TENHÂDA YALNIZ DEĞİLİZ

Somuncu Baba

Gönülde tecellî eden sevgiler bazen insanı öyle yakar ki¸ bu yakıcı ateş başka şeylerde bulunmaz. Buna şairlerimiz dil yâresi¸ gönül yâresi derler. Bu dayanılmaz¸ ama vazgeçilmez yaranın sebebi ise dost katından¸ yâr cânibinden atılan okun¸ aşığın kalbinde bıraktığı tesirdir. Buna biz ilâhî aşk da diyebiliriz. Kalbi Allah aşkıyla yanan bir kişi nice acılara tahammül edebilir¸ nice dertlere katlanabilir. Hatta bu durum bazen onun için mânevî bir lezzet hâlini bile alabilir.

Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s) bu sayımızdaki gazeline¸ zaman zaman kötü huylu insanlardan uzak kalmanın gerekli olduğunu ifade ederek başlamaktadır. Zaten tek başına bir kenara çekilip¸ Rabbimize yönelmek gönül rahatlığı için de elzemdir.


İranlı meşhur şair Hâfız-ı Şîrâzî'nin¸ "Ve ger hâhî selâmet der kenârest" (Eğer selâmet istiyorsan kenardadır.) sözü¸ bazı kötülüklerden uzak kalmanın¸ bir kenara çekilip insanın kendisini dinlemesinin önemini anlatmak için söylenmiş olmalıdır. Kalabalıkta yaşamak¸ insanın kendisinin yaptıklarına dönüp bakmasına¸ nefsini hesaba çekmesine mânîdir. Böyle ortamlarda çoğu kez akl-ı selîm ile hareket etmek mümkün olmayabilir. Şerli insanlar; ahlâkı¸ yaşantısı kötü olanlar bir şekilde bizi de aynı seviyeye düşürüp¸ yanlış hareket etmemize sebep olabilirler.


Hem topluluk içinde yaşamak¸ hem de alelâde işlerden uzak durup¸ dürüst kalabilmek herkesin arzu ettiği davranışlardır. Böyle ortamlarda hep güzeli¸ iyiyi¸ doğruyu görebilmek; güzel şeyleri örnek alıp¸ iyi ve doğrularla dost kalabilmek kolay değildir. Bu âdetâ insanın elindeki gülün rengi ve kokusunu bir tarafa bırakıp dikenleriyle kavga etmek gibidir.


Böyle durumlarda ârif insanların¸ sâlih kulların hayat bahş eden nasihatlerine kulak vermeliyiz. Çünkü onların güzel sözleri¸ nasihatleri insanın gönlüne mânevî bir lezzet kattığı gibi¸ birbirleriyle olan ilişkilerinde de rahat ve huzur kaynağı olmaktadır.


Gecenin zifirî karanlığında kalkıp Cenab-ı Hakk'a yönelen insana mânevî bir nûr doğacaktır. Bunun için sabahın olmasını¸ güneşin doğmasını beklemeye ne hâcet var. Geceleyin ay nasıl ışığını güneşten alıyorsa¸ âdetâ manen yükselenin aldığı nûr da güneşten gelmiş gibi olur.


Gönülde tecellî eden sevgiler bazen insanı öyle yakar ki¸ bu yakıcı ateş başka şeylerde bulunmaz. Buna şairlerimiz dil yâresi¸ gönül yâresi derler. Bu dayanılmaz¸ ama vazgeçilmez yaranın sebebi ise dost katından¸ yâr cânibinden atılan okun¸ aşığın kalbinde bıraktığı tesirdir. Buna biz ilâhî aşk da diyebiliriz. Kalbi Allah aşkıyla yanan bir kişi nice acılara tahammül edebilir¸ nice dertlere katlanabilir. Hatta bu durum bazen onun için mânevî bir lezzet hâlini bile alabilir.


Hulûsî Efendi Hazretleri¸ son beytinde bu gazelde sıkça bahsettiği dostun¸ yârin Allah olduğunu îmâ ediyor. Tevâzu gösterip kendinden misal vererek insanın âciz bir kul olduğunu¸ yaptığı günahlar yüzünden huzûra çıkmaya bile yüzünün olmadığını ifade ediyor. Bundan dolayı Yüce Rabbimizin affını ve ihsânını istiyor. Çünkü hatâ dâimâ bizlerden¸ günahlara tevbe edip onlara bağışlanma taleb etmek yine bizlerden.


Affetmek¸ bağışlamak¸ bunların yanında ikrâmını ve nimetlerini de eksik etmemek O'nun şânındandır. 


 


 


GAZELİ METNİ


 


1.  Karışmak ne lâzımdır ehl-i şerâra


O yâr ile ol sen çekil bir kenâra


 


2.  Elinde verd-i maânî var iken


Bırakıp sataşma sakın başka hâra


 


3.  Telezzüz olunmaz mı ârif sözünden


Hayât bahş olur sözlerinden gubâra


 


4.  Şeb içre ziyâyı mihrden alırsın


Ne hâcet seninçün tulû-ı nehâra


 


5.  Yakarsa firâkı o dostun özünü


Yanar mı âşık olan başka nâra


 


6.  O yâr urdu bir bu sînemi tâ kim


Bu cân içre açdı nice nice yâre


 


7.  Hulûsî diler şâhım afv u atânı


Perde-i isyân ile dolmuş hemân yüzü kara


 


 


GAZELİ AÇIKLAMASI


 


 


1.  Şerli insanların arasına karışmanın ne gereği var. Sen kenara çekil de¸ tenhâ ve sâkin yerlerde gerçek dost olan Allah'la berâber ol.


 


2.  Senin elinde mânâ âleminin nice gülleri varken onları bırakıp da¸ sakın (başka gül aramak için) başka dikenlere sataşma. Kötülerin¸ şerlilerin peşine düşüp onların yolundan gitme.


 


3.  İrfân ehlinin¸ âriflerin sözleri sana mânevî lezzet alınmaz mı hiç? Onlardan aldığın lezzet sana yeter. Çünkü onların sözleri toza bile hayat verir; sana da hayat verecektir şüphesiz.


 


4.  Senin sabah vaktini¸ gündüzün olmasını beklemene ne gerek var. Sen istersen gecenin karanlığında bile ışığı güneşten alırsın.


 


5.  Dosttan ayrı kalmış olmanın ateşi senin özünü yaksa da bu hâl gerçek âşıklar için normaldir. Çünkü âşığın gönlündeki sevgi ateşi başka ateşlere benzemez¸ o başka ateşlerle yanmaz.


 


6.  O sevgili dost¸ benim göğsüme sevgi okuyla öyle bir vurdu¸ gönlüme öyle bir tecellî etti ki¸ kalbimde birçok yaralar açtı.


 


7.  Ey Şâhım! Nice isyân ve günahlarla yüzü kararmış olan Hulûsî kulun¸ senin af ve ihsânını dilemektedir. Onu affet¸ bağışla.

Sayfayı Paylaş