Yüreklere Dokunan Öğretmenler Unutulmaz

somuncubaba-225-08yureklere_dokunan_ogretmenler

Teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin öğretmenin yerini alamaz. Teknik ile öğretmenin sevgi dolu, sıcak ve samimi dokunuşunu bulmak mümkün olmaz. Eğitim ve öğretimde bilgi, ilgi ve sevgi, olmazsa olmazların başında gelmektedir. Bunlardan biri eksik olursa istediğimiz sonuca ulaşılamaz. Öğretmen, öğrencisini birinci yapmaktan daha çok bir inci yaparsa gerçek başarıyı sağlamış olur.
Her öğrencinin karakteri ve kişilikleri farklıdır. Her öğrenciye aynı metot ve tavsiye uygun olmaz. Her çocuk ayrı bir dünyadır. Öğrencisini çok iyi tanıyan öğretmen başarıyı yakalamış demektir. Öğretmen öğrencilerini becerileri yönünden geliştirebilmek için onları çok iyi tanımalıdır. Öğretmen sele kapılan odunlar gibi savrulan gençliği, geçtiği topraklara hayat bahşedecek kudretteki ırmaklar gibi iyiliğe ve güzelliğe yönlendirmek zorundadır.
Öğretmen öğrencisine karşı adaletli, insaflı, sevecen olmalı; yapamayacakları işleri onlardan istememeli, her öğrenciyi gücü ölçüsünde değerlendirmelidir. Adaletli öğretmen bütün sınıfın öğretmeni olmalıdır. Adaletin olmadığı yerde huzur olmaz. Huzurun olmadığı yerde de gerçek eğitimden söz edilemez. Adaletli olmak yalnızca herkese eşit davranmak değildir. Hakkı ne ise onu vermektir. Adaletsiz davranışlardan kaçınmalıdır.
Öğretmen sınıfın yapısını, işleyeceği konunun malzemelerini dikkate alarak plan yapmalı ki, dersi verimli işleyebilsin. Planlı yapılan derste nerede kalındığını, ne anlatıldığını ve ne kadar verim alındığını rahatlıkla görebiliriz. Dersi planlarken eğitim tekniklerini nerede, ne zaman ve nasıl uygulayacağımızı iyice düşünmek zorundayız. Öğretmenin görevi sadece bilgi aktarmak değildir. Yeri geldiğinde dikkat çekerek derse ilgi uyandırmalıdır. Dersi hayatla bağlantı kurarak anlatmak, soru cevap metodunu kullanmak derse canlılık katar.
Eğitimde başarının en önemli anahtarı sabır, sebat ve fedakârlıktır. Eğitimci zorluklar karşısında yılmamalı, zorluklar gücünü artırmalı, daha da kuvvet bulmalıdır. Zayıflık ve imkânsızlıklara bakarak ümitsizliğe, gaflet ve rehavete kapılmamalıdır. Gönüllere sonsuz mutluluk iksiri olacak âb-ı hayatın zor zamanlarda ve çile diyarında saklı olduğu unutulmamalıdır. Hayatı bereketli kılan şey, yüce bir amaç uğrunda gösterilen gayret ve fedakârlıklardır.
Eğitim gelip geçici bir sevda değildir. Son nefesimize kadar aşk ve şevk ile devam edilmesi gereken kutsal bir görevdir. Eğitimcinin azığı sabır, dayanağı Mevlâ olmalıdır. Eğitimci hangi şartlarda olursa olsun, heyecanını koruyan endişelerden uzak olup, muhtaç gönüllerin sessiz feryatlarına kulak verebilmelidir. Eğitimci elde edemediği maddî imkânlar için ne çok üzülmeli ne de kazandığı dünyalıklar sebebiyle çok sevinip şımarmalıdır. Yaptıklarının karşılığını bu dünyada değil ahirette alacağını düşünmelidir.
Eğitimci görevini sadece okulda değil, bulunduğu her yerde yapmalıdır. Problem çıkaran değil, problem çözen olmalıdır. İşi söz ve tenkide dökerek eksik aramak yerine, olaylara yapıcı bir ruhla ve olumlu bir bakış açısıyla yaklaşmalıdır. Başkalarını suçlamamalı, ayıp ve kusuru öncelikle kendinde aramalıdır.
Eğitim zorluklar karşısında şikâyeti unutma sanatıdır. Tahammülsüzlük ve şikâyetin başladığı yerde eğitim biter. Eğitimci imkân ve fırsatların ayağına gelmesini beklemez. O devamlı hizmet arayışında olmalıdır. Eğitim yüksek bir enerji gerektirir. En başta kalp olumlu bir enerji ile dolu olmalıdır. Şevk ve heyecan dolu bir gönülle atılan bilgi tohumları geleceğin çınarlarıdır. Eğitimci kalp kırmayan ve kalbi kırılmayan insandır. İnce, nazik ve derin ruhlu eğitimci, hizmeti ibadet heyecanı ile yapmalı, kimseyi incitmeyip kimseden de incinmemelidir. Kalpler nazargâh-ı ilâhîdir.
Eğitimcinin her hareketi ve her sözü, öğrencilerinin kişilik yapılarına konulmuş taşlar gibidir. Kendisinin örnek alındığını unutmamalıdır. Kopyalandığını düşünmeli, bunun sorumluluğunu hissetmelidir. Eğitimci bir gönül eri olmalıdır. İnsanlara gösterilen güzel ilgi ve alâka, düşmanlığı azaltır; dostların muhabbet ve yakınlığını artırır. Kırıcı, sert ve kaba ölçülerle insan eğitimi yapılamaz.
Eğitimci disiplin adına zulmetmez. Sertliğin aşırısı kin doğurur. Hoşgörünün fazlası da otoriteyi zayıflatır. Başarı, bu ikisi arasındaki dengeyi kurmakla mümkündür. Eğitimci sözü yumuşak ve güzel söylemeli, hep hayırlı şeyler konuşmalıdır. Kimse sert sözlerden ve kabalıktan hoşlanmaz. Gönüllere girebilmenin yolu, tatlı dil, yumuşaklık ve alçakgönüllü olmaktan geçer. Öfkeli ve morali bozuk bir eğitimcinin derse girmesine izin verilmemelidir. Eğitimci ikaz ve öğütlerini sakin bir şekilde yapmalı, karşısındakileri kırıp incitecek davranışların kişilik zaafı olduğunu unutmamalıdır.
Öğrencilerinizi dinleyip anlarsanız, değer verip söz hakkı tanırsanız onlar da sizi sever. Önemli olan onların gönüllerini kazanarak hayırlı bir insan olmalarını sağlamaktır. Yüreklere dokunan öğretmenler asla unutulmazlar. Aradan çok uzun yıllar geçse de…

Sayfayı Paylaş