SEVGİLİ İÇİN İNLEYEN BÜLBÜL

Somuncu Baba

Dîvân ve Tasavvuf edebiyatında en çok kullanılan mazmunlardan biri ‘gül – gonca'dır. Umûmiyetle sevgili için kullanılır.

Bu şiirde de Hulûsî Efendi (k.s.) sevgililer sevgilisi Peygamber Efendimiz (s.a.v.) için böyle bir benzetme yapmıştır. Onu goncaya benzetmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)'i anlatmada bu da kâfi değildir ama en güzel çiçeklerin başında gül gelmektedir. Zaten bazı güzellikleri¸ güzel duyguları anlatmada kelimeler yetmemektedir. Onlar ancak yaşamakla anlaşılmaktadır.

Dîvân ve Tasavvuf edebiyatında en çok kullanılan mazmunlardan biri ‘gül – gonca'dır. Umûmiyetle sevgili için kullanılır.


Bu şiirde de Hulûsî Efendi  (k.s.) sevgililer sevgilisi Peygamber Efendimiz (s.a.v.)  için böyle bir benzetme yapmıştır. Onu goncaya benzetmiştir. Peygamberimiz (s.a.v.)'i anlatmada bu da kâfi değildir ama en güzel çiçeklerin başında gül gelmektedir. Zaten bazı güzellikleri¸ güzel duyguları anlatmada kelimeler yetmemektedir. Onlar ancak yaşamakla anlaşılmaktadır.


 


1. Bir bülbül-i âşüfteyim¸ nâlân ü âhım goncaya


Gayrı kime yüz döneyim¸ her dem nigâhım goncaya


 


Çılgın bir bülbülüm¸ inlemem ve âh çekmem gonca içindir


 Her dem (bu göz alıcı) goncaya bakıp dururken başkasına nasıl yüz dönerim?


 


Büyük mürşidlerin eser ve ifadelerinde şu mânâlara rastlanmaktadır:


"Başta Nakşîbendî kökenli tarikatlar olmak üzere tarikatların çoğunda fenâ dereceleri vardır.


Derviş şeyhinin irşadıyla¸ kademe kademe şu derecelere erer:


Fenâ fi'l-ihvan (ihvanda fâni olma)¸ fenâ fi'ş-Şeyh (şeyhte fâni olma)¸ fenâ fi'r-Rasûl (Rasûlullah'ta fâni olma)¸ fenâ fi'llah (Allah'ta fâni olma) ve bekâ bi'llah. Derviş bu derecelerde tasavvufî aşkın dayanılmaz yakıcılıklarını yaşar. Şeyh¸ Rasûlullah ve Allah aşkıyla alâkalı sözler söylemeye¸ şiirler yazmaya başlar."


En büyük eren şairlerimizden Yûnus Emre'de bunların çok örnekleri vardır:


Onun şeyh sevgisini anlatan beyitlerinden biri şudur:


 


Şol benim şeyhimi görmeye kim gelir?


Zevk ile sefâlar sürmeye kim gelir?


 


Peygamberimizin sevgisini anlatan beyitlerinden birisi ise şöyledir:


 


Arayu arayu bulsam izini


İzinin tozuna sürsem yüzümü


Hakk nasip eylese görsem yüzünü


Yâ Muhammed¸ cânım arzular seni


 


Allah sevgisini anlatan beyitlerinden biri şudur:


 


Yürek yanar yaşım akar


Şu gözlerim yola bakar


Gayrı yüze nasıl bakar?


Hakk cemalin gören kişi


 


 


Hulûsî Efendi'nin de bu şiirinde Peygamber aşkının çok duygulandırıcı bir terennümü görülmektedir.


Düştüğü Peygamber aşkından dolayı çılgın bir bülbül olmuştur. Goncası için¸ gülü için; yani Peygamber Efendimiz için inlemekte¸ âh çekmektedir.


Nigâhım¸ baktığım yer¸ manzarım gonca iken; Kâinatın Efendisi iken; yüzümü çevirip de başka kime¸ başka neye bakabilirim ki?…


 


2. Şem-i rûha pervâneyim¸ bir âşık-ı divâneyim¸


Dostlar beni kon yanayım¸ bu azm-i râhım goncaya


 


Rûhun ateş saçan mumunun pervânesi olmuşum; divâne bir âşığım.


(Ey) dostlar beni bırakın (tutmayın)¸ bu gidişim goncayadır (goncaya doğru gitmekteyim).


 


Rûh ateşine pervâne oldum.


