MEKTÛBÂT'TA ÇOCUK

Somuncu Baba

Çocuk ve şiir; masumiyetin ve saflığın iki önemli sembolüdür. Gül güzelliğinde iki değerimiz. Çiçek çiçek açılan sevinçlerimiz…

Çocuk ve şiir; masumiyetin ve saflığın iki önemli sembolüdür. Gül güzelliğinde iki değerimiz. Çiçek çiçek açılan sevinçlerimiz… Evimizin neşesi¸ gönlümüzün muhabbet bestesi hep onlardır. Çocuksuz bir ev¸ şiirsiz bir gönül bence harapdır. Dünyaya yeni bir pencere açmak¸ sıcak gülücükler saçmak ve hayal âleminde uçmak için birer vesiledir… Dünyaya gelen bebekler kadar temiz olan şairin dilinden dökülen mısralar¸ bir de çocukları¸ çocukluğumuzu anlatıyorsa o zaman kulak kesilmek lâzımdır. Yavuz Bülent Bâkiler “Orda Bir Çocuk Burda Ben” başlıklı şiirinde şöyle diyor:
Bir ana gülümserken yorgun ve güzel
Yüreği müjdelerle tüy gibi hafiflerken¸
Orda¸ bir çocuk doğar sımsıcak dünyamıza
Burda ben…
Dal nasıl¸ yaprak nasıl¸ ekin nasıl büyürse
Toprak nasıl uyanırsa bir incecik yağmurdan
Orda bir çocuk büyür yumak yumak bir nurdan¸
Burda ben…
Çocuklar¸ neslimizin devamı için birer lütuftur. Dünya var oldukça onlar ile gelecek hayalleri kurulur¸ vakti geldiğinde nice projeler gerçekleşir ve yeryüzü yeniden imar olunur.
Bir zamanlar çocuk olan yetişkinlerin¸ çocukların dünyasına kolayca girebilmesi¸ onları anlayabilmesi gerekmektedir. Çocukların ise¸ büyükleri anlamasını¸ onların istediği şekilde davranmasını beklemek sanırım yanlış olur. Çocukların anlaşılabilmeleri¸ düş dünyalarının zenginliklerinin kavranılabilmesi için onları dinlemek¸ gözlemlemek gibi pek çok yol vardır. Anne- babayı çocuğa ulaştırabilecek bu yollardan biri de edebiyattır. Masallar¸ tekerlemeler¸ ninniler¸ çocuklar için yazılmış öykü¸ roman ya da şiirler zaman zaman anne-babalar için yol gösterici olabilir. Bu bakımdan çocuklar için yazılmış her edebî ürün dikkate değerdir.
Soy Güzelliği/Ahlâk Güzelliği
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi (k.s)'nin Dîvân'ı dışındaki en önemli eseri Mektûbât'ıdır. Hem irşâd makâmında bulunan¸ hem de her türlü hayır hizmetinin önderi olan Hulûsî Efendi (k.s)'nin kendi oğlu M. Kemal Efendi'ye yazdığı mektubun şu satırları¸ eğitim ve terbiye açısından önemli hususiyetleri içerir:
“Kişinin hüsn-i nesebi¸ hüsn-i edebidir. Dâima büyüklere karşı hürmet ve küçüklere şefkat et. Tâ ki hürmet ve şefkat gibi iki haslet-i cemîleye sâhip olmuş olasın. Hasîs olma kim¸ hased¸ rûh-ı insaniyeyi dereke-i esfel-i sâfiline ulaştıran bir vesâittir. Cömert ol¸ çünkü cömertlik bir civân-mertlik şiârıdır.”
Yukarıdaki satırları iyice incelediğimizde¸ yaratılış itibariyle temiz aileden temiz anne ve babadan doğan insanların yaratılışındaki fıtratı kirletmemesi gerektiğine işaret edilmiştir. Ayrıca¸ soy güzelliğini sağlayan unsurun ahlâk güzelliği olduğu belirtilmiştir. Büyüklere saygılı¸ küçüklere sevgi dolu bir yürek sahibinin güzel huylu olması gerektiği söylenmiştir.
Bir baban ve annenin evladına öğreteceği en güzel özelliklerden biri cömertliktir. Başkalarıyla paylaşmayı bilen insanlar¸ toplumda örnek olarak gösterilen kişilerdir. Kalp hastalıklarından olan hased gibi kötü huylardan uzak durmak Müslümanın en önemli vazifelerindendir. Hased insan rûhunu alçaltan kötü bir huydur. Örnek bir baba¸ örnek bir eğitimci olan Hulûsi Efendi kendi evladının şahsında herkese iyiliği emredip¸ kötülükten uzak durmanın yollarını göstermektedir.
Hac farizasını yerine getirirken kutsal beldelerden kendi evlatlarına mektuplar yazan Hulusi Efendi¸ bir mektubunda da şunları yazmıştır:
“Gözlerinizden öperim.
Elhamdülillah… Mekke-i Mükerreme'ye sâlimen vâsıl olduk. Yarın Arafat'a gideceğiz İnşâalahü teâlâ. Vâlideniz muhabbetle gözlerinizden öpüyor. Kızların gönüllerini incitmeyin. Âişemize ve Hâmid'e¸ akrabalara selâm ve duâlarla cümlesinin gözlerinden öperim.”
Evin yaş itibariyle en küçük çocukları olan Hamidettin Efendi ve Aişe Hanım'a ayrıca selam gönderip¸ gözlerini öptüğünü belirtirken¸ büyük kardeşlerinin küçük kardeşlerine iyi bakmasını öğütlüyor. Çocuklarına annelerinin sıhhat haberini ilettikten sonra¸ “Kızların gönüllerini incitmeyin” buyuruyor. Kız evlatlarının daha ihtimamlı büyümesi¸ incitilmemesi hususunda kendi hane halkına tembihte bulunan Efendi Hazretleri dostlarına da yazdığı mektuplarda da çocuklara ayrı bir önem vermiş¸ yavrucukların hatırını sormuştur. Bir mektuptan iki beyit:
“Ömer ne hâlde hemşîre çocuklar
Muhabbet hâdimi hoş yavrucuklar

