MENSUR NA'T

Somuncu Baba

"O¸ bir kuldu¸ kâinatın gözbebeği olan insandır; lâkin bir şairin söylemiyle "Efendimiz bir beşerdir¸ fakat diğer insanlar gibi değildir. Taşlar arasında yakut ne ise¸ Allah Resulü de insanlar arasında öyledir."

Cümle Yûsuf'lar içinde¸ ey güzeller güzeli…


Hz. Yûsuf'u görenler¸ hayranlıktan parmaklarını kesmişler¸ lâkin seni gören ay aşkından ikiye ayrılmadı mı?


Önce aşk vardı ve önce muhabbet…


Sonra bu muhabbetten hâsıl oldu Muhammed…


Efendimizin dünyayı teşrifi bir mucize idi; çünkü o gelmeden önce yürekler paslı¸ gönüller yaslı idi. Cahiliye devrinin her türlü zulmü kasıp kavurmadaydı dünyayı. O geldi¸ karanlıkların üstüne doğdu¸ bir bedir ay gibi. Nurdu ve gittiği her yeri aydınlatıyordu. Doğruydu¸ emindi¸ Muhammedü'l-Emin dediler. Dostlar zaten bilirdi¸ düşmanlar bile güvendiler.


Yetimdi¸ yetimleri severdi. Mazlumları görür gözetirdi. Güzeldi¸ güzelliği tavsiye ederdi. Ağzından kötü bir söz işiten¸ herhangi birine kötü bir iş ettiğini gören¸ duyan olmadı. Canlı cansız her şeye merhamet etti¸ herkese merhametli olmayı öğretti.


Bütün güzellikler O'nda kemâl bulmuştur. O¸ insanlık için rahmet ve merhamet peygamberi olarak gönderilmiştir. Dünyaya saadet getirdiği için yaşadığı asır da "Saadet Asrı" olarak vasıflandırılmış.


Hak Teâl⸠nûrunu tamamlayacak¸ ezelde yazdıkları tecellî olacaktı. Hz. Muhammed kırk yaşına geldi ve Ona bir mucize gönderildi: Kur'an-ı Kerim. İnsanlara doğru yolu gösterecek olan¸ iki cihan saadetinin rehberi Kur'an… Ve Kur'an'ı nasıl anlamalı sorusunun cevabı da kâinatın efendisi olacaktı. Hz. Aişe Validemizin tabiriyle âdeta yürüyen Kur'an olacaktı artık Hz. Muhammed. Yani Kur'an'da tarif edilen model insandı efendimiz. Allah'tan en çok korkan¸ Ona en çok itaat eden; bir başka tabirle maşukuna en sadık âşık… Öyle olduğu için Allah'ın habibi oldu.


Hz. Muhammed¸ Allah'ın Rahman isminin mücessem hâliydi. Bu yüzden Rabbimiz: "Ey insanlar¸ size kendi içinizden öyle bir peygamber geldi ki¸ sizin sıkıntıya uğramanız ona pek ağır gelir. O size çok düşkün¸ müminlere çok şefkatli¸ çok merhametlidir." diyor.


O¸ bir insandı¸ bir kuldu. Allah'ın kendisine indirdiğinden başkasına uymayacağını büyük bir kararlılıkla kavmine bildirdi. Öğreticisi Allah'tı. Allah¸ O'na şöyle buyurdu Kitabında: "De ki: ‘Size Allah'ın hazineleri yanımdadır demiyorum¸ gaybı da bilmiyorum ve ben size bir meleğim de demiyorum¸ ben¸ bana vahyedilenden başkasına uymam.' De ki: ‘Kör olanla¸ gören bir olur mu? Yine de düşünmeyecek misiniz?"


O¸ bir kuldu ve insandı. "Allah bir insanı mı elçi gönderdi?" diyenlere Kur'an şu cevabı vermiştir. "De ki: Eğer yeryüzünde salına salına dolaşan bir melekler olsaydı¸ o zaman onlara elçi olarak şüphesiz gökten bir melek indirirdik."


O¸ bir kuldu¸ kâinatın gözbebeği olan insandır; lâkin bir şairin söylemiyle "Efendimiz bir beşerdir¸ fakat diğer insanlar gibi değildir. Taşlar arasında yakut ne ise¸ Allah Resulü de insanlar arasında öyledir."


