YOĞUN¸ YOĞUN¸ YOĞUN

Somuncu Baba

Türkçemiz¸ dil zevkinden mahrum bazı televizyon sunucularının¸ habercilerinin¸ programcılarının ağzında¸ tatsız¸ tuzsuz¸ tutarsız kelimeler yığını veya tıngırtısı haline geliyor. Artık maymuncuk kelimelerle veya kâtil kelimelerle konuşmak yaygın bir hastalık hâlini aldı.

Türkçemiz¸ dil zevkinden mahrum bazı televizyon sunucularının¸ habercilerinin¸ programcılarının ağzında¸ tatsız¸ tuzsuz¸ tutarsız kelimeler yığını veya tıngırtısı haline geliyor. Artık maymuncuk kelimelerle veya kâtil kelimelerle konuşmak yaygın bir hastalık hâlini aldı.
Bu maymuncuk veya katil kelimelerden birisi: yoğun! ötekisiyse: neden
Yoğun¸ aslında güzel bir kelime! Üstelik Türkçe bir kelime. “Hacmine oranla¸ ağırlığı fazla olan” demek! Koyu-kesif anlamında bir kelime. Kullanım alanı daha çok fizik ilmi. Meselâ civa¸ yoğunluğu çok yüksek olan bir maden! Zeytinyağı¸ suya nazaran yoğunluğu hafif olan bir sıvı. Ama bugünkü Türkçemizde yoğun çok sık kullanılan bir kelime! Artık en az 10 kelime yerine yoğun kelimesi oturtuluyor. Mesela eskiden bir siyasîmiz¸ bir hatibimiz:
1. Sürekli alkışlar altında konuşurdu. Şimdi yoğun alkışlarla konuşuluyor.
2. Eskiden¸ Meclislerimiz yüklü bir gündemle açılırdı. Şimdi “yoğun gündemle açılıyor!”
3. Eskiden¸ insanların kalabalıklar hâlinde bulunduğu yerlerde tedbirler alınırdı. Şimdi “insanların yoğun olarak bulundukları yerlerde önlemler alınıyor.”
4. Eskiden¸ “Şiddetli yağmurlar yüzünden sel gelirdi.” Şimdi “yoğun yağmurlar sele neden oluyor”
5. Eskiden¸ sinema sanatçılarımız çeşitli zorluklarla çalışırlardı. Şimdi “yoğun zorluklarla çaba sarfediyorlar.”
6. Eskiden derslerin çokluğundan bahsederlerdi. Şimdi “derslerin yoğunluğundan şikâyetçiler.”
7. Eskiden büyük aşklar yaşanırdı. Şimdi yoğun aşklardan bahsediliyor artık.
8. Eskiden hayat şartlarının ağırlığından dert yanılırdı. Şimdi yaşam koşullarının yoğunluğundan dert yananlar var.
9. Eskiden Türkiyenin devâsâ meseleleri olurdu. Şimdi yoğun sorunları söz konusu.
10. Eskiden trafik sıkışıklığı görülürdü. Şimdi trafik yoğunluğu saptanıyor.
11. Eskiden kesif bir sis yüzünden vapur seferleri iptal edilirdi. Şimdi yoğun sis yüzünden.
12. Eskiden kar durmaksızın yağardı. Şimdi yoğun olarak yağıyor.
13. Eskiden binbir türlü zorluğa göğüs gererdik. Şimdi yoğun zorluklara karşı direniyoruz.
14. Eskiden “iyi konuşmak için derin bir nefes almalıyız” denilirdi. Şimdi¸ “yoğun bir nefes alınız” deniliyor.
15. Eskiden¸ patlamalarda kalın bir sis tabakası oluşurdu şimdi yoğun bir sisi oluşuyor.
Yoğun¸ yoğun¸ yoğun! Sağımız¸ solumuz¸ önümüz¸ arkamız yoğun! Çaya¸ çorbaya yoğun!
Bu örneklerde görüldüğü gibi: Sürekli-yüklü-kalabalık-şiddetli-çeşitli-çok-büyük-ağır-devâsâ- sıkışık-kesif-durmaksızın-biteviye-binbir türlü¸ derin gibi kelimelerin yerine yoğun kelimesi kullanılmıştır.
Bu¸ dilin zayıflamasına¸ tekdüze kalmasına yol açıyor. Bu kelimenin gerçek mânâsında geriliktir¸ basitliktir¸ şevksizliktir¸ zavallıktır.
Basmakalıpçılar¸ kolaycılar¸ Türkçenin güzelliklerini¸ inceliklerini¸ zenginliklerini bilmeyenler¸ onu yoğun bir karanlığa doğru sürüklüyorlar¸ hem de yoğun bir akılsızlıkla ve yoğun bir yoğunlukla…

Sayfayı Paylaş