ŞAİRLERİN DİLİYLE RAMAZAN

RAMAZAN AYINA GİRERKEN

Oruç¸ ağırlığı kaldıran haşmetli vinç¸
Hasretlerin sonunda gelen ilâhî sevinç
……………………………………Necip Fazıl Kısakürek

Oruç¸ ağırlığı kaldıran haşmetli vinç¸
Hasretlerin sonunda gelen ilâhî sevinç
……………………………………Necip Fazıl Kısakürek

On bir ayın sultanı ramazan geldiğinde insanlar farklı bir ruh hâline bürünür. Her zamankinden daha hassaş daha merhametli¸ daha cömert¸ daha rikkatli ve daha da dikkatli olur¸ çünkü ramazan¸ bedenin ve rûhun terbiye ayıdır. Sadece yemenin içmenin terk edildiği bir zamanı yaşamak değil maksat. Nefsin arzularına gem vurmak¸ insanı melekî âlemden uzaklaştıran her hareketten uzak durmak oruçlu olmanın gereğidir.
Osmanlı¸ çocukları ramazana alıştırmak¸ ramazan günlerini çocuklara zevkli hâle getirmek için birtakım faaliyetleri gündeme getirmiş; açlığı¸ susuzluğu hissettirmemek için onları eğlendirme yoluna gitmiş; hayal oyunları¸ KaragözHacivat gibi kukla oyunları bu oyalamanın bir parçası olmuş. 20. asra hatta günümüze kadar gelen bu geleneksel oyunlar¸ zamanla sadece çocuklar için değil¸ büyükler için de ramazan aylarının vazgeçilmezleri arasına girmiş. Osmanlı'nın son zamanlarında ise birtakım yerlerde bu oyunların yanına kantolar¸ kantocular da eklenmiş ve ramazan denince artık sadece eğlenceler akla gelir olmuş.
İşte¸ çok uzak değil¸ özellikle tek televizyonlu yıllarda¸ yani bundan 2025 yıl kadar önce bile ramazan geldiğinde başlayan özel programlarda o günün çocukları¸ gençleri¸ yaşlıları gerçekte ramazanın mânevî havasına hiç de uygun olmayan eski ramazan gelenekleri ile daha iyi tanıştı. Necip Fazıl Kısakürek¸ bir beytinde bu duruma duyduğu tepkiyi açıkça dile getirir:
Karagöz seyri değil¸ gözyaşı dökme ayı;
“Bilinmez”i bilirler¸ bilseler ağlamayı…
Günümüzdeki ramazanlar¸ yakın geçmişe bakarak¸ çok şükür daha şuurlu bir şekilde idrâk edilmekte¸ daha mânevî bir iklimde tezâhür etmekte. İnsanlar “araç”ı gâye edinmiyor. Günümüzde Müslümanlar ramazanı¸ ramazan ayının gerektirdiği nefis terbiyesine uygun bir biçimde değerlendiriyor. Örneğin ramazanda hatimler indiriliyor¸ camiler teravihler için olsun dolup taşıyor¸ ibadetler güzel dualarla taçlandırılıyor.
Şair¸ içinde yaşadığı toplumun her türlü sosyal aktivitesini yansıtan bir aynadır. Dolayısıyla yaşadığı zamanın geleneğini¸ düşüncesini¸ felsefesini¸ inancını…şiirinde bulmak mümkündür.
Gelin şöyle geçmişten günümüze doğru gelelim. Ramazan bizde neler çağrıştırıyor¸ ramazanlarla ilgili insanlar çağlarına göre nasıl bir düşünceye sahipmiş bir görelim. Şiir parçalarımızı Nurkal Kumsuz'un Ramazan Şiirleri Antolojisi'nden aldık. (Laçin Yayınları¸ Kayseri 2003.)
Fethi meyhâne içün okuyalum Fâtihalar
Ola kim yüzümüze açıla bir bağlu kapu
16. asır şairi Fuzûlî¸ ramazan geldiğinde içki içilen yerlerin kapatıldığına işaret ederken mânevî içki dağıtılan yani insanların irşad yerleri olan mecâzî meyhanelerin açılması için niyazda bulunmayı istiyor. Çünkü bu tür meyhanelerde insanlar¸ ruhlarında meydana gelen olumsuz dalgalanmalara çözüm bulacaktır. Mübarek bir ay olan ramazanda Fuzûlî'nin açılmasını istediği kapı¸ hayırlı bir kapıdır. Bilindiği gibi Fâtiha¸ feth kelimesi ile ilişkili. Gerçek anlamda bir meyhane kapısının açılması için elbette Fâtihalar okunmaz. Burada geçen meyhâne kelimesi tasavvufî ıstılahta tekkeyi¸ tarîkati temsil eder.
Her hâlükârda ramazan gelince sosyal hayatta bir farklılık gözlenir. Meyhaneler kapanır¸ mescitler temizlenir¸ nurlandırılır. Öyle ki bu ayda camiler müminin kalbi gibi mamur¸ meyhaneler fâsıkların gönlü gibi viranedir¸ metruktür:
Kalbi mü'min gibi mescid mütesellî ma'mûr
Dili fâsık gibi meyhâne harâb u vîrân
Sâbit
Divan şairlerinin bir kısmı ramazan ayının gelmesiyle birlikte zevk ve eğlencelerden bir ay gibi bir süre ayrı kalmanın verdiği ilhamla epey bir nükte de üretmişler. Ramazan ayı geldiğinde¸ diğer zamanlarda vaktini meyhane köşelerinde geçirmeye alışmış olanlar kendilerine çekidüzen verir. Her ne kadar ramazana ait kimi unsurlar¸ meyhane araçgereçlerine benzese bile:
Sâkî ayağın çek ki zamân başka zamandır
Sâgar yerine şimdi hilâli ramazandır
Enderunlu Fâzıl
Oruç ayı kimi zaman kışın en soğuk günlerine denk gelir. Verdiği o mânevî sıcaklıkla soğuğu hissettirmediği olur bize:
Şu soğuk günlere bir pâre ısındırdı bizi
Bir gün evvel irişüp geldi hele mâhı siyâm Nedim
Bazan da ramazan yazın en sıcak günlerine gelir. Şeyh Gâlip¸ ramazanın yaz ayına denk gelmesindeki hikmeti¸
Mülhidlere öğretmek için nârı cahîmi
Mâhı ramazân sayfa gelip bir haber etti
beytiyle izah ediyor. Yani ramazan ayı yaz gününe denk gelerek dinsizlere¸ sapmışlara cehennem ateşini öğretmek istedi¸ diyor. Şeyh Gâlip¸ yaz günleri oruç tutan susamışların ateşinin¸ yazın hararetini¸ güneşin sıcaklığını artırdığını da söyler aynı şiirinde:
Bârân gibi hurşîdden ateş yağar oldu
Lebteşnelerin sûzişi çarha eser etti
Ramazanı¸ merhabalarla karşılarız; gelişinden hoşnut olduğumuzu belirttiğimiz güzel sözlerle:
Mesrûr ettin geldin beni
Pürnûr ettin cân u teni
İman ehli sever seni
Ey mâhı sultan merhaba
Kimi merhaba der şairin¸ kimi de hoş geldin. Ama her sözde aynı sıcaklık vardır. Mukaddes bir misafire nâzikane bir teşrif sözünü asla ihmal etmeyiz:
Af ve mağfiret ayı¸ bu bir mâhı gufrandır¸
Sabır eğitimiyle dertlilere dermandır¸
Yeryüzüne huzûru cömertçe dağıtandır¸
Hayatımıza hoş geldin ey şehri Ramazan.
Bekir Oğuzbaşaran
Ramazan ayı¸ içinde¸ bin aydan daha hayırlı bir geceyi barındırır. Böyle bir ayı iyi değerlendirmek¸ feyzinden¸ bereketinden mutlaka faydalanmak gerekir. Bir şairimiz bakın nasıl anlatıyor kadir gecesini:
Gökler kapısı açılır
Âleme rahmet saçılır
Hulle donları biçilir
Mübârek Kadir Gecesi
Ramazanın gelişi güzeldir. Müminin içi dışı ramazanla münevver olur. Tam ona alışıyorken gidiş vakti gelir ki insan hüzne boğulur. Merhabalarla karşıladığımız ramazanı bu defa elvedalarla uğurlarız:
Yine gel¸ yine gel nurlar saçarak¸
Kapanan kalpleri tek tek açarak¸
Nasıl da kuş gibi gittin uçarak¸
Elveda! Elveda güzel ramazan.
Emine Ertem
Ramazanın insana sayılamayacak kadar maddîmânevî faydası olduğu muhakkak. Günümüz şairleri daha çok bu hususlara yer veriyor şiirlerinde. Gerçekten de tiryakilerin¸ kötü alışkanlıklara müptelâ ve çirkin huylara sahip olanların¸ ramazanı vesile ederek her türlü kötü alışkanlıklardan sıyrıldığına hepimiz şâhit olmuşuzdur. Âşık Deryamî de bu durumu şu mısralarla anlatıyor bize:
Kaldır at kötü huyunu¸
Çünkü o şeytan oyunu¸
Deryamî zikir suyunu
İçer ramazan ayında .
Oruç¸ aslında insan nefsine hoş gelen birçok şeyden vazgeçiş ayıdır. Nefsine hâkim olan insan da mutlaka Hak katında yücelir.
Cehli gider kâmilleşir
Oruç tutan Müslümanın
Kalbi Hakk'a mailleşir
Oruç tutan Müslümanın
Halil Karabulut
Biz de mübarek ramazan ayını idrâk ettiğimiz şu günlerde¸ merhum Mehmet Âkif Ersoy'un iki şiirindeki duasına iştirak ederek noktalayalım sözü:

