KALPLERİN FATİHİ OLABİLİYOR MUYUZ?

Öğretmenin görevi; bahçesinde çeşit çeşit çiçek yetiştiren bahçıvanın işine benzer. Bir çiçek güneşi severken, bir diğer çiçek gölgeyi sever. Biri su kenarını severken diğeri dağ tepesinde yetişir. Biri kumda yetişirken bir diğeri killi toprakta yetişir. Her bir çiçek kendine uygun toprağa ve bakıma ihtiyaç duyar. İşte öğretmen de eğitiminde buna dikkat eder. Farklılıklara göre davranır, her çiçeğin kendi renginde açması için gayret gösterir. Onları büyük bir özenle yetiştirir.
İyi bir öğretmenin temel özelliklerinden biri de öğrencileriyle aynı seviyeye gelip sevgi ve şefkatle gözlerine bakarak gönüllerine hitap etmektir. Yine sevdiği bir dille güzel bir şekilde konuşmak gerekir. Günümüzde, öğrencinin kalbini fethedecek öğretmenlere ihtiyaç olduğunu hiç hatırımızdan çıkarmayalım. Öğretmen kendini öğrencilerine sevdirmelidir. İyi bir öğretmen öğrencilerin en çok sevdiği insan olmak için gayret etmelidir. Kendimizi sevdirememişsek öğrenciyi motive etmek güçleşir. Öğrenci sevdiği öğretmenin dersine daha çok çalışır ve kendini öğretmene sevdirmek için çaba harcar. Öğretmenine karşı mahcup olmak istemez.
Öğretmen not cimrisi olmamalı, notunu asla silah olarak kullanmamalı, notuyla sınıfı disipline etmeye çalışmamalıdır. Öğrencileri en çok motive eden şeylerin başında ödül gelmektedir. Öğrenciye ne kadar yüksek not verilirse öğrenci o oranda motive olur. Öğretmen şunu da iyi bilmeli ki yeteneksiz çocuk yoktur. Yetenekleri keşfedilmemiş veya öğrenme biçimi keşfedilememiş çocuk vardır.
Öğrencilerle şakalaşmak, zaman zaman onların seviyesine inerek onlarla çocuklaşmanın önemli olduğunu düşünüyorum. “Ben dersimi anlatır geçerim. İsteyen anlar, isteyen anlamaz.” düşüncesi başarıyı düşürür. Çocuk eğitiminin temeli; sevgi, bilgi, ilgi, şefkat, hoşgörü ve fedakârlık değil mi? çiçekler su ile çocuklar sevgi ile büyür. Öyleyse çocuklarımızı sevgi suyu ile sulayalım, bilgi suyu ile besleyip, büyütelim. Onlar yuvamızın gülleri cennet çiçekleridir.
Eğitim, ferdin doğuştan getirdiği kabiliyetleri geliştirmesine yardımcı olmak, davranışları en güzel hale getirmek olduğunu biliyoruz. Öğrencilerin, hayata uyumu ve mesleğe yönlendirilmesi açısından, öğretmen ile ilişkileri günümüzde büyük önem kazanmıştır. Bu ilişkilerin iyi işlemediği toplumlarda, eğitim kalitesini yükseltmek, mesleğe uygun yetişmiş eleman ve özellikle idareci bulmak güçleşmekte, iyi, doğru ve dengeli hareket eden insanlara nadiren rastlanmaktadır.
Dünyaya aciz ve bilgisiz olarak gelen insanoğlunun eğitime ve bunun için iyi bir çevreye ihtiyacı vardır. Kendisi zor olan eğitim, bilgisizlik ve yanlış metotlarla daha da zorlaşmaktadır. Diğer taraftan bazı insanların eğitimi kolay, bazılarınınki zor olmakla birlikte imkânsız değildir. Önemli olan, çeşitli eğitim metotlarının denenmesi, eğitime erken yaşlarda başlanması ve uygun bir öğrenci öğretmen ilişkisinin oluşmasıdır.