Ömer hemşireye selâm duâlar
Çocuklara muhabbet merhabâlar”

Çocuk Yüreğindeki Büyük Duygu
Darende'nin yetiştirmiş olduğu önemli şahsiyetlerden¸ en eski eğitmenlerden olan daha sonra da valilik görevinde bulunan Mustafa Nâmi Ocakçıoğlu'na okumayı arzu eden birinin çocuk hissiyatıyla¸ ama çok büyük bir azim ve arzu ile okuduğu şiirini konu eder Efendi hazratleri Mektûbât'ının satır aralarında.
Öğretmen olmayı arzu eden çalışkan bir öğrenci¸ kendine yardımcı olacak¸ elinden tutacak bir yardımcı aramaktadır. Bu gayeye yönelik olarak¸ merâmını şiir diliyle anlatır. Yeni yetişen bir gül tomurcuğu gibi hayata açılan bir çocuk gönlü¸ gül güzelliğinde hayata gülücükler saçacaktır. Azimli ve gayretli bir ruhun sahibi olarak¸ müjdeler getiren aydınlık ufuklardan güneş gibi parlamakta¸ bu parlaklık gözlerinden çakmak çakmak ışık saçmaktadır. İleride çok büyük işlere vesile olacak bu küçük yüreğin¸ hareketinin durması¸ ümitsizliğe düşmesi yazıktır. Ona yardımcı olmak¸ okumasını ¸yetişmesini sağlamak bu parlak kabiliyeti ortaya çıkarmak için gereklidir. Bu yavrumuz gibi memleketin her çocuğu okumalı¸ gelecekte faydalı ve insanlığa¸ ülkemize yararlı olmalıdır. İşte bu özetlediğimiz duyguların şiir diliyle ifadesi:
“Sundu arz-ı hâlini küçücük şâirimiz
Mustafâ Nâmî Bey'e aziz misâfirimiz

Öğretmen olmak için her emeli hevesi
Arıyor bulmak için kavî bir mültemisi
Şi'rini bestelemiş lisân-ı sâde ile
Okudu kendi bi'z-zât selîs ifâde ile

