İHRAMCIZÂDE HAZRETLERİNE YAZILAN ŞİİRLER

Somuncu Baba

"Hulûsi Efendi Hazretleri¸ 1920'li yıllarda İhramcızâde Hazretlerine intisap eder. İlim sohbetlerine (meclislerine) katılır; sıkça Sivas'a mürşidi İhramcı­zâde İsmail Hakkı Toprak (k.s)'ı ziyarete gider; küçük yaştan itibaren yazmış olduğu şiirlerini ona takdim eder."

Şiir¸ hayattır… Bazen olur¸ bir beyit¸ bir dörtlük¸ can verir hastalara. Bahar mevsiminde müjdeler getiren¸ bereketler yağdıran¸ nisan yağmurlarının toprağa verdiği hayat gibi samimi duygularla kaleme alınan şiirler de hayat bahşeder ölü kalplere. 


 


Asırlardır İslâm coğrafyasında¸ Anadolu'da Mevlâna'nın Mesnevî'si¸ Yunus Emre'nin Dîvân'ı¸ Ahmet Yesevî'nin Dîvân-ı Hikmet'i¸ Niyazi Mısrî'nin eserleri¸ Muhammediye¸ Ahmediye¸ Battalnâme başta olmak üzere daha adını sayamadığımız eserler okunup¸ hatta ezberlenip dilden dile anlatılıp aktarılmıştır. Bizim insanımız bu eserlerdeki şiirleri ve güzel sözlerin ninni gibi söylenmesiyle beşiklerde uyumuş; bu öğütlerin¸ menkıbelerin¸ hikmetlerin sohbetleriyle büyümüştür. Onun için her mutasavvıfın sohbetinde¸ her tekke ve dîvân şairinin eserinde¸ her yazılı metnin içinde bu hikmet deryalarından damlalar bulunmaktadır.


Sivas'ın ufkundan güneş gibi doğan İhramıcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s) Hazretleri¸ sohbetlerinde tasavvufi şiirler okutturan¸ böylece insanların irşadında şiiri araç olarak seçen mürşid-i kâmillerdendir.


 


Şiir ile iştigâlinin en büyük delili¸ manzum olarak kaleme aldığı Yâre Yadigâr[1] isimli mevlid-i şeriftir. Ayrıca İhramcızâde (k.s)'nin bilinen şiirleri de vardır. Katre şiirin ilk dörtlüğü şöyledir:


 


Katremizden hisse al bî-ka'r-ı deryâ olmuşuz


Cümle halka bir bakışla çeşm-i bînâ olmuşuz


Gerçi zâhirde lisân-ı nâs ile güftârımız


Ma'ni yüzünden soyunup hep muarrâ olmuşuz[2]


 


Dîvân Edebiyatımızın çok müstesnâ bir eseri ve Âşık/Halk Edebiyatımızın yüzlerce şiiri tasavvufun tesiriyle kaleme alınmış denilse sezâdır.


 


Somuncu Baba Hazretlerinin neslinden¸ Darendeli es-Seyyid Osman Hulûsî Efendi (k.s)¸ İhramcızâde (k.s)  Hazretlerinin yetiştirdiği önemli bir şahsiyettir. Elbette ki Dîvân'ının da oluşmasında İsmail Hakkı Efendi'nin büyük tesiri vardır.


Hulûsi Efendi Hazretleri¸ 1920'li yıllarda İhramcızâde Hazretlerine intisap eder. İlim sohbetlerine (meclislerine) katılır; sıkça Sivas'a mürşidi İhramcı­zâde İsmail Hakkı Toprak (k.s)'ı ziyarete gider; küçük yaştan itibaren yazmış olduğu şiirlerini ona takdim eder. İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s) de sohbetlerde bunları defalarca okuturlar¸ ilâhîlerini muhafaza etmesini ve bir Divân yazmasını kendisine tavsiye ederler. Bunun üzerine Osman Hulûsi Efendi'nin Dîvân Edebiyatı tarzındaki yazdığı şiirlerinden oluşan¸ elimizdeki "Divân-ı Hulûsî-i Dârendevî" ortaya çıkmıştır.


