Kutadgu Bilig’i Yeniden Anlatmak, Yeniden Anlamak

XI. yüzyılın büyük düşünürü Yusuf Has Hacip, ömrünü İslâm’a adamış, ilme ve düşünceye önem veren bir bilge şahsiyetti. Türkistan’ın Balasagun şehrinde doğduğu için Balasagunlu Yusuf diye bilinir. Balasagun, bugün Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’in 50 km doğusundaki Tokmak şehri civarındadır. Büyük eseri Kutadgu Bilig’i elli yaşlarında yazmaya başlamış ve on sekiz ayda bitirmiştir. 1077’de, Karahanlı Türk hükümdarı Tabgaç Buğra Han’a sunmuştur. Tabgaç Buğra Han’ın kendisine bile nasihat eden eserin yazarını bu sunumun ardından ‘Has Haciplik’ rütbesi ile ödüllendirmiştir. ‘Has Haciplik’in günümüzdeki karşılığı ‘Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’dir. Sanırım 2019’un Türkiye’sine Cumhurbaşkanlığı’nın Baş Danışmanı olurdu. Bu arada Tabgaç Buğra Han’ın fikre, düşünceye saygıyı ve ilim, fikir, düşünce adamlarına verdiği değer ve desteği de görmezlikten gelemeyiz. Onlar bırakıp gittiler. Eser kaldı bize yadigâr. Ruhları şad olsun.
Kutadgu Bilig Nasıl Bir Kitaptır?
Kutadgu Bilig, yalnızca bir siyasetnâme, bir yönetim kitabı değildir; eserde eğitim, görgü, ahlâk gibi herkeste bulunması gereken unsurlara da yer verilmiştir. Tamamı 6.645 beyitten oluşan bu kitap, aruz vezni ile yazılmakla beraber, yer yer hece vezni ile yazılmış kısımlar da bulunmaktadır. Eserin bugüne ulaşan üç nüshası vardır: Fergana (Taşkent), Mısır (Kahire) ve Herat (Viyana) nüshaları. Herat nüshası Uygur harfli olup Herat’tan Tokat’a oradan da İstanbul’a ulaşmıştır. Osmanlı tarihçisi Hammer 18. yüzyılın sonlarında eseri bulup Viyana’ya götürmüştür. Şimdi Avusturya Devlet Kütüphanesi’ndedir. Diğer iki nüsha Arap harflidir. Arap harfli nüshanın tıpkıbasımı Türk Dil Kurumu’nca gerçekleştirilmiştir. Eserin transkripsiyonlu metni Prof. Dr. Reşit Rahmeti Arat tarafından TDK’de, Türkiye Türkçesi ile yayını da Türk Tarih Kurumu’nda yayımlanmıştır. Bu çalışmalar ile R. Rahmeti Arat Hoca, ‘Kutadgu Bilig’ uzmanı olarak tanınır. ‘Kutadgu Bilig nasıl bir kitaptır?’ sorusunu Reşit Rahmeti Arat’ın kendi ifadeleriyle cevaplayalım: “Kutadgu Bilig ne vakaları nakleden bir tarih, ne mıntıka ve şehirleri tasvir eden bir coğrafya, ne din adamlarının içtihadlarını toplayan bir telif, bir felsefe, bir nasihat kitabı değildir… Yusuf, kuru bir nasihatçi olmaktan ziyade, insan hayatının manasını tahlil ve onun cemiyet ve dolayısıyla devlet içindeki vazifesini tayin eden bir hayat felsefesi kurmuş olan en geniş manada bir âlim mütefekkirdir. Eser tamamen orijinal bir eserdir.”
