HAKK YOLUNA VERİLEN CAN: KURBAN

Somuncu Baba

Kurban; fedakârlıktır. Yardımlaşma ve dayanışma ruhunun olgunluk anahtarıdır. Allahu Teâla'nın emretmiş olduğu bir ibadettir.

Kurban; fedakârlıktır. Yardımlaşma ve dayanışma ruhunun olgunluk anahtarıdır. Allahu Teâla'nın emretmiş olduğu bir ibadettir. Elbette ki sayısız hikmetleri vardır. Allah'ın adını anarak bize verilen hayvanların kesilmesi¸ teslimiyettir¸ samimiyettir. Hakiki kulluğu hatırlamak¸ gerçek mânâda Yüce Rabbimize kulluğumuzu yerine getirmektir.
Can Sermayesini Fedâ Edenler
Tasavvufî edebiyatta¸ âşığın elindeki tek sermayesi candır. Canını sevdiği uğruna fedâ edenler¸ sadakat göstermiş olurlar. Dîvan-ı Hulûsî-i Dârendevî'deki bir beyitte Hulûsi Efendi Hazretleri şöyle buyurur:
Gönlüm sana hayrânedir dîdelerim giryânedir
Bu can dahi kurbânedir ey yâr-ı sâdık yâr yâr
Kurban; paylaşmanın¸ yakınlaşmanın¸ mü'minlerin birbirinin halinden haberdar olmanın kapılarını aralar.
Yüce kitabımız Kur'ân-ı Kerim'de: “Kurbanlık büyük baş hayvanları da sizin için Allah'ın dininin nişanelerinden kıldık. Sizin için onlarda hayır vardır. Onlar saf saf sıralanmış dururken (kurban edeceğinizde) üzerlerine Allah'ın adını anın…” (Hac¸ 36.) diye emredilmektedir.
Es-Seyyid Osman Hulûsi Efendi Hazretleri bir hutbelerinde şöyle buyururlar:
“Kurban¸ insanı Allah 'a yakınlaştıran¸ Allah'a yakınlaşmaya vesile olan şeydir. Kurbanda ihlas ve takvâ aranır. Hacc sûresinin 37. ayetine göre kurbanda¸ bizi Allah'ın rızâsına ulaştıracak şey etleri ve akıtılan kanları değil¸ maneviyâtımızdan doğan kalplerimizi Allah'ın emrine uymaya ve O'na tazime ihlas ile yakınlaşmaya davet eden takvâmızdır.
İnsan kurban kesmekle¸ Allah 'a ve Allah'ın emirlerine karşı olan teslîmiyetini itâat ve inkıyâdını¸ îcâbında her fedâkarlığa âmâde bulunduğunu göstermiş olur. Fedâkarlık¸ maldan başlar. Hz. İbrahim (a.s)'ın kurban hadîsesinde olduğu gibi Allah yolunda canı seve seve fedâ etmeyi göze almakta nihâyet bulur. Peygamberler hep böyle olurlar. Allah 'a bağlılıklarını¸ teslîmiyetlerini en ağır şartlar altında bile isbât ederler. Hazret-i İbrahim (a.s)¸ Allah rızâsı için kurban kesmekte devâm etmiş bir peygamberdir. Rasûl-i Ekrem Efendimiz bunu “Kurbanınızı kesiniz¸ kurban kesmek babanız İbrahim'in sünnetidir.” meâlindeki hadîs-i şerîfleriyle haber vermişlerdir. Kurban¸ Rasûl-i Ekrem Efendimize¸ Kevser sûresinde emredilmiştir. Bu sûrede buyuruyor ki: “Hiç şüphesiz biz sana atiyye ve ihsân olarak Kevser'i verdik¸ öyle ise sen de Rabbin için namaz kıl ve kurban kes. Nesli¸ adı sanı kesilecek olan sen değil¸ asıl sana buğz eden¸ kin tutanın kendisidir.” (Kevser¸ 1-3.)
“Cömert Kişi Allah'a Yakındır”
Zengin olan Müslümanlar bu ibadet vesilesiyle¸ malını Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak suretiyle yalnızca rıza-i Bâri için verir. Vicdanen¸ ihtiyaçlı bir Müslüman yardımda bulunmanın zevkiyle mesrûr olur. Cimrilik hastalığından kurtulur.
Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyurur: “Cömert kişi¸ Allah'a yakın¸ Cennet'e yakın¸ insanlara yakın ve Cehennem ateşinden uzaktır. Hasis insan¸ Allah'tan uzak¸ Cennet'ten uzak ve Cehennem ateşine yakındır. Cömert cahil¸ ibadet eden cimriden Allah'a daha sevimlidir.”
Efendi Hazretleri bu hadisin manasına işareten Mektûbat'ında oğlu Kemal Ağabeye¸ dolayısıyla bütün gönül dostlarına şu nasihatlerde bulunur: “Cömert ol¸ cömertlik bir civanmertlik şiarıdır. Cömert Allah'ın dostu¸ cimri ise düşmanıdır.”
