsî’ye lutfuna yakışır değer verdin.

Sayfayı Paylaş