Kutlu Gecelerimiz Kandiller

somuncubaba-221-12kutlu-geceler

Her şeyin olduğu gibi zamanın yaratıcısı ve sahibi de Allah’tır. Bu bakımdan bütün günler, geceler kutsaldır ve önemlidir. Fakat bir hikmet gereği bazı günler, geceler ve aylar daha bir önem ve kıymet taşır. Bu durumun en önemli sebebi bu zamanlarda çok önemli olayların meydana gelmesidir. Bu olaylarda ise insanlar için sayısız hikmet ve nimet vardır. Allah, bu hikmet ve nimetleri görebilmemiz, anlayabilmemiz için bu vakitleri bizlere nasip etmiştir. Bu yüzden İslâmiyet’te “mübarek günler, geceler, aylar” olarak da isimlendirilen bu özel vakitler, dinî yönden özel önemi olan vakitler demektir.
Bizim kültürümüzde kutlu geceler denilince akla hemen “kandil geceleri” gelir. Bunlar, sırasıyla Regâib, Mirac, Berat ve Kadir Geceleridir. Yine perşembeyi cumaya, pazarı pazartesine bağlayan geceler de önem arz eder. Ayrıca Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğum gecesi, Ramazan ve Kurban Bayramı geceleri, Muharrem ayının ilk gecesi ve aşure gecesi bu tür gecelerdendir. Gün olarak ise, Cuma günü, Arife günü, Ramazan ve Kurban Bayramı günleri, Hicret günü özel önem taşır. Ay olarak ise “üç aylar” olarak da bilinen Recep, Şaban ve Ramazan aylarıdır.
Müslümanlar, böyle zamanları diğer gün ve gecelerden, aylardan daha farklı yaşarlar. İbadetlerini çoğaltırlar. Kendilerine kulluk imtihanında ayrı birer imkân olarak verilen bu zamanları bir sevinç günü olarak yaşarlar. Bu vakitlere özgü ibadetler yaparlar, dualar ederler, yemek verirler, eş-dost akraba ziyareti yaparlar ve kandil simidi, bayram tatlısı, aşure tatlısı gibi özel yiyecekler hazırlarlar. Eskiden muhteşem merasimlerle ihya edilen bu zamanlar, bugün için daha sönük kutlanmaktadır. Bu yazıda gün ve ayları başka bir yazıya bırakarak kutlu gecelerden söz edilecektir. Gayemiz, bu gecelerle ilgili bilgilerimizi tazeleyerek, yeniden aynı coşkuyla kutlanmasına vesile olmaktır.
Bu kutlu geceler, Hicrî takvimdeki sırasıyla; Mevlid, Regâib, Mirac, Berat, Kadir Gecelerdir. Bunlara Osmanlı padişahı II. Selim döneminde (1566-1574) camiler aydınlatılıp minarelerde kandiller yakılarak kutlandığı için “kandil geceleri” de denilmiştir. Şimdi sırasıyla bu gecelerle ilgili bilgileri hatırlayalım:
1) Mevlid Gecesi: Mevlit, sözlük anlamıyla doğum demektir. İslâm edebiyatında mevlit denilince akla Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumu gelir. Peygamberimiz, Rabiülevvel ayının on ikinci pazartesi gecesi doğmuştur. Mevlid Kandili bu olaydan dolayı bu adı almıştır.
Bu gece Müslümanlar için bir sevinç zamanıdır. Zira Peygamber Efendimiz bu gecede dünyayı şereflendirmişlerdir. Onun doğumu gerek Müslümanlar, gerekse bütün insanlık için çok önemli bir olaydır. Bu gece, Anadolu Türk beylikleri zamanından beri kutlanmaktadır. Peygamberimiz (s.a.v.)’in doğumunu konu olarak alan eserler de bu adla anılır. Bunlardan en meşhuru ise Süleyman Çelebi’nin yazdığı asıl adı “Vesilet’ün-Necat” halk arasındaki yaygın adıyla “Mevlid” adlı eserdir.