Domurcuk gonca tab'ı tâze güller açacak
Hayâtın safhasına güzellikler saçacak

Besbellidir ufukdan güneş gibi doğacak
Hakîkatın irfânı zulmetleri boğacak

Yazık değil mi ölsün bu münevver isti'dâd
Elden gelen ne ise hepimiz edelim imdâd

Okusun memleketin azîz bir yavrucuğu
İstikbâle ulaşsın büyüyen her çocuğu”
Müslüman Türk Çocuğu
Mektûbât'taki bir şiiri de hatırasıyla nakledelim. Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi bir gün camiden evine dönerken elinde çantasıyla ağlayarak evine dönen komşu çocuğuna rastlar. O çocuğa niçin ağladığını sorar. Çocuk da¸ içini çekerek¸ okulda ders esnasında¸ bakışından hoşlanmayan öğretmenin bütün arkadaşları içerisinde hakaret ederek¸ “Niçin bana domuz gibi bakıyorsun” dediğine üzüldüğünü bunun için ağladığını anlatır. Bu arada¸ o çocuğu teskin eder. Eve götürür¸ bazı hediyeler verir¸ gönlünü hoş eder. Oracıkta bir şiir yazarak¸ çocuğun eline bir zarf içerisinde tutuşturur ve “Oğlum¸ yarın öğretmenine bu şiiri ver o ne söylediğimi anlar” buyurur. Şiir o küçük yavrucağın haline tercüman olmakla birlikte¸ öğretmene mesajlar iletmektedir:
“Ben domuz gibi bakmam Müslümân çocuğuyam
Vatanın has evlâdı Türk’ün yavrucuğuyam

Gözlerimin bakışı özüm sözüm doğrudur
Benim ma'sum hâlime eğri bakan eğridir

Görmedim domuzu ben domuzca bakmam sana
Domuzluk isnâd edüp domuzca bakma bana

Necîb Türk evlâdında domuzca göz ne arar
Domuzluk Müslümânın hangi işine yarar

Bana edeb terbiye öğret muhterem hocam
Afvet domuz değilim sana domuzca bakmam”
Bu şiirde¸ Müslüman Türk çocuğunun nasıl yetişmesi gerektiği¸ hassasiyetleri¸ güzel bakmanın¸ güzel görmenin incelikleri işlenmiştir. Kötü kelimelerin ve insanları rencide eden ifadelerin kesinlikle kullanılmaması gerektiği vurgulanmaktadır.
Anne-Baba Çocuğa Örnektir
Çalışmak¸ aile geçimini temin etmek ebeveynin en önemli vazifelerindendir. Çünkü çalışkan bir babanın evladı da çalışmanın gerekliliğini bizzat hayatında yaşayarak¸ görerek öğrenir. Tembellik yapanlar kendilerine zarar verdikleri gibi¸ ev halkına da kötü örnek olurlar. Böyle tembellik gösteren bir aile reisinin halini Hulûsi Efendi şöyle tasvir eder:
“Baban bilmez mi kızım âilenin
Reîsidir yokdur kâilenin
Yâ bilir mi bunamış bir kocadır

Yatar uyur ne gündüz ne gece der”
Anne-baba ve dede-nine¸ çocuklarla birlikte aileyi oluşturan en önemli unsurlardır. Torunları¸ büyüklerin göz aydınlığı¸ gönül sevincidir. Efendi Hazretleri de hayatını bir takım zorluklarla geçiren annesinin¸ son zamanlarında daha güzel bir hayat geçirmesini temenni ederek¸ torunlarıyla birlikte bir şiirinde şöyle anar:

“Mini mini torunların
Tutsan elinden onların
Zâil olup da gamların
Bir dem gülsen garîb annem

Açan gül kokular ile
Ötüşen kuğular ile
Meleşen kuzular ile
Seyre çıksan garîb annem”
Cennet kokulu çocuklarımıza hasredilmiş mısralar¸ edebiyat dünyamızın en güzel kokulu şiirleridir. Evleriniz çocuklarınızla neşeli olsun gönülleriniz sevinçle ve çocuksu yürekleriniz şiirle dolsun…

Sayfayı Paylaş