Sevdiği uğruna canını veren âşık; vuslata kavuştuğu gibi¸ kurbanını Rabbinin rızası için kesen bu vecibeyi yerine getiren mü'min de mutlu olur.
Benim canım sana kurbân olursa
Diyem yüzbin kerre eş-şükrü li'llâh
Sevgili için bin canı olsa kurban etmeyi göze alan gerçek sadıklar¸ gerçek bağlandığı kapıdan dönmezler. Hazret şöyle buyurur:
Gördüm yüzünü hayrânın oldum
Yandım oduna sûzânın oldum
Bin can ile hem kurbânın oldum
Yüz dönmek olmaz yârım kapından
Malını¸ kurbanını¸ Allah için fedâ edemeyenler¸ aşk meydanında¸ muhabbet pazarında can sermayesini de sevdiklerine veremezler.
Kurban¸ kulların şükran ifadesidir. Fakirler de karamsarlıktan kurtulur¸ kendine Allah'ın bayram gününde bir ikramı olarak kabul eder¸ Rabbine şükreder¸ hayır sahibine teşekkür eder¸ dua eder…
Bayramlar neşe¸ sevinç¸ birlik ve beraberlik günleridir. Bayramlar paylaşma¸ yardımlaşma ve kardeşlik günleridir. Canını fedâ edenlerin hâlini tasvir eden bir beyit:
Îd-ı vaslını bulan canını etmiş fedâ
Mansûr gibi yoluna hep kurbâna gelmişler
Peygamberimizin; “İmkânı olup da kurban kesmeyen bizim namazgâhımıza yaklaşmasın.” hadis-i şerifi kulaklarımıza küpe olmalıdır. İnanan insan elindeki nimetin¸ imkânın şükranesi olarak Yüce Yaratıcıya karşı vazifesini en güzel bir şekilde yerine getirmelidir.
Rasullullah Efendimiz (s.a.v): “Hiçbir kul¸ kurban günü¸ Allah indinde kan akıtmaktan daha sevimli bir iş yapamaz. Zira¸ kesilen hayvan¸ kıyamet günü boynuzlarıyla¸ kıllarıyla¸ tırnaklarıyla gelecektir. Hayvanın kanı yere düşmezden önce Allah indinde yüce bir mevkiye ulaşır. Öyle ise¸ onu gönül hoşluğu ile ifa edin.” buyurmaktadır.
Kurban kesmenin sevabını soran sahabeye¸ Peygamber Efendimiz¸ “Kurbanın her bir kılı için bir sevap vardır.” buyurmuşlardır.
Kurban Teslimiyettir
Dîvan'daki bir beyitte; Hz. İbrahim'in¸ oğlu Hz. İsmail'in kurban edilmesi emrine göstermiş olduğu teslimiyete binaen kurban gönderildiğini anlatan Kur'ân'daki kıssa konu edilerek şöyle buyurulur:
Bir yerde karârın yok iken nice durursun
Ferzend-i Halîl-veş sana kurbân mı erişdi
Cenâb-ı Hakk; ihsan buyurduğu şu kadar nimetler karşılığında kullarından canlarını¸ evlatlarını istemiyor¸ nâil olduğu nimetlerin pek az bir miktarını kendi rızâsı için fedâ etmesini emrediyor. Acaba bu kadar fedakârlıkta bulunmayan insanlardan kendi canların fedâ etmeleri istenilse idi o zaman ne yaparlardı. Nitekim Hz. İbrahim (a.s) böyle bir emir karşısında teslimiyet gösterince ona bir kurban ihsan buyurulmuştu.
Yazımızı muhterem H. Hamidettin Ateş Efendi'nin konuyla alâkalı bir hitabesiyle taçlandıralım¸ sözü güzel bağlayalım:
“Aziz ve Bahtiyar Kardeşlerim¸ Gönül İnsanları !
Müslümanlık bilincimizi yenileyen¸ millet olma irademizi canlı tutan; birlik¸ beraberlik ve kardeşlik duygularımızı pekiştiren¸ yardımlaşma ve dayanışmayı sağlayan Kurban Bayramına bizleri yeniden kavuşturduğu için¸ Yüce Rabbimize hamd ediyor¸ Sevgili Peygamberimize salât ve selamlarımızı arz ediyoruz. Aslında bayramlar affı kerem¸ lütfu gufran mevsimleridir. Hakikâtin gölgesinde¸ Allah (c.c) ve Peygamber (s.a.v) yolunda geçen¸ bu yüce yolun hakiki bahtiyar insanları; kadrinizi kıymetinizi bilirseniz sizler için her güzel gün bir bayramdır. Bu bayramlar; gönüllerden keder bulutlarını temizleyen¸ gönüllerini Allah'ı zikrederek olgun bir mümin kalbine çeviren¸ sadece mensup olduğu yola hizmet etmeyi ibadet olarak kabul eden¸ omuzlarında her zaman manevi yük olduğunu hisseden samimi¸ sadakatli¸ cömert ve fedakâr bahtiyarların bayramlarıdır…
Kalplerimizde iman ateşi yanmadıkça¸ iman güneşi doğmadıkça¸ ilahi ahlakın baharları açılmadıkça¸ azalarımızdan ameli Saliha nurları yayılmadıkça¸ dünyada ve ahiret hayatında mutlu olmamız başarılı olmamız mümkün değildir. Allah yolunda riyasız sadakatli olarak yapılan ameli Salihalar ve kuvvetli imanlar bizlerin kurtuluş sebepleri olacaktır.
