ORHAN GAZİ’NİN OĞLU MURAT’A SÖYLEDİĞİ ŞİİR

ORHAN GAZİ’NİN OĞLU MURAT’A SÖYLEDİĞİ ŞİİR

Aşk ile Yol Almak

Derler ki Osmanlı Devleti’nin kuruluşu bir aşk hikâyesiyle başlar. Bu Osman Gazi ile Şeyh Edebali Hazretleri’nin kerimesi Malhun Hatun’un aşkıdır. Osman Gazi’nin şairliği de söz konusu olduğuna göre bu başlangıç hikâyesine şiiri de eklemek gerekir. Aşk ve şiir… Biri olmadan diğerinin olamayacağı iki önemli kavram… Biz, buradan hareketle seküler anlayışın aklının ermeyeceği çok üstün bir Allah, insan ve kâinat fikrine ulaşabiliriz.

Osmanlı’nın 2. Beyi olan Orhan Gazi de babası gibi kendisine atfedilen bir şiirle anılır. Zaten kaynaklar onun şahsiyet olarak da şair tabiatlı bir insan olduğundan söz ederler. En çok vurgulanan özelliği ise çok nazik, ince bir ruha sahip olmasıdır. Bu özelliğine merhamet, yardımseverlik gibi özellikleri de eklemek mümkündür. O, bu ince ruha, derin bir aklı da ekleyerek Osmanlı Beyliği’ni daha da ileri götürmüş ve yeni fetihlerle topraklarını genişletmiştir.

Osman Gazi’nin Bursa’yı fethi ise başlı başına çok özel ve önemli bir olaydır. Zira Bursa bundan böyle Osmanlı’nın Tanpınar’ın ifadesiyle “dibacesi” olacak, beylik devlet olma sürecine girerek Marmara’da ardından Rumeli’de hâkimiyet kurmaya başlayacaktır. Belli ki Orhan Gazi şairlik tabiatının da bir gereği olarak hem Bursa’nın hem de Rumeli’ni bir şiir şehri/bölgesi olmasına vesile olacaktır. Bunlara ek olarak şunu da söylemeliyiz. Nasıl babası ile Malhun Hatun’un olayı devletin kuruluş felsefesi açısından anlamlı bir olay ise Orhan Gazi’nin Yarhisar Tekfurunun kızı Nilüfer Hatun’la evliliği de böyle bir hikâye kapsamında değerlendirilebilir.

Şairliği

Osman Gazi’nin şairliği kendisine atfedilen birkaç şiirle söz konusu ediliyor ise aynı durum Orhan Gazi için de öyledir. Burada mesele şiirlerin gerçekten onlara ait olup olmama meselesi değil her iki kurucu beyin de şair olarak görülmek istenmesidir. İşte bu manada ona ait olabileceği söylenen bir şiirden bahsedilir. Önce bu şiire bakalım:

Elâ iy meyve-i bâg-ı murâdum

Şeh-i âlî-neseb Sultan Murâdum

 

Vasiyyet eylerüm gûş eyle anı

Benimçün eyleme âh ü figânı

 

Reayâ hıfzına sa’y it hemîşe

Şeri’at etba’ına eyle pîşe

 

Rasûlullâh şer’in pişvâ kıl

Mu’îndîn olup nasb-ı livâ kıl

 

Çün istiklâl buldun saltanatda

Adâlet eyle dâ’im memleketde

 

Bu fâni mülkde magrûr olma zinhâr

Tarîk-ı şer’dendûr olma zinhâr

 

Fenâdur âkıbet dünyânun emri

Ölür herkes ne denli olsa ömri

 

İrişdi çün bana emr-i İlâhî

Sen ol mesned-nişîn-i taht-ı şâhî

 

Kerem eyle bana celb-i du’â kıl

Murâdum budur ey ferzend-i âkıl

 

Nizâm-ı âleme dâ’im medâr ol

Serîr-i saltanatda pâyidâr ol

Bu şiir de tıpkı babası Osman Gazi’ninki gibi bir vasiyet ve nasihat şiiridir. Muhatabı ise oğlu Murat Han’dır. Babası ona şöyle seslenmektedir.

“Ey murat bahçemin meyvesi olan hükümdar soylu oğlum, ey Sultan Murat’ım. Sana vasiyet ediyorum ki sözümü dinle. Benim ardımdan asla ağlayıp inleme. Yönetimini üstlendiğin insanları daima koruyup kolla ve din büyüklerinin sözlerine uymaya bak. Allah Rasûlü’nün gidişatını kendine rehber eyle ve dinin emirlerini rehber edinip yurdunu onlarla yönet. Değil mi ki saltanatta istiklal buldun. O halde ülkende adaleti elden bırakma. Sakın bu geçici dünyada gururlanma ve sakın din dairesinden dışarı adım atma. Dünya işleri hep geçicidir ve ömrü ne kadar uzun olursa olsun her insan mutlaka ölür. Mademki Allah’ın emri gereği saltanat bana erişti, şimdi de sen otur saltanat tahtına. Ve lütfedip benim için arkamdan dua kıl. Ey akıllı oğlum, Murat’ım. Şimdi muradım şudur ki, inşallah dünya nizamına vesile olduğun sürece saltanat tahtında sürekli oturasın.”

Şiirle Çizilen Yol Haritası

Bu şiir de görüldüğü gibi, geleceğin Osmanlı padişahlarına oğlu Murat’ın şahsında bir yol haritasıdır. Öne çıkan kavramlar ise Osmanlı’nın temel misyonunun din, devlet, hayat ve gelecek idealinin şiirle ifadesidir. Bu idealin şiirle ifade edilmesi başta da söylediğimiz gibi Osmanlı’nın sadece bir kılıç devleti değil bir kalem (söz) devleti olduğunu, meseleye inan merkezli, adalet, sevgi, barış kavramları etrafında baktığını gösterir.

Şüphesiz Orhan ve Osman Gazi’nin bir Divan tertip edecek sayıda şiiri bulunmamaktadır ama şiirin her halükârda devletin kuruluş anlayışına dâhil edilmesi ilerde divan tertip edecek şekilde daha güçlü şiirler söyleyecek şairlerin yetişmesine de zemin hazırlayacaktır. Bu yüzden Osmanlı’yı anlamanın şifresi bir bakıma şiirde gizlidir desek mübalağa olmayacaktır.

Sayfayı Paylaş