Eğitimde öncelikle kalbi eğiterek başlamak, içine iman sevgisi yerleştirerek sonuca gitmeliyiz. Demek ki eğitim ve öğretim faaliyetine çocuğun kalbini eğiterek başlamalıyız. Bilgi verirken zaman ve yerin önemli olduğunu unutmamak gerekir. Bilgiye ihtiyaç olduğu zaman anlaşılır, bir şekilde tekrar metodunu kullanarak sade bir dille tane tane konuşarak ve en önemlisi karşımızdaki öğrencinin seviyesine uygun bir bilgi ve öğrencilerimizin seviyesine inerek verebilmeliyiz. Aksi halde çok güzel bilgiler naklederiz ama sözlerimiz havada kalır, istenilen fayda sağlanmaz.
Çocuğun terbiyesinden birinci derecede sorumlu olan ailedir. Bunun yanında öğrencilerin yetişme ve gelişmede etkili ve sorumlu öğelerden biri olan öğretmen, öğrenciler için özellikle küçük yaşlarda en büyük örnektir. Öğretmen bilgili ve kültürlü olduğu gibi karakterli, kişilikli, hareket ve davranış yönünden de canlı bir örnek olmalı ayrıca kendisinde meslek seviyesi, ileri görüşlülük, sevgi, şefkat, merhamet, güzel ahlâk, tevazu, af, sabır, adalet, iyi örnek olma gibi özellikler de bulunmalıdır. Bu itibar ile öğretmen, çocukları eğitmeye başlamadan önce kendini eğitmelidir. Çünkü öğretmenin güzel saydığı, öğrencileri tarafından da güzel, çirkin saydığı da çirkin kabul edilmektedir.
Eğitimin temel taşı sevgi, şefkat ve karşılıklı saygıdır. Bu nedenle eğitimciler, öğretmenin öğrencilerine kendi çocuğu gibi davranması üzerinde durmaktadır. Şu halde öğretmen öğrenci ilişkilerini düzenleyen en önemli öğe sevgi ve saygı olmalıdır. Öğretmen ve öğrenci arasındaki karşılıklı anlayış, sevgi ve saygıya dayalı bir ilişki kurulmalıdır. Aksi halde bilgi alışverişinin temelini teşkil eden öğe ortadan kalktığı gibi eğitimde verimde düşer.
“Öğretmen, öğrencilerini o kadar candan sevmeli ve sevgiyi aralarında öyle bölüştürmeli ki her bir öğrenci, ‘Öğretmen en çok beni seviyor.’ diyebilmelidir.” Öte yandan öğretmenin dersten sonra okulda bir süre kalması, eğitim öğretim esnasında karşılaştığı güçlüklere katlanması gerekir. Haklı bir özrü olmadıkça dersi terk etmemesi, meslek sevgisinin bir işaretidir.
Eğitimde temel ilkelerden birisi de iyi örnek olmaktır. Bilhassa çocuk ve gençlerde özdeşleşme mekanizması çok güçlü olduğundan, birçok şeyi taklit ederek öğrenirler. İşte öğretmenler bunu dikkate alarak kendilerini kontrol etmeli, öğrencilerin benimseyebilecekleri iyi davranışlar geliştirmelidir. Öğretmen ve öğrenci arasındaki bu alışveriş metotları ve insani karakterleri iyi bilmek ve kullanmakla çok güzel sonuçlara ulaşılacaktır.
Bu düşüncelerimi okuyan meslektaşlarımın, “Öğretmenlerin maddî ve manevî durumları ne zaman düzelecek? Hep öğretmen şöyle olmalı, böyle olmalı diye ahkâm kesmek kolay.” dediklerini duyar gibi oluyorum. Hepsi de haklıdır. Şurası da bir gerçektir ki öğretmenlik kutsal bir meslektir ve fedakârlık ister.

Sayfayı Paylaş