SADECE CENÂB-I HAKK'A BOYUN BÜKELİM

Somuncu Baba

Allah'ı sevmek ise sadece lisan ile değil¸ O'na tam teslim olmakla mümkündür. Çünkü insan sevdiğinin arzularını yerine getirmekle mutlu olur. Birlikteyken veya gıyâbında onun istediği gibi davranabilirse¸ istemediklerinden vazgeçerse samimiyetini isbât eder. Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nâzır olduğuna göre her hareketinde kulluk bilincini terk etmemek bu yolun temel esasıdır.

Es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s.)¸ ele aldığımız bu gazelinde gerçek dostun sevgisini kazanmanın yolunu göstermektedir. Öyle bir dost aramaktadır ki huzurunda boyun büküp onun yoluna her şeyini verebilsin. Şair önce kendisine öyle bir dost bulduğundan söz etmekte ve her kesi de ona dost etmek istemektedir. Bu dost da şüphesiz Cenâb-ı Hak'tır. Bundan dolayı O'nun sevgisini kazanmak için gönlün daima O'na meyl ettirilmesini ve O'nun için gözyaşı dökülmesini arzulamaktadır. Yoksa bu gelip geçici dünyanın bir günü bir gününe uymaz; hep bir karar içinde de gitmez. Bir gün bolluk bir gün darlık¸ bir gün varlık bir gün yokluk; bir gün huzur bir gün hüzün. Dünyanın malı mülkü¸ makam ve mevkii¸ gençlik ve güzelliği hep zamanla mukayyed şeylerdir. Bütün bu imkânları¸ nimetleri ebedî hayat için fayda edecek¸ bizi Rabbimizin rızâsına erdirecek şekilde değerlendirmeliyiz. Onun için ne diye can dostunun sevmediği işlerle meşgul olunmaktadır.


Zâten her geçen gün vaktimizi geçirmekte¸ ömür sermayesini tüketmekteyiz. Oysa biz Rabbimizin azameti karşısında secdeye kapanıp¸ gerçek kul olmalı ve O'nun sevgisini kazanmaya çalışmalıyız.


Allah'ı sevmek ise sadece lisan ile değil¸ O'na tam teslim olmakla mümkündür. Çünkü insan sevdiğinin arzularını yerine getirmekle mutlu olur. Birlikteyken veya gıyâbında onun istediği gibi davranabilirse¸ istemediklerinden vazgeçerse  samimiyetini isbât eder. Cenâb-ı Hak her yerde hâzır ve nâzır olduğuna göre her hareketinde kulluk bilincini terk etmemek bu yolun temel esasıdır.


Şairimiz burada bazı şeylerde pişmanlık duymakta ve şöyle seslenmektedir. "Ben O yârın uğurunda hiç sıkıntıya katlanmadım¸ canımı incitmedim. Şimdi ben O'nun rızâsını kazanmak için ne yapmalıyım¸ ne sarf etmeliyim?"


"Cân gitmeyicek vuslat-ı cânân ele girmez." mısrâında olduğu gibi¸ rızâsına uygun yaşamayınca Allah'ın sevgisi kazanılmaz. Nitekim Yunus Emre de şöyle demektedir:


 


Sen cânından geçmedin


Cânân arzu kılursun


Belden zünnâr kesmedin


İmân arzu kılursun


 


Yani insan¸ nefsin arzu ve isteklerinden vazgeçmeden¸ cânânın yani Allah'ın muhabbetinin elde edemeyecektir. Ayrıca yine gayr-ı Müslimlerin alâmeti olan zünnârı terk etmeden de imanın elde edilemeyeceğini vurgulanmaktadır. Burada "zünnâr"dan kasıt Hırisityanlara ait bu aksesuarı takmak değildir; kasdedilen Müslümana yakışmayan; gayr- Müslimleri andıran davranışlar içinde olmaktır.


Hulûsî Efendi bu gazelinde¸ Cenâb-ı Hakk'a yalvararak¸ kendisine lutfuyla keremiyle muâmele etmesini¸ kusurlarını da yüzüne vurmamasını niyâz ediyor ve O'nun yüce kapısından başka bir yere gitmeyeceğini¸ kimseye boyun eğip yalvarmayacağını ifade ederek sözlerini tamamlıyor. 


 


 


 


Gazelin Metni


 


1. Bir âşinâ aradım ki yâr olam yâr edem


  Bir dem anınla âh zâr olam zâr edem


 


2. Bildim ki bu fânî evinde karâr yok


  Ol âşinâ-yı mûnis-i cânı bî-karâr edem


 


3. Bir kâra meyl bağlamadı gönül karâr edip


  Bilmem bu gönülle n'eyleyip ne ihtiyâr edem


 


4. Ser-mâye-i nakd-i ömr gitdi fenâya hep


  Nice feryâdı kılmayam yâ nice zâr edem


 


5. Ey yâr âsitânına yüz koyup şol ümîd ile


  Ya kangı âsitâna gidem yüzüm hâk-sâr edem


 


6. Mihrin talebinde câna kıymadım


  Şimdi ne deyip yolunda ne nisâr edem


 


7. Lutf ile bakıp da aczime i'tibâr etmeyesin


  Sana yarar amelim yok ki zerrece i'tibâr edem


 


8. Sensiz cihânı cânı yok hayâl edem


  Olsam seninle her hayâli yok hayâl edem


 


9. Olmaz visâl ümîd edende ümîd-i cân


  Cân vermeyende ne ümîd-i visâl edem


 


10. Âciz Hulûsî'yim yüzü karayım sana kulum


Bir başka bâb hâşâ ki üstüvâr edem


 


 


 


Gazelin Açıklaması


 


1. Ben bir dost aradım ki sadece ona yâr olayım¸ başkalarını da ona yâr edeyim. Böylece onun sevgisiyle dâimâ ağlayıp sızlayayım¸ inleyip feryâd edeyim.


 


2. Anlayıp bildim ki bu geçici dünya hayatı bir kararda durmaz. O zaman ne diye can dostumu kararsız edeyim.


 


3. Benim gönlüm bir karar verip de bir işe meyl etmedi. Bilmiyorum ben bu gönülle ne yapıp ne edeyim?


 


4. Ben nasıl feryâd ü figân edip¸ ağlayıp sızlamayayım ki ömür semâyesi hep boşa gitmektedir. 


 


5. Ey Yâr! Ben Senin kapının eşiğine yüz koyup¸ secde etmişim. Böyleyken ben hangi kapıya gidip de yüzümü yerlere sürüp¸ toz toprak içinde kalayım.


 


6. Ey Yâr! Senin sevgin uğrunda canımı bile incitmedim. O zaman ben şimdi ne edeyim¸ Senin yolunda ne sarf edeyim.


 


7. Yâ Rabbi! Bana lutfunla nazar eyle. Benim âcizliğime¸ kusurlarıma bakma. Çünkü Senin huzuruna varacak amelim de yok.


 


8. Yâ Rab! Sana lâyık amelim olmadı¸ bu dünyayı da bu cânımı da hayâl gibi kabul ediyorum. Halbûki her an Seninle olabilsem o zaman da her hayâli yok farz ederim.


 


9. Sana kavuşmayı uman kişide can kaygısı olmaz. Senin yolunda can vermeyince ben nasıl vuslat umarım.


 

Yâ Rabbi! Bu yüzü kara Hulûsî¸ Senin âciz bir kulundur. Böyle olunca o¸ nasıl olur da bir başka kapıya gidip¸ oradan medet umar?

Sayfayı Paylaş