 


Dîvan-ı Hulûsi-i Darendevî'den birkaç beyit örnek verelim:


 


Cân mürgünün ezkârı dîdâr-ı Karîbu'llâh
Her demdeki efkârı dîdâr-ı Karîbu'llâh


 


Almış ezelî varın kılmış ana ikrârın
Görmüş gül-i ruhsârın dîdâr-ı Karîbu'llâh


 


Akvâl-i şerîat hep ef'âl-i tarîkat hep
Ahvâl-i hakîkat hep esrâr-ı Karîbu'llâh


 


Ol ârif-i dânâyî bul menzil-i a'lâyı
Tutmuş iki dünyâyı hoş şân-ı Karîbu'llâh



Bu bende Hulûsî'nin efgende Hulûsî'nin
Dil-bende Hulûsî'nin dîdâr-ı Karîbu'llâh[3]


 


Osman Hulûsi Efendi (k.s) de¸ sohbetlerinde mürşidi İhramcızâde  (k.s) Hazretlerinin yolunu takip ederek¸ genellikle tasavvufî mahiyetli şiir­ler/ilâhîler okutturmuştur. Biz bunun sırrını şiir ile irşad yolunu seçtiğine bağlıyoruz.


Kangal Müftüsü bir gün İsmail Hakkı Toprak (k.s)'ı ziyaret ettiğinde¸ "Efendim Darende'de Hulûsi Efendi (k.s) ile görüştük. Ne mesele sorduk ise hepsini deliller getirerek cevapladılar¸ hem de kitapları öyle açtılar ki bir iki yaprak farkı ile sayfaları açarak önümüze serdiler. Bu nasıl iştir hayrette kaldım."  der.


 


İsmail Hakkı Toprak Efendi (k.s) cevaben¸ "O da bizim talebemiz¸ onu biz yetiştirdik." buyurmuşlardır.


Hulûs3i Efendi¸ Dîvân'ında bulunan birçok şiirinde İhramcızâde İsmail Hakkı Efendi'yi zikretmektedir. Bir sohbet esnasında İsmail Hakkı Efendi; "Hulûsi Efendi oğlumuz¸ şiirlerini Allah ve Rasûlüne yazmışlardır. Ancak yol bizden geçtiği için edeben bizim ismimizi de zikretmişlerdir." buyurarak tevazu göstermişlerdir.[4]


 


İhramcızâde (k.s)'nin devrinde yaşayan¸ onun sohbetlerine katılan¸ Sivaslı Âşık Feryâdî'nin bir dörtlüğüne kulak veriyoruz:


 


Dilinden akıyor dînin düzeni


İrşâd eden peşin sıra gezeni


Allah'a kavuşur bulan rızânı


Bulurum ayrılmam sen sultanımdan[5]


 


İhramcızâde Hazretleri çeşitli vesilelerle değişik illere¸ ilçelere gitmiş¸ sohbetlerde bulunmuştur. 1955 yılında Ulu Camii onarımı için Darende'den sonra K. Maraş'ın Elbistan ilçesine de uğrar. Bir sahra sohbetinde huzuruna gelip asker gibi selam veren ve tok sesiyle irticalen methiyesini okuyan Şair Kâmil Bozkurt'un şiiri de unutulmayacak derecede mühimdir.


