TOPLUMUN MANEVÎ MİMARLARI: ÖĞRETMENLERİMİZ

193-somuncubaba-ogretmen

Öğretmenlerimiz, fert ve toplumu cehaletin karanlığından bilginin aydınlığına kavuştururlar. Öğretmenlerimiz, yaratılışta tertemiz olan dimağımızı ve dağarcığımızı, hayatın her safhasında işimize yarayacak değerli bilgilerle doldururlar.

Öğretmenlerimiz, beyinlerimizi bilgi ile doldururken gönüllerimizi de sevgi ile doldurmayı ihmal etmezler.

Eğer iyi bir eğitim alarak toplumda yüksek bir statü ve iyi bir gelir düzeyi elde etmişsek, bunu hayatımızın en değerli kahramanları olan öğretmenlerimize borçluyuz. Çünkü biz her ne biliyorsak onlardan öğrendik. Onlar bize kalemle yazmayı, anlayarak okumayı ve öğrendiklerimizi günlük hayatta uygulamayı öğrettiler.

Altı yaşımıza kadar aile ortamında hayata dair iyiyi ve kötüyü, doğruyu ve yanlışı, kârı ve zararı, güzeli ve çirkini kabaca öğreniriz. Fakat iyi, doğru ve güzelden etkili bir şekilde yararlanmayı, kötü, yanlış ve çirkin olandan da güvenli bir şekilde korunmayı bize öğretmenlerimiz öğretirler.

Bir toplumun gelişmişlik düzeyi, sosyal, kültürel, sanayi ve ekonomi alanında kaydettiği başarılarla ölçülür. Hayatın her alanında kaydedilen maddi ve manevi kazanımlar ise hiç şüphesiz iyi eğitimli fertler ve nitelikli fertlerin ortak çalışmaları sayesinde elde edilir. Nitelikli fertler ise eğitimle yakından ilgili olan ailelerin ve işini iyi yapan öğretmenlerin eseridir.

Toplumda asayişin sağlanmasında, insanların huzur ve güven içinde yaşamasında öğretmenlerimizin belirleyici bir yeri vardır. Küçüklere sevgiyi, büyüklere saygıyı, canlı varlıklara merhameti, hak ve hukuka riayeti, ahlakın erdem olduğunu onlardan öğreniriz. Maddi gelir düzeyi ve sosyal statümüz her ne olursa olsun, ancak ahlaki davranışlarımızla değer kazanacağımızı ve ahlak ile değerli olabileceğimizi bize onlar öğretir ve ahlakî davranış biçimlerini de sistemli bir şekilde yine onlar benimsetmeye çalışırlar.

Öğretmenlerimiz sadece bilgiyi belleten birer öğretmen değil, aynı zamanda mahir birer eğitimcidirler. Salt bilgi, fazla bir işe yaramaz hatta zararlı da olabilir. Bilindiği gibi, bomba yapımı, ATM cihazları soygunu, internet üzerinden dolandırıcılık vb. nitelikli suçlar, nitelikli dolandırıcılar tarafından işlenmektedir. Öğretmenlerimiz, bilgi ile birlikte bilginin neden ve niçinini de öğretirler. Yani bilgiyi şahsımız ve toplumumuzun yararı için nerede ve nasıl kullanmamız gerektiğine dair bize yüksek bir bilinç düzeyi sağlamak isterler.

Öğretmenlerimiz içinde yaşadığımız dünyayı algılama ve yorumlama vizyonunu ve problemleri çözme yeteneğini de kazandırmak için uğraşırlar. Öğretmenlerin hayatın her alanında belirgin izleri vardır. Bu sebeple öğretmenlerimizi toplumun manevi mimarları ve kanaat önderleri olduğunu söylersek hiç de abartmış olmayız.

Ümmetin en faziletlileri olan ashab-ı kiramın bir kısmı Suffa Mektebi’nde, bir kısmı da Mescid-i Nebevi’de Hz. Peygamber (s.a.v.)’in rahle-i tedrisinde yetişmişti. Ashab-ı kiramın ekserisi yediden yetmişe aynı zamanda bir öğrenci gibi yoğun bir öğrenme çabası içinde idi. Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminde Medine’de mahallelerde çocuklara yönelik sıbyan mektepleri kurulmuştu.

Tarihte iz bırakmış kahraman ve liderlerin her biri öğretmenleri sayesinde özlerinde var olan dehanın farkına varmışlar ve bu dehayı işlevsel bir şekilde kullanmışlardır. Uzmanlar, dâhilerin milyonda bir çıktığını söylerler. Buna göre şu anda yetmiş milyonluk Türkiye’de yetmiş dâhimizin olması gerekiyordu. Yetmiş dahi sayesinde ülkemizin dünya çapında lider bir ülke düzeyine gelmesi işten bile değildir. Şu an itibarı ile ülkemizde yetmiş dâhinin varlığından söz edemiyorsak, eğitimsizlik sebebiyle onlarca dahi adayının sıradanlaştığını ve israf edildiğini acı bir gerçek olarak belirtmemiz gerekiyor.

Sayfayı Paylaş