Eser dört karakter üzerine kuruludur. ‘Doğruluğu’ temsil eden hükümdar Kün-Togdı, devamlı parlaklığı ve herkesi aydınlatmasından dolayı güneşe benzetilir. ‘Saadeti’ temsil eden vezir Ay-Togdı ise aya benzetilir. (Türk Dili tarihçisi Prof. Dr. Ahmet Bican Ercilasun’a göre, Yusuf’un kendisini, eserinin ana kahramanlarından Ay Toldı ile özdeşleştirdiğini düşünebiliriz.) Dünya saadeti ay ışığı gibi inişli-çıkışlıdır. Vezirin halefi ve oğlu olan Ögdilmiş her şeyin hikmetini araştıran birisi olarak “aklı”, diğer oğlu Odgurmuş ise cemiyet hayatını terk ederek ibadet için dağlara çekilmiş birisi olarak “kanaati” temsil ederler. Eser bu insanların aralarındaki konuşmalarıyla, sorulu-cevaplı münazaralar şeklinde biçimlenir. Bu karşılıklı konuşmalar okuyanı sıkmayacak akıcılığa aynı zamanda fikrî, felsefî derinliğe sahip, edeb ve üslup olarak çok seviyeli konuşmalardır. Bütün karakterler söze, öğütlere, eleştirilere açık kibirden, inat ve dahi öfkeden uzak bir tarz ortaya serilir. Sonuçta bu konuşmaların neticesi ideal insan, diğer bir ifadeyle “kâmil” insanın, ideal toplumun yani mükemmel bir cemiyetin resmi çizilir. Parçalar birleştirildiğinde mükemmel bir toplum, mükemmel bir insan modeli çıkarılmış olur. Bu parçalar derken: İdeal hükümdar, ideal vezir, elçi, hazinedar, aşçıbaşı, zahidin nasıl olması gerektiği ortaya koyulur. Eser, baba-oğul, hükümdar-vezir, yöneten-yönetilen, tüccar-çiftçi ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini, nasıl davranılması hususunu örneklerle işler.
Eserde İslâmî anlayış öne çıkmaktadır. Her bölümün başında hamd ve salavatla birlikte yapılan dualar yanında âyet ve hadis tırnak içine alınmadan metinler içinde yerini almıştır. Yüzlerce vecize ve atasözünden de yararlanılmıştır. Özellikle yönetim sınıfının dünyaya eğilimini önlemek adına, makam sevgisini öne çıkarmamaları yönünde birçok yerde ölümü vurgulayarak onları uyarmaya çalışmıştır. Sözün kısası hep güzellikler, iyiler, doğru olanlar nazara verilmiştir.
Türk-İslâm edebiyatının ilk örneklerinden olan Kutadgu Bilig’de yazar yaşadığı dönemde birçok sosyal ve siyasî problemi ortaya koymuş ve bunlarla ilgili çözümler sunmuştur. İşte onlardan biri: “Helâlin ancak adı kaldı onu gören yok; haram kapışıldı ona doyan yok. Gerçekten dürüst ve takva sahibi denilecek kim kaldı. Fakat güneşi çoğaldı, cemaatler azaldı. Oğul, kız babaya hürmeti bıraktı; ihtiyar kelimesi insana bir hakaret sözü oldu. Bütün iyiler gitti, kanunu ve iyi an’aneleri beraber götürdüler.” Böylesi sosyal konular yanında yeme-içme, konuşma adabından, çocuk terbiyesine, aile- akraba ilişkilerine, ehl-i beyt sevgisinden bilginin önemine kadar daha pek çok konu işlenmiştir. Gerçekte Kutadgu Bilig, olanı değil olması gerekeni tarif eden bir eserdir.
Şimdi bu konuların işlenişini Reşit Rahmeti Arat’ın çevirisinden Türkiye Türkçesi ile örnekleyelim: (Bazı beyitleri fikir vermesi ve dahi karşılaştırma yapılması adına Karahanlı Türkçesi ile okunuşlarını da aktaralım istedim.)
Bismi’llâhi’r-Rahmâni’r-Rahîm
Allah Azze ve Celle’nin Medhini Söyler
11 Ay iç taş biligli ay hakku’l-yakin/Közümde yırak sen köngülke yakın
(Ey içi ve dışı bilen, ey Hakku’l-yakîn; gözden uzaksın, fakat gönüle yakınsın.)
14 (Her varlığı sen yarattın; varlık yok olur, bâkî kalan yalnız sensin.)
Peygamber (s.a.v.)’in Medhini Söyler
43 (Asil tabiatli, alçak gönüllü ve güzel tavırlı idi; hayâ sâhibi, şefkatli, cömert ve eli açık idi.)
