İLİM KENDİN BİLMEKTİR

Somuncu Baba

(İlim¸ bir şeyi öğrenmektir; ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen¸ bu nasıl okumaktır?)

İlim; fen¸ feyiz¸ maarif¸ bilim gibi manaları bulunan çok anlamlı bir kelimedir. İlim; bir şeyi bilmek demektir.

İlim ilim bilmektir ilim kendin bilmektir


Sen kendini bilmezsin ya nice okumaktır


  Yûnus Emre


 


(İlim¸ bir şeyi öğrenmektir; ilim kendini bilmektir. Sen kendini bilmezsen¸ bu nasıl okumaktır?)


İlim; fen¸ feyiz¸ maarif¸ bilim gibi manaları bulunan çok anlamlı bir kelimedir. İlim; bir şeyi bilmek demektir.


İnsan¸ yaratılış itibarıyla bilmeye¸ kendisine gizli görünenleri öğrenmeye meraklı bir yapıya sahiptir. Daima arayış ve araştırma ihtiyacı içindedir. Bu özellik doğuştan başlar. Belirli bir bilgi birikimine sahip olan insanın¸ bu kadar bilgi bana yeter¸ dediği¸ âdetten değildir. Yaşanan yıllarla/zamanla ilgisi yoktur bilginin. Bu yüzden okumanın/öğrenmenin yaşı yoktur denmiştir.


İslâmiyet'ten başka¸ ilmin mukaddes sayıldığı bir inanç yoktur herhalde. Zira bizde bilen insan makbul sayılmıştır. Bilen insan akıl sahibidir. Din de akıl sahibini muhatap alır kendine. "Oku" emri ile başlayan Kitabımızın¸ muhtelif âyetlerinde bilmenin gereği ve faydası vurgulanmıştır. Yine¸ ilim Çin'de dahi olsa talep etmeye teşvik yahut beşikten mezara kadar ilim felsefesi biz Müslümanlara aittir.


Edebiyatımızda hikmetli beyitlerin ilk temsilcisi sayılan şair Nâbî¸ kendi çocuğunun şahsında bütün gençlere¸ insanlara bilginin önemi ile ilgili şöyle bir mesaj veriyor:


Cehldir âdeme zindân-ı belâ


Ki düşenler göremez rûy-ı rehâ


(İnsanı belâ zindanına kapatan şey cehalettir; öyle bir zindana düşenler kurtuluş yüzünü göremezler.)


İlim¸ sonsuz bir okyanustur. Her insan¸ bu ummandan kapasitesi kadar faydalanabilir ya da bu ummana damlalar bırakabilir.


Çağımızda özellikle son beş on yıl içerisinde baş döndürücü bir değişme yaşanıyor ve çoğu insan bunu bir terakki kabul ediyor; fakat etrafımıza şöyle bir baktığımız zaman insanların sadece maddî yönde bir gelişme kaydederken¸ manevî yönden korkunç bir buhrana sürüklendiğini görüyoruz. Yani her yenilik ya da her buluş¸ insanların huzuruna¸ mutluluğuna¸ rahatlığına hizmet etmiyor aslında. İnsanlar teknolojik gelişmeler içinde boğuluyor¸ bunalıyor; âdeta makineleşiyor ve yalnızlaşıyor. Bugün bunun numunelerini birçok alanda görebiliyoruz. Sadece interneti ele aldığımızda özellikle gençlerimizin faydasından kat kat fazlasıyla zararını gördüklerine hepimiz şahit oluyoruz. 


Bir düşünür "Doğru işlemeyen akıl¸ keskinmiş neye yarar; saatin iyiliği koşmasında değil¸ doğru gitmesindedir." diyor. İnsan zekî olabilir; ancak öğrendiklerini hayra yönlendirmiyor¸ hayırlı işlerde kullanmıyorsa zekâsını boşa harcıyor demektir. Bilmenin¸ öğrenmenin bir kuralı¸ bir hedefi olmalı. İnsanlığa faydası olmayan bilgiden yani faydasız ilimden sakınmak gerek. Efendimizin (s.a.v.) bu minvalde bir duası vardır. "Faydasız ilimden Allah'a sığınırım."


İlimde mesafe kat eden insanlarda birçok üstün özellik görülür. Olgunlaşmış buğday başakları gibi¸ tevazuu artar. Malayani ile uğraşmaz. Etrafına ışık saçar.


Âlim¸ kendini bilir.  Kendini bilmek¸ bütün âlimlerin¸ mürşitlerin tavsiyelerinden biridir; çünkü insanın kendini bilmesi; okumaktan¸ ilim tahsil etmekten asıl maksattır. Yani son nokta kendini bilmektir. 


Kendini bilmek¸ insanın niçin yaratıldığının şuuruna varması¸ dünyaya ne için geldiğini düşünmesi¸ hayatın maksadını anlaması¸ gideceği/döneceği yeri… bilmesi demektir. Bu nevi düşünceleri gönlünden¸ beyninden¸ kalbinden çıkarmayan insan toplumsal hayatın gereklerini en ideal şekilde yerine getirmesini de bilir. Kalp kırmaz¸ insanlara faydalı olmak için elinden geleni yapar. Bilgisini olumlu alanlara yönlendirir. İnsanlığın zararına olan davranışlardan kaçınır. Konuşmasını bilir¸ susmasını bilir; oturmasını bilir¸ kalkmasını bilir. Sonra¸ kendini bilen insan¸ Rabbini bilir. Rabbini gerçek manada bilen insandan sadece iyilik¸ güzellik beklenir. Rabbini bilene güvenilir; çünkü o¸ emîndir. Onun elinden¸ dilinden diğer insanlar da emîn olur.


Yûnus Emre¸ bilge şairlerimizden biridir. Az sözle çok manalar ifade etmesini bilen hakikî bir söz ustasıdır. O¸ sadece bir şair değil; aynı zamanda gösterişsiz bir mürşittir. Yukarıya aldığımız beyitte ilim öğrenmenin de bir gayesi olduğuna dikkat çeker Yûnus… Hedefsiz bir öğrenmenin kuru bir emek olduğunu da o söyler. En akıllı makineye bile ne yüklenirse¸ makine o komuta göre hareket eder. Doğru ya da yanlış; iyi ya da kötü yaptığını/yapacağını düşünmez. Fakat insan bilgiyi şuurlu kullanmak zorundadır. İnsanla makine arasındaki fark şuur farkıdır. Bilgi¸ bir hedef için ve olumlu yönde kullanıldığı zaman faydalıdır. Hedefsiz ya da kötüye kullanılan bilgi¸ eksik olsun daha iyi¸ diye düşünür Yûnus…

Sayfayı Paylaş