CANDAN GEÇİLİR YARDAN GEÇİLMEZ

Somuncu Baba

"Gönül¸ sahip olduğu her şeyi¸ hatta canını bile vermeye hazırdır.
Tüm cihanı ve içindekileri gözünü kırpmadan feda eder gönül.
Yeter ki yar onunla olsun¸ yeter ki sevdiği yanında olsun. "

"Ben kimim¸ bu dünyaya neden geldim ve nereye gideceğim?" soruları her insanın kendisine sorması ve cevap bulması gereken sorular. Varoluşun sırrına ermeden¸ varlık meselesini çözmeden mutluluğu elde etmek mümkün değil. Hamdolsun ki bu hususta bizleri aydınlatarak hakkı bâtıldan ayırt etmemize yardım eden kutsal kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'e sahibiz. İşte bu yüce hidayet kitabı¸ varlığın sırlı perdesini bizler için aralamakta; sevilmesi¸ talip olunması gerekenlerin yanında uzak durulması ve kaçınılması gerekenleri de apaçık belirtmektedir: "Bu dünya hayatı ancak bir eğlence ve oyundan ibarettir. Âhiret yurduna gelince¸ işte gerçek hayat odur. Keşke bilselerdi!"( 29/Ankebût¸ 64.) Gerçek hayatı elde edebilmek için âşık olunmalıdır. Âşık olabilmek ise sevdiğini her şeyden daha çok sevebilmek ve onun için her şeyden vazgeçebilmektir.  


İşte bu gazel yar için/yar aşkına candan geçildiğini/geçilmesi gerektiğini anlatmaktadır.


 


1. Gönül cândan geçer yârdan geçilmez


   Cihânı terk eder yârdan geçilmez


 


Gönül¸ sahip olduğu her şeyi¸ hatta canını bile vermeye hazırdır. Tüm cihanı ve içindekileri gözünü kırpmadan feda eder gönül. Yeter ki yar onunla olsun¸ yeter ki sevdiği yanında olsun. O varsa¸ eksik hiçbir şey yoktur. O bizimle değilse eğer ve bize yardım etmezse canın da cihanın da ne kıymeti var?… 


 


2. Şol Edhem oğlunun etdiği gibi


   Kamu vardan geçer yârdan geçilmez


 


Gönül¸ İbrahim Edhem Hazretlerinin yaptığı gibi¸ dünyalık adına sahip olduğu ne varsa¸ sevgilisi uğruna hepsini vermeye hazırdır. Varını yoğunu mahbûb yolunda harcamaya hazır âşıklar için aslında bu öyle çok zor bir şey de değildir. Zira onlar yaratılmışlara baş gözüyle değil kalp gözüyle bakmasını bilen insanlardır. Fânî dünyanın geçici metaları onların aklını başından almaz. Onlar "fakru fahrî" yolunun ayrılmaz takipçileridir. Cenâb-ı Hakk'a karşı acz ve fakr içerisinde duydukları mahviyet ve tevazu onlar için en büyük zenginliktir. Hakikî âşıklar için bundan büyük övünç kaynağı da bulunmamaktadır.


 


3. Eğer yâr oldun ise sen o yâra


   Ko gayrı kâr u var yârdan geçilmez


 


Her şeyden önce karar verilmesi gereken; bu kutlu yola girmek isteyip istemediğimizdir. Zira hem yolda olmak¸ hem de bu yolun gereklerini yerine getirmemek olmaz. Gerçekten âşıksak eğer¸ gerçekten seviyorsak¸ bu sevgi artık kuvveden fiile geçmelidir. Dilde kalmamalı¸ kalbe inmelidir. Sevdim demek yetmez şüphesiz. O'nun rızası dışındaki her şeyden yüz çevirmeli¸ onlardan vazgeçmeli. Sevilenler ise¸ yalnızca O'nun için sevilmeli.