 


Ey vaktin dâhîsi yüce misâfir


Rûha gıda gülün kokar efendim


Lü'lü ü mercâna benzer kelâmın


Sohbetin sineyi yakar efendim


…


İrşâd ettin şimdi burada beni


Takdîr etmeyen dil çürüsün seni


Hâk-i pây-ı cehle öğrettin dîni


Bî-hayâ uzaktan bakar efendim[6]


 


Sivaslı Âşık Seyit Yalçın da İhramcızâde (k.s)'nin sohbetine katılan şanslı insanlardandır. Gönülden bağlıdır¸ mâneviyâtından feyz almıştır. Seyit Yalçın'ın bir dörtlüğü şöyledir:


 


Kûtu'l-ârif gavsu'l-a'zami delil


Meşâyıh-ı tâmsın ilminle âmil


Mağripten maşrıka mürşid-i kâmil


Sen yâre yar oldun unutma beni


 


İhramcızâde Hazretleri (k.s)'nin tasavvufî kişiliğiyle paralel olarak hayır işlerindeki önderliği de şiirlerde yer bulmuştur. Sivas'ın son devirde yetiştirdiği büyük âşıklardan Sefil Selîmî'nin İhramcızâde konulu iki şiirinin varlığını biliyoruz. Birincisi mısra baş harflerinden akrostişli bir şekilde "İhramcızâde İsmail Hakkı Toprak" imzasını nakş eylediği şiirinin ilk iki dörtlüğü şöyledir:


 


İzâfe edilen bu Türkçe şiir


Sâhibü'l-hayrâtın cismini söyler


Mâlikü'l-mülkümüz zâtına d3air


Azmini zikreder ismini söyler


 


İbâdet kabâhat gizli diyen dost


"Lâ" deme "illâ" de eyle beyân dost


Hakki can gözüyle görür ayan dost


Allâh'ı zikreder resmini söyler[7]


 


Bu şiirin ilk dörtlüğünü okuyunca hemen Vehbi Cem Aşkun'un "Hayırsever Bir Din Adamı"adlı tarihî makalesini hatırlıyoruz. Şunları söylemişti Vehbi Cem Aşkun:


 


"Sivas'ın yıllardan beri harap ve perişan durumdaki Ulu Camii¸ yeni baştan onarılmak suretiyle bayağı ölümden kurtulmuş. Bu¸ eski bir Selçuklu eseridir. Minaresi canlı bir anıt hâlinde yükselir ve Sivas'ın her tarafından görünecek kadar da yüksektir. Bunu ölümden kurtaran herhangi bir kurum değildir. Bu doğrudan doğruya İhramcızâde İsmail Efendi'nin hayırseverliğidir.


Bu zat¸ bundan başka daha pek çok hayır işlerine el atmış ve her bakımdan din yoluna hizmeti amaç edinmiş bir Sivaslıdır. Nitekim son çalışmalarının canlı bir örneği de İmam-Hatip Okulu binasıdır. Eski Kız Ortaokulu yerinde yapılan bu bina bitmek üzeredir. Ferah ferah kalabalık bir liseyi içine alacak kadar da büyüktür.


Ben¸ İsmail Efendi'yi aynen Erzincan ulularından Terzi Baba'ya benzetirim. Bu da onun gibi iyiliksever hemşehrilerinin güvenini kazanmıştır. Herhangi bir hayır işleyici¸ bu fikrini ona söyler ve elindeki servetin herhangi bir şekilde hayır işine harcanmasını ondan ister. Hatta servetini sırf hayır işlerine harcanmak üzere ona verenler de vardır. Etrafındaki insanları daima iyi yola götürücü telkinlerde bulunmuştur. İşte gerçek din adamları bunlardır. Milletine zararlı değil¸ daima faydalıdır."[8]


 


Ülkemizdeki yaşan âşıklarımızdan önemli simalarından olan Âşık Şeref Taşlıova'nın da İhramıczâde Hazretleri hakkında "Dal Vermiş" başlıklı şiiri Hazreti gayet güzel tarif ediyor:


 


Dal Vermiş


 


Sivas'ta bir Garîbullah yaşamış¸


Ağaç gibi filizlenmiş¸ dal vermiş.


Ecdâdı Kâbe'ye ihram örermiş¸


İman bahçesinden gonca gül vermiş.