O¸ bir güldü. Yüzü güldü¸ teri güldü. Gül gibi rayihalar saçtı her yana…


O¸ bir güldü. Nice bülbüller yanık nağmeler yaktı¸ na'tleriyle…


Allah O'nu Kur'an ahlâkı ile ahlâklandırdı. O dedi ki: "İmanın kemali¸ güzel ahlâkladır." Ve dedi ki: "Beni Rabbim terbiye etti¸ ne güzel terbiye etti."


O¸ âlemlere rahmet için gönderilen bir peygamberdi. Kuran'ın birçok ayetinde¸ peygamberlere itaat edenlerin aslında Allah'a itaat etmiş oldukları bildirilir. Elçilere başkaldıranlar ise¸ gerçekte Allah'a karşı gelmişlerdir: "Şüphesiz sana biat edenler¸ ancak Allah'a biat etmişlerdir Allah'ın eli¸ onların ellerinin üzerindedir. Şu halde¸ kim ahdini bozarsa¸ artık o¸ ancak kendi aleyhine ahdini bozmuş olur. Kim de Allah'a verdiği ahdine vefa gösterirse¸ artık O da¸ ona büyük bir ecir verecektir."


Şu halde Peygamber Efendimizden başka iltica edilecek kapı yoktur. O ne güzel bir kapıdır ki şefaat kânıdır. Rabbim hepimize can u gönülden:


Canım kurban olsun senin yoluna


Adı güzel kendi güzel Muhammed


demeyi ve bu sözün manasıyla hemhâl olmayı nasip eyleye.


  Onun nûrunu gören gözlerin¸ nazarlarında artık güneşin ve ayın hiçbir hükmü kalmaz. Çünkü Peygamber nûrunu gören gözlerin geceleri de gündüzleri gibi aydınlıktır.


En sevgili O'dur. Çünkü Allah bile O'nu cânân (habîb=sevgili) olarak tavsif etmiştir. Hz. Muhammed iki cihânın sultanıdır. Onun¸ insanları hak yolda birleştirici¸ güzellikler etrafında toplayıcı bir hususiyeti vardır. O¸ bütün kıymetli cevherlerin üzerinde toplandığı bir madendir.


Ey güzel Nebî¸ Senin güzel vasıflarını saymak¸ ifadenin sınırlarına nasıl sığsın; Sen ki "Tâ-Hâ" ve "Hâ-Mîm" ile adlandırılmışsın.


Ey Allah'ın Resûlü¸ senin varlığın kâinâtın vücûda getirilmesine sebeptir. Onun için sen herkesten aziz ve muhteremsin.


  Ey Allah'ın Resûlü¸ varlıkların sırrının çözümü temiz zâtının ortaya çıkması ile olmuştur; yoksa varlıkların sırrı belirsiz kalırdı.


  Ey Allah'ın Resûlü¸ bu dünya değirmeninin dönmesi¸ senin yüzün suyu hürmetinedir.


  Ey Allah'ın Resûlü¸ yaş dolu göz ile ayağının toprağına geldiğimizde bize şefkat gözüyle nazar eyle.


Kıyamet gününde ümmetin senin huzuruna susamış olarak geldiklerinde¸ senin mübârek zâtın Allah'ın af ve bağış suyu ile onları suladığında; bir ayağın¸ bin ayak üstüne olduğu o kalabalık mahşer gününde¸ cennetteki Tesnîm ırmağından bir bardak berrak suyuna muhtacız.


Yâ Resûlullah¸ sen şefâat tahtının şâhısın¸ rahmetin sultanısın. Biz ise senin kapında bir zavallıyız. Bize şefâat kıl¸ imdat eyle¸ yardım et; yoksa bu kadar günahla nereye gideriz.


Sen¸ isyan derdine düşmüşlerin şefkatli¸ güler yüzlü tabîbisin.


Ey peygamberler serveri¸ göğün efendisi! Kitap¸ senin adını yüceltmek için indi. Sen¸ yüce hikmetler nüshasısın. Allah¸ senin göğsünü şerh etse şaşılır mı!


Yâ Resûlullah¸ biz bugün dünyanın belâsına tutulmuş¸ türlü hevaların heveslerin elinde zebûn olmuşuz. Ey bütün âlemlere rahmet olarak gönderilen! Kerem kıl¸ ihsan eyle¸ biz günahkârlara yardım et; çünkü baştan ayağa isyan ile hata ile doluyuz.


Allahım¸ bizi kıyamette Habibinle haşreyle…

Sayfayı Paylaş