EĞİTİM VE ÖĞRETİM ÜZERİNE DÜŞÜNCELER

Eğitim, kişinin beklendiği gibi hareket edebilmesi için öğrenme becerilerini geliştirme ile ilgilenen programlar dizisi ve bunların uygulanmasıdır. Öğretim ise; eğitim yoluyla insanın yetenek, davranış ve tecrübelerini geliştirmeye yönelik bilgi kazanımıdır. Eğitim ve öğretimi bu şekilde tanımladıktan sonra şu sorulara cevap bulmaya çalışalım.
*    Ülkemizin eğitim alanında kalkınması insanımızın mutlu, huzurlu ve refah içinde yaşaması, sosyo-ekonomik yönden ileri ülkeler seviyesine çıkarmak için neler yapalım?
*    İlmî araştırmaları nasıl çoğaltıp geliştirelim?
*    Gelişen ve hızla sanayileşen ülkemizde teknik iş gücünü nasıl artırabiliriz?
*    Üniversitelerin ekonomiye katkısı nasıl sağlanıp artırılabilir?
*    Eğitim düzeyini en üst seviyeye nasıl çıkarabiliriz?
*    Okul ve öğretmen açığını nasıl kapatabiliriz?
*    Bölgeler arasındaki eğitimdeki fırsat eşitliğini nasıl sağlarız?
*    Eğitimin her alanında kaliteyi nasıl artırırız?
*    Ar-ge çalışmaları ile ülkemizi nasıl en verimli hale getirerek kalkındırabiliriz? Tüm bu ve benzeri sorulara uygun cevaplar verebiliyor muyuz?
Eğitimde amaç; bilimsel düşünen, doğru karar veren iyi insan yetiştirmek, kültürüne, toplumsal değerlerine sahip çıkabilen, hoşgörülü, kendi ve toplumu ile barışık nesiller yetiştirmektir. “Çocuk istediğin gibi değil, yetiştirdiğin gibi olur.” sözü ne kadar anlamlıdır. Değerli fikir adamı Nurettin Topçu: “Hayatım boyunca bir sınıfa, bir mabede girer gibi girdim.” demektedir. Snellman: “Gençliğin ruhunu işlenmeyen bir tarla gibi kendi haline bırakırsanız orada ısırganlar ve dikenler yetişir.” diyor. Çocuklarımızı en iyi şekilde yetiştirmek için gayret edelim. Onların karınlarını ve zihinlerini doyurduğumuz kadar ruhlarını da doyuralım.
Eğitimin kalitesini artırmak için eğitimciler, pedagoglar ve üniversiteler el ele vererek çalışmalı, ülkeyi geleceğe hazırlayan gençlerin eğitimine gereken önem verilmelidir. Öncelikle okul öncesi eğitime gereken önem verilmeli, çocuklarımıza kendi ana dilleri çok iyi bir şekilde öğretilmeli. Bunun yanında mutlaka bir yabancı dil ve bilgisayar iyi derecede bilinmeli.
Okullarda eğitim tam gün olmalı, öğrenciler sabahleyin ders, öğleden sonra da kültürel ve sportif etkinliklere katılmalıdır. Atalarımız: “Sabah giden işe gider, öğle giden boşa gider.” “İş sabahın, aş sabahın.” “Erken kalk, işine bak.” demişlerdir.
Derslerin dışında temel yetenekleri geliştiren matematiğe, okuma ve anlamayı geliştiren özel çalışmalarına gereken önem verilmelidir. Hür düşünceli, soru sorabilen, hakkını arayan, araştıran, sorgulayan bir gençlik yetiştirmek her eğitimcinin ilk görevi olmalıdır. Matematik ve fen dersleri işlenirken teorik problemler yerine günlük hayatın içinden problemler seçilerek çözülmesi daha yararlıdır. Öğretmenler çok iyi yetiştirilmeli, öğretmenler maddî ve manevî yönden motive edilip desteklenmelidir. Şikâyet mekanizmasıyla öğretmenin itibarı zedelenmemeli, giyim-kuşamdan daha çok eğitimin kalitesiyle uğraşılmalı, ellere ve ayaklara prangalar vurularak değil, gençlerin önlerindeki duvarları yıkarak işe başlanmalıdır. Gençleri anlamalı, dinlemeli, aramızda sevgi köprüleri oluşturmalıyız.
Yeni eğitim ve öğretim yılının hayırlara vesile olmasını Rabbimden niyaz ediyor, değerli meslektaşlarıma sevgili öğrencilere başarılar, kıymetli anne ve babalara da kolaylıklar diliyorum.

Sayfayı Paylaş