 


4. Şu pervâneyi görmen mi verip cân


   Yanar nârdan geçer yârdan geçilmez


 


Gerçek sevgili için¸ gerçekten seven için¸ en güzel örneklerden birisidir pervane. Ateşi gördü mü dayanamaz onun câzibesine. Atar kendisini onun yakıcı kollarına. Yanarak ona ulaşır¸ onunla olur. Bu yanış acı vermez ona. Tam tersine bu gece kelebeği¸ hakikî mutluluğa ermiş¸ sonsuzluğa ulaşmıştır böylece. Nârdan geçmiştir¸ yardan geçmemiştir… Varlığından geçerek gerçek varlığa ermiştir.


Pervane samimidir aşkında. Sevgilisi uğruna can verecek kadar da cömert. Onun için sevgiliden ayrı kalmak¸ ölmektir. Canını feda ederek sevgiliye kavuşmak ise en büyük emel.


 


5. Ana sâdık denir ki bile tahkîk


   Geçe serden bile yârdan geçilmez


 


Âşıkların başta gelen özelliklerinden birisi sâdık olmaları¸ sözlerinde durmalarıdır. Âşık olan sâdıktır ve sâdık olan yalan söylemez; seviyorum diyorsa¸ seviyordur. En önemlisi de sevmenin ne demek olduğunu biliyordur.


Sâdık olanlar gerçek manada bilirler ki âşıklar¸ sevgili uğruna seve seve canlarından vazgeçerler. Onlar için hayat aşktan ibarettir. Hallâc'ı darağacına çıkaran¸ işte bu aşktır. Hakikat adına canlarını feda edenlere rehberlik eden bu aşktır. "Anam babam sana feda olsun¸ ya Rasûlallâh" dedirten¸ işte bu aşktır. 


 


6. Eğer bülbül isen et hâra minnet


     Gücenip hâra gül-zârdan geçilmez


 


Âşığın sevgilisine ulaşması çok kolay olmayacaktır. Türlü zahmetler¸ bin bir türlü sıkıntılar yolda onu beklemektedir. Güle talip olanın dikenden şikâyet etmeye hakkı yoktur. Diken için gülden vazgeçen ise zaten âşık değildir. Belki güle kavuşma yolunda bir engel gibi görünen dikene teşekkür edilmeli¸ bu meşakkatleri yaşattığı için ona şükran duyulmalıdır. Zira bu yolda karşılaşılacak her zorluk¸ âşığın defterine rahmet olarak yazılacak¸ nûr olacaktır. Bu yolda katlandığı sıkıntılar onu pişirecek¸ kıvama getirecektir. Nitekim Yüce Kitabımız Kur'ân-ı Kerîm'de "Yoksa siz¸ sizden öncekilerin başına gelenler¸ sizin de başınıza gelmeden cennete gireceğinizi mi sandınız?" (2/Bakara¸ 214.) buyrulmaktadır. Başa gelen bu sıkıntılar kimi zaman bir diken olarak ele batmakta¸ kimi zaman günlük yaşamımızda karşımıza dikilen irili ufaklı engeller şeklinde önümüzü kesmekte¸ gam çektirmektedir. Fakat her hâl ü kârda bıkmak¸ usanmak¸ sıkılmak âşığın lügatında yazmaz. O'nun kahrı da hoştur¸ lütfu da. Hoştur O'ndan gelen her ne varsa…  


 


7. Bu yolda cân verip merd ol Hulûsî


   Eğer âşıksan ikrârdan geçilmez


 


Gazelin son beytinde Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri¸ hem kendisine hem de tüm sevenlerine seslenir: Mertlik¸ sadece lafla¸ sözle olmaz. Mert olan kişi/hakikî âşık¸ aşkını saklamadan gür bir sesle tüm kâinata haykıracak¸ sözünün eri olacaktır. Mert olmak¸ bu kutlu yolda canından dahi vazgeçmektir. Zira canı veren de O'dur¸ alan da. Can da O'nundur¸ cihan da.  


Ne mutlu özü sözü bir olanlara¸ ne mutlu gerçek aşkı tadanlara…

Sayfayı Paylaş