RAMAZAN
Ramazan geldi zamanında bu yıl¸ hamdolsun¸
O biraz belki azaltır çekilen âlâmı.(elemleri)
Hastalık¸ zelzele¸ yangın¸ karışıklık¸ kıtlık¸
Daha binlerce felâket eziyor İslâm'ı.
“Halk çok azdı da ondan bu belâlar…” deniyor;
Azmayan yok mu¸ bütün ehli siyâm (oruç tutanlar) azgın mı?
Kimse¸ yâ Rab¸ süfehâ (sefihler¸ alçaklar)onları ihmâl etme;
Yoksa bir milleti ma'sûmeyi (suçsuz¸ günahsız milleti¸ ümmeti) pâmâl etme. (ayaklar altına düşürme)

RAMAZAN
Yâ Rab¸ muazzam Ramazan hürmetine¸
Kaldır aradan Vahdet'e (birliğe¸ beraberliğe) hâil (engel)ne var ise!
Yâ Rab¸ şu asırlarca süren tefrikadan (bölücülükten)
Artık ezilip düşmesin ümmet ye'se. (ümitsizliğe)
Mâdâm ki (mademki) verdin bize bir rûhı nevîn (yeni bir ruh)
Yâ Rab¸ daha bir nefhâi te'yîd (güçlendirilmiş nefesler) insin!
Mehmet Âkif Ersoy

Sayfayı Paylaş