ŞEYSİZ¸ YANİSİZ¸ FALAN-FİLANSIZ KONUŞMAK

Somuncu Baba

Batılıların çok doğru bir tespitleri var¸ diyorlar ki: “İnsanlar kıyafetleriyle karşılanırlar¸ fikirleriyle uğurlanırlar!”

Batılıların çok doğru bir tespitleri var¸ diyorlar ki: “İnsanlar kıyafetleriyle karşılanırlar¸ fikirleriyle uğurlanırlar!”

Bu değerlendirme dünyanın her yerinde geçerli. Bütün meclislerde¸ insanların önce kıyafetlerine bakıldığını¸ önce kıyafetleriyle karşılandığını bizim sevgili Nasreddin Hocamız da “ye kürküm ye” lâtifesiyle doğrulamadı mı? Ve biz¸ vefâtı üzerinden¸ yaklaşık 715 yıl geçmesine rağmen¸ Nasreddin Hocamızı¸ fikirleriyle ve lâtifeleriyle hâlâ baş tacı etmiyor muyuz?

Güzel elbiseler giyinmek¸ her şeyden önce mâlî bir imkân meselesi. Para ile güzel kıyafetler alınabilir. Ama para ile fikir alınamaz. Fikir sahibi¸ söz sahibi olmak için okumak¸ araştırmak¸ bilmek lâzım.

Şimdi Türkiye’de bütün anneler ve babalar¸ çocuklarının hem yüksek tahsil yapmasını¸ hem de yabancı bir dil öğrenmesini istiyorlar. Peki ya sonra? Sonrası çok mühim. Yüksek tahsil yapmakla yabancı bir dil bilmekle her şey bitiyor mu? Kültür Bakanlığı’nda çalıştığım yıllarda¸ bâzı illerimizin yüksek tahsilden geçmiş Kültür Müdürleri bana gelip valilerden dert yanmışlardı:

“Efendim bizim vâli çok şey bir adam. Bizi adam yerine şey etmiyor. Bu çok şey yani. Eeeeeee doğrusu çok üzülüyorum. Eeeee¸ af edersiniz efendim ben orada şey miyim yani!…”

Dinlediklerim işte böyle bol şey kelimeli eee ve ııı sesli¸ falanlı filanlı çöplük cümleleriydi.

Bir vâli¸ cim karnında bir nokta olan bir kişiyle yâni hiçbir şey bilmeyen cahil bir adamla ne konuşabilir? Düşündüklerini doğru dürüst 5-10 cümleyle ortaya koyamayan bir birim amiri¸ bir vâliye ne anlatabilir? Bırakın bir vâliyi hiç kimse¸ sözünü sohbetini bilmeyenleri ciddiye alamaz. Şey kelimesi¸ olay kelimesi¸ hikâye kelimesi¸ yani¸ yoğun¸ manyak falan-filan kelimeleri¸ gençlerimizin maymuncukları arasında. Konuşmalarda şey kelimesi kullanılmaz mı? Elbette kullanılır¸ ama bunun bir ölçüsü olmalı. Hep şey kelimeli cümlelerle konuşmak eee ıııı sesleri çıkarmak kelime dağarcığımızın zayıflığına işaret. Atalarımız “söz insanın mihengidir” demişler. Mihenk ölçü demektir. “Söz insanın mihengidir” çok doğru bir ölçü. Konuşurken ikide bir şey kelimesine başvuranlar¸ o anda istedikleri kelimeyi bulamayanlar veya bilemeyenlerdir. Eeeee! diyenlerde öyle.

Bir insan¸ kelime dağarcığını ancak okuyarak zenginleştirebilir. Bunun başka bir yolu yoktur. Kur’an boşuna mı “Oku!” emriyle başlıyor? Sevgili Peygamberimiz (s.a.v) boşuna mı “Kadın ve erkek her Müslüman’a ilmi farz kılıyor. Kur’an’da¸ “Hiç bilenle bilmeyenler bir olur mu?” diye soruluyor.

Biz çocuklarımıza yabancı bir dil öğretmeden önce kusursuz bir şekilde Türkçe konuşmasını ve yazmasını öğretmeliyiz. Bir insan kelimelerle düşünür ve konuşur. Türkçe’si zengin olmayan bir çocuk¸ yabancı dilden okuduklarını doğru dürüst anlayamaz ve anlatamaz. Veya dilimize¸ bol miktarda yabancı kelime bulaştırır. Türkçe’mizin güzelliğini bozmuş olur.

Anneler!.. Babalar!… Ve muhterem öğretmenler! 21. yüzyıla giriyoruz. 21. yüzyıl bilgi çağıdır. Bilgi çağından uzak kalamayız. Bu bizim felâketimiz olur. Türkiye lider özelliğine sahip genç idarecilere muhtaç. “Bir lisan bir insandır” doğru. Çocuklarımız mümkünse iki yabancı dil üç yabancı dil öğrensinler. Ama her şeyden önce kendi anadilimizi¸ Türkçe’mizi çok iyi konuşsunlar. Güzel kıyafetler giyindirdiğimiz çocuklarımızın¸ kafalarını o güzel fikirlerle aydınlatmazsak¸ onları başarılı kılamayız. Onlara da¸ milletimize de devletimize de¸ çok yazık olur.

Sayfayı Paylaş