2) Regâib Gecesi: Üç ayların ilkidir. Recep ayının ilk perşembesini Cuma’ya bağlayan gecesidir. Regâib, “ihsan, ikram, bağış, değeri büyük” anlamlarına gelir. Bu gecenin kandil olarak kutlanması ilk defa Bağdat’ta 480 Hicri (1087-1088)’de başlamıştır. Bazı rivayetlere göre bu gecede Peygamberimiz ilâhî tecellilere ve manevî bağışlara mazhar olmuştur. Dolayısıyla bütün mü’minler için de benzer ihsanlar ve ikramların bolca tecelli edeceği umulmaktadır. Regâib, bu anlamda Allah’ın kullarına bağış gecesi olarak da anlaşılmalıdır.
Bu gece diğer mübarek geceler gibi bir bayram sevinci içerisinde kutlanır O güne mahsus simitler ve şekerlemeler yapılır. Karşılıklı tebriklerde bulunulur. Tekkeler kapatılmadan önce bu gece için büyük kutlama âyinleri düzenlenirdi. Şimdi benzer törenler camilerde yapılmaktadır.
Bir bağış ve ihsan gecesi olması hasebiyle gecenin Kur’an okuyarak, dua edilerek, tevbe edilerek, nafile namaz kılınarak ihyası tavsiye edilmektedir. Peygamberimiz (s.a.v.)’in bunun dışında tavsiye ettiği özel bir ibadet şekli yoktur.
3) Mirac Gecesi: İslâm bilginlerinin çoğunluğunca Recep ayının yirmi yedinci gecesine rast gelir. Sözlük manasıyla mirac, yukarı çıkmak, yükselmek anlamına gelir. Terim olarak ise Peygamberimiz’in Allah’a yükseltilmesi mucizesinin gerçekleştiği gecedir.
Mirac’tan hem Kur’an’da hem sünnette bahsedilir. İsra Suresi’nde de anlatıldığı gibi Peygamber Efendimiz bu gecede Allah’ın emri ile Mescid-i Haram’dan alınıp Mescid-i Aksa’ya götürülmüştür. Olayın ikinci safhasında ise semaları kat ederek Rabb’ine yükseltilmiş, burada fevkalade olaylara tanık olmuş, ilâhî taltiflere ve hediyelere mazhar kılınmıştır.
4) Berat Gecesi: Ramazan’dan önceki Şaban ayının on beşinci gününe rastlayan gecedir. Berat, kurtulmak, aklanmak, beraat etmek anlamına gelir. Dolayısıyla bu gecenin önemi bir af ve mağfiret gecesi olmasıdır. Gecenin bu anlamda ihyası gerekir. Öte yandan kişinin bir muhasebe gecesidir. Bir yıl boyunca işlenen günah ve sevapların muhasebesi yapılır. Hatalardan dolayı Allah’tan af dileme, onları bir daha yapmamak adına O’na söz verme gecesidir. Din bilginleri Berat Gecesi’nde beş özellik olduğunu bildirmişlerdir: 1. Her mühim iş o gece tefrik edilir. 2. O geceki ibadetin fazileti büyüktür. 3. Rahmet-i İlâhiye feyezan eder. 4. Mağfiret gecesidir. 5. O gece Rasûlullah’a şefaat hakkının tamamı verilmiştir. (Kütübü Sitte. s. 288) Berat Gecesi’nin de Kur’an okuyarak, kaza ve nafile namaz kılarak, tevbe ederek geçirilmesi geceye en uygun davranışlardır.
5) Kadir Gecesi: Genel olarak Ramazan ayının yirmi yedinci gecesine rastladığı kabul edilen gecedir. Kadir kelimesinin sözlük anlamı güç yetirmek, hüküm ve kaza, şeref ve azamettir. Fakat bu geceye Kadir Gecesi denilmesinin asıl sebebi Kadir Suresi’nde bu geceden bahsedilmesiyle ilgilidir.
