ÖMÜR BİR SERMÂYEDİR KIYMETİNİ BİLELİM

Somuncu Baba

"İnsan zaman zaman¸ mal mülk¸ evlâd u ıyâl derdinde koşarken Allah'a olan
kulluk vazifesini yerine getirmemekte¸ bâkî olan ahret azığının elde edileceği
dünya hayatını gafletle hebâ etmektedir. "

Bir hadîs-i şerifte beş şeyin kıymetinin iyi idrak edilmesi gerektiği ifade edilirken bunlardan birisinin de ömür olduğu ve insan hayatının nerelerde ve nasıl geçirildiğinden de sorulacağına dikkat çekilir. İnsan ömrünün ne kadar olduğu belirtilmemiş ancak¸ vakit tamam olunca da bir an önce veya sonraya bırakılmadan bu dünya hayatının sona ereceği ifade edilmiştir. Bundan dolayı Müslüman¸ büluğ yaşından itibaren mükellef olduğu ibadetleri yerine getirmekle¸ haramlardan kaçınmakla¸ vakitlerini hayırlı işlerde harcamakla emrolunmakta¸ velhasıl yaptığı her şeyden sorguya çekileceği hatırlatılmaktadır.


Dünyada kazandığımız sermâyeyi nasıl kazanıp¸ nereye harcadığımızdan mes'ûl olduğumuz gibi¸ ömür sermâyemizi veren Cenâb-ı Hak da bizi bundan hesaba çekecektir. Neyin bizim yararımıza veya zararımıza olduğunu bize öğreten gerçek dost Allah (c.c.)¸ O'nun rasûlü ve bu yolda giden Allah dostları olan âlimler ve sâlih kullardır.


İnsan zaman zaman¸ mal mülk¸ evlâd u ıyâl derdinde koşarken Allah'a olan kulluk vazifesini yerine getirememekte¸ bâkî olan âhiret azığının elde edileceği dünya hayatını gafletle hebâ etmektedir. Bu gaflet uykusundan ne kadar erken uyanırsa insan kendini o kadar bahtiyar hissetmelidir. Gaflet içinde geçen zamanlarına pişmanlık duyarak¸ tövbe ederek¸ eksikliklerini tamamlayarak kendine dönmelidir.


Hataya düşmek¸ dünyaya dalıp gitmek¸ Allah'tan gâfil olarak yaşamak¸ zaman zaman insanın mübtelâ olduğu mânevî hastalıklardır. Maddî hastalıklardan kurtulmak için çarelere başvurduğumuz gibi¸ bunlar için de kendine derman aramalıdır. Akıllı insana lâzım olan içine düştüğü bu durumdan en kısa zamanda kendine gelebilmektir. Gittiği yoldan geri dönmek¸ bilerek veya bilmeden yaptığı hatalardan dönmek¸ yapamadığı hayırlara yönelmek yapılması gereken en güzel davranıştır. Nitekim şu beyit bunu çok güzel ifade etmektedir:


 


Tevbe yâ Rabbi hatâ râhına gittiklerime


Bilip ettiklerime bilmeyip ettiklerime


 


Bu beyitte yanlış yola giden bir kulun bilerek veya bilmeyerek yapmış olduğu günahlardan dolayı Allah'a el açıp tevbe ettiği dile getirilmektedir. Bu şuurda olmak¸ Rabbimizin afv ve mağfiretine¸ rahmet ve merhametine¸ ikram ve inâyetine giden yoluna girmek demektir. Çünkü yüce Rabbimiz Rahman ve Rahîm'dir.


Buraya aldığımız gazelinde Hulûsî Efendi (k.s)'de ömür sermâyesinin dikkatli harcanmasını¸ gerçek dost olan Allah teâlânın emirlerine uymanın gerekliliğini¸ kalbimizde en çok O'nun sevgi ve muhabbetinin yer etmesini istemektedir. Bir an bile o sevgiden¸ O'nun yolunda gitmekten ayrı kalmanın insanı nice belâ ve dertlere düşüreceğini söylemektedir. İnsanın nefsinin kulu¸ kölesi olunca gönül sarayının yıkılıp Allah'ın tecellî ettiği ifade edilen bu mukaddes mekânın¸ gönlün virâneye çevrildiğine dikkat çekmektedir.


Dostlarımızın bizimle olan ilişkileri bizi Allah'a olan sorumluluklarımızdan alıkoymamalıdır. Dost bildiklerimiz kırılacak diye Allah'ın râzı olmayacağı bir davranışı¸ hayat tarzını benimsemek akıl kârı değildir. Böyle durumlarda ne olursa olsun¸ onlardan gelecek menfaatler¸ imkân ve ikramlara karşı¸ "Allah bes¸ bâkî heves" demeliyiz.


 


GAZELİN METNİ


 


 


Vezni: Mefâîlün- Mefâîlün- Mefâîlün- Mefâîlün


 


1. Nukûd-ı ömrümü zâyi' hebâ-ender-hebâ etdim


  Belâ-yı hicre düşdüm cânımı dostdan cüdâ kıldım


 


2. Nice tâli' imiş bilmem benim bu tâli' ü bahtım


  Bu derdsiz başımı yüz bin belâya mübtelâ kıldım


 


3. Esîr-i bend-i nefs olup sarây-ı gönlümü yıkdım


  Olanca varımı yağmalayıp mahv u fenâ kıldım


 


4. Gönül mürgünü dost cânibine etdirmeyip pervâz


  Düşürdüm dâm-ı zindâna şikâr-ı mâ-sivâ kıldım


 


5. Bu Rûhü'l-Kuds'ü yârın sırrına eylemeyip mahrem


  Fenâ deştinde koydum gayrı sırra âşinâ kıldım


 


6. Ne derse koy desin ağyâr ta'nın almazam kâle


  Selâmet hırkasın bu cism-i bîmâra revâ kıldım


 


7. Usandım dâr-ı gurbet içre çekmekden artık


  Hulûsî cânımı cânâna al deyü recâ kıldım


 


 



GAZELİN BUGÜNKÜ DİLLE İFADESİ


 


1. Ömür sermayemi boşu boşuna kaybettim. Gerçek dosttan ayrı kalınca ayrılık derdine düştüm


 


2. Benim talihim nasıl bir talih imiş; ne bahtsızmışım ki¸ bu dertsiz başımı yüz binlerce belaya mübtela kıldım.  


 


3. Nefsimin tuzaklarının kölesi¸ esiri oldum da gönül sarayımı yıktım. Böylece olanca varımı yağma edip kendimi mahv u perişan ettim.  


 


4. Gönül kuşunu dosttan yana uçurmadım; gönlümü dostuma açmadım. Karanlık bir tuzağa düşürüp¸ gönlümü dosttan gayrı şeylere av ettim¸ O'ndan gayrı şeyler elde etmeye çalıştım. 


   


5. Bu değerli gönlümü sevgilinin sırlarına mahrem eylemek yerine¸ bu fâni âlemin çöllerinde gezip durdum¸ başkalarını dost bilip onların sırlarıyla doldurdum.


 


6. Dosttan gayriler ne derlerse desinler onlara itibar etmem. Ben sonunda hasta olan bu cismime selâmet hırkasını giymeyi uygun buldum. 


 


7. Gurbet gibi olan bu dünyada dert çekmekten usandım artık. Bundan dolayı ben Hulûsî olarak¸ cânânıma bu canımı al diye yalvarmaktayım. 

Sayfayı Paylaş