HAKK'IN RIZÂSI VE EBEDÎ HAYAT İÇİN

Somuncu Baba

Osman Hulûsî Efendi'nin muhtelif şiirlerinde olduğu gibi bu gazelinde de fânî olan dünyadan ve onun çeşitli lezzetlerinin geçiciliğinden söz edilmektedir.

Osman Hulûsî Efendi'nin muhtelif şiirlerinde olduğu gibi bu gazelinde de fânî olan dünyadan ve onun çeşitli lezzetlerinin geçiciliğinden söz edilmektedir. Sahip olduğumuz nimetler¸ dünyada Hakk'ın râzı olacağı bir hayat sürmemize mâni olmamalıdır. Sahip olduğumuz imkânlar¸ dünyanın çeşitli zevk ve eğlenceleri bize Allah'ı ve âhiretteki hesabı unutturmamalıdır. Çünkü bu dünyada elde ettiğimiz kazançların¸ helal yollardan kazanılmış ise âhirette mükâfâtının¸ haram ve gayr-ı meşru yollardan kazanılmış ise de hesabının sorulacağını ve azâbının olduğunun idraki içinde olmalıyız. Zaten bu âlemin zevki de¸ safâsı da¸ hüznü de¸ elemi de geçicidir. Bâkî ve ebedî olan Cenâb-ı Hak ve öbür âlemdir.


Bu vesileyle Yunus Emre'nin çok tekrarlanan şu beyitini hatırlayalım: 


Seni Hak'tan yığanı her ne ise ver gider


Ne beslersin bu teni sinde kurt kuş yer gider


Yunus Emre burada: “Seni Allah'tan alıkoyan ne varsa terk et onları. Niçin bu kadar yiyip içmene¸ giyinip kuşanmana önem veriyorsun? Nasıl olsa bu bedeni kabirde kurt¸ kuş yiyecek ve  yok olup gidecektir. Onun için öbür âlemde  sana faydası dokunacak ameller yap.” demek istiyor.


Aşağıdaki gazelde de bu gerçekler göz önünde bulundurularak bir hayat sürmenin lüzûmu anlatılmaktadır. Her Müslümanın kendisine¸ âilesine ve içinde yaşadığı çevreye karşı sorumlulukları vardır. Bunlardan hesaba çekileceğimizi bir an bile unutmamalıyız. Bizi bu sorumluluk duygusundan alıkoyan bazı hususlar bu gazelin konusunu teşkil etmektedir.


Öncelikle insanın dünyadaki varlıklara olan aşırı sevgi ve muhabbeti çoğu zaman Allah'ın emrettiği tarz bir hayat sürmeye engel olmaktadır. Onun için birinci beyitte dünyaya olan aşırı sevgiyi bırakıp ilâhî aşka yönelmek tavsiye olunmaktadır. Esas terkedilmemesi gereken de şüphesiz sâlih amellerdir. Ancak bunlar insanın ebedî saâdetine vesîle olacaktır. Dünya lezzetleri gelip geçici şeylerdir. İçine dalanı okyanus gibi yutup yok eder. Bizim bu fânî şeylere daha ziyade ilgi duymamızı emreden ise nefsimizdir. Nefsin esaretinden de hakîkî dost olan Cenâb-ı Hakk'ı zikrederek¸ O'nu bir an bile hatırdan çıkarmayarak kurtulabiliriz.


Yûsuf  Suresi 53. âyet-i kerîmede nefsin kötülüğü emrettiği bildirilmektedir. O halde nefsin şerrinden de uzak durmalıyız. Diğer taraftan Cenâb-ı Hakk'ın yegâne hakîkî varlık olduğu şuuruna erişip O'nun kendimize her şeyden daha yakın olduğunu da unutmayalım. Nitekim Kâf  Suresi 16.  âyet-i kerîmede Allah (c.c.)'ın¸ bize şah damarımızdan daha yakın ve diğer birçok âyetlerde de yaptığımız her şeyden haberdar olduğu beyan edilmektedir.


Gazelin son beyitindeki ifade ne kadar güzeldir. Allah ile aramıza nefsimiz girmesin.


GAZELİN METNİ:


1. Soyunup varlığın derde düş abdâl ol


Hem hamûle-i aşkı al arkana hamâl ol


 


2. N'ideceksin koy kamu fânî olan lezzâtı


Sana imdâd edecek sâliha-i a'mâl ol


 


3. Tanrı'yı çünkü karîn bil cümleden yektâ hem


Varı koy Hakk'a erip sen vecde-i hâl ol


 


4. Bu fenâ kulzüme düşen eremez maksadına


Lâ-mekânda bir mekân tut pür-mülk ü mâl ol


5. Kadem-i dosta yüzün sür ağlayuban zâr zâr


Dost iline uçmağa zikr ile per ü bâl ol


6. Nefs-i menhûsu katl farz-ı yakîndir kullara


Sen de katl-i nefs edip şöyle ki Rüstem-i Zâl ol


7. Nefsini çıkar Hulûsî aradan dosta eriş


Yek-vücûd yek-bezm yek-eşkâl ol


GAZELİN AÇIKLAMASI:


1. Her türlü varlık elbisesinden¸ benlik ve bencillikten sıyrılıp¸ dünya ile ilgisini kesen¸ ilâhî aşkın derdini kendine yük edinip hamallığını yapan ve bu haliyle yollara düşmüş olan gerçek dervişler gibi ol.


2. Fânî olan¸ bu dünyada kalıcı olan her türlü zevk ve sefâyı bırak; ne yapacaksın bunları? Sana öbür dünyada yardımı dokunacak¸ yardımına koşacak sâlih amellere sahip ol.


3. Cenâb-ı Hakk'ı kendine en yakın ve eşi¸ benzeri ve ortağı olmayan Bir olarak tanı. O'nun arzu ettiği şekilde hayat sür¸ kendini bu varlıklara fazla bağlı eyleme¸ onları bir tarafa bırak.


4. Bu fânî dünyanın okyanusuna düşüp¸ oradaki nimetlere takılıp kalan¸ maksadına ulaşamaz. Asıl olan insanın kendisine yarın âhirette iyi bir mekân hazırlamasıdır. Sen de öyle davran ki esas ahret için gerekli olan malın mülkün çoğalsın.


5. Samîmî bir şekilde ağlayarak dostun ayağının bastığı yerlere yüzünü sür. Dostun bulunduğu yere ulaşmak için onun zikri senin için kolun kanadın olsun.


6. İnsanı kötülüğe yönelten nefisle mücadele edip onu öldürmek herkes için kesin farz olan hususlardandır. Sen de nefsinle mücâdele eyle ve onu yenmesinin bil ki¸ Dillere destan olan İranlı meşhur pehlivan Zaloğlu Rüstem gibi olasın.

7. Ey Hulûsî sen de nefsini aradan çıkar da her hâlinde gerçek dost olan Cenâb-ı Allah ile birlikte olduğunun şuuruna eriş.* Prof. Dr.

Sayfayı Paylaş