47 İlahi küdezgil mening könglümi/Sevüg savcı birle kopur kopgumı
(Ey Allah’ım, benim gönlümü gözet; kıyamette beni Sevgili Peygamber (s.a.v.) ile birlikte haşret.)
Ehl-i Beyt ile İlgili Olarak
4337 Olarda biri savcı urgı turur/Bularnı agır tutsa kut kıv bulur
(Bunlardan biri Peygamber (s.a.v.)’in neslidir; bunlara hürmet edersen, devlet ve saadete kavuşursun.)
4338 (Bunları pek çok ve gönülden sev; onlara iyi bak ve hizmetlerinde bulun.)
4339 (Bunlar ehl-i beyttir, Peygamber (s.a.v.)’in uruğudur; ey kardeş, sen de onları, Sevgili Peygamber (s.a.v.) hakkı için sev.)
Çocuk Terbiyesi
1223 Kimin oglagu bolsa oglı kızı/Angar yıglagu boldı munglug özi.
(Kimin çocukları naz içinde yetiştirilirse, o kimseye ağlamak düşer; keder ona mukadderdir.)
1225 (Çocukların tavrı, hareketi kötü ise o kötülüğü baba yapmıştır; çocuğu iyi olmaktan mahrum eden odur.)
6469 (Küçüklerde terbiye, büyüklerde bilgi yok; kaba insanlar çoğaldı, nazik insanlar ortadan kalktı.)
4303 (Kendinden büyüklerin sözüne karşı gelme; cevap vermek icap ettiği zaman, kaba söz söyleme.)
Gençliğine Acıyarak, İhtiyarlığını Söyler
294 Ukuşlug kişi kör karısa munar/Ukuş kitti tip hem kalem me tınar
(Akıllı insan da yaşlanınca bunar; akıl gittiği için, kalem de susar.)
6540 (İçip yatmış olan adam gibi, uyuyup uyanınca, yoldan çıkmış olduğumun farkına vardım. Allah’dan utandım.)
6553 (Çıplak gelmiş idim, toprağa yine çıplak gireceğim; neden kendimi dünyaya bu kadar bağladım.)
İnsan dünyada ne kadar zengin olursa olsun, ne kadar makam olarak yükselirse yükselsin sonu toprak olan saltanata, makama ve şöhrete kıymet verilmez. Dünya bir rüya gibidir. Uyanınca kaybolan, ölünce bitecek olan bir gerçek. Allah’tan geldik yine O’na döneceğiz.
6558 (Uzun geceleri yatıp-uyumakla geçirme, Allah’a ibadet kıl; uyanık ol, durmadan ağla; günahlarımın yükü altına girdim.)
6563 (Ey Rabb’im, beni uyandır; sen Rabb’imsin, beni kovma, ben gönlümü temizledim.)
Hayatî Uyarılar
4546 (Komşu olma beye taşan ırmağa; ey gönlü düz durma yakın hisara)
1408 Açıg suv teg ol kör bu dünya nengi/Nece içse kanmaz ölümez tili
(Bu dünya malı acı su gibidir; İnsan ne kadar viçse kanmaz, dili bile ıslanmaz.)
1422 Usal yalnguk oglı öküş neng titer/Yigüke tegirmü sakınmaz birer
(Gafil insanoğlu çok mal toplar; Yemek nasip olacak mı, bunu düşünmez.)
Zemânenin Bozukluğu ya da        Vefanın Yokluğu
6584 Tuz ekmek hakı tip küdezigli bar mu/Kümüş gevher altun bile men kalayı
(Tuz, ekmek hakkını gözeten var mı; ben onu altın, gümüş ve gevhere gark edeyim.)
6585 (Konu-komşu, sevinç ve keder arkadaşı nerede; ben ona her şeyimi vereyim, evimi bile ona terk edeyim.)
6596 (Bu insan kılığında dolaşanların hepsi adam ise, evvelkiler melek mi idiler; ne bileyim.)
İlgili kaynaklar;
Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, I. Metin, (Çev. R. Rahmeti Arat), 1991, Ank. TTK yayınları
Yusuf Has Hacip, Kutadgu Bilig, II, (Çev. R. Rahmeti Arat), 4. Baskı, 1988, Ank., TTK Yayınları.
* Dr. Cemil GÜLSEREN

Sayfayı Paylaş