Bu geceyi diğerlerinden daha önemli kılan yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’in bu geceden ve özelliğinden bahsetmiş olmasıdır. Öte yandan Kutlu kitabımız Kur’an-ı Kerim bu gecede nazil olmaya başlamıştır. İslâm bilginlerince bu gecede melekler yeryüzüne inerler ve burada bir ruhaniyet meydana gelir.
Kadir Gecesi, bu özelliklerinden dolayı mü’minler için bir lütuf ve rahmet gecesidir. Bu bakımdan diğer kandil gecelerinde olduğu gibi bu gecede de bol bol Kur’an okunmalı, tefekkür ve zikir yapılmalı ve dua edilmelidir.
Cumhuriyet öncesinde bu gecenin ihyasına çok özel bir önem verilirdi. O gece bütün eğlence yerleri tatil edilir, büyük camilerde âlimler vaaz ve nasihatte bulunur, ibadetler sahura kadar sürerdi. Hatta bu geceye özgü hatimler yapılır, bunların bağışlanma duaları bu gece gerçekleştirilirdi. Saray erkânı da Kadir Gecesi kutlamalarına katılmak için ‘Kadir Alayı’ halinde camiye gelirdi.
Edebiyatımızda Kandil Geceleri
Klasik edebiyatımız diğer dinî konular gibi kandil gecelerine de ilgisiz kalmamış ve sahada manzum ve mensur pek çok eser kaleme alınmıştır. Bunlar arasında en yaygın olanı “Mevlid” türünde yazılanlardır. Bu türü pek çok şair denemiş olmasına rağmen bunlar arasında akla ilk gelen Süleyman Çelebi’nin eseridir. Asıl adı “Vesiletü’n-Necat” olan bu eser, halk arasında “Mevlid” adıyla bilinmiş ve asıl adı neredeyse unutulmuştur.
Mirac konusu da tıpkı Mevlid (doğum) konusu gibi edebiyatımızda sıkça işlenmiştir. Bu tür eserlere “Miraciye”, “Mirac-name” gibi isimler verilir. Miraciyelerde Peygamberimiz (s.a.v.)’in özellikleri, Mirac için kullanılan binekler ve Peygamberimiz (s.a.v.)’in Mirac’da yaşadıkları, âyetler ve hadislerden alıntılarla dile getirilir. Genellikle kaside veya mesnevî biçiminde yazılan bu şiirlerin bazıları bestelenerek cami ve tekkelerde okunmuştur. Bunları ezgiyle okuyanlara “Mirachan” denir.
Sahih bir rivayet bulunmamakla birlikte inanışına göre Hz. Peygamberimiz Regâib Gecesi’nde ana rahmine düşmüştür. Bu ve akabindeki olayların edebiyata da yansıması olmuş, bu olay ve gecenin diğer özelliklerini anlatmak amacıyla bu gecenin şerefine “Regâibiyye” adı verilen şiirler de yazılmıştır.
Kadir Gecesi ise, Kur’an-ı Kerim’in indirildiği gece olması hasebiyle bu gecenin manevî atmosferini yansıtan şiirler kaleme alınmıştır. Klasik Türk şiirinde bu geceyle ilgili hem mısra veya beyit boyutunda hem de manzum metinlerin bir bölümünde ya da tamamında çeşitli teşbih ve mecazlarla müstakil şiirler olarak işlenmiştir.
Berat Gecesi ise müstakil şiirlere konu olmamakla birlikte “af” ve “muhasebe” özelliklerinden dolayı mısra ve beyit ölçeğinde kendisine atıflar yapılan bir gece olmuştur.
Çağdaş edebiyatımızın da bu gecelere ilgisiz olduğu söylenemez. Klasik edebiyattaki kadar çok olmasa bile yine de bu gecelere dair şiirler yazılmıştır. Mesela, bunlar arasında Necip Fazıl’ın, Arif Nihat Asya’nın, Sezai Karakoç’un isimlerini sayabiliriz. Aynı şekilde bu isimler bu gecelere dair nesir türünde de metinler yazmışlardır.

Sayfayı Paylaş