Bu sebeplerden dolayı Kurban ibadeti¸ Kur'ân-ı Kerim'de ilahi simge ve dini sembollerden biri olarak ifade edilmekte¸ kurban kesme işlemi başlı başına bir kulluk davranışı olarak öngörülmektedir. Bu bakımdan Kurban Bayramında; bayram namazından sonra kurban kesmek¸ dini bir görevdir. Mukim ve zengin olan her Müslüman Allah'a yakın olmak ve O’nun sevgisini kazanmak niyetiyle kurban kesmelidir. Yüce Rabbimiz Kevser Suresinin ikinci ayetinde; “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” buyurmuş¸ Sevgili Peygamberimiz (s.a.v.) de; “Âdemoğlu¸ Kurban Bayramı günlerinde Allah için kurban kesmekten daha sevimli bir iş yapmış olamaz.” hadis-i şerifi ile bu ibadetin önemini vurgulamışlardır. Hac Suresinin 37. ayetinde ise; “Fakat unutmayın ki¸ onların ne etleri Allah'a ulaşır ne de kanları. Lakin ona ulaşan yalnızca sizin takvanızdır.” buyrularak her ibadette olduğu gibi kurban ibadetinde de samimi olmanın ve yalnızca Allah'ın rızasını gözetmenin ne kadar büyük bir önem arz ettiği özellikle belirtilmiştir.
Kurban ibadeti; kişiye¸ gerektiğinde malını ve canını Allah yolunda feda edebilme bilincini ve servetini başkalarıyla paylaşabilme ahlâkını kazandırır; onu cimrilik hastalığından¸ dünya malına aşırı derecede tutkunluktan kurtarır. Zengin ve fakirlerin birbirleriyle kaynaşmalarına ve bayram boyunca fakir ve yetimlerin sevinmelerine vesile olur. Kardeşlik¸ yardımlaşma ve dayanışma ruhunu canlı tutup¸ sosyal adaletin gerçekleşmesine katkı sağlar. Ekonomik hayatı canlandırır. Ayrıca dünyanın değişik bölgelerinden dilleri¸ renkleri ve ırkları farklı olan milyonlarca Müslüman'ın haccetmek niyetiyle bir araya gelerek Hac ibadetini bu günlerde yapıyor olmaları da Kurbana ve Kurban Bayramına farklı bir anlam ve mana yükler.
Bayramlar¸ sevinçlerin paylaşıldığı¸ kalplerin yumuşadığı¸ akraba ve komşuların ziyaret edildiği¸ yetimlerin sevindirildiği¸ misafirlerin ağırlandığı mutluluk¸ sevinç ve ibadet günleridir. Bu nedenle geliniz hep birlikte sevgi¸ yardımlaşma ve dayanışma günü olan bu Kurban Bayram günlerinde; ana-babalarımızı¸ akrabalarımızı¸ yaşlıları¸ kimsesizleri¸ eş¸ dost ve komşularımızı ziyaret edip bayramlarını tebrik edelim. Varsa aramızdaki dargınlıklara¸ küskünlüklere son verelim. Kendi çocuklarımızı sevindirirken; boynu bükük yetimleri¸ çocuklarına bayram hediyesi alamayan yoksulları¸ hatta ekmek parası bile bulamayan fakirleri unutmayalım. Keseceğimiz kurbanların etlerinden fakir ve yetimlere dağıtalım. Bu arada ahirete göç etmiş olan yakınlarımızı ve bütün Müslümanları da hayırlarla ve fatihalarla analım. Kurbanlarımızı yalnızca Allah rızası için keselim.
Bu duygu ve temennilerle Kurban Bayramınızı gönülden tebrik ediyor; Yüce Rabbimden bu bayramın bize¸ ülkemize¸ İslâm âlemine ve tüm insanlığa huzur ve mutluluk getirmesini niyaz ediyor¸ hayırlı bayramlar diliyorum.
Ayrıca sırf Allah rızası için diyar diyar gezerek vakıf hizmetlerinin gelişmesi için çalışan bu yolda samimi olan kardeşlerimizin Allah yar ve yardımcısı olsun..
“Bugün yarın diye diye
Geçti ömür gitti ömür”
buyuran Hulûsi Efendi Hazretleri beyitlerinde bahsettiği gibi ömrümüzü boşa geçirmeden faydalı hayırlı birer kul¸ ümmet ve ihvan olmayı Yüce Rabbimiz nasip etsin.”

Sayfayı Paylaş