Yüreklere Sevgi Tohumu Ekelim

Öğrencilerimle yaptığım konuşmalarda, öğretmen adaylarıyla karşılaştığımda hep şunların altını çizmişimdir: Öğretmenlik sevgi mesleğidir. Sevginizi veremeyeceğinize inanıyorsanız bu kutsal mesleği seçmeyin. Öğrencilerini ve mesleğini sevmeyen öğretmen başarılı olamaz.
Sevgi, bilgi ve ilginin eğitimin olmazsa olmazlarından olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunların yanında çocuğuyla ilgili bir aile, olumlu bir çevre ve eğitimin en iyi şekilde yapılacağı şartlara uygun bir mekân, yani okul gereklidir.
Yaklaşık 50 yıl eğitimin içinde bulunan biri olarak her zaman sevgiyi hep ön planda tuttum. Sevgisiz eğitimi susuz çiçek yetiştirmeye benzetirim. Mesleğini ve öğrencilerini seven bir öğretmen başarının yolunu tutmuş demektir. Meslek hayatım boyunca öğrencilerime ve çevreme hep güler yüz ve tatlı dille yaklaştım. Öğrencilerimi çok sevdim. Onları kendi çocuğum gibi gördüm. Onlarda beni sevdiler. Sevgi ortamında öğretmen öğrenci ilişkilerinde çok güzel tablolarla karşılaşıyoruz. Öğretmenlerini çok seven öğrencilerin sevgilerini ifade ederken öğretmenleri için; “O bir efsane!” “Siz mesleğinizin pirisiniz!” “O bir duayen!” “İşte gerçek öğretmen!” gibi abartılı ifadelerde bulunduklarına da şahit olmuşuzdur.
Açık söylemem gerekirse mesleğe çok iyi hazırlanmış, iyi yetişmiş biri değilim. Öğretmenler görev yaptıkları süre içinde kendini yetiştiriyor ve geliştiriyorlar. Öğretmeni başarılı kılan okul, öğrenciler, aileler ve çevredir. Ayrıca zeki ve çok bilgili olmadığımı da söylemeliyim. Meslekî kariyerimde aldığım her türlü başarıyı da ölçü olarak kabul etmiyorum. Bir öğretmenin alması gereken başarıların hepsini almış biriyim. Bu iş sadece teşekkür, takdir, derece alma vb. belgelerle olmuyor. Gönüllere hitap etmedikten, ilham kaynağı olamadıktan sonra her şey zaman içinde gelip geçiyor. Kalıcı olan şey, yetiştirdiğiniz çiçeklerinizin dal budak sarması ve meyveye dönüşmesiyle oluyor. İşte o zaman bir sonuç alabiliyorsunuz. Öğrencilerimi maddî ve manevî yönden en iyi şartlarda görmeyi, onların bir vefa örneği olarak yıllar sonra arayıp sormasını milyonlara değişmem. Gerçek başarıyı gönüllerde yer almama; mesleğimi, öğrencilerimi çok sevmeme, onlarla yakından ilgilenmeme ve aynı zamanda dersimi sevdirmeme bağlıyorum.
“Eğitimde 101 Adım” adlı bir kitapçığı okuduktan sonra bu satırları yazmaya karar verdim. Hem kendi bilgi ve birikimlerimi hem de bu nadide çalışmadaki bilgileri sizlerle paylaşmam gerektiğine inandım. Eğitimin ne zaman başlayacağına dair değişik görüşlerin olduğunu biliyoruz. Genel görüş eğitimin henüz çocuk anne karnında iken başladığıdır. İlk öğretmen de çocuğun annesidir. Çocuklar anne-babaya ve öğretmene verilen bir emanettir.
Çocuğa verilecek en kıymetli miras güzel ahlâk ve kişilikli sağlam bir karakterdir. Bunun yolu da nitelikli eğitimden geçer. Eğitime en çok muhtaç olan insandır. Sanatların zirvesi insan eğitimidir. En büyük eğitimciler peygamberlerdir. Eğitimci, sadece bilgi veren değil sevgi tohumları eken, ufuk açan, iyilik ve güzelliği gönüllere bırakandır.
Çocuklarımızın sadece bedenini değil, onların ruh dünyalarını da doyurmalıyız. Gönül dünyalarını ilim ve irfan ile süslemeliyiz. Sadece karınlarını değil, yarınlarını da düşünmeliyiz. Öğretmen, gönül insanı olarak yetiştirilmelidir. Çünkü kalıp insanı değil kalp insanlarına ihtiyaç vardır. Dış âlemi olduğu kadar iç âlemi de gözetmeliyiz. İlim, hikmet, sır yüklü gönülleri yeşertmeliyiz.
Çocuklarımızı kendi yaşadığımız zamana göre değil, onların yaşayacakları zamana göre yetiştirmeliyiz. İyi yetiştirilmiş bir avuç fedakâr insanın varsa geleceğini kazanmış olursun. Gençler güç ve enerjilerini iyilik, fazilet ve manevîyat yolunda harcıyorlar ise, ülkenin geleceği aydınlıktır. Güçlerini kaba kuvvete ve nefislerine harcıyorlar ise gelecekleri karanlıktır.
İnsan eğitiminde en kârlı iş, geleceği düşünerek kaliteli ve ideal insan yetiştirmektir. Öğretmen; gönüllerde hayranlık hissi uyandırmalı, sağlam bir karaktere sahip olmalı, ruhundan sevgi taşmalı, yüreğinden bereket fışkırmalı ve pozitif enerji ile dolu olmalıdır. Öğretmen sözü ve özü ile bir olmalı, öğrendiği güzellikleri başkalarına tavsiye etmeden kendi hayatında sergileyen canlı bir örnek olmalıdır. Öğretmen güven ve itimat edilen kişi olmalıdır. Ancak örnek kişilere hayran olunur ve izinden gidilir. Güzel konuşmak karşımızdaki kişilere manevî reçete yazmaya benzer. Öğretmen geleceğin dâhilerinin kendi elinden yetişeceğini unutmamalıdır.
Öğretmen kendini yetiştirmeli ve geliştirmelidir. Kendini iyi yetiştiremeyen öğretmen iyi öğrenciler yetiştiremez. Kusursuz öğrencilerimizin olmasını istiyorsak kusursuz öğretmen olmak zorundayız. Öğretmenin kalitesi yetiştirdiği öğrencileri ile ölçülür. Öğretmen öğrencisini büyük bir dikkat ile dinler, ciddiye alır, değer verir ve davranışları ile ona hissettirir. Öğretmen öğrencisinin karakterlerini çok iyi bilmelidir. Çünkü onun ruhuna girecek damarları karakterinde bulacaktır.

Sayfayı Paylaş