Tasavvuf edebiyatında ‘şem' (mum) ve ‘pervâne' de en çok kullanılan mazmunlar arasındadır. Malum pervâne mum ışığı etrafında uçarak dönüp duran küçücük bir hayvandır. Mumun etrafında döner durur. Çoğu zaman dönerken çatlar ve ölür. Âşık da Peygamber Efendimizin nûru etrafında döner durur.


 


Ben Divâne Bir Âşığım


 


Ey dostlar… Beni bırakın¸ yanıp durayım. Azimetim¸ düştüğüm yol goncayadır. Ona kavuşmak için azimet ettim.


 


3. Şîrin lebin Ferhâd'ıyam¸ derd ü gamın nâşâdıyam¸


Yâr zülfünün üftâdıyam¸ baht-ı siyahım goncaya


 


Şîrin dudaklara Ferhâd olmuşum. Dert ve gamdan dolayı (bir türlü) şâd değilim.


Yârin zülfüne bağlanmışım¸ kara bahtım gonca içindir.


 


En tatlı sözleri söyleyen Peygamberimiz (s.a.v.)'in dudaklarının Ferhâd'ı oldum. Ferhâd'ın Şîrin için yaptıklarının¸ yaşadıklarının çok fazlasını¸ hattâ mukayese olunamayacağını yaşamaktayım.


Öyle dertler çekmekte¸ öyle gamlar yaşamaktayım ki¸ bir türlü şâd olamamaktayım.


Sevgilimin yani Peygamberimizin zülfüne öylesine bağlanmışım.


Zülüf¸ kâkül ve saçlar Dîvân ve Tasavvuf edebiyatında insanın gönlünü bağlayan bağlar olarak ifade edilmektedir. Bunlar da çok kullanılan mazmunlar arasındadır.


 


4. Hoş bir deme erdi demim¸ baştan ayağa pür gamım¸


Her demde bunca mâtemim¸ neydi günahım goncayâ?


 


Demim¸ hoş bir deme erdi. Baştan ayağa gam doldum


Her demde bana mâtem yaşatıyorsun; ey gonca günahım neydi (ki)?


 


  Öyle bir deme erdim ki aşk beni eritti. Baştan ayağa¸ bütün vücudum aşkın verdiği gamla doldu.


Burada goncaya hitap vardır. Goncaya eklenmiş ‘yâ' eki ey mânâsı vermektedir.


‘Ey gonca… Benim günahım neydi ki¸ bana bunca mâtem çektiriyorsun?'


 


Gül Peygamber Aşkıdır


 


Yukarıda da temas edildiği gibi Tasavvuf edebiyatında ‘gül'ün Peygamber aşkı temasında mazmun olarak kullanıldığı sayılamayacak kadar çok örnek vardır. Bu beyitle akla başka eren şairlerin beyitleri de geliyor. Merhûm Es'ad Erbilî'nin ‘Dîvân-ı Es'ad' adlı eserinde de bunun örnekleri vardır. Onlardan biri şudur:


 


Gül-i ruhsârına meftûn olanlar şüphesiz sensiz


Ne mülk ü mâl ü câh ister¸ ne de zevk ü sefâ ister


 


Senin gül yüzüne âşık olanlar (tutulanlar)¸ şüphesiz sensiz


Ne mülk ve mâl ve makam isterler¸ ne de zevk ve sefâ isterler


 


Senin gül yüzüne âşık olanlar artık başka hiçbir şeyi görmezler. Senin cemâlin onları öylesine cezb etmiştir. Senin âşıkların ‘Sen'de fenâ bulurlar. ‘Sen'de fâni olanlar mülke¸ mala¸ makama itibar etmezler. Mülkün¸ malın¸ makamın onların gözünde hiç değeri yoktur. ‘Sen'de fenâ bulma âşıklarına dille anlatılması mümkün olmayan zevkler yaşatır¸ sefâlar yaşatır. Öyle olunca da dünyevî zevklerin hiçbiri onlara tesir etmez.


O¸ Senin âşıkların mülk¸ mal¸ makam¸ zevk¸ sefâ hiç bir şey istemezler.


 


5. Hulûsî dil nâşâd ile her rûz u şeb feryâd ile


Yârin cemâlin yâd ile ömr-i tebâhım goncaya


 


Hulûsî'nin gönlü mesrûr değildir¸ (şâd değildir) . Her gün¸ her gece feryâd etmektedir


Yârin cemâlini anarak (yâd ederek¸ gözümün önünde hep durarak) ömrüm bitecektir


 


Hulûsî'nin gönlü şâd değildir. Gündüz¸ gece feryâd edip durmaktadır.


O güzeller güzelinin cemâlini¸ gül yüzünü¸ seyr ede ede ömrüm bitecektir. Ömrümün öyle bitmesini istemekteyim.

Sayfayı Paylaş