…


Hulûsî Efendi göz bebeğimiz¸


Sevgi ile çarpar hep yüreğimiz¸


‘Onun için fedâ her bir şeyimiz'¸


Diyerek inançla istikbâl vermiş..[9]


 


Okuduğumuz son dörtlüğü bize¸ çocukluk yıllardan itibaren Hulûsi Efendi ile olan yakınlığını hatırlatıyor:


"Osman Hulûsi Efendi¸ daha çocuk denecek yaşta¸ mürşidine intisab ettikten belli bir zaman sonra hastalanır. Bunu duyan İsmail Hakkı Efendi (k.s)¸ Hulûsi Efendi'nin babası Hatip Efendi'ye; ‘Müsaade ederseniz oğlu­nuz Hulûsi'yi Sivas'a götürüp¸ tedavi ettireyim' diyerek¸ müsaade almış ve Sivas'a götürmüştür. Hastalığı ile bizzat kendileri ilgilenmiş; hatta ‘Oğlum Hulûsi¸ sen hiç üzülme¸ gömleğimi satar¸ seni yine tedavi ettiririm' diye ona mânevî destekte bulunmuştur. Böylece Osman Hulûsi Efendi'nin kısa zamanda iyileşmesine vesile olmuşlardır."[10]


 


 Kadirlili Âşık Feymânî'nin¸ Elbistanlı Hanifi Kara'nın¸ Sivaslı Âşık Kadîmî'nin birer şiirleri olduğunu da tespit etmiş bulunuyoruz.  Gürünlü Âşık Gülhânî'nin şu dörtlüğü sanki bugün için söylenmiş:


 


Can cânanı bulmak için


Ona mutî olmak için


Bir araya gelmek için


Yerimiz İhramcızâde[11]


 


Kadirli'de yaşayan Ozan Dertli Polat'ın şiiri geçmişle günümüzü bağlayan bir köprü olan büyüklerimize işaret ediyor:


 


Ben İhramcızâde'yi¸ Yûnus'a yoldaş bildim¸


Önünde diz çöktüm de¸ gözlerinden yaş sildim.[12]


 


Ve sözü¸ 2 Ağustos 2000 tarihinde kaleme alınmış İhramıcızâde Hazretlerine adanan şiirimizin bir dörtlüğüyle bağlayalım:


 


İki Ağustos da ukbâya göçdün


Visâl şerbetini o yardan içdin


Bilcümle âleme feyizler saçdın


Tükenmeyen nurdun İhramcızâde


 


 


 






[1] İsmail Hakkı Toprak İhrami Sivasi¸ Yâre Yadigâr¸ Dizerkonca Matbaası¸ İstanbul¸ 1969.



[2] Lütfi Alıcı¸ İhramcızade İsmail Toprak Efendi¸ s. 43¸  Es-Seyyid Osman Hulusi Efendi Vakfı Yayınları¸ Ankara¸ 2001.



[3] Ateş¸ Osman Hulûsi¸ Dîvân-ı Hulûsi-î Darendevî (Haz: Prof. Dr. Mehmet Akkuş-Prof. Dr. Ali Yılmaz)¸ s. 273-274¸ Nasihat Yay.¸Ankara¸ 2006.



[4] Duran Bak ile yapılan röportajdan alınmıştır.



[5] Alıcı¸ s.154-155.



[6] Alıcı¸ a.g.e¸ s. 152.



[7] Akrostişli olan bu şiir; Hürdoğan Gazetesi tarafından 2002 yılında düzenlenen İhramcızâde İsmail Hakki Efendi (K.S) konulu yarışmada birincilik ödülüne lâyık görülmüştür. Bkz: Somuncu Baba Dergisi¸ Yıl:10¸ Sayı:45¸ s.26.



[8] Alıcı¸ a.g.e¸ s.148.



[9] Şeref Taşlıova'dan derlenmiştir.



[10] Palakoğlu İsmail¸ Gönüller Sultanı¸ s. 102¸



[11] Somuncu Baba Dergisi¸ Yıl:10¸ Sayı:45¸ s. 39.



[12] Somuncu Baba Dergisi¸ Yıl:10¸ Sayı:45¸ s.49.

Sayfayı Paylaş